Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2025/123 E. , 2025/294 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 86-268 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında, katılan mağdura yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesi uyarınca b
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2025/123 E. , 2025/294 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 86-268 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında, katılan mağdura yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 104/1, 43/1, 62/2, 50/1-a ve 52/4. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası karşılığı olarak 3.740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.10.2015 tarihli ve 154-335 sayılı hükümlerin, katılan mağdur vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.12.2022 tarih ve 10658-11629 sayı ile; "Olayın intikal şekli ve süresi, mağdurenin aşamalardaki istikrarlı beyanları doktor raporları ve tüm dosya içeriğine göre; sanığın suç tarihinde mağdureyi arayarak kalan borcunu kendisine ödeyeceğini söyleyip buluşmalarının ardından ödemeyi yeni açtığı iş yerinde yapacağını belirttikten sonra ormanlık alana götürerek bıçak tehdidi ile zorla cinsel ilişkiye girdiğinin ve sonraki tarihlerde cinsel eylemlerine devam ettiğinin anlaşılması karşısında, eylemlerin 5237 sayılı TCK'nın 103/2. maddesinde düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve aynı kanunun 109/2. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kalma suçlarını oluşturduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise 13.06.2024 tarih ve 86-268 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hükümler gibi karar vermiştir. Direnme kararına konu hükümlerin, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.10.2024 tarihli ve 105954 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince, 14.01.2025 tarih, 8820-352 sayı ve oy çokluğuyla, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın mağdura yönelik eylemlerinin sabit olup olmadığının, sabit olduğunun kabulü hâlinde eylemlerinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu yoksa reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27.maddesi uyarınca öncelikle; sanık müdafinin temyiz isteminin süresinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca, 16.03.2015 tarih ve 5733-408 sayılı iddianame ile, sanığın katılan mağdura karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği isnadıyla kamu davası açıldığı, Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesince 15.10.2015 tarih ve 154-335 sayı ile; sanığın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, müsnet suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun ise cebir kullanılarak gerçekleştiğine dair somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması ve mağdurun rızasına müstenit olduğu kanaatiyle, sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan TCK’nın 104/1, 43/1, 62/2, 50/1-a ve 52/4. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası karşılığı 3.740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Anılan hükümlerin, katılan mağdur vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.12.2022 tarih ve 10658-11629 sayı ile; "...eylemlerin 5237 sayılı TCK'nın 103/2. maddesinde düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve aynı kanunun 109/2. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kalma suçlarını oluşturduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği, Bozma ilamını müteakip dosyanın, ilk derece mahkemesince 2023/86 esasına kaydedildiği ve 13.07.2023-13.06.2024 tarihleri arasında duruşmaların icra olunduğu, Sanık ve müdafii ile katılanlar vekilinin hazır bulunduğu 13.06.2024 tarihli duruşmada, ''...CMK'nin 273/1'inci maddesi uyarınca hükmün gerekçesi ile birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde mahkememize, mahkememize gönderilmek üzere başka yer Ağır Ceza Mahkemeleri'ne (Ağır Ceza Mahkemesi bulunmadığı takdirde Asliye Ceza Mahkemeleri'ne) verilecek bir dilekçeyle, bu mahkemelere müracaat ile zabıt katibine yazdırılıp hakime onaylattırılacak bir tutanakla Yargıtay İlgili Ceza Dairesi nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak ve süresinde yasa yoluna başvurulmadığı takdirde kesinleşmek üzere...'' ihtarı ile tefhim olunan hükümlerle, bozmaya direnilerek önceki hükümler gibi karar verildiği, Katılanlar vekilince, 13.06.2024 tarihinde süre tutum dilekçesi ibraz olunduğu; buna mukabil, sanık müdafiince aynı mahiyette herhangi bir müracaatta bulunulmadığı, UYAP sisteminden yapılan incelemeden gerekçeli kararın elektronik imza işlemlerinin 19.07.2024 tarihinde tamamlandığı, Gerekçeli kararın, sanık müdafiine UETS (Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi) üzerinden 23.07.2024 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edilmek üzere sistemce teslim alındığı, aynı tarihte muhatabın elektronik tebligat alanına başarıyla konulduğu ve mevzuat gereğince 28.07.2024 tarihi itibarıyla tebliğ edilmiş sayıldığı, Sanık müdafiinin, 24.08.2024 tarihinde UYAP sistemi marifetiyle gönderdiği dilekçesiyle temyiz yoluna müracaatta bulunduğu, Yargıtay 9. Ceza Dairesince 14.01.2025 tarih ve 8820-352 sayı ile; sanık müdafiinin temyiz isteminin, "...13.06.2024 tarihinde tefhim olunan hükümleri, sanık müdafiinin 7499 sayılı Kanunla yapılan değişiklik de nazara alınarak 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310. maddesinde öngörülen iki haftalık kanuni süresinden sonra 24.08.2024 günlü dilekçe ile temyiz etmiş olduğu" gerekçesiyle, "...5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle reddine" ; katılanlar vekilinin temyiz isteği yönünden ise bozma kararının düzeltilmesine yer olmadığına oy çokluğu ile karar verildiği, Anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Ön soruna İlişkin Açıklamalar CMK'nın ''Temyiz İstemi ve Süresi'' başlıklı 291. maddesi; "(1) Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. (2) Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar.'' Hükmünü haiz iken; 05.08.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı, Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21. maddesi ile; "(1) Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. (2) Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un Geçici 1. maddesi uyarınca, temyiz sürelerine ilişkin olarak yapılan değişikliklerin, yalnızca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir. Diğer taraftan, CMK’nın 273 maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde yer alan “…hükmün açıklanmasından itibaren…” ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 26.07.2023 tarihli ve E: 2022/144, K: 2023/137 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu minvalde, 12.03.2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7499 sayılı “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 19. maddesi ile de CMK'nın 291. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: " (1) Temyiz istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. (2) (Mülga:2/3/2024-7499/19 md.)'' Bu doğrultuda 7499 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle aynı Kanun’a eklenen Geçici Madde 6'da ise; ''(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla bu Kanunda yapılan düzenlemeler bakımından aşağıdaki hükümler uygulanır: ...c) Kanun yollarına başvuru şekli ve süreleri ile bu sürelerin tebliğden itibaren başlamasına ve cevap sürelerine ilişkin 268, 273, 276, 277, 291, 294, 296, 297, 308, 308/A, 319 ve 320 nci maddelerde yapılan değişiklikler, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümler ile yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanmasına devam olunur. d) Temyiz süresi ile bu sürenin kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlamasına ve cevap süresine ilişkin 291, 296 ve 297 nci maddelerde yapılan değişiklikler, 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup da 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında da uygulanır.'' Uygulama tarihleri bakımından yapılan bu geçici düzenlemeleri mütemmim mahiyette 7499 sayılı Kanun ''Madde 40'' da ise, '' (1) Bu Kanunun; a) 1 inci, 2 nci, 3 üncü, 9 uncu, 12 nci, 13 üncü, 14 üncü, 17 nci, 18 inci, 19 uncu, 20 nci, 21 inci, 33 üncü, 34 üncü, 35 inci, 36 ncı maddeleri 1/6/2024 tarihinde, b) 37 nci maddesinin birinci, ikinci, beşinci, yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onuncu ve onbirinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının (b) bendi 1/6/2024 tarihinde, c) 37 nci maddesinin dördüncü fıkrasıyla 5252 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik 1/6/2024 tarihinde, ç) Diğer hükümleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.'' Şeklinde düzenlenmiştir. Son olarak, aynı Kanun’un “Adli Tatil” başlıklı 331. maddesinde; ''(1) (Değişik: 8/8/2011-KHK-650/27 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 18/7/2012 tarihli ve E.: 2011/113 K.: 2012/108 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 27/6/2013-6494/25 md.) Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler. (2) Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. (3) Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar. (4) Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.'' Hükmüne yer verilmiştir. 7499 sayılı Kanun’un 19. maddesine ilişkin gerekçede, temyiz süresinin "iki hafta" olarak belirlendiği ve bu sürenin kararın tebliğiyle işlemeye başlayacağı belirtilmiş; değişikliğin mahiyetine dair ayrıntılara ise aynı Kanun’un 273. maddesinde değişiklik öngören 18. maddesinin gerekçesinde yer verildiği ifade edilmiştir. CMK'nın 273.maddesinde değişiklik yapan 18. maddenin gerekçesinde ise; ''...5271 sayılı Kanuna göre, istinaf veya temyiz kanun yoluna başvuru süresi, hükmün ilgilinin hazır bulunduğu duruşmada açıklanması, bir başka ifadeyle tefhim edilmesi durumunda bu tarihten, yokluğunda açıklanması durumunda ise ilgiliye tebliğ tarihinden itibaren başlamaktadır. Ceza muhakemesi uygulamasında hükmün gerekçesi, hüküm açıklandığında değil, gerekçeli kararın yazılmasından sonra taraflara tebliğ edilmektedir. Hükmün açıklandığı duruşmada hazır bulunan taraf bakımından kanun yoluna başvuru süresi, hükmün açıklandığı tarih itibarıyla başlamaktadır. Kanun yoluna başvurmayı düşünen taraf, hükmün gerekçesini öğrenmek suretiyle iddia ve savunmalarını ileri sürebilmek için süre tutum dilekçesi vermekte, bilahare gerekçeli kararın tebliği üzerine de ayrıntılı istinaf veya temyiz dilekçesini vermektedir. Bu uygulama, muhakeme süjeleri bakımından külfet oluşturduğu gibi emek ve zaman israfına da neden olmaktadır... Ayrıca Anayasa Mahkemesi de 26/7/2023 tarihli ve E: 2022/144; K: 2023/137 sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanunun 273 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “.. .hükmün açıklanmasından itibaren...” ibaresini iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi söz konusu iptal kararında, kanun yoluna başvuru süresinin hükmün tefhimiyle başladığı durumlarda, hükmün gerekçesini bilmeyen tarafın istinaf kanun yoluna başvuru hakkını gereği gibi kullanamayacağını, kanun yoluna başvuru hakkının kullanılabilmesi için gerekçenin taraflara bildirilmesi gerektiğini vurgulayarak mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamayla ulaşılmak istenen meşru amaç ve kişilerin mahkemeye erişim hakkından yararlanmasındaki bireysel yarar arasında makul bir orantının kurulamadığına karar vermiştir. Maddeyle, bu kapsamda 5271 sayılı Kanunun 273 üncü maddesinde gerekli düzenlemeler yapılmaktadır'' ifadeleri ile açıklanmıştır. Diğer taraftan, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2022 tarih ve 319-846, 22.02.2022 tarih ve 291-112, 26.11.2013 tarih ve 272-574, 22.05.2012 tarih ve 435-205, 10.04.2007 tarih ve 78-85, 06.03.2007 tarih ve 13-54 ile 24.01.2006 tarih ve 174-5 sayılı kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere; adlî tatil süresince görülebilen iş ve davalara ilişkin süreler işlemeye devam edecektir. Buna mukabil, adlî tatilde görülmesi mümkün olmayan dava ve işlere dair tebligatların tatil içinde yapılmış olması hâlinde ise, sürenin tatilde işlemeyeceği ve mehilin tatilin bitimini izleyen günden itibaren üç gün uzatılarak işlemeye başlayacağı kabul edilmiştir. Keza, 14.02.1934 tarihli ve 47/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda kararların, adli tatile rastlayan dönemde tebliği geçerli olmakla birlikte, tatilde süre işlemeyeceği için bu durumda temyiz süresi adli tatilin bitiminden itibaren başlayacağı belirtilmiştir. Ayrıca, "Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz." hükmünü haiz CMK'nın 264. maddesi de nazara alındığında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 tarihli ve 269-65 sayılı kararında da tafsilatlı surette izah olunduğu üzere, kanun yolu süresinin başlangıcına dair yapılan hatalı bildirimin, başvurucunun aleyhine yorumlanamayacağı açıkça belirtilmiştir. Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin değerlendirme; Katılan mağdura karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarını işlediği isnadıyla yargılanan, ancak reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkûmiyetine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise beraatine karar verilen sanığın eylemlerinin sübut ve vasfına yönelik vuku bulan uyuşmazlık kapsamında, 7499 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle CMK’nın 291. maddesinde yapılan ve 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemenin akabinde, sanık ve müdafiinin hazır bulundukları 13.06.2024 tarihli duruşmada tefhim edilen hükmün, gerekçeli kararın yazıldığı 19.07.2024 tarihinde tebliğ edilmiş addolunduğu ve adli tatile tekabül eden 28.07.2024 tarihi sonrasında 24.08.2024 tarihli dilekçesi ile hükmü temyiz eden sanık müdafiinin vaki başvurusunun süresinde olduğu anlaşılmıştır. Temyiz incelemesinin yalnızca katılanlar vekilinin başvurusuyla sınırlı olarak sonuçlandırılması karşısında, müşahhas olayın özelliğine binaen temyiz istemlerinin birlikte ve tek seferde incelenerek temyiz davasının sonuçlandırılması gerektiğinden Özel Daire kararının kaldırılmasına ve işin esasının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. Ulaşılan sonuç karşısında asıl uyuşmazlık konuları değerlendirilmemiştir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Sanık müdafinin temyiz başvurusu süresinde olduğundan, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 14.01.2025 tarih ve 8820-352 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2- İşin esasının sanık müdafiinin temyizi yönünden de incelenmesi için dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.