İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/273 K.2005/332

Hukuk Genel Kurulu 2005/1-273 E. , 2005/332 K.

Esas2005/273Karar2005/332Tarih11 Mayıs 2005Okuma10 dk · 2.023 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2005/273
Karar No
2005/332
Karar tarihi
11 Mayıs 2005
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.023 kelime·10 dk okuma·3 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2005/1-273 E. , 2005/332 K.

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki “Tapu İptali ve Tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 7.11.2003 gün ve 2001/783 2003/1044 sayılı kararın incelenmesi davalı vekil tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 18.05.2004 gün ve 2004/3251 E, 5883 K. sayılı ilamı ile;

(...Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali - tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bilindiği üzere; Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

Borçlar Kanunu’nda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2.maddesinde “vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.

Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi, vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur.

Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3.maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2.maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olaya gelince; davacının Beyoğlu 13.Noterliğinin 18.10.1996 gün 36186 sayılı vekaletnamesi ile oğlu A.B.'i, miras bırakanlarından intikal eden ya da edecek olan T.C. sınırları içindeki tüm taşınmazlarını dilediği bedelle dilediği kişilere satması ve taşınmazları ile ilgili tüm işleri yapması için genel vekil tayin ettiği, A.

B.'in tevkil yetkisini kullanarak Beyoğlu 37.Noterliğinde 17.06.1999 tarihinde düzenlenen vekaletname ile davacının maliki bulunduğu Ula İlçesindeki 2318 - 2304 - 2305 parsel nolu taşınmazlar ile Muğla merkezdeki 348 ada 1 nolu parseli, Beyoğlu 1.Noterliğinde 01.03.1999 tarihinde düzenlenen vekaletname ile 2760 nolu parseli, Beyoğlu 28.Noterliğinde 22.03.1999 tarihinde düzenlenen vekaletname ile 928 nolu parseli, Beyoğlu 37.Noterliğinde 10.02.1999 tarihinde düzenlenen vekaletname ile 1132 nolu parseli,

Beyoğlu 37.Noterliğinde 15.06.1999 tarihinde düzenlenen vekaletname ile 1836 nolu parseli dilediği kişiye dilediği bedelle satması için dava dışı Y.A.ın davacıya ait 348 ada 1 sayılı parseli 22.06.1999 tarihinde 40.000.000.000.TL. bedelle, 1132 nolu parseli 04.03.1999 tarihinde 3.100.000.000.TL. bedelle, 2760 nolu parseli 04.03.1999 tarihinde 1.800.000.000.TL. bedelle, 928, 1836, 2304, 2305 ve 2318 nolu parselleri de 22.06.1999 tarihinde toplam 11.400.000.000.TL. bedelle kayınbiraderi olan davacıya satış suretiyle temlik ettiği,

bilahare 1836 - 2304 - 2305 - 23118 sayılı parsellerin kayıtlarındaki "Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca askeri yasak ve güvenlik bölgesi içinde kalmaktadır" "Birinci derece arkeolojik sit alanı" şerhleri nedeniyle Hazineye ait 582 nolu parselle trampa edildiği, davacının tüm bu işlemlerden sonra 24.03.2000 tarihinde oğlunu vekillikten azlettiği kayden sabittir.

Öte yandan, tüm dosya içeriğinden ve özellikle davacının oğlu ile tanık anlatımlarından tarafların birbirlerini yakınen tanıdıkları, davacı ile vekil olan oğlunun birlikte yaşadıkları, aynı zamanda ticari ilişki içinde oldukları, davacının oğlu ile davalı arasında -da alacak borç ilişkisi bulunduğu, davacının akitler öncesinde ve sonrasında taşınmazı satma eğiliminde olduğu, taşınmazlarını satarak oğlunun borçlarını kapatmayı amaçladığı, bu amacın bir devamı olarak da oğlunu genel vekil tayin ettiği, nitekim oğlunun vekil Y.A. ile temliklerden sonra ibralaştığı anlaşılmaktadır. Davacının hem birlikte yaşadığı, hem iş ilişkisi içinde bulunduğu oğlunun süreklilik arz eden vekil tayin etme işlemlerinden ve satışlardan haberinin olmaması hayatın olağan akışına ters düşer.

