İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2025/5 Karar: 2025/288 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2025/5 K.2025/288

Ceza Genel Kurulu 2025/5 E. , 2025/288 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2024/27374 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 102-133 I. HUKUKÎ SÜREÇ Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın TCK'nın 85/2, 22/3, 62, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 8

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2025/5 E. , 2025/288 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2024/27374 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 102-133 I. HUKUKÎ SÜREÇ Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın TCK'nın 85/2, 22/3, 62, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 8

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2025/5 E. , 2025/288 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2024/27374 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 102-133 I. HUKUKÎ SÜREÇ Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın TCK'nın 85/2, 22/3, 62, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba ilişkin Bodrum Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.11.2015 tarihli ve 102-133 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 05.12.2023 tarih ve 7693-5370 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 25.03.2024 tarih ve 27374 sayı ile; "...Özel Dairenin yerleşik kararlarında trafik kazalarıyla ilgili olarak bilinçli taksir olarak kabul ettiği, 100 promilden fazla alkollü yada uyuşturucu madde etkisindeyken araç kullanmak, kırmızı ışık ihlali yapmak, mahal koşullarının gerektirdiği süratin iki katı aşacak şekilde araç sevk etmek, dönemeçlerde ve tepe üstlerinde sollama yasağı bulunan yol kesimlerinde araç sollamak, geri manevra sırasında gerekli tedbirleri almamak, trafikte makas atarak seyretmek, teknik arızası bulunan aracı bu durumu bilerek kullanmak suretiyle kazaya neden olmak gibi örneklerle somut olaydaki sanığın eylemini mukayese ettiğimizde, bilinçsiz şekilde ters yola girdiği anlaşılan sanığın eyleminde bilinçli taksirin unsurlarının bulunmadığı görülecektir. Özel Dairenin bilinçli taksir olarak kabul ettiği yukarıdaki örneklerin tamamında kişi, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek öngördüğü neticenin meydana gelmeyeceği inancıyla hareket etmektedir. Mevcut delillere göre somut olayda sanığın şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek ters yola girdiği sonucuna varmak ve kabul etmek mümkün görülmemektedir. Bu nedenlerle sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesi hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı bulunmaktadır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 21.11.2024 tarih ve 1934-6592 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemini basit taksirle mi yoksa bilinçli taksirle mi gerçekleştirdiğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Sanığın, yönetimindeki kamyonetle 09.05.2015 tarihinde gece saat 03.00 sıralarında ... Otel’in nizamiye kapısından çıkıp bölünmüş yolda ters istikamette 111 metre ilerledikten sonra, kendi istikametinde seyreden ...'un sevk ve idaresindeki taksi ile çarpıştığı, kaza nedeniyle ... ile yanında yolcu olarak bulunan ...'nın hayatlarını kaybettikleri hususlarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Özel Daire arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Trafik kazası tespit tutanağına göre; sanığın, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 94. maddesinde sayılan "Bölünmüş yollarda karşı yöndeki trafik için ayrılan yol bölümüne girmeleri yasaktır" kuralını ihlal ettiği; ticari araç sürücüsü ölen ...’nın ise herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığı, Soruşturma aşamasında yapılan keşfe istinaden trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 18.05.2015 tarihli rapora göre; kaza yerinin Bodrum-Milas karayolu üzerinde, Milas’tan Bodrum yönüne doğru gidiş şeridinde gerçekleştiği, yolun refüj ile bölünmüş, çift yönlü, iki şeritli, eğimsiz, hafif virajlı olduğu, aydınlatmanın olmadığı, refüj üzerinde aralıklarla reflektif kenar taşları ile viraj yön levhalarının bulunduğu, havanın açık, zeminin kuru, viraj nedeniyle görüşün ise kısıtlı olduğu, sanığın çıkış yaptığı otelin kapısında görevli ve bariyer bulunduğu, ancak yön bildiren trafik levhasının olmadığı, yol ortasındaki refüj ve akan trafiğin sürücülerde yön algısı oluşturduğu, yolun konumu itibarıyla geliş sırasında da bu yolun kullanıldığı, ölenlerin emniyet kemerlerinin takılı olmadığı, sanığın gidişe göre sağ şeridi kullandığı, yolu kısaltma niyetiyle ters yöne girmesi hâlinde yolun sol kenarındaki banketi kullanacağının değerlendirildiği, kazanın oluşumunda sanığın asli kusurlu olduğu, ölenin ise kusurunun bulunmadığı, Mahkemece yapılan keşfe istinaden trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 14.09.2015 havale tarihli rapora göre; sanığın, otelin ana kapısından saat 02.57.00’da farları açık şekilde duraklamadan geniş bir kavisle sola doğru döndüğü, geçişi sırasında Bodrum ve Milas istikametinden herhangi bir aracın geçmediği, çarpışmanın olduğu yerde platform genişliğinin 11 metre, orta refüj yüksekliğinin 30 cm, genişliğinin ise 200 cm olduğu, refüj içerisinde aralıklı olarak 1 metre yüksekliğinde zambak bitkisinin bulunduğu, sanığın çıkış yaptığı otele Milas istikametindeki en yakın kavşağın 700 metre, Bodrum istikametindeki en yakın kavşağın ise 1.800 metre uzaklıkta olduğu, orta refüjdeki bitki aralığının karşı yönü görmeyi engelleyecek boy ve sıklıkta olmadığı, trafiğin akış yönü ve otel giriş çıkışlarındaki düz ve kesik şerit çizgilerinin sürücülerde yön algısı oluşturduğu, sanığın ters yönde en sağ şeridi kullandığı, Milas istikametine doğru en yakın kavşağın 700 metre mesafede olması sebebiyle bu mesafenin ters yönde riskli olduğu, sürücü davranışları incelendiğinde, yolu kısaltmak amacıyla genelde emniyet şeridinin kullanıldığı, her iki aracın da yüksek hızda olmadığı, ölenlerin emniyet kemeri takmamalarının kazanın sonucunu etkilediği, kazanın oluşumunda sanığın asli kusurlu olduğu, ölenin ise kusurunun bulunmadığı, Anlaşılmaktadır. Tanık ...; arkadaşı olan sanık ile birlikte ses sistemi takmak amacıyla olaydan bir gece önce saat 02.30 sıralarında Bodrum’a geldiklerini, Bodrum’a 10-15 km uzaklıktaki Milas istikametinde bulunan bir otelde kaldıklarını, sabah 07.30 sıralarında da ... Otel'e gelerek saat 02.45’e kadar çalıştıklarını, sanığın kullandığı araçla otelden çıkış yapmak için hareket ettiklerini, sanığın otelin giriş kapısından Milas istikametine doğru gitmek için sola döndüğünü, kendisinin de aracın ön sağ koltuğunda oturduğunu, ters yönde olduklarını anlayamadığını, otelin çıkışında herhangi bir trafik levhası olmadığını havanın karanlık olduğunu ve ışıklandırmanın da bulunmadığını, sola döndükten çok kısa bir süre sonra yolun karşısından bir taksinin üzerlerine doğru geldiğini gördüğünü, sanığın aracı sola doğru kırdığını, ancak kazayı engelleyemediğini, daha önceden Bodrum'a gelmediğini, yolun bölünmüş olduğunu fark etmediklerini beyan etmiştir. Sanık; ikamet ettiği Ankara ilinde bulunan firmada ses ve organizasyon teknikeri olarak çalıştığını, olaydan bir gün önce arkadaşı tanık ... ile birlikte iş nedeniyle Bodrum ilçesine geldiklerini, gece saat 02.00 sıralarında ... Otel'e yaklaşık 5 km mesafede bulunan ... Otel'de kaldıklarını, saat 06:30'da henüz güneş doğmamışken ... Otel'e gittiklerini, erken olduğu için trafikte başka bir araç olmadığını, bu otelde gece 03.00'a kadar çalıştıklarını, işlerinin henüz bitmediğini, ancak kaldıkları otele dönmeye karar verdiklerini, şirkete ait araçla otelden çıkarken herhangi bir işaret, levha ve ışık bulunmadığı için yolun sol tarafına döndüğünü, daha önceden Bodrum ilçesine hiç gelmediğini, bu nedenle yolun bölünmüş olduğunu bilmediğini, sola döndükten sonra yolun sağ kısmına geçip yola devam ettiğini, kaza anından yaklaşık bir saniye önce karşı taraftan bir ışığın geldiğini fark ettiğini, ardından da kazanın meydana geldiğini, hızının 30-40 km civarında olduğunu, yorgun, uykusuz ve refüjdeki ağaçlar nedeniyle karşı yönü göremediği için yolun iki yönlü olduğunu düşünerek hareket ettiğini, Ankara’dan Bodrum’a gece saat 01.00’da Milas-Bodrum karayolunu kullanarak geldiğini savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Kural olarak suç; ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hâllerde ise taksirle işlenir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. TCK'nın 22/2. maddesinde taksir; "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir." şeklinde tanımlanmıştır. Ceza Genel Kurulunun birçok kararında vurgulandığı ve öğretide benimsendiği üzere, taksirli suçlarda bulunması zorunlu olan hususlar; 1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması, 2- Hareketin iradi olması, 3- Sonucun istenmemesi, 4- Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması, 5- Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması, Şeklinde kabul edilmektedir. Taksirli suçlarda, gerek icrai gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilmesi gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir. Sonucun gerçekleşmesinde, mağdurun taksirli davranışının da etkisinin bulunması hâlinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum failin taksirli sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi taksirin niteliğini de değiştirmez. TCK’da kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hâl ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilir. TCK'da taksir; basit taksir ve bilinçli taksir şeklinde ayrıma tâbi tutulmuş, Kanun'un 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir; "Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi" şeklinde tanımlanarak, bu durumda taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür. Anılan fıkranın gerekçesinde; "Bilinçli taksiri basit taksirden ayıran özellik, fiilin neticesinin failce fiilen öngörülmüş fakat istenmemiş olmasıdır. Bilinçli taksir halinde hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacaktır. Böylece bilinçli taksir, iş kazalarını, trafikte meydana gelen taksirli suçları önlemek bakımından caydırıcı etki yapacak ve suçların önlenmesinde yarar sağlayacaktır." açıklamasına yer verilmiştir. Basit taksirle bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörememesi, bilinçli taksirde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. Bilinçli taksirde, neticenin gerçekleşmesini istemeyen fail, hareketinin tipe uygun ve hukuka aykırı bir sonuca neden olabileceğini öngörmesine rağmen, hareketine devam ederek istemediği zararlı neticeyi meydana getirmektedir. Hukuka aykırı neticeyi öngördüğü hâlde gerçekleşmeyeceğine güvenen ve bu güvenle hareketini sürdüren failin söz konusu güveninin dayanağı; şans, bilgi, beceri, yetenek, tecrübe gibi çeşitli etkenler olabilir. Örneğin, sevk ve idaresindeki araçla trafikte seyri esnasında, kendi yönündeki araçlara kırmızı ışığın yandığını ve diğer istikametten gelen araç veya yayaların hareket etmeye başladığını görmesine rağmen şoförlük yetenek ve tecrübelerine güvenerek süratle yola girip yaya veya araçlara çarpan fail, gerçekleşen zararlı neticeyi öngörmesi ancak istememesi nedeniyle bilinçli taksirden sorumlu olacaktır. Görüldüğü üzere, bilinçli taksirde meydana gelen netice, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten fiilinin kanunda suç olarak düzenlenen bir neticeye sebebiyet verebileceğini öngördüğü ve bu neticeyi istemediği hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin hâli, bunu öngörmemiş bulunan kimsenin durumu ile bir tutulamayacağından ve neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek bir harekette bulunmamakla yükümlü olduğundan, neticenin fail tarafından öngörülmesi ölçü alınarak basit ve bilinçli taksir ayrımına gidilmiştir. B. Hukuki Nitelendirme Sanığın, yönetimindeki kamyonetle 09.05.2015 tarihinde gece saat 03.00 sıralarında ... Otel’in nizamiye kapısından çıkıp bölünmüş yolda ters istikamette 111 metre ilerledikten sonra, kendi istikametinde seyreden ...'un sevk ve idaresindeki taksi ile çarpıştığı, kaza nedeniyle ... ile yanında yolcu olarak bulunan ...'nın hayatlarını kaybettikleri kabul edilen olayda; Hükme esas alınan ve sanığın asli kusurlu olduğu yönündeki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere kazanın gerçekleştiği yolun ortasındaki refüjün ve akan trafiğin sürücülerde yön algısını oluşturmaya yeterli olması, sanığın, çıkış yaptığı otelden gitmekte olduğu Milas istikametine en yakın kavşağın 700 metre, Bodrum istikametindeki en yakın kavşağın ise 1.800 metre olarak tespit edilmesi, sanığın kazadan önceki gün Bodrum ilçesine, kaza sabahı da Milas'tan ... Otel'e aynı yolu kullanarak geldiğinin ve Bodrum ilçesine gelmeyi sağlayan başkaca bir kara yolu bulunmadığının anlaşılması nedenleriyle sanığın ters yöne bilerek girmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir. Doğru istikamette gidip yolu uzatmak istemeyen sanığın, karşı yönden gelen trafik araçlarının kullandığı bölüme bilerek girdiği, ters yönde olduğu bilinciyle aracını sürmeye devam ettiği, karşı istikametten gelen bir araca çarparak yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde gideceği mesafenin kısalığına, yolun boş olması ihtimaline, şoförlük yetenekleri ile tecrübesine ve karşı istikametten gelenlerin kendilerini korumak amacıyla dikkatli davranacaklarına güvenerek öngördüğü ancak istemediği neticeye neden olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle, sanığın meydana gelen ölüm olayında bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla