İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2007/331 K.2007/332

Hukuk Genel Kurulu 2007/2-331 E., 2007/332 K.

Esas2007/331Karar2007/332Tarih6 Haziran 2007Okuma5 dk · 1.061 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2007/331
Karar No
2007/332
Karar tarihi
6 Haziran 2007
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.061 kelime·5 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2007/2-331 E., 2007/332 K.

BOŞANMA

BOŞANMA VE AYRILIK DAVALARINDA YETKİLİ MAHKEME

4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 168 ]

4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 19 ]

4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 326 ]

4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 421 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Balıkesir 1.Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 4.2.2005 gün ve 320-114 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 22.3.2006 gün ve 3448-3898 sayılı ilamı ile;

(..Türk Medeni Kanununun 168. maddesi gereğince; boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Taraflar evlendikten sonra Düzce'ye yerleşmişlerdir. Davacı kadın 15.08.2002 tarihinde Balıkesir'e taşınmış, boşanma davası ise 25.09.2002 tarihinde açılmıştır.

Toplanan delillerden davacı kadın Balıkesir'in yerleşim yeri olduğunu kanıtlayamamıştır. Bu nedenlerle davalının süresinde bulunan yetkisi ile ilk itirazın kabulü ile davanın yetki yönünden reddi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava,evlilik birliğinin temelinden sarsılması iddiasına dayalı boşanma, nafaka, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına, nafaka ve tazminata dair olarak kurulan hüküm, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.

Uyuşmazlık; müşterek yerleşim yerini terk edip babası evinde giden kadının, baba evinin bulunduğu yer mahkemesinde boşanma davası açabilmesinin olanaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Türk Medeni Kanununun 168.maddesinde; "Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi" olduğu açıklanmıştır.

Kanunun açık ifadesinden anlaşılacağı üzere boşanma ve ekindeki davaların kadının yerleşim yeri mahkemesinde de açılması olanaklıdır.

Somut olayda davacı kadının 15.8.2002 tarihinde koca evini terk edip, o tarihten beri baba evinde oturduğu, işte çalışmadığı, üzerine kayıtlı bir taşınmazının bulunmadığı, hayatın olağan akışı gereğince sığınabileceği ve yerleşebileceği tek yerin baba evi olduğu ayrı ev açıp orada hayatını idame ettirmesinin mevcut şartlarda mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacı kadının sürekli kalma niyeti ile baba evine gittiğinin ve hayatını burada devam ettireceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.

Bu itibarla mahkemece yetki yönünden verilen direnme hükmü yerindedir.Ne varki, işin esasına yönelik olarak davalı tarafından ileri sürülen temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin yetkiye yönelik direnme hükmü yerinde olmakla beraber, davanın esasına yönelik olarak davalı vekilince ileri sürülen temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 2.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 6.6.2007 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Türk Medeni Kanununun 168. maddesi uyarınca, boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Kanun koyucu boşanma davalarıyla ilgili olarak, gerek TMK.168. maddesinde, gerekse Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 9/son maddesinde özel bir düzenleme öngörerek, yerleşim yerini belirtmiştir. Yerleşim yeri kendine özgü hukuki bir kavramdır. Kanun koyucu isteseydi, bunun yerine mutad mesken, sakin olunun yer, oturulan yer gibi yerlerde de dava açılmasına izin verirdi. Oysa özel bir düzenleme öngörülerek, yerleşim yeri kuralı getirilmiştir.

Yerleşim yeri, eski tabiri ile ikametgah, Türk Medeni Kanununun 19. maddesinde tanımlanmıştır.

Bu maddeye göre yerleşim yeri; bir kimsenin sürekle kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Türk Kanuni Medenisindeki yerleşme niyetiyle oturulan yer tanımı, sürekli kalma niyetiyle oturulan yer olarak değiştirilmiş, böylece niyet konusunda da bir ölçü getirilmiştir. Yani oturulan yerde sürekli kalma niyeti önemli bir unsur halini almıştır.

Görüldüğü gibi yerleşim yerinin belirlenmesinde iki temel unsur bulunmaktadır.

Birinci unsur; oturulan yer unsurudur. Yani yerleşim yerini belirmede öncelikle bir yerde oturmak gerekmektedir. Kişinin kendi evinde yada kirada oturması önem taşımaz. Oturulan yerin kanıtlanması konusunda genellikle bir sorun bulunmayabilir. Mahalle muhtarları tarafından düzenlenen "ikametgah senetleri de" ancak, Medeni Kanunda yer yer gösterilen "oturma yerinin" kanıtı olabilir. Örneğin evlenme başvurusu ile ilgili 134. madde, evlat edinme ile ilgili 312. madde, kişisel ilişki kurulmasına ilişkin 326 madde ve vesayetle ilgili 427. maddelerde, oturma yerinden söz edilmiştir.

İkinci unsur ise; o yerde yani oturulan yerde sürekli kalma niyetinin bulunmasıdır. Kişinin oturduğu yerde sürekli kalma niyeti; davranışları, olayların akışı ve diğer bazı belirtilerin birlikte değerlendirmesi belirlenebilir. Bir yerde belirli bir süredir oturuyor olmak, bu süre neye ulaşırsa ulaşsın, o yerin yerleşim yeri olduğunu kabul etmek için yeterli olamaz.

Oturmanın yanında, sürekli kalma amacının da bulunması ve bunun kanıtlanması gerekir.

Bir yerin yerleşim yeri olduğunu ileri süren kimse bunu her türlü delille kanıtlayabilir.

1587 Sayılı Nüfus Kanununun 4.maddesi uyarınca, nüfusa kayıtlı olunan yerin, yerleşim yerine karine olduğuna ilişkin kuralın bu kanunun "yer değiştirme" başlıklı 28. maddesinin 24.10.2003 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan 4992 sayılı Kanunla kaldırılması karşısında dayanağı kalmamıştır.

Somut olaya gelince;

Davacı kadın vekili, şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı boşanma isteminde bulunmuş, 23.9.2002 tarihli dava dilekçesinin velayetli ilgili bölümün de "kadının tabiri caizse apar topar babasıyla birlikte Balıkesir'e dönmek zorunda kaldığını" belirtmiştir.

Davalı koca, müşterek ikametgahlarının Düzce olduğunu ileri sürerek, yetki ilk itirazında bulunmuştur.

Taraflar 10.9.2001 tarihinde evlenmiş olup, Düzce'de nüfusa kayıtlıdırlar.(Kadının evlilik öncesi nüfusa kayıtlı olduğu yer Manyas'tır.) Tarafların ilk evlilikleri 1993 dür. Koca tarafından açılan boşanma davası sonunda Düzce Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.101999 tarihli kararı ile boşanmışlar, daha sonra yeniden evlenmişlerdir.

Toplanan delillerden, tarafların evlilik birliğinin devamı süresince Düzce'de oturdukları konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. Davacı Kadın 15.8.2002 tarihinde müşterek konuttan ayrılarak, babası yanına Balıkesir'e gelmiş, bu davayı ise yaklaşık kırk gün kadar sonra, 25.9.2002 tarihinde açmıştır.

Türk Medeni Kanununun 168. maddesi uyarınca, boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Tarafların son defa altı aydır Düzce'de oturdukları konusunda tartışma bulunmamaktadır.

1993'lerden beri, bir ara boşanıp evlenme söz konusu ise de, devam eden evlilik yaşamı sonrasında, aralarındaki geçimsizlik nedeni ile baba evine dönmenin, sürekle yerleşmek niyetiyle olduğunun, belirli delillerle kanıtlanması gerekir. Aksine düşünce, her hangi bir nedenle, boşanma amacıyla baba evine dönen tüm kadınlar için yerleşim yerinin baba evi olduğunun kabulü gibi bir sonuç doğurur.

Kadının muhtarlıktan aldığı belge, yerleşim yerini değil oturulan yeri kanıtlar niteliktedir. Bu yerde sürekle kalma niyetiyle oturulduğunun kanıtlanması gerekir. Davacı, baba evine sürekli kalma niyetiyle döndüğünü kanıtlayamamıştır. Sürekli kalma niyetini gösterir bir davranışı, işlemi söz konusu değildir. Bu niyetini kanıtlar bir delil de getirememiştir.

Sadece sığınılacak başka bir yer olmadığından baba evine dönmenin sürekli kalma niyetini de içerdiğinden söz etmekte hayatın olağan akışına ve özellikle yasa tanım ve koşullara uygun düşmeyecektir kanısındayım.

Açıkladığım nedenlerle, Dairemiz kararının dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun bulunduğu düşüncesiyle, sayın çoğunluk kararına katılmıyorum.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2007/331, K. 2007/332, 6 Haziran 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Boşanma
  4. Boşanma Ve Ayrılık Davalarında Yetkili Mahkeme
  5. Temyiz Eden
  6. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  7. Karşı Oy Yazısı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2007/331
Karar No
2007/332
Tarih
6 Haziran 2007

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2007/332 K.2007/332
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2007/333 K.2007/333
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2007/334 K.2007/334
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2007/335 K.2007/335
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2007/335 K.2007/433
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2007/336 K.2007/336

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.