Olaya yukarıdaki ilkeler ışığında bakıldığında, temliklerin davacının bilgisi ve iradesi doğrultusunda yapıldığı, her ne kadar akitteki bedeller ile saptanan gerçek bedeller farklı ise de, davacının satma iradesi karşısında bunun önem arz etmediği, temliklerde zararlandırma unsurunun gerçekleşmediği, dolayısı ile vekaleten temsil yetkisinin sınırlarının aşılmadığı sonucuna varılmaktadır.

Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir...)

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 11.05.2005 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava; temsil yetkisinin kötüye kullanılması hukuksal sebebine dayanılarak açılan taşınmaz satış sözleşmesiyle tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davanın kabulüne yönelik yerel mahkemenin direnme kararı Yüksek Genel Kurul çoğunluğunca Bozulmuştur.

Davacı vekili 12.10.2001 tarihli dava dilekçesinde: vekil edeni davacı Zühra Tennur Özçelik’in 1932 doğumlu olduğunu, oğlu A. B. Ö.’e işlerinin sevk ve idaresi için noterDEN genel vekaletname verildiğini, tevkil ve taşınmaz satış yetkisini de içerdiğini, A. B.’in tevkil yetkisine dayanarak kayınbiraderi Y.A.’ı vekil tayin ettiğini, aslında Yüksel’e verilen vekaletnamenin teminat amaçlı olduğunu, buna karşın Y.

A.’ın üç ay gibi kısa bir süre içinde toplam 290.000 m2 yüzölçümlü dava dışı 2304,2305,2318,1836,928,2760 ve 1132 sayılı parselleri sadece 16.000.000.000 Tl.ye, dava konusu 348 ada 1 sayılı parseli ise, 40.000.000.000 Tl.ye, davalı ve eniştesi olan T. Ş.’e sattığını, gerçek değerleri ise. 3-4 Trilyon olduğu halde, toplam 56.000.000.000 Tl.ye bu taşınmazları tapuda T.

Ş.e devrettiğini, vekalet görevini kötüye kullandığını belirterek davalı T.adına tapuda kayıtlı bulunan 348 ada 1 sayılı parselin tapu kaydının iptal ve tescili isteğinde bulunmuştur.

1-Temsil yetkisinin kötüye kullanılması bakımından olayın incelenmesi;

Yüksek Özel Daire yalnızca dava konusu parselin satışını değerlendirmek suretiyle bozma sevketmiştir. Satışı yapılan diğer parsellerin durumu ise gözardı edilmiştir. Halbu ki satışları yapılan dava dışı tüm parseller ile dava konusu parselin satışı birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde ancak temsil yetkisinin kötüye kullanılıp kullanılmadığının saptanması mümkün olabilir. Sadece dava konusu parselin durumu değerlendirmeye alınarak sonuca ulaşmak mümkün değildir.

Temsil yetkisinin kötüye kullanılmasından söz edebilmek için şu kriterlerin olayda gerçekleşmiş bulunması gerekir.

Geçerli bir vekaletin olması yani temsilcisinin temsil yetkisinin bulunması,

Zararlandırıcı bir işlemin olması yani temsilcinin, temsil yetkisini temsil ettiği kişinin “iradesine” ve “yararına”aykırı kullanmış olması,

Vekaleti alanla (satanla), satın alan arasında “iş ve el birliğinin olması” yani taşınmazları satın alan kişinin TMK.nun 3.maddesi anlamında kötü niyetli olması gerekir.

Ortada geçerli bir vekaletname bulunduğundan vekilin temsil yetkisine sahip olduğu açıktır.

Somut olayda, zararlandırıcı bir işlem ile vekaleti alanla satın alan arasında iş ve elbirliğinin olup olmadığının tartışılıp belirlenmesi uyuşmazlık konusu teşkil etmektedir.

Birinci vekil A. B. Ö., 1988 yılında babasının ölümü üzerine annesinden genel vekaletname almaktadır. Kendisi mimar olup 1958 doğumludur. Yurt dışında bir petrol işine girişmektedir. Bu işten beklediği para gelmeyince tefecilerden para alarak borçlarına kapatma yolunu tercih etmektedir. Yapılan bu borçlanma nedeniyle mali durumu bozulmuştur. Ve borca batık duruma düşmüştür.

Bu sefer borçlarını kapatmak için ikinci vekil ve kayınbiraderinin eniştesi olan davalı Turhan Şahinle bağlantı kurmaktadır. Davalı T. A. B.e 129.500 $ borç verir. Ancak karşılığında 350.000 $ lık senet almaktadır. Bu karşılık başlı başına düşündürücü ve çarpıcı bir olgudur. Dolara ilişkin senet karşılıkları ödenmeyince davalı T. Ş.’in telkin ve tavsiyeleri ile ve ismen önermesi üzerine, A. B.

Ö. , 17.6.1999 tarihinde vekaletnamedeki tevkil yetkisine dayanarak kayınbiraderi Y.A.ı annesine vekil tayin eder. A. B. bu vekalet devri konusunda annesinin haberi olmamasını ister. Esasen bu vekaletname aralarındaki konuşmalara göre davalı açısından bir teminat (güvence) olmak üzere yani davalı T.ın alacağını güvence altına alması sonucu verilen bir vekaletnamedir. Genel vekaletnamede satış yetkisi vardır.

Ama verilen sözler ve duyulan güven nedeniyle öncelikle taşınmazların satılmaması amacını taşımaktadır.

Ne var ki, Yüksel Aydın bu güveni bir kenara iter ve üç ay gibi kısa bir süre (4.3.1999-22.6.1999 tarihleri arasında ) içerisinde dava dilekçesinde de detaylı açıklandığı gibi dava dışı 7 parça taşınmazı gerçek değerleri 322.000.000.000 Tl.olduğu halde sadece, 16.000.000.000 Tl.ye uyuşmazlık konusu taşınmazın gerçek değeri 80.000.000.000 Tl.olmasına karşın sadece 40.000.000.000 Tl.ye davalı ve eniştesi olan T.’a tapuda satıp devretmektedir. (Dava tarihi 12.6.2001’dir)

Kısaca 8 parça taşınmazın keşifte ve dava tarihi itibariyle belirlenen gerçek değerleri 402.000.000.000 Tl.olmasına karşın sadece 56.000.000.000 Tl.ye satılmaktadır. Bu zararlandırıcı işlemin açık ve kesin bir kanıtı olmaktadır.

Alım-satım olayı; Enişte-Kayınbirader-Enişte üçlüsü arasında olmaktadır. Her nedense enişte A. B.’in verdiği 8 parça taşınmazın hepsi kayınbirader Y. A. tarafından eniştesi olan davalı T. Ş.e satılmaktadır. Yine her ne hikmetse bu taşınmazlardan bir tanesi olsun bir başka üçüncü kişiye satışı nasip olmuyor.

İşte bu durum; ikinci vekil Yüksel ile davalı-eniştesi T. Ş. arasındaki “iş ve elbirliği”nin açık ve kesin bir kanıtını oluşturuyor. Bunda duraksamak mümkün değildir. Öte yandan bu husus aynı zamanda; davalı Turhan’ın TMK.nun 3.maddesi gereğince iyi niyetli olmadığını gösterir. O halde TMK.nun 2.maddesi uyarınca da ikinci vekil Y. A. tarafından vekalet görevini kötüye kullanıldığını davalı-eniştesi T. biliyor ve bilebilecek durumda olduğunun kabulü gerekir.

Bu bakımdan TMK.nun 2.madde ve fıkrası anlamında hakkın kötüye kullanılmasının söz konusu olduğu bir gerçektir. Bu somut bilgiler karşısında, Y. ve T.’ın birlikte hareket ettikleri, iş ve elbirliği yaparak davacıyı bilerek ve isteyerek zarara uğrattıkları tartışılmayacak kadar açıktır.

Bunun dışında, Borçlar Kanunun 390/1. maddesine göre, vekilin borcu, aynı kanunun 321.maddesinde ifadesini bulan işçinin sorumlu olduğu özen borcu ile eş değerde olan bir yükümlülüktür. Buna göre vekil, sorumlu olduğu borcunu özenle ifa etmek (yerine getirmek) zorundadır. Yine vekilin “ sadakat ve ifa borcu “ söz konusudur. Bu şu demektir. Vekilin; temsil ettiği kişinin yararına ve onun iradesine (arzularına) uygun olarak hareket etme yükümlülüğü vardır.

Şu halde, vekilin, saptanan olaylar silsilesi karşısında; vekalet görevini “ özenle ve sadakatle” yerine getirmediği, tam aksine kusurlu hareket ettiği somut bir olgudur. Vekil, sözleşmede (yada vekaletnamede); vekaletin nasıl yerine getirileceği konusunda bir açıklık bulunsun veya bulunmasın yine sonuca etkili olmayacak bir biçimde “özenle ve sadaketle” ifa borcunu yerine getirmek durumundadır.

Bundan ayrı, davacı 1932 doğumlu olup satışların yapıldığı tarihlerde 66-67 yaşlarında ilkokul mezunu bir ev kadınıdır. Üstelik hem bedensel ve hem de zihinsel özürlü bir çocuğu vardır. Ancak onun derdiyle uğraşmaktadır. Çocuğun bakımı için gerekli masrafları karşılayacak parayı bulmakta güçlük çekmektedir. Böyle güç bir durumda olan ve ancak bu dertleriyle uğraşabilen bir kişinin işlerini ve mallarını takip etmesi, denetlemesi olup bitenlerden haberdar olması ve oğlundan hesap sorması beklenmemelidir.

Vekalette; karşılıklı güven esastır. İşte bu güven enişte-kayınbirader-enişte üçlüsü tarafından iş ve elbirliği içinde yok edilmiş ve ortadan kaldırılmıştır. Artık vekilin Borçlar Kanunun 390/2.maddesi gereğince vekil edenine karşı vekaleti hüsnüniyetle yerine getirdiğinden ve onun iradesine ve yararına uygun hareket ettiğinden söz edilmesi oldukça güçtür.

Bundan başka davacının ortak olduğu Limited Şirketin sermayesi 500.000.000 Tl.olup 1/5 pay yani 50.000.000 Tl.lik pay davacıya aittir. Kurulan Şirketten hareketle, davacının oğlunun borçlarını ödemek için vekalet verdiği ya da satışları bilerek yaptığı yönündeki görüş dosyadaki bilgi ve belgelerle doğrulanmamaktadır.

2-Yapılanın bağış olduğunun düşünülmesi bakımından olayın incelenmesi;

İkinci vekil Yüksel Aydın ile eniştesi T.Ş.’in bu olayda birlikte hareket ettikleri, iş ve elbirliği yaparak davacıyı bilerek zarara soktukları, yukarıda yapılan açıklamalarla saptanmış bulunmaktadır. Kayınbirader Y.8 parça taşınmazı aldığı vekaletname ile eniştesine 56.000.000.000 Tl.ye satmıştır. Gerçek değerleri ise 402.000.000.000 Tl.dir. Somut olayda Yüksel eniştesine satış yapmış gibi taşınmazları devretmiştir. Ancak gerçekten ise, “ bağışlama niteliği üstün olan “ bir işlem yapmıştır. Kayınbiraderin gerçek amacı bağış olduğuna ve bağışlama yetkisi de bulunmadığına göre yapılan temlik işleminin bu haliyle de geçerli sayılması olanağı yoktur. (1.Hukuk Dairesi 28.5.1974 tarih ve 4919 E.-3691 sayılı Kararı bu yöndedir, S.O. Borçlar Kanunu Şehri, cilt: 4, sayfa 184-185)

Tüm bu hukuki ve somut olgular karşısında DİRENME KARARININ ONANMASINA, karar verilmesi gerekirken, Yüksek Genel Kurulun Sayın Çoğunluğunca DİRENME KARARININ BOZULMASINA, karar verilmesi şeklinde gerçekleşen görüşlerine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 11.05.2005

Mahkemesi : Muğla 1.Asliye Hukuk Mahkemesi Günü : 18.02.2005 Sayısı : 2004/947 E, 2005/58 K.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2005/273, K. 2005/332, 11 Mayıs 2005 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Eden
  4. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  5. Karşı Oy Yazısı
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2005/273
Karar No
2005/332
Tarih
11 Mayıs 2005

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/275 K.2005/303
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/276 K.2005/336
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/277 K.2005/305
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/278 K.2005/296
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/279 K.2005/297
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/280 K.2005/298

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.