İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2025/320 Karar: 2025/592 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2025/320 K.2025/592

Ceza Genel Kurulu 2025/320 E. , 2025/592 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 186-345 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-3.cümle, 103/3-d, 103/4, 43/1 ve 61/7 maddeleri uyarınca 30 yıl; kişiyi hürri

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2025/320 E. , 2025/592 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 186-345 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-3.cümle, 103/3-d, 103/4, 43/1 ve 61/7 maddeleri uyarınca 30 yıl; kişiyi hürri

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2025/320 E. , 2025/592 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 186-345 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-3.cümle, 103/3-d, 103/4, 43/1 ve 61/7 maddeleri uyarınca 30 yıl; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2, 109/3-f, 109/5 ve 43/1. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki suç yönünden 53... . maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.09.2022 tarihli ve 212-318 sayılı hükümlerin, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 23.11.2022 tarih ve 2174-2557 sayı ile; "Mahkemece suç tarihinin 05.09.2014 - 30.12.2014 tarihleri arası olarak kabul edilmesine, TCK'nın 103/1-3 cümlesinin 6763 Sayılı kanunu ile 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe girmesine rağmen sanık aleyhinde uygulanarak fazla ceza tayin edilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesince 25.04.2023 tarih ve 490-144 sayı ile sanığın TCK'nın 103/1-1.cümle, 103/3-d, 103/4, 43/1. maddeleri uyarınca 27 yıl; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2, 109/3-f, 109/5 ve 43/1. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki suç yönünden 53... . maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin verilen hükümlerin; sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 13.09.2023 tarih ve 1606-1631 sayı ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, bu kararın sanık müdafileri ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 12.03.2024 tarih ve 14116-2138 sayı ile; "Katılan mağdur, katılan ve tanıkların dosya kapsamına göre suçun işlendiği tarih ile sanığın kurumda çalıştığı döneme yönelik çelişkili beyanlarda bulunması karşısında, öncelikle sanığın gayriresmi olarak ilgili vakıfta farklı zamanlarda da çalışıp çalışmadığının belirlenmesinden sonra mağdurun 30.03.2022 tarihinde Çocuk İzlem Merkezinde alınan ifadesini içerir CD'nin izlenmesinde 'sanığın eylemleri gerçekleştirirken kapıyı kilitlediğini, iki kere kapıyı kilitlemeden yaptığını, aynı kursta bulunan başka çocukları bu sırada gördüğünü, sanığın onlara bağırıp kovduğunu' belirttiği anlaşıldığından ilgili vakıfta olay tarihi itibarıyla görgüye dayalı bilgileri bulunan tanık olabilecek kişilerin açık adres ve kimlik bilgilerinin tespit edilerek bilgi ve görgülerinin sorulmasına müteakiben sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü yerine, yazılı şekilde düzeltilerek esastan reddine kararı verilmesi" isabetsizliğinden bozulması üzerine İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi 11.07.2024 tarih ve 186-345 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükümlerin de katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.02.2025 tarihli ve 2756 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 26.05.2025 tarih ve 915-4578 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında eksik araştırma ile hükümler kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesinin suç tarihindeki yasanın uygulanmaması nedeniyle sanık hakkında fazla ceza tayininden bahisle bozma kararı verip veremeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Sanığın suç tarihinde kursa gittiği dönemde öğrencisi olan katılan mağdura yönelik zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında yargılamanın "Hukukî Süreç" kısmında anlatıldığı gibi gerçekleştiği anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.10.2025 tarihli ve 109-434 sayılı, 30.04.2025 tarihli ve 490-197 sayılı ile 17.09.2025 tarihli ve 242-343 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilen Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre istinaf mahkemeleri ancak şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesi hükmünde, CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kat'i surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisi bulunmamakta, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu anlaşılmaktadır. Yüksek Ceza Genel Kurulunun belirtilen kararlarında ayrıntısına yer verilen hukuki düzenlemeler ve değerlendirmeler karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları veregeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün olamayacaktır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması gündeme gelmektedir. Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi esasen sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermektedir. Oysa CMK'nın 3. maddesine göre mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca da "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür." Bölge adliye mahkemelerinin CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar haricinde, görev sınırlarının aşılması suretiyle verdikleri, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemelerince görevli olmadıkları hâlde tesis edilen hükümlerin, görev sınırlarının aşılması ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunmaları" gerekir. Keza, hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olmaları nedeniyle ve fakat münhasıran işin esasını çözen hüküm ve/veya kanun yolu mercii sıfatıyla denetleme kararı bağlamında hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunan iş bu karar ve hükmün konu olduğu, kanun yolu silsilesinde verilen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile Özel Daire kararlarının da doğurdukları hukuki sonuçlar bakımından aynı mahiyette oldukları kabul edilmelidir. Aksi hâlde CMK'nın 280. maddesinin emredici gerekleri gözetilmediğinden henüz hukuka uygun bir denetime tabi tutulduğu söylenemeyen ilk derece mahkemesinin ilk hükmünün, bozma kararları ile ortadan kalktığı sonucuna ulaşılacaktır. Şu hâle göre, kanun yolu silsilesinin usul hukukuna uygun seyrini teminen; dava dosyasının, ilk derece mahkemesince verilen ilk hüküm ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde sanığın TCK'nın 103/1-3.cümle, 103/3-d, 103/4 ve 43/1, 61/7, 53... ; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109/2, 109/3-f, 109/5, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca mahkûmiyetine ilişkin İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.09.2022 tarihli ve 212-318 sayılı hükümlerin, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 23.11.2022 tarih ve 2174-2557 sayı ile özetle suç tarihindeki yasanın uygulanmaması nedeniyle sanık hakkında fazla ceza tayininden bahisle bahisle bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince bozma gereği yerine getirilerek 25.04.2023 tarih ve 490-144 sayı ile sanığın TCK'nın 103/1-1.cümle, 103/3-d, 103/4, 43/1, 53... . maddeleri; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2, 109/3-f, 109/5, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca mahkûmiyetine dair verilen hükümlere yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmasını müteakip İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 13.09.2023 tarih ve 1606-1631 sayı ile istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddedildiği, sanık müdafileri ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilen bu kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince 12.03.2024 tarih ve 14116-2138 sayı ile bozulduğu, İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesince 11.07.2024 tarih ve 186-345 sayı ile bozmaya direnilerek önceki hükümler gibi sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükümlerin de katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesiyle Özel Dairece 26.05.2025 tarih ve 915-4578 sayı ile yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılan dosyada; Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılması, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 23.11.2022 tarihli ve 2174-2557 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlerin bozulmasında gösterdiği "Mahkemece suç tarihinin 05.09.2014 - 30.12.2014 tarihleri arası olarak kabul edilmesine, TCK'nın 103/1-3 cümlesinin 6763 Sayılı kanunu ile 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe girmesine rağmen sanık aleyhinde uygulanarak fazla ceza tayin edilmesi" gerekçesinin CMK'nın 280. maddesinde tahdidi olarak düzenlenen sebeplerden olmaması karşısında İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin bozulmasına karar veremeyeceği kabul edilmelidir. Yapılan açıklamalara ve ulaşılan bu sonuca göre de; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince verilen 23.11.2022 tarihli ve 2174-2557 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden yeniden tesis edilen İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2023 tarihli ve 490-144 sayılı hükümlerin ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 13.09.2023 tarihli ve 1606-1631 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki karar (ve hükümleri) konu edinen 12.03.2024 tarih ve 14116-2138 sayılı bozma ve 26.05.2025 tarih ve 915-4578 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına, İsabetsiz bulunan İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.07.2024 tarihli ve 186-345 sayılı direnme hükümlerinin bozulmasına, Dava dosyasının, İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.09.2022 tarihli ve 212-318 sayılı hükümlerle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince verilen 23.11.2022 tarihli ve 2174-2557 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden yeniden tesis edilen İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2023 tarihli ve 490-144 sayılı hükümlerin ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 13.09.2023 tarihli ve 1606-1631 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki kararı (ve hükümleri) konu edinen 12.03.2024 tarih ve 14116-2138 sayılı bozma ve 26.05.2025 tarih ve 915-4578 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının ise "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına, 2- İsabetsiz bulunan İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.07.2024 tarihli ve 186-345 sayılı direnme hükümlerinin, "Mahkemece verilen 14.09.2022 tarihli ve 212-318 sayılı hükümlerle ilgili olarak, CMK'nın 280/2. maddesinin emredici hükümleri doğrultusunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince istinaf incelemesi yapılıp işin doğrudan muktezaya bağlanmasında zorunluluk bulunması" gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 3- Dava dosyasının, İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.09.2022 tarihli ve 212-318 sayılı hükümlerle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmesine, 4- Dava dosyasının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla