İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/68 Karar: 2025/454 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2024/68 K.2025/454

Ceza Genel Kurulu 2024/68 E. , 2025/454 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 53-82 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'ın, katılan mağdura yönelik 2014 yılı Aralık ayındaki eylemleri nedeni ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nu

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2024/68 E. , 2025/454 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 53-82 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'ın, katılan mağdura yönelik 2014 yılı Aralık ayındaki eylemleri nedeni ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nu

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2024/68 E. , 2025/454 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 53-82 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'ın, katılan mağdura yönelik 2014 yılı Aralık ayındaki eylemleri nedeni ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1-a maddesi delaletiyle 6545 sayılı Kanun ile değişik 103/2, 103/4, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 40... ay hapis cezası; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, TCK'nın 109/2, 109/3-f, 109/5, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası; 2016 yılındaki eylemleri nedeni ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 37/1 ve 103/1-b maddeleri delaletiyle 6545 sayılı Kanun ile değişik 103/2, 103/3-a, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 45 yıl hapis cezası; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 37/1. maddesi delaleti ile TCK'nın 109/2, 109/3-b-f, 109/5, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 27 yıl hapis cezası; sanık ...'ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 37/1 ve 103/1-b maddeleri delaletiyle 6545 sayılı Kanun ile değişik 103/2, 103/3-a, 43/1, 58/6, 53... . maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezası; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 109/2, 109/3-b-f, 109/5, 58/6, 53... . maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası; sanık ...'in çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 37/1 ve 103/1-b. maddeleri delaletiyle 6545 sayılı Kanun ile değişik 103/2, 103/3-a, 43/1, 58/6, 53... . maddeleri uyarınca 36 yıl hapis cezası; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 37/1. maddesi delaleti ile 109/2, 109/3-b-f, 109/5, 43/1, 58/6, 53... . maddelerince 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.12.2017 tarihli ve 331-357 sayılı, bir kısmı re'sen de istinaf incelemesine tabi olan hükümlerin, sanıklar ve müdafileri ile Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 03.10.2018 tarih ve 1767-1581 sayı ile; sanık ... hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine; sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine; çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlere yönelik düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine; sanık ... hakkında kurulan hükümlere yönelik düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararların da sanıklar ..., ... ve sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 21.09.2021 tarih ve 16645-7890 sayı ile; ''...Sanıklar ..., ... ile ... haklarında mağdureye yönelik 2016 yılı Mayıs ve Haziran aylarında gerçekleştirdikleri iddia edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin çelişkili ifadeleri, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince diğer sanık ... aracılığıyla suç tarihi dönemde on altı yaşında içerisinde bulunan mağdureyle tanışan sanıklar ... ile ...’in, değişik tarihlerde ...’la birlikte mağdureyi götürdükleri yerlerde zorla alıkoyarak cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle cinsel ilişkiye girdiklerine dair soyut iddia dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, yaşı itibarıyla rızası hukuken geçerli sayılan mağdure ile ... aracılığıyla farklı zamanlarda buluşup gittikleri yerlerde herhangi bir zorlama olmaksızın cinsel ilişkiye girme şeklinde sübuta eren eylemlerinin ... ile ... yönünden 5237 sayılı TCK'nın 104/1 ve ... açısından ise 104/1,37/1,43/1. maddelerinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkûmiyetleri ile kanuni unsurları itibarıyla oluşmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatlerine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetlerine hükmedilmesi, Sanık ... hakkında mağdureye yönelik 2014 yılı Aralık ayında gerçekleştirdiği iddia edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; İlk derece mahkemesince sanığın aşamalarda mağdurenin kendisine on yedi yaşında olduğunu söyleyip, esasen yaşından büyük gösterdiği yönündeki savunması, eylemlerin cebir veya tehditle gerçekleştirilmediğinin anlaşılması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında olayda 5237 sayılı TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması karşısında söz konusu kararlara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan ve esastan reddedilmesi,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesince 21.04.2022 tarih ve 353-124 sayı ile bozmaya direnerek, sanık ...'ın, katılan mağdura yönelik 2014 yılı Aralık ayındaki eylemleri nedeni ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-a maddesi delaletiyle 6545 sayılı Kanun ile değişik 103/2, 103/4, 43/1, 61/7, 53... . maddeleri uyarınca neticeten 30 yıl hapis cezası; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 109/2, 109/3-f, 109/5, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası; 2016 yılındaki eylemleri nedeni ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 37/1 ve 103/1-b maddeleri delaletiyle 6545 sayılı Kanun ile değişik 103/2, 103/3-a, 43/1, 61/7, 53... . maddeleri uyarınca neticeten 30 yıl hapis cezası; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 37/1. maddesi delaleti ile TCK'nın 109/2, 109/3-b-f, 109/5, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 27 yıl hapis cezası; sanık ...'ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 37/1 maddesi yollaması ve 103/1-b maddesi delaletiyle 6545 sayılı Kanun ile değişik 103/2, 103/3-a, 43/1, 58/6, 53... . maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezası; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 109/2, 109/3-b-f, 109/5, 58/6, 53... . maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası; sanık ...'in çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 37/1 maddesi yollaması ve 103/1-b. maddesi delaletiyle 6545 sayılı Kanun ile değişik 103/2, 103/3-a, 43/1, 61/7, 58/6, 53... . maddeleri uyarınca neticeten 30 yıl hapis cezası; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 37/1 maddesi delaleti ile 109/2, 109/3-b-f, 109/5, 58/6, 53... . maddelerince 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, bu hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 04.10.2022 tarih ve 10075-8623 sayı ile; ''...direnme ilamında ilk kararında bulunmayan yeni gerekçelere yer vermesi karşısında, söz konusu kararın direnme mahiyetinde olmayıp yeni hüküm niteliği taşıdığı gözetilerek... Sanıklar ..., ... ile ... haklarında mağdureye yönelik 2016 yılı Mayıs ve Haziran aylarında gerçekleştirdikleri iddia edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin çelişkili ifadeleri, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince diğer sanık ... aracılığıyla suç tarihi dönemde on altı yaşı içerisinde bulunan mağdureyle tanışan sanıklar ... ile ...’in, değişik tarihlerde ...’la birlikte mağdureyi götürdükleri yerlerde zorla alıkoyarak cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle cinsel ilişkiye girdiklerine dair soyut iddia dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, yaşı itibarıyla rızası hukuken geçerli sayılan mağdure ile ... aracılığıyla farklı zamanlarda buluşup gittikleri yerlerde herhangi bir zorlama olmaksızın cinsel ilişkiye girme şeklinde sübuta eren eylemlerinin ... ile ... yönünden 5237 sayılı TCK'nın 104/1 ve ... açısından ise 104/1,37/1,43/1. maddelerinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkumiyetleri ile kanuni unsurları itibarıyla oluşmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatlerine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetlerine hükmedilmesi, Sanık ... hakkında mağdureye yönelik 2014 yılı Aralık ayında gerçekleştirdiği iddia edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince; Sanığın aşamalarda mağdurenin kendisine on yedi yaşında olduğunu söyleyip, esasen yaşından büyük gösterdiği yönündeki savunması, eylemlerin cebir veya tehditle gerçekleştirilmediğinin anlaşılması, mağdurenin suç tarihindeki gerçek yaşı ve ilk derece mahkemesinde gerçekleştirilen yargılama sırasında mağdurenin görünümüne dair herhangi bir gözlem yapılmaksızın dosya kapsamıyla çelişecek şekilde hata hükümlerinin tartışılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilerek sanığın müsnet suçlardan beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi ise 01.03.2023 tarih ve 53-82 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanıkların mahkûmiyetlerine karar vermiştir, Direnme kararı konu bu hükümlerin sanıklar müdafileri ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.05.2023 tarihli ve 49819 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya kararına direnilen daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 10.10.2023 tarih ve 8220-6192 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II.UYUŞMAZLIK KONUSU Direnmenin kapsamına göre inceleme, sanıklar hakkında katılan mağdura yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların 2016 yılındaki eylemlerinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu yoksa reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu mu oluşturduğunun ve bu bağlamda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibari ile oluşup oluşmadığının ayrıca katılan mağdurun suç tarihindeki yaşı bakımından sanık ... hakkında 2014 yılındaki çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin olarak TCK'nın 30/1. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulama imkânının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; İlçe Nüfus Müdürlüğünün 14.06.2016 tarihli yazısı ve ekleri ile Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim Hastanesinin doğum raporunda; hastanede doğduğu bildirilen katılan mağdur ...’in 12.07.2000 doğumlu olduğu, suç tarihleri itibarıyla 2014 yılı Aralık ayında 14... ay; 2016 yılı Mayıs ve Haziran aylarında 15... ay yaş diliminde bulunduğu, süreçte tanzim olunan tahkikat evrakları ile rapor içeriklerine göre 170 cm boyunda, 67 kg kiloda ve intikal tarihinde ... Lisesi ikinci sınıf öğrencisi olduğu, 31.05.1988 doğumlu ve 2014 yılı itibariyle bekâr olan sanık ...’ın, 26.08.2015 tarihinde tanık ... ile evlendiği, 02.03.2021 tarihinde ise boşandığı, UYAP sisteminde yer alan eşkâl bilgilerine göre 160 cm boyunda, 60 kg kiloda olduğu, Suç tarihleri itibarıyla evli olduğu tanık ... ile 09.03.2021 tarihinde boşanan sanık ...'ın 10.07.1988 doğumlu olduğu, UYAP sisteminde yer alan eşkâl bilgisine göre boyunun 172 cm ve 59 kg kiloda olduğu, 11.10.1979 doğumlu olan sanık ...’in evli olduğu, dilekçelerinde başkaca suçtan geçmiş tarihlerde ceza infaz kurumunda hükümlü bulunduğunu belirten sanığın UYAP kayıtlarına göre de 16.11.2015 tarihinde ceza infaz kurumundan tahliye edildiği; eşkâl bilgilerinde 171 cm boyunda ve 71 kg olduğu, soruşturma aşamasında Urla Sulh Ceza Hakimliğinin 13.06.2016 tarihli ve 386 değişik iş sayılı kararı ile, kovuşturma aşamasında ise 28.06.2016 tarihli tensiple hakkında yakalama emri düzenlendiği ve 04.07.2017 tarihinde yakalamasının ifa edildiği, 01.06.2016 tarihinde 155 Polis İmdat Hattına yapılan ihbarlar üzerine yürütülen araştırma sonucunda, 10.06.2016 tarihinde katılan mağdurun beyanına istinaden olayın adli mercilere intikal ettiği; bu kapsamda, fuhuş konulu 01.06.2016 tarihli ve ... numaralı ihbar tutanağında özet olarak, ... isimli şahsın 16 yaşlarındaki konuşma özürlü ... isimli kız çocuğunu, 40 yaşlarında bahçe işleriyle uğraşan ... ile arkadaşı ...'e kırmızı renkli, plakası olmayan motosikletiyle getirerek pazarladığı ve fuhuş yaptırdığı, ayrıca başka kızları da pazarladığı; aynı tarihli ... numaralı ihbar tutanağında ise, ihbarda bulunan şahsın tekrar aradığı, ...'nın adres bilgisini bildirdiği ve ''...'in bu ... isimli kızla birlikte olurken; ...78 nolu telefonu kullanan ... tarafından ses kaydının yapıldığı ve telefonunda olduğu, bu kızla birlikte olan ... isimli şahsın ...17 nolu hattı kullandığı, diğer arkadaşı ...'ın ise ...27 nolu hattı kullandığı,'' şeklinde ihbarlarda bulunulduğu, 10.06.2016 tarihli kolluk araştırma tutanağında özetle; katılan mağdurun kimlik, adres ve okul bilgilerinin tespit edildiği ve yapılan görüşmede, ... ile yaklaşık bir yıl önce sosyal medya üzerinden tanıştığını, kendisini ... Köyü'nde eski bir binaya götürerek çeşitli tarihlerde rızası olmadan birçok kez zorla cinsel ilişkiye girdiğini, polise ya da başka birisine olayı anlatması hâlinde ölümle tehdit ettiğini, korktuğu için kimseye anlatmadığını, yine ...'ın zorlaması ile arkadaşı ... ile de birçok kez cinsel ilişkiye girdiğini, ...'ın motosikletle evinin önünden kendisini alarak ... Köyü'ne ...'ın yanına götürdüğünü, burada zorla ilişkiye girdiğini, şahıslardan davacı ... şikâyetçi olduğunu beyan ettiğinin belirtildiği, 12.06.2016 tarihli kolluk araştırma tutanağına göre; katılan mağdurun ÇİM’de alınan ifadesinde yer alan bilgiler doğrultusunda sanık ...’ın; soyadını bilmediğini belirttiği ... isimli şahsın ihbar içeriklerindeki bilgilere istinaden sanık ...; ismi bilinmeyen üçüncü şahsın ise tanık ...’ın ifadesine istinaden ... olduğunun belirlendiği ve adres ile kimlik bilgilerinin tespit edildiği, 12.06.2016 tarihli yakalama tutanağında; yakalanan sanık ...’ın yapılan üst aramasında cep telefonunun bulunmadığı, telefonunu paraya ihtiyacı olduğu için yaklaşık 2-3 hafta önce tanımadığı bir telefoncuya sattığını beyan ettiğinin ifade edildiği, İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Çocuk İzlem Merkezinin 24.06.2016 tarihli çocuk muayene raporunda; katılan mağdurda hafif düzeyde mental gerilik düşünüldüğü, majör depresyon tanı kriterlerini karşıladığı ve ruh sağlığının olumsuz etkilendiğinin belirtildiği, 20.06.2016 tarihli adli görüşme ve değerlendirme raporuna göre; katılan mağdurun sözel yetisinin iyi düzeyde olduğu, gerçek ile yalan ayrımını yapabildiği, fiziksel görünümünün takvim yaşına göre büyük göstermesine karşın kısa cümlelerle ve sınırlı kelime dağarcığıyla konuştuğu, depresif görünüme sahip olduğunun gözlendiği; davranış sorunlarının olabileceği ve muhakeme yeteneğinin sınırlı olması nedeniyle şüphelinin ilk dokunmalarından sonra yaşanan diğer istismar olaylarında direnemediği ayrıca şüphelinin tehditlerinin istismarın devamında etkili olduğunun düşünüldüğü; olayları zaman, yer, mekân, kişi ve kronolojik olarak aktarabildiği ve ifadesinin samimi olduğu kanaatine varıldığının ifade edildiği, Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 28.06.2016 tarihli raporunda; katılan mağdurun yapılan muayenesinde, hymende iyileşmiş eski yırtık saptandığı, vajinal yoldan eski cinsel ilişkinin tıbbi delillerinin bulunduğu, anal yoldan organ veya sair cisim sokma eyleminin tıbbi delillerine rastlanmadığı, vücudunda herhangi bir travmatik lezyon saptanmadığı tespitlerinin yer aldığı, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinin 23.12.2016 tarihli ve bir yıl süreli engelli sağlık kurulu raporunda; katılan mağdurda, hafif zeka geriliği bulunduğu ve engel oranının yüzde elli olarak tespit edildiği, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinin 26.04.2017 tarihli yazısı ile gönderilen tedavi evraklarına göre; katılan mağdurun 07.11.20 16... .03.2017 tarihleri arasında yapılan muayenesinde, görüşmede sınır izlenimi verdiği; gözlem kağıdında, genel anlamda depresif bulgusunun tariflenemediği, 2-3 ay öncesinde depresif bulgularının olduğu; cinsel istismarın 2014-2016 yıllarında olduğunu, tehditler nedeni ile bunu kimseye söylemediğini ifade ettiği, anksiyetesinin olmadığı tespitlerine yer verildiği, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 24.07.2017 tarihli raporuna ilişkin muayene kaydına göre; katılan mağdurun muayenesi sonucunda zekasının normal düzeyde olduğu, travma sonrası stres bozukluğu bulgularına rastlandığı; 31.07.2017 tarihli raporda ise özetle, katılan mağdurda, mağduru bulunduğu olaya ruhsal yönden mukavemetine engel olacak ve olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğini etkileyecek mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği saptanmadığı, mağduru bulunduğu olayların hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabileceği, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu ve beyanlarına itibar edilebileceğinin mütalaa olunduğu, İlk derece mahkemesinde yapılan duruşmada görevli psikolog bilirkişinin beyanında; katılan mağdurun bedensel ve zihinsel gelişiminin takvim yaşına uygun olduğu, olayları yer, zaman, mekan gözeterek anlatabildiği, duruşmada rahatlıkla ifade verdiği ve ifadesini etkileyecek olumsuz bir durum gözlenmediğinin beyan edildiği, 13.12.2016 görüntü analizine dair tanzim olunan bilirkişi raporunda özetle; sanık ...’ın sunduğu CD’nin incelendiği, üç adet aynı kamera açısına ait video kaydının 22.05.2016 tarihine ait olduğu ve saat 16. 35... .00 zaman aralığını kapsadığı ancak tarih ve saat bilgisinin güncel olup olmadığının bilinmediği, kameranın kontrastının ayarsız veya bozuk, netlik ayarının da bozuk olduğu, şahıs teşhisine elverişli olmadığı, görüntülerin mesai saatlerini gösterecek şekilde tam bir günü kapsamadığı, altı erkek şahsın yediemin deposu olduğu anlaşılan mahalde görüntülendiği, sanığın dava dosyasında teşhise elverişli fotoğraflarının bulunmadığı, bu sebeple görüntülenen şahıslar arasında bulunup bulunmadığının anlaşılamadığının belirtildiği, Menemen Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 20.09.2017 tarihli yazısında, 31.10.2017 tarihli duruşmada, başka suçtan tutuklu olan sanık ...'in 19.09.2017 tarihinde firar etmesi nedeniyle hazır edilemeyeceğinin bildirildiği, dosyada bulunan 15.12.2017 tarihli reçetede, epilepsi atağı geçiren sanık ... için bir gün istirahatinin uygun görüldüğünün belirtildiği, Sanık ...’ın, katılan mağdurun annesi ...’yu tanıdığı yönündeki savunmalarına dayanak olarak dosyaya iki adet fotoğraf sunduğu, Yerel Mahkemenin 14.12.2016 tarihli duruşma zaptında; ''Mahkememizce yapılan müşahadede tanık ...'nın sorulara cevap vermekte zorlandığı, beyanını verirken tutukluk yaptığı, cümleleri 1-2 defa tekrar ettiği, bu haliyle akıl sağlığı yönünden rahatsızlığının olduğu anlaşıldı.'' gözlemine; ''Bu sırada duruşma salonunda seyirci kısmında bulunan tanık ...'nın amcasının oğlu olduğunu beyan eden ... huzuru alındı.'' bilgisine yer verildiği, tanık ... ile ilgili vesayet kararlarının celp ile gereğine tevessül edildiği; ayrıca, 21.12.2017 tarihli duruşma zaptında, ''Bu sırada sanık ...'in rahatsızlandığı, 112 görevlilerinin çağrıldığı, 112 görevlilerinin müdahale ettiği, sanığın sinir krizi geçirdiğini belirttikleri, sanığı tedavi ettikleri, sanığın sinir krizi sırasında oturduğu yere başını kendisinin çarptığı, sağ yanağında kaş ile göz altı bölgelerinde kızarıklık meydana geldiği, 112 görevlilerinin bu hâli ile savunma yapabilecek durumda olduğunu beyan ettikleri gözlemlendiğinin'' belirtildiği, Sanıkların savunmalarına istinaden UYAP sisteminden de yapılan incelemede; Yerel Mahkemece, sanık ... hakkında çocuğu fuhuş maksadıyla cebir ve tehdit kullanarak tedarik etme suçundan yapılan suç duyurusuna istinaden Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/789 esas numaralı dosyasının derdest olduğu, Sanık ... ile tanık ...'nun, Urla Asliye Hukuk Mahkemesince (Aile Mahkemesi sıfatıyla) 20.12.2017 tarih ve 406-707 sayı ile boşanmalarına karar verildiği, dava tarihinin 21.06.2016 olduğu, evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle açılan davada; davacı ...'nun boşanma sebepleri arasında davalı ...'ın yaşı henüz 15 olan genç bir kız ile birlikte olduğu ve bu nedenle ceza aldığını ve cezaevinde bulunduğunu sebebine de yer verildiği, ... ... isminde bir tanığın da beyanının alındığı ve gerekçeli kararda yer verilen beyanında, davacının davalıyı aldattığını bizzat gördüğünü söylediği, kararda ayrıca ''Her ne kadar davacı tarafın davalıyı aldattığına dair olgular ileri sürülmüş ve bunların doğruluğu kabul görmüş ise de, benzerlik arzeden tanık beyanlarından davalı tarafça bu hususta davacının affedildiği görülmüş bu nedenle bu husus boşanma sebebi olarak değerlendirilmemiş, ayrıca bu husus nedeniyle davacıya herhangi bir kusur atfedilmediğinin'' belirtildiği, kararın 02.03.2021 tarihinde kesinleştiği, Sanık ... ile tanık ...'ın, Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesince (Aile Mahkemesi sıfatıyla) 08.02.2021 tarih ve 459-42 sayı ile boşanmalarına karar verildiği, davanın 05.11.2020 tarihinde açıldığı, anlaşmalı boşandıkları ve kararın 09.03.2021 tarihinde kesinleştiği, Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığı ile gönderdiği dilekçelerde sanık ..., özetle; katılan mağdurla rızasıyla bir kez ilişkiye girdiğini, bir kez dudağından öptüğünü, mağdurun kendisine çıplak fotoğraflarını gönderdiğini, yaşının küçük olduğunu bilmediğini, polise verdiği ifadesinde sanık ...'i bir kez gördüğünü ve tanımadığını söylediğini, ifadeyi okumadan imzaladığını, eşi ... ile tanıştığında henüz 18 yaşında olmadığını hatta bir ara ailesinden kaçmış ise de yaşını doldurmadan evlenemeyeceğini söylerek ailesi ile yaşamasına ikna ettiğini belirtmiş; ancak dilekçelerinde, olayı sanık ... ve eşi ... ile boşanma davası açan eşi ...'nun kurgulandığına; sanık ... ile katılan mağduru para karşılığında buluşmalarını sağladığını ve ilişkiye girdiklerini, bir kaç gün sonra sanık ...'e de aynı teklifi yaptığını, katılan mağdurun resimlerini göstererek 27-28 yaşlarında olduğunu söylediğini, karşılığında para aldığını ancak yaşının küçük olması nedeni ile sanık ...'in ilişkiye girmediğini, yine bir araya gelmelerini sağladığı bir günde tanıklar ... ve ...'ın geldiklerini, sanık ...'in de katılan mağduru evine bıraktığını, polise söylemesinden şüphelendiği için sanık ...'i olaya dahil ettiğini, katılan mağdurdan bu yönde ifade vermesini istediğine dair anlatımlarda da bulunduğu, Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla gönderdiği dilekçelerde sanık ..., özetle; atılı suçu işlemediğini, dört kızının ve üç kız kardeşinin olduğunu, kız kardeşinin de benzer bir olaya maruz kaldığını, böyle bir suç işleyecek kadar cahil olmadığını, suç tarihinde iş yerinde çalıştığını belirtmiş; ayrıca dilekçelerinde, katılan mağdurun annesi ...'nun evlerine gelerek kendisi ve sanık ...'ten sanık ...'ı şikâyet etmelerini ve aleyhine beyanda bulunmalarını istediğini, kabul etmemesi üzerine suçlamaya maruz kaldığını, katılan ...’nun davayı geri çektireceğini söyleyerek kendisini susturduğunu, bu nedenle mahkemede kendisini ifade edemediğini, katılan mağduru tanımadığını fakat annesini tanıdığını, delil olarak fotoğrafları sunduğuna dair anlatımlarda da bulunduğu, Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla gönderdiği dilekçelerde sanık ..., özetle; mahkemede anlatmak isteyip de anlatamadığı hususların bulunduğunu, daha önce namus nedeniyle kayınvalidesini öldürdüğü için cezaevinde yattığını, bu nedenle söz konusu suçun ne kadar ağır ve kötü olduğunu bildiğini ve işlemeyeceğini, katılan mağdurun ilk ifadesinde kendisinden bir şey yapmadığı için şikâyetçi olmadığını, olay nedeni ile intihara kalkıştığını belirtmiş; ancak dilekçelerinde, katılan mağdur ...'in evlenmesine rağmen sanık ...'ı araması nedeniyle, sanık ...'ın yardım istediğini, katılan mağduru sanık ...'ın isteği üzerine motosikletle alarak yıkık eve getirdiğini, bu sırada tanıklar ... ile ...'nun geldiğini, daha sonraları katılan ...'nun sanık ... aleyhine para karşılığında şahitlik yapması teklifini, yanında H.B'de varken kabul ederek sanık ...'a iftira attığına; bazılarında ise sanık ...'ı tanımadığını, sanık ...'ın etkisiyle ifade verdiğini, evin basıldığı gün kendisinden sanık ...'ın evliliğini kurtarmak için yardım istediğini, katılan mağduru getirdiğinde sanık ...'ın sanık ...'ı arayarak çağırdığını fakat geldiğini gördüğünde ise evin penceresinden kaçıp gittiğini, ardından sanık ...'ın eşini aradığını ve tanık ...'ya haber verdirdiğini, geldiklerinde katılan mağduru zarar görmemesi için kendisinin götürdüğünü, katılan mağdura ''... seni tehdit ederse rahatsız ederse polise şikâyet et ben tanıklık yaparım.'' dediğini, sanık ...'ın ve tanıklarının yalan söylediğine; katılan mağdurla ilişkiye girmediğini ancak kendisi alarak evine bıraktığını ve gerekirse şahit olabileceğini söylediğini, tek suçunun elli Liraya kızı satmalarını kabul etmesi olduğunu ve fakat 21.11.2018 tarihli dilekçe ile de bu dilekçesini yanlış davaya gönderdiğini, ifadelerin karıştığını ve iadesini istediğine; okuma ve yazmasının olmadığını, sanık ...'ın cezaevine girmemesi için tanıklar ... ile ...'nun kumpas kurduğunu, sanık ... ve eşi ile husumetinin bulunduğuna; sanık ...'ın katılan mağdurun resmini göstererek kendisi ile para karşılığında ilişkiye girmesi teklifini kabul ettiğini ancak yaşını fark edince ilişkiye girmediğini, o sırada tanıklar ... ve ... geldiğine; katılan mağdurun üçüncü kişi diyerek bahsettiği kişinin kendisi olmadığını, mahkemede yüzleşmek istediğini ancak kabul edilmediğini, katılan mağdurun kendisini karıştırdığını, mahkemede görmüş olsa üçüncü şahıs olarak söylediği kişinin kendisi olmadığının ortaya çıkacağını, dört kez götürdüğü bir kişinin adını bilmemesinin mümkün olmadığına; katılan mağdurun para karşılığında aleyhine ifade verdiğine; sanık ...'ın kendisine sanık ...'ın kadın sattığını, telefonda resimlerini gösterdiğini söylediğine; katılan mağdurun annesinin para teklifini kabul etmesine rağmen firari olması nedeni ile duruşmalara katılamadığından hakkında şikâyetçi olduklarına dair anlatımlarda da bulunduğu, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdur, soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde ve buna dair görüntü kaydında özet olarak; sanık ... ile yaklaşık bir yıl önce facebook üzerinden tanıştıklarını, tanışmalarından bir ay sonra yüz yüze görüştüklerini, evinin yakınlarından kendisini motorla alarak ...'da yıkık dökük bir eve gittiklerinde sanığın kendisini dudağından öptüğünü, göğüslerine ve vajinasına eliyle dokunduğunu, cinsel organı ile cinsel bölgesine sürtündüğünü, buna bir itirazının olmadığını; ikinci kez aynı yerde görüştüklerinde cinsel ilişkiye girdiklerini, ilk kez ilişkiye girdiğini ancak çok daha önceleri bekaretini kendisi bozduğu için kanamasının olmadığını, eve gitmeden önce ilişkiye girme konusunda sanığın kendisine bir şey söylemediğini, ancak ilişki sırasında sanığa bir şey de söylemediğini, sanıkla yirmi kez birlikte olmuş olabileceğini, bu ev haricinde Urla'da başka sanığın arkadaşına ait bir evde de sanıkla bir ya da iki kez birlikte olduğunu; üçüncü buluşmalarında kendisini tehdit ettiği için yıkık eve gittiğini ve sanıkla ilişkiye girdiğini, üçüncü ya da dördüncü ilişkide ''Arkadaşlarına söylerim.'' diyerek sanığın tehdit etmeye başladığını, ''İstediğim zaman gelmezsen arkadaşlarına söylerim.'' demesi nedeniyle korktuğunu, en son perşembe günü sanıkla yıkık evin karşısındaki ağaçlık alana gittiklerini, orada kendisine ''İsmimi birisinden duyarsam senin kafanı keser öldürürüm, bende yatarım.'' dediğini, giyinik hâlde elbise üzerinden özel bölgesine sürtündüğünü; sanık ...'ın arkadaşı ... ile bir kez ilişkisinin olduğunu, sanık ...'ın ''Geleceksin yapacaksın zorluk çıkarma diyerek.'' kendisini zorladığını, telefonla mesaj attığını ve ''Biri daha olacak.'' dediğini, sanıklar ... ile ...'ın kendisini derenin orada beklediğini, iki kişi geleceklerini bildiğini ancak yapmam diye düşündüğünü, birlikte yıkık eve gittiklerini, ilk olarak sanık ...'ın evden ''Siz konuşun'' diyerek çıktığını, sanık ...'a istemediğini söylediğini, ağladığını, sanığın ''Korkuyor musun sende istiyorsun.'' gibi laflar söylediğini, ittirmesine rağmen daha güçlü olduğu için kendisini sırt üstü yatırdığını, kıyafetlerini zorla çıkardığını, ''Yapma.'' dediğini, sanık ...'ın duymuş veya izlemiş olabileceğini tahmin ettiğini, sanık ...'ın cinsel organına ilk başta giremediğini, sanık ...'ın gelmesinden sonra girebildiğini, sanık ...'ın geldiğinde sanık ...'a ''Yap.'' dediğini ve odada oturduğunu, sanık ...'ın cinsel organını yalattırdığını aynı anda sanık ...'ın da vajinal ilişkiye girdiğini, olayın 19 Mayısta olduğunu, okula gittiğini, gösteriden sonra kendisini götürdüklerini; sanık ... evli olduğu için duymasınlar diye adını bilmediği bir şahsa kendisini aldırmaya başladığını, bu adamla ''...'ın sen arkadaşımısın?'' demesi üzerine derenin orada ilk defa karşılaştığını, bir keresinde sanık ...'ın karısının kendilerini yıkık evde yakaladığını, sanık ...'ın evli olduğunu 5-6 ay önce öğrendiğini, sanık ... ile ilişkiye girdiklerini, tam gidecekleri sırada karısı ... ile sanık ...'ın karısının geldiğini, sonrasında ismini bilmediği bir adamın da olduğunu, bu adamın kendisini kurtardığını ve derenin oraya bıraktığını, sanık ...'ın bu tanımadığı adam ile kendisini aldırmaya devam ettiğini, sanık ... ve bu adamla yıkık evin karşısındaki evde istemediği hâlde ilişkiye girdiğini, sanık ... ile ilişkiye girerken bu adamın kendilerini izlediğini, sonra sanık ...'ın ''Sen de yap.'' dediğini, adamın ''Yapmam.'' dediğini, sanık ...'ın ''Yap bir şey olmaz.'' dediğini, adama istemediğini söylediğini, kendisi bırakırken bu adamın ''Sen bir daha buraya gelme.'' dediğini, ama bu adamında bir kez özel bölgelerine dokunduğunu ve bir kez de ilişkiye girdiğini, bu adamın ilişkiye girmeden önce kendisine dokunduğunu ama o gün ilişkiye girmediğini, adamın ''Yapmış gibi yaparız.'' dediğini ama yapmadıklarını, ilk gün kendisini aldığında sanık ... ile olmak istemediğini bu adama söylediğini, adamın ''Gelme ben onla konuşacağım.'' dediğini, bu adamla ilişkiye girdiğinde aynı anda sanık ...'ın da cinsel organını kendisine yalattığını, bu adamın motorla almadan önce sanık ile kendisini gördüğünü, çıplak fotoğraflarının olduğunu, sevgilisinin resim ve videolarının da sanık ...'ın almış olduğunu söylediğini fakat fotoğrafları görmediğini, sanıklar ... ve ...'dan şikâyetçi olduğunu, ismini bilmediği üçüncü şahıstan şikâyetçi olmadığını; (evde bulunan kişi ile motosikletle alan kişinin sorulması üzerine, 4.video 11.50 dk...) kendisi ile ilişkiye giren motosikletle gelen adamın yıkık evde kavgada kendisini alan adamla aynı kişi olduğunu, kavga öncesinde kendisini almaya geldiği gün yıkık evde cinsel ilişkisinin olmadığını ancak sanıklar ... ve ... ile kendisini görmüş olduğunu söylediğini ve fotoğraflardan bahsettiğini, (fotoğrafları kimin çektiği sorulduğunda) herhalde kendi aralarında sorunlarının olduğunu, adamın sevgilisinin fotoğraflarının sanık ...'ın elinde olduğunu adamın söylediğini, ilk tanıştıklarında sanık ...'ın istediği üzerine çıplak resimlerini gönderdiğini, bu fotoğrafların sanık ...'ın telefonunda kalmış olabileceğini, sanık ...'ın fotoğraflar konusunda arkadaşlarına göndereceğinden bahisle tehdit ettiğini, korktuğunu, bu adama resimleri sanık ...'ın vermiş olabileceği gibi adamın da çekmiş olabileceğini; (sorulduğunda) bu üç kişinin hediye, para ve sair vermediklerini, kendi aralarında bir şey aldıklarını da görmediğini; (üçüncü kişi ile olan olay tekrar sorulduğunda) motosikletli adamın kavgadan bir hafta önce kendisini aldığını ve yıkık eve götürdüğünü, sanık ...'ın kendi evinde olduğunu, adamın evde kendisine yapmaları gerektiğini söylediğini ancak istemediğini söylediğini, bunun üzerine bir şey yapamadığını ancak çıplak olarak sürtünme olduğunu, rızasının olmadığını, istemediğini söylediğini, adamın da ''Ben yaptım diye yalan söyleyemem ...'a, yapmış gibi görünelim.'' dediğini, kıyafetlerini kendinin çıkardığını, adamın sadece pantalonunu çıkardığını, vajinal ilişkiye zorladı ise de kendisinin yaptırmadığını, ikincisi dediği ilişkisinin başka bir gün olduğunu, yıkık evin karşısındaki oda gibi yerde ikinci ilişkiye girdiklerinde sanık ...'ın da bulunduğunu, sanık ...'ın o sırada yattığını ve cinsel organını yalamasını istediğini, sanık ...'ın ''Yap.'' diye söylemesi ile adamın vajinal yolla ilişkiye girdiğini, ...'ın ise cinsel organını yalattığını, bu adamla toplamda dört defa görüşüklerini, ama iki defa dokunmasının olduğunu, birinci dokunma olayın üçüncü görüşmede olduğunu, Mahkemede verdiği ifadesinde ise özetle; 2014 yılında facebook üzerinden tanıştığı ve çıplak fotoğraflarını gönderdiği sanık ...'ın gelmez ise çevresindekilere bu fotoğrafları göstereceğinden bahisle tehdit etmesi üzerine görüşme talebinde bulunması nedeni ile teklifini kabul ettiğini, daha sonraki günlerde yine fotoğraflarını çevredekilere göstereceği ve cinsel ilişkiye girdiklerini çevresine söyleyeceğinden bahisle tehdit etmesi nedeniyle korktuğu için buluşmalarına devam ederek ilişkiye girdiğini, tarihini hatırlayamadığı bir gün sanık ...'ın sanık ... isimli arkadaşı ile de birlikte olmasını istediğini, bunu ilişkisini çevreye yaymak tehdidiyle yaptığını, korktuğu için 19.05.2016 tarihinde sanıklar ... ve ...'ı beklediğini ve ... köyündeki yıkık evde sanık ... ile istemediğini söylemesine, ittirmesine rağmen, sanık ...'ın da "Birlikte olacaksın!" demesi ile zorla ilişkiye girdiğini, ilişkiye girdikten sonra sanık ... ile de ilişkiye girdiğini, 2016 yılında sanık ...'ın daha önce tanımadığı ... isimli şahısla da birlikte olmasını istediğini, sanık ... ile ilişkilerini çevreye yayacağından bahisle tehdit etmesi üzerine buluştuklarını, üçü birlikte yıkık eve gittiklerinde sanık ...'ın yanlarından ayrıldığını, sanık ...'in daha önce sanık ...'la ilişkiye girdiğinde telefonla kameraya çektiğini, bir defasında da sanık ...'ın kendisini bir kız ile ilişkiye girerken kameraya çektiğini söyleyerek "Cinsel ilişkiye girmiş gibi yapalım ancak cinsel ilişkiye girmeyelim." dediğini, sonra sanık ...'ın geldiğini, zannınca kendilerini izlediğini, sanık ...'ın sanık ...'e "Bir kızı yapamadın mı?" dediğini, sanık ...'in o gün kendisiyle ilişkiye girmediğini, dudağından öpmeye çalıştığını fakat izin vermediğini, cinsel organını vajinasına sürttüğünü, sanık ...'ın tehdidiyle yaklaşık bir hafta sonra daha önceki yere yakın tek odalı yerde buluştuklarını, sanık ...'ın tehdidiyle sanık ... ile ilişkiye girdiğini, sonrasında sanık ...'ın da vajinal yoldan kendisi ile ilişkiye girdiğini, bundan sonra sanıklar ... ve ... ile hiç biraraya gelmediğini, en son ilişkiye girdiğinde sanık ...'ın "Tüm bu olanları kimseye anlatma, kafanı keserim." diyerek tehdit ettiğini, durumu korktuğu için kimseye anlatmadığını, sanıklardan şikâyetçi olduğunu, Katılan ... mahkemede verdiği ifadesinde, olaylarla ilgili öncesinde bilgisinin olmadığını sanıklardan şikâyetçi olmakla davaya katılmak istediğini, Tanık ... ..., soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde özetle; sanık ...’in eşi olduğunu, yaklaşık 3-4 hafta önce ...’da eşinin arkadaşı sanık ... ’in evinde; eşi, kendisi, sanık ... ve eşi ... ile bulunduklarını, bir süre sonra sanıklar ... ile ...’in evden ayrıldıklarını, eşini göremeyince ... ile birlikte aramaya çıktıklarını, harabe eve gittiklerini öğrendiklerini, oraya gittiklerinde de evin dışında sanık ...’ı gördüklerini, içeri girdiklerinde sanık ... ile katılan mağduru giyinik şekilde otururken bulduklarını, uygunsuz bir durum görmediğini, eşinin ise orada olmadığını, dışarı çıkıp eşini aradığını, on veya on beş dakika sonra arabayla eşinin geldiğini, sanıklar ... ile ...'ın burada olduğunu düşünerek geldiğini ve depoda ...'nin yanında olduğunu söylediğini, tartıştıklarını ve hemen ...'yi arayarak eşinin sözlerini teyit etmek istediğini, ...'nin eşinin yaklaşık bir-bir buçuk saat yanında olduğunu ve on dakika önce çıktığını söylediğini, sonra sanık ...'in motosiklet ile ... isimli kızı alarak götürdüğünü, Mükerrer bahisler ihmal edilerek, mahkemede ise ayrıca özet olarak; 2016 yılının Mayıs sonu ya da Haziran ayı başında eşi olan sanık ... ve üç çocuğu ile birlikte arsalarında ev yapmak için temel kazdıklarını, eşinin izinli olduğunu, sanık ...'in de gelerek kendilerine yardımcı olduğunu, daha sonra sanık ...'ın eşi ... ile birlikte geldiğini, birlikte çalıştıktan sonra sanık ...'in evine gittiklerini, sanıkları aradıklarında sanık ...'ın amca oğlu olan ...'nun nerede olduklarını bildiğini söylediğini, "... bir kız yukarıya getiriyor. Oradalar." dediğini, ... Köyündeki yıkık evi tarif ettiğini, ... ile birlikte yıkık eve gittiklerinde evin dışında sanık ...'ın kırmızı renkteki motorunu gördüğünü, evin kapısını açıp baktıklarında sanık ..., öncesinde tanımadığı ... ve sanık ...'in oturduğunu gördüğünü, sanıklar ... ve ...'in katılan mağdurla ilişkiye girdiklerini duymadığını, eşinin de bir şey anlatmadığını, beyanına başlarken duyuntular dediğinin doğru olduğunu, zapta geçirilmediğini, kastının ...'nun, "... bir kız getiriyor." demesi olduğunu, 19.05.2016 tarihinde eşinin çalıştığını ve izinli olmadığını, Soruşturma aşamasında ifade vermek istemediğini ve tanıklıktan çekildiğini beyan eden Tanık ... ... mahkemede verdiği ifadesinde özetle; sanık ...’ın eşi olduğunu, 2016 yılı Haziran ayından önce sanık ...’in evinde ..., ..., eşi ..., ..., ... ve ... diye hitap edilen bir kişiyle buluştuklarını, sanıkların ev bakmak için ayrıldıklarını, uzun süre dönmemeleri üzerine merak ettiklerini, ...'ın nerede olduklarını bildiğini, evlerinin arkasındaki yıkık evin orada olduklarını söylediğini, "Orada ne var?" diye sorduğunda "... kız var." dediğini, "... kız kimmiş?" diye sorduğunda "Uzun boylu, uzun saçlı, esmer bir kız." dediğini, ... ile birlikte yıkık evin oraya gittiklerini, sanık ...'ın evin kapısının önünde olduğunu fakat evin kapısının olmadığını, içeri girmek istediklerinde sanık ...'in kendilerine engel olmaya çalıştığını, içeri girdiğinde dışarıdan görünmemek için kenarda duran katılan mağduru gördüğünü, hepsine bağırıp çağırdığını, sanık ...'ın orada olmadığını, sanık ...'in "Bu benim sevgilim." dediğini ve katılan mağduru götürdüğünü, eve dönerken sanık ...'ı arabayla harabe eve doğru giderken gördüklerini, sanık ... ile ...'ın karşılaşınca "Sen de mi yaptın, bunuda mı yaptın?" şeklinde aralarında tartışma geçtiğini, ertesi gün sanık ...'ın kendisine sanık ...'ten para aldığını ve karşılığında kızı sanık ... ile birlikte olması için harabe eve getirdiğini söylediğini, 15 gün önce de sanık ...'ın aynı kızı ... ile birlikte olması içinde getirdiğini ancak ...'ın birlikte olmadığını, bu olaylar nedeniyle boşanma davası açtığını, evlenmeden önce sanık ...'ın kendisini de harabe eve zorla, tehditle götürüp zorla cinsel ilişkiye girdiğini, Tanık ... mahkemede verdiği ifadesinde özetle; sanık ...'ın amca oğlu olduğunu, gününü hatırlamamakla amca oğlu ...'ın arabayla geldiğini, arazide bir eve gittiğini, kendisinin de arkasından gittiğini, sanık ...'ın kendisini evin dışına çıkarak kovaladığını, o sırada tamamen çıplak olduğunu, durumu eşi ...'a anlattığını, ayrıca bundan bir ay sonra sanık ...'ın eşini dövdüğünü gördüğünü, evin yıkık ve harabe bir ev olduğunu, kapısının olmadığını, o gün evde sanık ...''in bulunduğunu ve onun da üst kıyafetinin olmadığını, yanında ayrıca bir bayanın olduğunu, bu bayanı daha önce bir kaç defa gördüğünü, 16 yaşlarında olduğunu, o gün üzerinde sütyen ve altında iç çamaşırı ile gördüğünü, sanıklar ... ve ...'ı bu bayanla ilişkiye girerken görmediğini, çünkü ...'ın kendisini kovduğunu, harabe eve gittiğinde sanık ...'ı görmediğini, olay yerinden ayrılıp gittiği sırada sanık ...'ı yolda gördüğünü, Tanık ... mahkemede verdiği ifadesinde olaya ilişkin bilgi ve görgüsünün olmadığını, dinlenen tanık ...'nın amca oğlu olduğunu ve tanığın daha önceden ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden akıl sağlığı yönünden raporunun bulunduğunu, şu an akli dengesinin yerinde olup olmadığını bilmediğini, Tanıklar ..., ... mahkemede verdikleri ifadelerinde sanıklardan ... ile ...'i tanıdıklarını, olayla ilgili bilgi ve görgüleri olmamakla birlikte 19.05.2016 tarihinde sanıklar ... ile ... ile gün boyu inşaatta çalıştıklarını, Tanık ... mahkemede verdiği ifadesinde, gününü hatırlayamadığı tarihte sanık ...'ın eşi ...'ın telefonla aradığını, ...'ın yanında olup olmadığını sorduğunu,10-15 dakika önce buradaydı, gitti dediğini, o gün sanık ... yanına öğleden sonra da geldiğini ve bir buçuk-iki saat oturduktan sonra gittiğini, Tanık ... mahkemede verdiği ifadesinde özetle; sanık ...'ın teyzesi olduğunu, olayı görmediğini, bilgisinin olmadığını, tanıklar ... ile ...'nun olayı kendisine anlattıklarını, 2016 yılı Haziranında sanık ...'ın evine gittiğini, tanık ...'ın olay nedeniyle eşiyle kavga ettiğini, boşanma noktasına geldiklerini söylediğini ve olayı açıkladığını, sanıkları yıkık bir evde bir kıza karşı cinsel istismarda bulunurken yakaladıklarını söylediğini, tanık ...'nun da bunu onayladığını, geçen duruşmadan çıktıklarında tanık ...'a "Neden duruşmada yalan söyledin. Senin eşin de orada değil miydi. Bana o şekilde anlatmıştınız." dediğinde "Benim küçük çocuğum var, o nedenle o şekilde beyanda bulundum." dediğini, ayrıca tanık ... sanık ... ile evlenmeden önce kendisini de o yıkık eve götürüp tecavüz ettiğini söylemiş ise de böyle bir şeyin olmadığını, severek evlendiklerini, Beyan etmişlerdir. Sanık ..., müdafii eşliğinde kollukta verdiği ifadesinde özetle; katılan mağdur ile 2014 yılının son aylarında facebook paylaşım sosyal sitesinde tanıştığını, bekar olduğu için konuşmaya başladıklarını, katılan mağdurun kendisini 17 yaşında, lise üçüncü sınıf öğrencisi olduğunu, ... isimli bir erkek ile arkadaşlığını bitirebilirse kendisi ile arkadaş olabileceğini söylediğini, 2-3 ay telefonla görüştüklerini ve arkadaşlıklarının ilerlediğini, bir telefon görüşmesinde katılan mağdurdan çıplak fotoğraflarını çekerek göndermesini istediğini, gönderdiği fotoğrafları baktıktan sonra sildiğini, katılan mağdurla ...'da sahipsiz baraka tipi bir eve gittiklerinde, önceki tarihlerde başka erkeklerle birlikte olduğunu söylemesi üzerine bir kez cinsel ilişkiye girdiğini, kız olmadığını anladığından sonrasında görüşmediğini, daha sonraları eşi ... ile tanıştığını ve evlendiğini, evlendikten 8-9 ay sonra arkadaşı ...'ın ''Senin ... ile cinsel ilişkiye girdiğini biliyorum, eğer bana ayarlamazsan seni eşine söyleyeceğim.'' diyerek tehdit etmesi üzerine eşi ile sorun çıkmasından korkarak katılan mağdura mesaj gönderdiğini, katılan mağdurun buluşma yerine geldiğini ama kendisinin gitmediğini, katılan mağdur ile sanık ...'ın görüştüğünü, kendisinin motosikleti ile katılan mağduru alarak ...'da ilişkiye girdikleri evde cinsel ilişkiye girdiğini sanık ...'ın arkadaşı sanık ...’e anlatmış olduğunu, sanık ...'in de olup bitenleri eşine anlatmakla tehdit ettiğini, eşi ile sorun yaşamamak için katılan mağduru telefonla aradığını ve buluşmak istediğini söylediğini, sonrasında sanık ...'in kendi telefonu ile katılan mağdurla görüştüğünü, sanık ..., katılan mağdur ... sanık ...'in birlikte yıkık eve gittiklerini, kendisinin de motosikleti ile oraya gittiğini, evin dışarısında beklerken eşi ile sanık ...'ın eşinin yıkık eve geldiklerini, sanık ...'in katılan mağduru kendi kız arkadaşı olduğunu söylemesi üzerine bir sorun çıkmadığını, katılan mağdur ile bir kez cinsel ilişkiye girdiğini, diğer sanıkların kendisini tehdit etmesinden dolayı katılan mağdurun buluşmasını sağladığını ama cinsel ilişkiye girmesi konusunda kesinlikle baskı yapmadığını, sanıklar ... ve ...'in cinsel ilişkiye girdiklerini kendisine anlattıklarını, Savcılık ve Sulh Ceza Hakimliğinde; önceki ifadelerini tekrarladığını, katılan mağdurla bir kez rızası ile ilişkiye girdiğini, kendisinin 17 yaşında olduğunu söylediğini, görünüş itibariyle de 18 yaşında olduğunu anladığını, Mükerrer bahisler ihmal edilerek, mahkemede ise özetle; katılan mağdur ile rızası ile 2014 yılında bir kez ilişkiye girdiğini, sanık ...'ı tanıdığını ancak sanık ...'i tanımadığını, eşi ...'nun kendisini aldattığını, sanık ...'ın "Sen evlisin, eşin de seni aldattı, ben bu durumu herkese söylerim. Beni mağdure ile tanıştır." demesi üzerine katılan mağdur ile sanık ...'ı tanıştırdığını, kollukta sanık ...'i tanıştırdığından bahsetmediğini, okunmadan ifadenin imzalatıldığını, ifadeyi kabul etmediğini, savcılıkta ve Sulh Ceza Hâkimliğinde alınan ifadelerinin doğru olduğunu; ayrıca süreçte, eşi ... ile birlikte tanık ...'ın komplo kurup karakola ihbarda bulunduklarını, sanık ... tehdit ettiği için katılan mağdurun telefonunu sanık ...'a verdiğini ancak tanıştırmadığını, tanık ... eşinin katılan mağdur ile olan mesajlaşmalarını görünce, sanık ...'ın "Bu ...'ın eski sevgilisi, eşi ... yakalamasın diye benim telefonla mesajlaşıyor, görüşüyor." dediğini, bu durumu tanık ...'ın eşine anlattığını, eve gittiğinde eşi ile tartıştıklarını, eşine evlenmeden önce bir ilişkisi olduğunu anlatmış olduğundan "Bu o kişi." dediğini, ertesi gün sabah tanık ...'ın kahvaltıya geldiğini, "... abi sen haklıymışsın. Bu suçla senin bir alakan yokmuş. ... bana herşeyi anlattı, ... ile birlikte olduklarını belirtti. Benim bu olaylardan midem bulandı. Artık eşimden ayrılmak istiyorum." dediğini, mağdurdaki zeka geriliğini hissetmediğini, 17-18 yaşında olduğunu düşünerek katılan mağdurla ilişkiye girdiğini, Sanık ... aşamalarda verdiği ifadelerinde özetle; 19.05.2016 tarihinde Seferihisar ilçesi ... Mahallesinde çatı işinde çalıştığını, buna dair tanıklarının bulunduğunu, katılan mağduru ilk defa sanık ...'ın eşi ... ile kendi eşi ...'ın ...'da yıkık evin içerisinde üçüncü kişi olarak bahsedilen kişi ile birlikte yakaladıkları tarihte olay sonrasında tanıdığını, o gün ise ... isimli kişinin işlettiği depoda bulunduğunu, kamera kayıtlarını sunduğunu, sanık ...'ın beyanını kabul etmediğini, neden böyle bir beyanda bulunduğunu bilmediğini, katılan mağdurla ilişkiye girmediğini, HTS kayıtlarının getirtilerek katılan mağduru arayıp aramadığının tespit edilmesini, Sanık ... mahkemede verdiği ifadesinde özetle; sanıklardan ... ve ... 'ı tanıdığını, sanık ...'ın ... isimli bir kız ile uzun süreden beri ilişkisi olduğunu duyduğunu, hatta ...'e tecavüz ettiğini bildiğini; eşine de tecavüz ettiğini, bu nedenle ... ile evlenmek zorunda kaldığını, evlendiği hâlde katılan mağdurla ilişkisini devam ettirmiş olduğunu, katılan mağdur ile ilişkisini ikisini bir arada gördüğü için bildiğini, sanık ...'ın bu olayları kendilerine anlattığını, sanık ...'ın katılan mağduru para karşılığı sattığını duyduğunu, katılan mağdurun çıplak fotoğraflarını çektiğini ve yayınlama tehditi altında başkalarıyla birlikte olmasını istediğini kendisine katılan mağdurun anlattığını ancak fotoğrafları görmediğini, sanık ...'ın kendisine katılan mağdurla birlikte olması için 50 TL teklif ettiğini, yaşını sorduğunda "27-28 yaşında" dediğini, hatırlayamadığı tarihte harabe bir evde buluşacaklarını, sanık ...’ın kendisine motorla yediemin deposuna gitmesini, katılan mağdurun motoru tanıyarak geleceğini söylediğini, deponun önüne gittiğini ve beş dakika sonra katılan mağdurun geldiğini, motoru tanıyarak bindiğini ve gidecekleri yeri bildiğini söylediğini, birlikte harabe eve gittiklerinde sanık ...'a sarıldığını sonra da "Sen benimle evlenecektin ancak bu zamana kadar evlenmedin. si... beni ortada bıraktın. Şimdi de sağa sola beni satıyorsun." dediğini, katılan mağdurun 16-18 yaşlarında göründüğünü, ağlamaya başladığını ve "Abi sende mi benimle yatacaksın?" dediğini, "50 TL verdim." dediğinde "Senin ailen yok mu, çocukların yok mu?" dediğini, kızlarının olduğunu söylediğini, sonrasında zaten namus cinayetinden yatmış ve firari olması nedeni ile sanık ...'a 50 TL daha verdiğini ve "Ben böyle bir şey yapmam." dediğini, sanık ...'ın da kızdığını, bu sırada sanık ...'ın eşi ... ile sanık ...'ın eşi ...'nun harabe eve geldiklerini, ...'nun katılan mağdura "Yine mi sen geldin or..u?" diyerek üstüne doğru yürüdüğünü, sanık ...'ın yüzüne tükürdüğünü ve eline taş aldığını, katılan mağdurun kendisinin arkasına saklandığını, ...'ın ise kocası orada mı diye bakındığını, katılan mağduru motorla aldığı yere bıraktığını ve kendisine "Git bunu polise anlat, ben tanıklık yaparım." dediğini, kesinlikle katılan mağdur ile cinsel ilişkiye girmediğini, sanık ...'ın bu olaydan bir hafta kadar önce kendisine sanık ...'ın katılan mağduru para karşılığı sattığını söylediğini ve kendisinin de kabul ettiğini, harabe evde kendilerini buluşturduğunu, katılan mağdura yaşını sorduğunu, 15 olduğunu söyleyince ilişkiye girmediğini anlattığını, ancak sanık ...'ın ilişkiye girip girmediğini bilmediğini, sanık ... katılan mağdurun annesini de pazarladığını, katılan mağduru sanıkla birlikte iki defa gördüğünü, uzaktan 28 yaşlarında göründüğünü, ayrıca sanık ...'ın facebooktan görüntüsünü de gösterdiğini, 28 yaşlarında göründüğünü, sanık ...'ın 27-28 yaşlarında olduğunu söylediğini, yakından görünce 16-18 yaşlarında olduğunu anladığını, konuşmalarından da küçük olduğunun anlaşıldığını, 18 yaşın üstündeyse ilişkiye girerim param boşuna gitmesin dediğini ancak 15 yaşında olduğunu söyleyince ilişkiye girmediğini; süreçte de, katılan mağdurun yetişkin bir insan gibi davranmadığını ancak şeytan gibi olduğunu ve düşük zekalı da görünmediğini, kayınvalidesini öldürdüğünü, eğer bu suçu da işlemiş olsaydı işlediğini beyan edeceğini, Savunmuştur. IV. GEREKÇE Ceza Genel Kurulunun 10.06.2014 tarihli ve 551-311, 12.11.2013 tarihli ve 511-4 49... .03.2008 tarihli ve 253-52 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; TCK'nın 6/1-a maddesinde, "henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi" olarak tanımlanan çocuk kavramının, kanun koyucu tarafından cinsel dokunulmazlığa karşı suçların düzenlendiği bölümde, "onbeş yaşını bitirmiş", "onbeş yaşını tamamlamamış" şeklinde iki ayrı dönem olarak ele alındığı görülmektedir. Buna göre bu bölümde "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklar ile "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar farklı kategoride mütalaa edilmiştir. TCK'nın 103/1-a maddesinde "onbeş yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı her türlü cinsel davranış cinsel istismar olarak tanımlanmışken, aynı maddenin (b) bendinde; diğer çocuklar ifadesiyle "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklar kastedilerek bunlara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Böylece kanun koyucu bu maddede "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı rızalarıyla işlenen cinsel davranışları cinsel istismar suçu kapsamına almamış ve bu kategorideki çocukların rızalarına önem vermişken, "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranışı rızaları olsa bile çocukların cinsel istismarı suçu kapsamına almıştır. TCK'nın 104. maddesinde de; cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunmayı şikâyete bağlı bir suç olarak hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeden hareketle çocuklara karşı işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da iki kategoride ele alınması gerekmektedir: Birinci kategoride yer alan "onbeş yaşını tamamlamamış" olan çocukların kendi özgür iradeleri ile serbestçe hareket etme hakkı, niteliği itibarıyla üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabilecekleri bir hak olmadığından, bu haklarının ihlaline yönelik olarak gerçekleştirilen eylemlerle ilgili gösterdikleri rıza, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyecektir. Buna karşın ikinci kategoride yer alan "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı işlenen suçlarda ise mümeyyiz olmaları hâlinde rızaları hukuka uygunluk nedeni olabilecektir. Uyuşmazlık konusunun açıklığa kavuşturulabilmesi için esasen Türk Ceza Kanunu’nda bağımsız suç tipleri olarak düzenlenen ancak cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarında daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl olarak öngörülen tehdit ve cebir kavramları üzerinde durulmalıdır. Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğüne göre, ''gözdağı verme'' anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu, söz, yazı veya herhangi bir işaretle işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır (Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökcen-Mehmet Emin Alşahin-Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Kitabevi, Ankara 2019, 18. Bası, s. 405). Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için de mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya mağdurun bundan korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili korkutmak amacıyla yapmış olmasıdır (MAJNO, C. II, s. 127; Abdullah Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C. II, s. 5 17... ). Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğüne göre, "zor, zorlayış" anlamlarına gelen cebir ise; suç olarak düzenlendiği TCK'nın 108. maddesinin gerekçesinde "kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle, onun veya bir üçüncü kişinin iradesi ve davranışları üzerinde zecrî bir etki meydana getirilmesidir." şeklinde tanımlanmıştır. Cebre maruz kalan kişi, bu fiziki gücün meydana getirdiği acının etkisiyle belli bir davranışta bulunmaya zorlanmaktadır. Cebrin oluşması için mağdurun irade oluşturma ve iradi hareket serbestisini ihlale elverişli bir fiziki kuvvet kullanımı yeterlidir (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2015, s. 387). Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun 19.03.2025 tarihli ve 213-136, 08.01.2025 tarihli ve 38-7, 04.12.2024 tarihli ve 364-390 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; hata (yanılma), genel olarak kişinin tasavvuru ve zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu, dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şeyin olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi hâlinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası, bir algılama hatası olduğu hâlde; yasak hatası, bir değerlendirme hatasıdır. TCK'nın 30. maddesinde çeşitli hata hâlleri düzenlenmiş olup maddenin birinci fıkrasında suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olup bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik ya da hatalı bilgi, maddi unsurlara ilişkin bir hatadır. Bu hatanın kastın varlığına engel olacak düzeyde bulunması hâlinde sanığa ceza verilmeyecektir. Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâlinin saklı olduğu belirtildiğinden, taksirle de işlenebilen bir suçun maddi unsurlarında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu hataya düşülmesi kusurluluğu ortadan kaldırmayacaktır. Doktrinde bu konuya ilişkin olarak; "Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Örneğin, arkadaşını ziyarete giden bir kimsenin, arkadaşının olduğu düşüncesiyle bir başkasının konutuna girmesi veyahut onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla rızaen cinsel ilişkide bulunanın, mağdurun reşit olduğunu düşünerek bu eylemi gerçekleştirmesi." (Artuk/Gökcen/Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. Baskı, s. 522), "Suçun maddi unsurlarında hata (unsur yanılgısı), müşahhas bir olayda suçun maddi unsurlarına müteallik hususlardaki bilgisizliği, eksik veya yanlış bilgiyi ifade eder. Bir başka ifadeyle, faildeki müşahhas olaya ilişkin tasavvurun gerçekle bağdaşmaması hâlidir. Bu hata, suça ilişkin kastı ortadan kaldırır. Bu hata hâlinde kasten işlenmiş bir haksızlıktan bahsetmek mümkün değildir. Failin bilgisi veya tasavvuru gerçeğe uysaydı; işlediği fiilin bir haksızlık teşkil etmeyeceği muhakkak olmalıdır." (İzzet Özgenç, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi Genel Hükümler, Seçkin, 1. Baskı, 2005, s. 421), "Failin suç tipindeki bir unsurda yanılması, bu suçun kasten işlenmesini engeller. Bu takdirde suç taksirle işlendiği takdirde cezalandırılabilen bir suç ise, sorumluluk taksirli suçtan dolayıdır." (Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 12. Baskı, s. 362) şeklinde görüşlere yer verilmiştir. Failin isnat olunan suçun maddi unsurlarına ilişkin hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa, bu takdirde fail TCK'nın 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu hatasından yararlanacak, bunun sonucu olarak yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından ve suçun taksirle işlenmesi hâli de kanunda cezalandırılmıyor ise CMK'nın 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekecektir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde: 2014 yılında sosyal medya aracılığıyla tanıştığı ve mahrem nitelikteki fotoğraflarını gönderdiği sanık ... ile bu fotoğrafları çevresine yaymasının yanı sıra daha sonraki süreçte aralarında yaşanan cinsel ilişkiyi de ifşa edeceğine dair tehditlerine maruz kalarak birçok kez istemediği hâlde cinsel ilişkiye girdiğini; aynı tehdit ve baskı altında sanığın telkiniyle, üstelik kendilerine rızasının olmadığını söz ve davranışlarıyla da izhar etmiş olmasına rağmen sanıklar ... ve ...'le de zorla ilişkiye girdiğine dair gerek soruşturma gerek kovuşturma safahatında katılan mağdurun birbirini tamamlayan, yeknesak, samimi ve tafsilatlı beyanlarda bulunması, işbu beyanlarda belirttiği bazı hadiselerin bir kısım tanık anlatımlarıyla da doğrulandığı gibi süreçte verdikleri savunmalarıyla sanıklarca ikrar olunması, olayın 01.06.2016 tarihinde yapılan ihbarlar kapsamında yürütülen araştırma neticesi açığa çıkmasına nazaran, intikalin gerçekleme şekli ve süresinin de katılan mağdurun beyanlarını desteklemesi, mezkûr ihbarlarda belirtilen isimlerin ve özü itibari ile cinsel ilişkinin vuku bulduğuna dair bilginin teyit edilmesi, katılan mağdurun her ne kadar fiziken büyük gösterdiğine dair adli görüşme ve değerlendirme raporunda kanaate yer verilmiş ise de devamında kısa cümleler ve sınırlı kelime dağarcığıyla konuştuğu, depresif görünüme sahip olduğunun belirtilmesi, sanık ...'in de konuştuğunda ve yakından baktığında yaşının küçük olduğunu anladığını beyan etmesi, katılan mağdurun 19.09.2016 tarihinde tören sonrasında okuldan sanıklar ... ve ... tarafından alındığına dair beyanı da dikkate alındığında, hastane doğumlu ve lisede öğrenci olan katılan mağdurun yaşının küçük olduğunun, yazılı savunmasında tanıştıklarında katılan mağdurla evlenmeyi düşündüğünü, ayrıldıktan sonra da evlenmek için eşi olan tanık ...'nun yaşını beklediğini bildirdiği gibi boşanma ilamında buna müteallik tanık beyanı da dercedilen ve katılan mağdurla irtibatını devam ettiren sanık ... tarafından idrak edilmemesinin mümkün görülmemesi karşısında, sanıkların yekdiğerini nakzeden, toplanan deliller muvacehesinde olayın mutat seyriyle bağdaşmayan savunmalarına itibar etmeyen İlk Derece Mahkemesinin tespit ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu açıklamalar ışığında, sanıkların eylemlerinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu; sanık ...'ın 2014 yılındaki eylemlerine ilişkin olarak TCK'nın 30/1. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulama imkânının bulunmadığı kabul edilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi; direnme gerekçesinin isabetli olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.03.2023 tarihli ve 53-82 sayılı hükümlerindeki, sanıkların eylemlerinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğa ilişkin direnme gerekçelerinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2025 tarihli birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından 05.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla