Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2025/160 E. , 2025/433 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 213-296 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 53, 54/1 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasın
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2025/160 E. , 2025/433 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 213-296 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 53, 54/1 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Salihli Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.09.2021 tarihli ve 225-314 sayılı resen istinafa tabi hükmün, Cumhuriyet savcısı, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, katılan ... vekili, sanık ve müdafii tarafından da istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 18.02.2022 tarih ve 425-440 sayı ile istinaf başvurularının vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek esastan reddine, bu kararın da katılan ... vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.03.2023 tarih ve 8228-924 sayı ile; ''... Mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebinin 'Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları göz önüne alındığında' şeklindeki gerekçe ile uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de sübuta sanığın ikrarı ile gidilmiş olması, sanığın aşamalardaki savunmalarında pişmanlığını dile getirmiş olması, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışının bulunmaması, fiilden sonra suçu işlediğine yönelik ihbarda bulunması ve saklandığı yeri bildirerek suç aleti ile birlikte teslim olması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında takdiri indirim sebebinin uygulanması gerektiği," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ise 09.06.2023 tarih ve 213-296 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu kararın da katılan ..., katılan ... vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.10.2023 tarihli ve 99315 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 27.02.2025 tarih ve 8560-1499 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK’nın 62. maddesi uyarınca takdiri indirim hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün usulüne uygun olarak alınıp alınmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR İncelenen dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesince sanığın TCK’nın 81/1, 53, 54/1 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba hükmedildiği, resen istinafa tabi bu hükmün, o yer Cumhuriyet savcısı, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, katılan ... vekili, sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verildiği, bu kararın da katılan ... vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yapılan yargılamada, 09.06.2023 tarihli oturumda bozma ilamının okunduğu, Yargıtay bozma ilamına karşı diyecekleri sorulan Cumhuriyet savcısının, "Normlar hiyerarşisinde en üst norm olan Anayasamızın 138. maddesinde tanzim edilen hükümde hakimlerin görevlerinde bağımsız olup somut olarak önlerine gelen hukuki uyuşmazlıkta ve uyuşmazlıklarda kanuna ve hukuka uygun olarak nihai olarak da vicdani kanaatlerine göre hüküm kuracaklarının amir hüküm olarak en üst düzeyde hukuk normu olarak düzenlendiği, ceza muhakemesi yargılamasının en temel ilkelerinden biri olan yüz yüzelik / doğrudanlık ilkesinin doğal sonucu olarak dosya bazında sanıklar ile doğrudan temas kuran hakimlerin dosyanın safahati, sanığın tutum ve davranışları, savunma yaparken ki hal ve hareketleri bir bütün halde ele alındığında TCK'nun 62. Maddesinde nihai olarak kendilerine cezanın hafifletilmesi hususunda takdir hakkının tanındığı bu durumun sosyal bir bilim olan hukuk biliminin somut olaya uygulanması esnasında beşeri faktörlerin gözetilerek somutlaştırılması olarak ortaya çıktığı kanaatindeyiz ayrıca zikredildiği üzere elbette ki takdir hakkı hukukta keyfiyet olarak algılanmamakla birlikte gerekçesi ortaya konulmak kaydıyla hükmü kuran mahkeme yahut hakimi vicdani kanının tezahürü manasında da bir karar serbestisi tanımaktadır. Somut olayda hiçbir şekilde dosyaya yansıyan 'pişmanım' demekten öte somut pişmanlığı bulunmayan sanık hakkında takdiri indirim nedeninin takdiri mahkemeye ait olmak üzere uygulanmaması gerektiği kanaatiyle bozma ilamına uyulmaması kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 19.02.2025 tarihli ve 144-80; 10.07.2024 tarihli ve 307-233; 26.06.2024 tarihli ve 136-203 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; CMK'nın 33. maddesinde; "Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten...sonra verilir." diyerek, Cumhuriyet savcısı yönünden emredici bir düzenlemeye yer verilmiştir. Cumhuriyet savcısının görüşünün/esas hakkındaki mütalaasının, doğrudan ya da iddianameye veya zikredilen özellikleri taşıyan önceki mütalaaya atfen de olsa; sanığa isnat edilen maddi vakıayı, bu vakıanın hukuki nitelendirmesini ve mahkûmiyete dair ise nitelendirmeyle ilgili kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde gösteriyor olması lazım gelir. Diğer taraftan müstakar uygulamalara göre; Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonraki serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4). Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1). Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; Özel Dairece verilen bozma kararına istinaden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesini talep eden Cumhuriyet savcısının nitelendirmeyle ilgili kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde göstermesi gerektiği dikkate alındığında; bozmadan sonra yapılan yargılamanın 09.06.2023 tarihli celsesinde Cumhuriyet savcısı tarafından serdedilen "Normlar hiyerarşisinde en üst norm olan Anayasamızın 138. Maddesinde tanzim edilen hükümde hakimlerin görevlerinde bağımsız olup somut olarak önlerine gelen hukuki uyuşmazlıkta ve uyuşmazlıklarda kanuna ve hukuka uygun olarak nihai olarak da vicdani kanaatlerine göre hüküm kuracaklarının amir hüküm olarak en üst düzeyde hukuk normu olarak düzenlendiği, ceza muhakemesi yargılamasının en temel ilkelerinden biri olan yüz yüzelik / doğrudanlık ilkesinin doğal sonucu olarak dosya bazında sanıklar ile doğrudan temas kuran hakimlerin dosyanın safahati, sanığın tutum ve davranışları, savunma yaparken ki hal ve hareketleri bir bütün halde ele alındığında TCK'nun 62. Maddesinde nihai olarak kendilerine cezanın hafifletilmesi hususunda takdir hakkının tanındığı bu durumun sosyal bir bilim olan hukuk biliminin somut olaya uygulanması esnasında beşeri faktörlerin gözetilerek somutlaştırılması olarak ortaya çıktığı kanaatindeyiz ayrıca zikredildiği üzere elbette ki takdir hakkı hukukta keyfiyet olarak algılanmamakla birlikte gerekçesi ortaya konulmak kaydıyla hükmü kuran mahkeme yahut hakimi vicdani kanının tezahürü manasında da bir karar serbestisi tanımaktadır. Somut olayda hiçbir şekilde dosyaya yansıyan 'pişmanım' demekten öte somut pişmanlığı bulunmayan sanık hakkında takdiri indirim nedeninin takdiri mahkemeye ait olmak üzere uygulanmaması gerektiği kanaatiyle bozma ilamına uyulmaması kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklindeki düşüncenin, usule uygun geçerli ve yeterli esas hakkında mütalaa olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığından, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan direnme kararına konu hükmün kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, yukarıda açıklanan usule aykırılık nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 09.06.2023 tarihli ve 213-296 sayılı direnme kararına konu hükmünün; Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.