İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.1998/692 K.1998/741

Hukuk Genel Kurulu 1998/1-692 E., 1998/741 K.

Esas1998/692Karar1998/741Tarih21 Ekim 1998Okuma5 dk · 1.054 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
1998/692
Karar No
1998/741
Karar tarihi
21 Ekim 1998
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.054 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 1998/1-692 E., 1998/741 K.

İŞTİRAK HALİNDE MÜLKİYETTE TARAF TEŞKİLİ

743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 581 ]

743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 629 ]

743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 631 ]

3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 12 ]

3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 13 ]

3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 28 ]

3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 29 ]

3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 33 ]

3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 46 ]

3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 46 ]

"İçtihat Metni"

(YİBK.,11.10.1982 gün ve 1982/3-2 s.)

Taraflar arasındaki "tapuda yüzölçümü düzeltilmesi veya tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Antalya Asliye İkinci Hukuk Mahkemesi)'nce davanın kabulüne dair verilen 10.10.1996 gün ve 1990/61 -1996/712 sayılı kararın incelenmesi davacılar ve davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Birinci Hukuk Dairesinin 24.03.1997 gün ve 1997/3447-3979 sayılı ilamı ile; (... Toplanan delillere, tüm dosya içeriğine ve davacılar vekilinin 09.09.1993 günlü keşifteki 83 nolu parselle ilgili davayı atiye terkettikleri şeklindeki beyanına göre davacıların temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,

Davalı Hazinenin temyizine gelince; Davacılar miras bırakanları adına tapuda kayıtlı taşınmazın bir kısmının 50 nolu parsel olarak tesbit gördüğünü, bir kısmının da tescil harici bırakıldığını, tescil harici olan bölümü imar-ihya ettiklerini bildirip, tapunun yüzölçümünün 132752 metrekareye çıkarılmasını bu mümkün olmaz ise imar ihya ve zilyetlik nedeniyle 100 dönüm yerin adlarına tescilini istemişlerdir.

Davacıların tutundukları 1324 tarih, 38 numaralı kaydın nokta sınırlar taşıdığı, kapsamının miktarı ile geçerli olduğu gibi çekişme konusu (tapulamaca tespit harici bırakılan) taşınmazları tam olarak kapatmayıp açık yönler kaldığı ve davacılar tapusunun miktarından çok fazla olan 50 nolu parsele revizyon gördüğü ve taşınmazların 1744 sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı tartışmasızdır.

04.07.1973 günü yürürlüğe giren 1744 sayılı Yasanın 2. maddesinde "... orman sınırları dışına çıkarılacak yer sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder..." hükmüne yer verilmiş ise de, çekişme konusu taşınmazların tapu kapsamında kaldığını söyleme olanağı yoktur. Öte yandan taşlık, tepelik, fundalık, üzerinde bitkisel toprak oluşumu bulunmayan fiziki yapısı itibariyle de Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu da uzman bilirkişi raporları ile sabittir. Bir an için zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olduğu kabul edilse bile, 1744 sayılı Yasa uygulamasının yapıldığı tarih itibariyle zilyetlik için gerekli sürenin geçtiği de söylenemez.

Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek kabul edilmesi doğru değildir..... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz eden: Davalı Hazine vekili

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

İştirak halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.

MK.nun 629-631. maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan herbirinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır.

Bu kural, MK.nun 629. maddesinde "... ortaklardan herbirinin hakkının o eşya bütününe yaygın olacağı..." biçiminde açıklanmıştır. İştirak halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır.

Şayet Yasa veya iştirak halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.

MK.nun 630/2. maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (11.10.1982 tarih 1982/3-2 sayılı içtihadı Birleştirme Kararı) Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.

Her ne kadar karşı görüş olarak somut olayın özellik taşıdığı, çekişmeli taşınmazın kadastroya tabi tutulduğu, kadastrosu yapılan ve tesbit tutanakları kesinleşen taşınmazlar hakkında on yıllık hak düşürücü süre içerisinde genel mahkemelerde bir kısım iştirakçiler tarafından açılan bu tür davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 29 ve geçici 4. maddeleri uyarınca dava dışı tüm mirasçıların iştiraklerinin sağlanmasına gerek bulunmadığı, ileri sürülmüş ise de.

3402 sayılı Kadastro Kanunu da önceki Tapulama Kanunları gibi genel olarak kadastro işlemlerini düzenleyen ve bu özellikleri itibariyle de kadastro mahkemelerine hitap eden geçici bir Kanun niteliği taşımaktadır. 28 ve 29. maddelerinde kadastro davalarında uygulanacak usul hükümleri düzenlenmiştir.

Bu kanunun uygulandığı yerler dışında bulunan taşınmaz mallar hakkında, başka bir anlatımla genel mahkemelerde uygulanacak maddeler ise 33. maddenin 3. fıkrasında teker, teker sayılmış bunları tamamlayan hükümler ise 12/3, 13, 46/son ve geçici 4. madde gibi öteki maddelerde yer almıştır.

Kadastro Kanununun bu sistematiği ve amacı göz önünde tutulduğu takdirde geçici 4. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesindeki"... on yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılacak davalarda bu kanunun hükümleri uygulanır..." tümcesinin kadastro mahkemelerinde uygulanacak usul hükümlerini düzenlemek amacıyla konulan 29. maddeye, genel mahkemelerde de uygulaması gereken bir hüviyet vermek, iştirak halindeki mülkiyet davalarına yeni bir usul kuralı getirmek için değil, söz konusu davalarda bu kanuna özgü maddi hukuk hükümlerinin de uygulanacağını belirtmek üzere konulduğunun kabulü gerekir.

Esasen genel mahkemeler de uygulanacak usul hükümlerinin düzenlenmesi Kadastro Kanunun konusu ve amacı ile de bağdaşmaz. Ayrıca Kanun koyucunun on yıllık hak düşürücü süre içerisinde genel mahkemelerde açılacak davalarda iştirakin sağlanmasına gerek bulunmadığı gibi amacı bulunsa idi bunu geçici ve soyut içerikli bir madde yerine 33. maddede olduğu gibi açık bir hüküm ile ortaya koyacağı da gözden uzak tutulmamalıdır.

Aksinin kabulü halinde on yıllık hak düşürücü süre içerisinde genel mahkemelerde açılacak davalarda, basit yargılama usulünün uygulanması, bu tür davaların adli tatilde görülmesi, menfaatleri zıt olmayan karı kocanın bu davalarda birbirlerini temsil etmeleri, maktu vekalet ücretinin tayin edilmesi, bu davalara bakan hakimin gerektiğinde veraset belgesi verebilmesi gibi kurallarında uygulaması sonucunu doğurur ki, bu husus Kadastro Kanunu Medeni Kanun ve Hukuk Usulü Muhakeme Kanununun açık hükümlerine, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına da ters düşer.

Somut olayda iştirak halinde mülkiyet söz konusu olup, dava dışı başka ortaklar bulunmaktadır.

Hal böyle olunca; davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması yada miras şirketine Medeni Kanunun 581. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir. Davalı hazine vekilinin temyiz itirazı yerindedir. Usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 21.10.1998 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 1998/692, K. 1998/741, 21 Ekim 1998 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
1998/692
Karar No
1998/741
Tarih
21 Ekim 1998

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.1998/860 K.1998/894
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.1998/6679 K.1998/13215
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.1999/1713 K.1999/2080
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.1999/403 K.1999/2776
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.1999/3806 K.1999/4080
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.1999/1887 K.1999/1766

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.