İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2025/486 Karar: 2026/220 Tarih: 2026

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2025/486 K.2026/220

Ceza Genel Kurulu 2025/486 E. , 2026/220 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 3552-1598 I. HUKUKİ SÜREÇ Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-3.a-4 ve 62. maddeleri uyarınca 11... gün hapis

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2025/486 E. , 2026/220 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 3552-1598 I. HUKUKİ SÜREÇ Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-3.a-4 ve 62. maddeleri uyarınca 11... gün hapis

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2025/486 E. , 2026/220 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 3552-1598 I. HUKUKİ SÜREÇ Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-3.a-4 ve 62. maddeleri uyarınca 11... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ... 15. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07.10.2016 tarihli ve 765-575 sayılı kararın kesinleşmesinin ardından sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan İlk Derece Mahkemesince 14.05.2018 tarih ve 87-392 sayı ile hükmün açıklanmasına, sanığın TCK’nın 125/1-3.a-4, 62... . maddeleri uyarınca 11... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. Hükmün, sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 14.09.2020 tarih ve 3552-1598 sayı ile verilen istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 25.03.2025 tarih ve 12075-5707 sayı ile; "…Davaya konu kalıplaşmış slogan şeklindeki sözler; mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp siyasi ve ağır eleştiri niteliğindedir. Aksi düşünülecek olursa, suçla korunmak istenen değer ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu itibarla, hakaret suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığı gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi …" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.05.2025 tarih ve 48245 sayı ile; "...Sanıklar, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başbakanına yönelik olarak başkalarının malını çalan anlamına gelen 'hırsız' ve insanların canlarına kasteden, insanları öldüren kişi anlamına gelen 'katil' sıfatlarını yakıştırması kaba söz yada siyasi eleştiri olarak kabul edilemeyeceğinden sanıkların hakaret suçunu oluşturan eyleminden dolayı mahkumiyetine karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması yerine bozulmasının hukuka aykırılık oluşturduğu..." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 16.09.2025 tarih, 5302-13625 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat olunan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanığın suça konu eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin, bu bağlamda müsnet suçun sabit olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 31.05.2014 tarihli tutanakta; 31.05.2014 tarihinde, Gezi Parkı olaylarının yıl dönümü nedeniyle ... Halkevleri trafından organize edilen basın açıklaması sırasında basın açıklaması ve yürüyüşe katılan Halkevleri, ...-..., Öğrenci Kolektifleri ve ... Kadın Kolları üyeleri tarafından "Katil ..., Hırsız ..." şeklinde sloganlar atıldığı tespitlerine yer verildiği, 01.06.2014 tarihli Fotoğraflarla CD Tespit Tutanağında; yürüyüşte bulunan şahıslardan birisinin de sanık olduğunun belirlendiği, 26.06.2014 tarihli Kamera Görüntülerinden Şahıs Tespit Tutanağında; sanığın, -182251 kayıt numaralı görüntünün 00.01 – 00.22 saniyelerinde; Katil ..., -182515 kayıt numaralı görüntünün 00.01 – 00.43 saniyelerinde; Hırsız ..., -M2U03924 kayıt numaralı görüntünün 02.07 – 02.17 saniyelerinde; Katil ..., -M2U03924 kayıt numaralı görüntünün 04.28 – 05.12 saniyelerinde; Katil ..., -M2U03924 kayıt numaralı görüntünün 06.59 – 07.51 saniyelerinde; Hırsız ..., -M2U04212 kayıt numaralı görüntünün 00.23– 00.45 saniyelerinde; Hırsız ..., Şeklindeki sloganları attığı yönünde tespitlerin yer aldığı, Dosya içerisinde yer alan görüntülerin incelenmesinde; sanığın yürüyüş ve basın açıklamasına katıldığının görüldüğü ancak sanığın suça konu sloganları attığının iddia edildiği "Kamera Görüntülerinden Şahıs Tespit Tutanağı"nın ilk beş sırasında belirtilen kayıtlara ilişkin saniyeler arasında, kameranın görüş açısı içerisinde olmadığının, altıncı sıradaki kayda ilişkin saniyeler arasında ise sanığın kamera görüş alanı içerisine girdiğinin fakat herhangi bir slogan atmadığının gözlemlendiği, Anlaşılmaktadır. Sanık aşamalarda; o tarihteki etkinliği düzenleyen sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerle bir bağının olmadığını, daha öncesinde Türkiye Gençlik Birliğine üye olduğunu fakat şu anda adı geçen Birlik ile de bir bağının kalmadığını, şahıs tespit tutanağındaki kişinin kendisi olduğunu, o tarihte düzenlenen etkinliğe bireysel olarak katıldığını ancak hakaret içerir söz söylemediğini, slogan atmadığını, dosya içerisinde yer alan görüntülere dair CD' de de hakaret içerikli bir söz söylediğine veya slogan attığına ilişkin bir kaydın olmadığını savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-294, 15.10.2025 tarihli ve 365-403 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira, kabili te'lif olmayan şüphe ve gerçeğin yan yana mevcudiyeti üzerinden salt bir kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kurallarına uygun olduğu söylenemeyeceği gibi maddi gerçekliğin bütünüyle ortaya çıkarıldığı da ileri sürülemeyecektir. B. Hukuki Değerlendirme 31.05.2014 tarihinde, Gezi Parkı olaylarının yıl dönümü nedeniyle ... Halkevleri trafından organize edilen basın açıklaması ve yürüyüş sırasında sanığın "Katil ..., Hırsız ..." şeklinde sloganlar atmak suretiyle müsnet suçu işlediği iddia edilmiş ve yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Dosya içerisinde yer alan 26.06.2014 tarihli "Kamera Görüntülerinden Şahıs Tespit Tutanağı"nda sanığın, 182251, 182515, M2U03924, M2U04212 kayıt numaralı görüntülerin belirli zaman dilimlerinde suça konu slogan şeklindeki sözleri söylediği belirtilmiş ise de bu görüntülerin incelenmesinde; suça konu sloganları attığının iddia edildiği kayıt ve zaman dilimlerinden yalnızca M2U ... numaralı kayıtta kamera görüş alanı içerisine girdiği fakat herhangi bir slogan atmadığı gözlemlenmiştir. Tutanaktaki kayıtlar dışında kamera görüş alanı içerisinde bulunduğu diğer kayıtlarda da sanığın suç unsuru sözleri sarf etmediği anlaşılmıştır. Bu hâliyle sanığa isnat olunan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun sabit olmadığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir. Ulaşılan sonuç karşısında, sanığa isnat olunan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE, 2- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 25.03.2025 tarihli ve 12075-5707 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- ... 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.05.2018 tarihli ve 87-392 sayılı sanık hakkında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 14.09.2020 tarihli ve 3552-1598 sayılı kararının, sanığa isnat edilen suçun sabit olmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, ... 15. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla