Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2025/274 E. , 2025/439 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2933-4645 I. HUKUKÎ SÜREÇ Kamu görevlisine hakaret suçundan sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2025/274 E. , 2025/439 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2933-4645 I. HUKUKÎ SÜREÇ Kamu görevlisine hakaret suçundan sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin ... 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.03.2018 tarihli ve 682-172 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 30.04.2019 tarih ve 2381-1107 sayı ile; İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/3-a, 125/4, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 7.080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye karar verilmiştir. Hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 26.06.2014 tarih ve 33302-9209 sayı ile; "... kullanıcı isimli kişinin facebook hesabında yapmış olduğu 27.03.2014 tarihli paylaşımında, 'Bugün ulusal yayın yapan tv kanallarının canlı yayınlarına bağlanarak ... Paşanın ...'daki gazeteleri kapatma girişimini Türkiye'ye anlattık' başlığına yer verip, bu hususta ... Belediye Başkanı olan katılan tarafından yapılan açıklamaları belirterek katılanın doğruyu söylemediğini ifade etmesi üzerine bu paylaşımın altına sanık tarafından yapılan yorumda yer alan ifadelerin, siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu da gözetildiğinde, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta bulunmayıp, ağır eleştiri niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Aksi düşünce, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu itibarla, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkûmiyet kararı verilmesi, Kabule göre de; Sanığın, soruşturma aşamasındaki beyanında, ..., ... ... ve ... ... Gazetelerindeki yazıları nedeniyle katılanın kendisine düşmanlığı olduğunu, katılanla arasında önceye dayalı husumet bulunduğunu, eşiyle birlikte işlettiği dükkanın önüne moloz döktürdüğünü, başka bir gün dükkanına gelerek kendisine küfür ettiğini ve düşmanlık duyduğunu ifade etmesi karşısında, katılanın husumete yönelik iddialarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde araştırılıp belirlenmesi ve eylemlerin öncelik sonralık ilişkisi de dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise 18.12.2024 tarih ve 2933-4645 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının10.03.2025 tarihli ve 21363 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 07.05.2025 tarih ve 2526-8591 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen kamu görevlisine hakaret suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; ... isimli şahsın Facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde 27.03.2014 tarihinde "Bugün ulusal yayın yapan TV kanallarının canlı yayınlarına bağlanarak ... Paşa'nın ...'daki gazeteleri kapatma girişimini anlattık. Kanal ... TV'de canlı yayında ... Paşa ile karşı karşıya geldik. Benim ... ... ve ... ... Gazetelerini kapatma kararı açıklamalarımdan sonra ... Paşa ne dese beğenirsiniz?! Gazeteler kendilerini şikâyet ederek provokasyon yapmak istedi! Bana komplo kurdular!!!' Anında yalanı ortaya çıktı! Çünkü aynı gün ... Gazetesine 'rutin bir uygulama' diye açıklama yapan ... Paşanın ta kendisiydi!!!" şeklinde yapmış olduğu paylaşımın altına sanığın; "Son çırpınışlar... Yalancının mumu artık yatsıya kalmıyor. Geri zekalı bunu bile anlayamıyor..." şeklinde yorum yaptığı, Açık kaynak bilgilerine göre; 1- ...'ın TV programları yaptığı ve ...'da yerel basında köşe yazıları yazdığı, 2- "... Belediye Encümeni İki Yerel Gazeteyi Kapatma Kararı Aldı" başlıklı 25.03.2014 tarihli gazete haberinde ... Belediyesi'ne bağlı zabıtaların 24.03.2014 tarihinde ... ..., ... Olay ve ... ... gazetelerine incelemeye gittikleri, ... ... ve ... ... Gazeteleri hakkında iş yeri açma ruhsatı olmadığı yönünde tutanak tuttukları, ... Belediye Encümeninin de iki gazete hakkında kapatma kararı verdiği ancak gazetelere henüz kapatma işlemi yapılmadığı, 3- Katılanın 2004-2019 tarihleri arasında ... Belediye Başkanı olarak görev yaptığı, Sanığın, Özel Daire bozma kararından sonra dosyaya ibraz ettiği resimler ile 01-04.10.2012 gazete haberlerinden ... Caddesinde yapılan çalışmalar sırasında sanığın sahibi olduğu ... Kırtasiye isimli iş yerinin önüne molozlar yığıldığı, sanığın da katılanı kastederek "...'da gerçekleri yazıyorum diye bana bu eziyeti yapıyor. Burada bir çok ağaç kesildi... Tek bir Bolulu çıkıp niye kesiyorsunuz demedi. Ben bunlara karşı çıkıyorum diye bu molozları benim dükkânımın önüne yığdı. ... ... tarihinde unutulmayacaktır. Benimle bir derdi varsa gelsin benimle çözsün, ekmeğimle uğraşmasın." şeklinde açıklamalarda bulunduğu, Türk Dil Kurumu Sözlüğünde "Geri zekalı" ifadesinin, "1. (sıfat) Zekâ düzeyi gelişmemiş (kimse); gerzek.", "2. (sıfat, mecaz) Anlayışı kıt, aptal olan; gerzek" anlamlarında kullanıldığı, Anlaşılmaktadır. Sanık; 25 yılı aşkın süre öğretmenlik yapmış bir eğitimci olduğunu, milletvekili adaylığının olması, ticaret ile uğraşması, sivil toplum kuruluşlarında başkanlık yapması ve yönetimlerinde bulunması, özellikle de yıllarca köşe yazarlığı yapması nedeniyle ...'da tanınan bir kişi olduğunu, katılanın geçmişten bu yana kendisine husumeti bulunduğunu, çalıştırdığı dükkânın önüne bilinçli olarak 10 gün boyunca moloz attırdığını, giriş kapısına çukur kazdırdığını, molozu kaldırdıktan sonra da 30 gün boyunca 6 kamyon çakıl döktürdüğünü, suç duyurusunda bulunduğunu ancak soruşturma izni verilmediğini, katılanın bir gün, yanında ki iki kadın ile dükkânına girdiğini, girişte kasada bulunduğu hâlde kendisini görmezden gelerek dükkânın arkasına geçtiğini, selam vermeden arkaya geçmesinin çok ayıp olduğunu dile getirdiğinde katılanın küfürler ettiğini, bu olaylardan sonra da ... ... Gazetesinde "Küfürleriniz Yakıştı mı Başkan" başlığı ile bir köşe yazısı yazdığını, katılanın bu düşmanlığının köşe yazılarında gerçekleri yazmasından dolayı olduğunu, ... Gazetesi, ... ... Gazetesi ve ... ... Gazetelerinde cesaretle yanlışlıkların üzerine gitmesinin ve ... kamuoyunda çok takip edilmesinin katılanı saldırgan hâle getirdiğini, ... ... ve ... ... Gazeteleri ... Belediyesi tarafından kapatılınca ...'da eylemler yapıldığını, ulusal kanallarda duyurulduğunu, katılanın canlı yayına katılıp "Gazeteler kendilerini şikâyet ederek provokasyon yapmak istedi. Bana komplo kurdular." demesi üzerine ...'ın katılanın doğru söylemediğini ortaya çıkardığını, bir belediye başkanının yaşanan gerçekleri inkâr etmesini doğru bulmadığını ve bunu bir belediye başkanına ahlaki yönden yakıştıramadığını, suça konu yorumları da bu nedenle yaptığını, suç işleme kastının olmadığını, amacının eleştiri olduğunu, katılanın yaptığı uygulamaların ve icraatların yanlış olduğunu dile getirmek için yazdığını, bunu yazdıktan sonra ticari işletmesinin önüne kırk gün boyunca moloz yığdığını, çukur açtığını, bu nedenle şeker hastası olduğunu, halen insülin kullandığını savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar TCK’nın "Hakaret" başlıklı 125. maddesi şöyledir; "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." . Norm ile 765 sayılı TCK'dan farklı olarak hakaret ve sövme ayrımı kaldırılmış, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek hakaret suçunu oluşturan seçimlik hareketler olarak belirlenmiştir. Doktrin de aynı görüştedir (Mahmut Koca- İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s. 430). Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Eleştiri ise herhangi bir kişiyi, eseri, olayı veya konuyu enine, boyuna, derinlemesine her yönüyle incelemek, belli kriterlere göre ölçmek, değerlendirmek, doğru ve yanlış yanlarını sergilemek amacıyla ortaya konulan görüş ve düşüncelerdir. Genelde beğenmemek, kusur bulmak olarak kabul görmekte ise de eleştirinin bir amacının da konuyu anlaşılır kılmak, sonuç çıkarmak ve toplumu yönlendirmek olduğunda kuşku yoktur. Her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmaları zorunlu olmakla birlikte, demokratik bir hukuk devletinde kamu görevini üstlenenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek de kaynağını Anayasadan alan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur. Eleştirinin sert bir üslupla yapılması, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgu ise de eleştiri yapılırken görüş açıklama niteliğinde bulunmayan, küçültücü, aşağılayıcı ifadeler kullanılmamalı, düşünceyi açıklama sınırları içinde kalınmalıdır. İHAM’a göre; öncelikle ifadelerin bir olgu isnadı mı yoksa değer yargısı mı olduğu belirlenmelidir. Zira olgu isnadı kanıtlanabilir bir husus iken, bir değer yargısının kanıtlanmasının istenmesi dahi ifade özgürlüğüne müdahale sayılabilecektir. Yargılamaya konu olan ifadeler eğer bir değer yargısı içermekte ve somut bir olgu isnadından bahsedilemeyecekse, değer yargılarını destekleyecek yeterli bir altyapının mevcut olup olmadığı İHAM tarafından göz önünde bulundurulmaktadır. Zira değer yargılarının dahi belli düzeyde olgusal temel içermesi gerektiği kabul edilmektedir. Öte yandan, hiçbir veriye dayanmayan ve hiçbir altyapısı bulunmayan bir değer yargısı İHAM tarafından da ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kabul görmemektedir (İHAM'ın 12.07.2001 tarihli ve 29032/95 başvuru sayılı Feldek/Slovakya ve 06.10.2009 tarihli ve 27209/03 başvuru sayılı Kuliś ve Różycki/Polonya kararları). Olgu isnadı içeren ifadeler konusunda ise en azından ilk bakışta güvenilir görünen delil sunulması gerektiği kabul edilmektedir. Elbette ki, bu deliller sunulamadığı takdirde, İHAM (18.02.2014 tarihli ve 43912/10 başvuru sayılı Jalbă/Romanya kararı) iddiaların gerçekliğinin kanıtlanmasını beklemektedir. Netice itibarıyla tipik fiil kapsamında değerlendirilebilecek olsa da; her somut olay özelinde, mağdurun ve sanığın görev, sıfat ve konumları da nazara alınmak suretiyle TCK'nın 26/1. maddesine istinad eden, ifade özgürlüğü hakkı kapsamında bir hukuka uygunluk sebebinin bulunup bulunmadığı değerlendirmesi yapılmalı, sonucuna göre de mağdurun şeref ve saygınlığını koruma hakkı ile sanığın ifade özgürlüğü hakkı arasında adil bir dengenin kurulması gerektiği gözetilmelidir. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Katılanın ... Belediye Başkanı olduğu dönemde bazı yerel gazetelerin iş yeri ruhsatlarının iptal edilmesinin gündeme gelmesi nedeniyle yerel basında TV programları yapan ve köşe yazıları yazan ... isimli şahsın Facebook'ta; "Bugün ulusal yayın yapan TV kanallarının canlı yayınlarına bağlanarak ... Paşa'nın ...'daki gazeteleri kapatma girişimini anlattık. Kanal ... TV'de canlı yayında ... Paşa ile karşı karşıya geldik. Benim ... ... ve ... ... Gazetelerini kapatma kararı açıklamalarımdan sonra ... Paşa ne dese beğenirsiniz?! 'Gazeteler kendilerini şikâyet ederek provokasyon yapmak istedi! Bana komplo kurdular!!!' Anında yalanı ortaya çıktı! Çünkü aynı gün ... Gazetesine 'rutin bir uygulama' diye açıklama yapan ... Paşanın ta kendisiydi!!!" şeklindeki paylaşımının altına sanığın; "Son çırpınışlar... Yalancının mumu artık yatsıya kalmıyor. Geri zekalı bunu bile anlayamıyor..." şeklinde yorum yapmak suretiyle kamu görevlisine hakaret suçunu işlediği Bölge Adliye Mahkemesince kabul olunmuştur. Düşünce özgürlüğü ve dolayısıyla eleştiri, demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir haktır. Toplumun ilerlemesi ve yararı için zorunludur. İfade özgürlüğü sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenilmeye değmez görülen haber ve düşünceler için değil, devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Demokratik toplum düzeninin ve çoğulculuğun gereğide budur. Eleştiri de kaynağını bu özgürlükten alır. Eleştirinin doğasından kaynaklanan sertlik suç oluşturmaz. Eleştirinin övgü olmamasına göre sert, kırıcı ve incitici olması da doğaldır. Suç tarihinde ... Belediye Başkanı olan katılana hakaret suçundan mahkûmiyetin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelip gelmediği ve gerçekleşmesi amaçlanan meşru amaçla orantılı olup olmadığı açısından, siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda oldukları ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğu her zaman vurgulanmıştır. Bu açıklamalar ışığında, katılanın yerel basın ile ilgili uygulamalarının ve icraatlarının yanlış olduğunu dile getirmek için eleştiri amacıyla suça konu sözleri yazdığını savunan sanığın aynı zamanda yerel basında köşe yazarlığı yapması nedeniyle somut olay ile ilgisinin olduğu hususu ile demokratik toplumun zorunlu unsurlarından olan eleştirme, yorumlama işlevi ve Anayasa'nın 26 ile İHAS'ın 10. maddeleri gözetildiğinde; sanığın yazdığı sözlerin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kaldığı, olayın gerçekleşme koşulları itibarıyla katılanın şahsına değil eylemlerine ilişkin eleştiri niteliğinde olduğu ve sanığa isnat edilen hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu hükmündeki gerekçelerinin isabetli olmadığına ve mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Maddi vakıanın kabulüne ilişkin vicdani kanaatini, doğrudan muhatap olduğu takdirî deliller ve dosya kapsamına uygun, ilgili, özgün ve yeterli gerekçelere dayandıran Bölge Adliye Mahkemesinin müsnet kamu görevlisine hakaret suçunun unsurlarının oluştuğu yönündeki takdir ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığından ve özellikle, doğrudan mağdurun şeref ve saygınlığına yönelen ifadelerin; sanığın kendisi gerçekleştirmesi ya da toplumun gelişmesi bakımından katkı ve fonksiyonu itibarıyla demokratik toplumdan beklenen hoşgörü kapsamında değerlendirilemeyeceği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim." görüşüyle, Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi de; direnme kararına konu Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle, Karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 18.12.2024 tarihli ve 2933-4645 sayılı direnme kararına konu hükmün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, 2- Söz konusu hükmün, sanığa isnat edilen hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 3- Dosyanın, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.