İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2007/91 K.2007/85

Hukuk Genel Kurulu 2007/2-91 E., 2007/85 K.

Esas2007/91Karar2007/85Tarih28 Şubat 2007Okuma6 dk · 1.183 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2007/91
Karar No
2007/85
Karar tarihi
28 Şubat 2007
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.183 kelime·6 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2007/2-91 E., 2007/85 K.

KABULE GÖRE BOZMA

4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 132 ]

4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 152 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki "boşanma ve nafaka" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesince boşanma davasının reddine, birleştirilen nafaka davasının kısmen kabulüne dair verilen 30.9.2003 gün ve 2001/4133-2003/3009 sayılı kararın incelenmesi davacı/davalı Ş…

…. G…

… vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.9.2004 gün ve 2004/9473-10726 sayılı ilamı ile, (...4722 sayılı kanunun 1.maddesi hükmü de dikkate alındığında olaya 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin uygulanması gerekir.

1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Türk Kanunu Medenisi döneminde evin seçimi kocaya aittir.(TKM. md. 152) Buna göre jandarma, muhtarlıkça tutulan tutanaklar ve dinlenen tanık beyanları ile davet edilen evin oturmaya elverişli olduğu anlaşılmaktadır. Terk unsurları gerçekleşmiş olup ihtar usulüne uygundur.

Davalı kadın kanuni süre içerisinde haklı bir neden göstermeden ihtara uymamıştır. Türk Kanunu Medenisinin 132. maddesi koşulları oluştuğundan davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi doğru görülmemiştir.

3-4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1 maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (MK. md. 118-395, 5133 S.K.md.2-3) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını, geçici 1. maddesi de; sonuçlanmamış davaların yetkili ve görevli aile mahkemesine devredileceğini hükme bağlamıştır. Karar bozulmakla sonuçlanmamış hale gelmiştir.

Bu açıklama karşısında işin görev yönünün de düşünülmesi zorunludur...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı (birleştirilen davada davalı) Ş…

…. G…

… vekili

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Asıl dava terke dayalı boşanma; birleştirilen dava ise nafaka istemine ilişkindir.

Yerel Mahkeme 30.9.2003 gün ve 2001/4133-2003/3009 sayılı kararla, boşanma davasının reddine, birleştirilen nafaka davasının kısmen kabulüne hükmetmiş, Özel Daire, boşanma davasının davacısının temyizi üzerine bu kararı, metni yukarıda bulunan ilamla bozmuştur.

Yerel Mahkeme, 31.5.2005 gün ve 2005/305-173 sayılı kararla, görevin kendisine ait olduğunu belirterek bu bozmaya direnip, işin esası bakımından önceki hükmünü aynen kurmuş; Hukuk Genel Kurulu 16.11.2005 gün ve 2005/2-673-617 sayılı ilamıyla, direnme kararını salt görev yönünden değerlendirmeye tabi tutarak; 4787 sayılı Kanunun 4/1. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin aile mahkemesine ait bulunduğunu belirterek, Aliağa İlçesinde aile mahkemesi kurulmadığı için, mahkemece davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılması yönünde ara kararı verilip, anılan Kanunun 7.maddesinde öngörülen usul hükümlerinin uygulanması gereğine işaretle bozmuş; davacı Ş…

…. G…

… vekilinin karar düzeltme istemini de, 7.6.2006 gün ve 2006/2-351-348 sayılı ilamla, bir davada görev konusunun öncelikle karara bağlanması gerektiğini, görev yönünden kararın bozulması halinde, başkaca inceleme yapılmasına olanak bulunmadığını gerekçe göstererek, reddetmiştir.

Yerel Mahkeme bu bozmaya uymuş, davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılması yönünde ara kararı vererek yargılamayı sürdürmüş ve sonuçta, aile mahkemesi sıfatıyla, yukarıda belirtilen önceki kararlarıyla aynı mahiyette bulunan temyize konu 14.09.2006 gün ve 2006/211-320 sayılı kararı vermiş; gerek kısa kararında ve gerekse gerekçeli hükmünde, kararının bir direnme kararı olduğunu belirtmiştir.

Bu kararın davacı tarafça temyizi üzerine dosya Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'ndaki görüşme sırasında, temyize konu kararın usul hukuku anlamında bir direnme kararı niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu'nca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği, ön sorun olarak değerlendirilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nun içeriği yukarıda özetlenen 7.6.2006 gün ve 2006/2-351-348 sayılı kararında da belirtildiği üzere; herhangi bir yerel mahkeme kararını görev yönünden (kararı veren mahkemenin o davada görevsiz olduğu gerekçesiyle) bozan Yargıtay Dairesi, bu bozmasıyla, davaya bakma görevinin başka bir mahkemeye ait bulunduğunu, hükmü veren mahkemenin o davada yargılama yapma ve dolayısıyla hüküm kurma yetkisine sahip olmadığını ortaya koymuş olur. Böylesi bir bozma, görevsiz mahkemece verilen hükmün, işin esası bakımından hukuka uygun olup, olmadığının değerlendirilmesini gereksiz ve hatta usulen olanaksız hale getirir.

Çünkü, mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında gerek yerel mahkemece ve gerekse Yargıtay'ca kendiliğinden gözetilir; öncelikle karara bağlanır. Bir yerel mahkeme kararını bu ilke gereğince öncelikle görev yönünden değerlendiren ve hükmü veren mahkemenin o davada görevsiz olduğunu saptayan Yargıtay Dairesi, artık, görevsizliğini saptadığı mahkemece verilmiş olan hükmün esas yönünden hukuka uygun bulunup, bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapamaz.

Bu noktada belirtilmelidir ki; bir yerel mahkeme kararını, mahkemenin görevsizliği nedeniyle bozan Yargıtay Dairesinin, bozma ilamında görevli olduğunu belirttiği mahkemenin işin esası bakımından isabetli bir hüküm kurmasını sağlamak, görevli mahkemeye bu konuda yol ve yön göstermek, böylece, görevsiz mahkemenin esas yönünden de bozulmaya mahkum kararının görevli mahkemece tekrarlanmasının, davanın gereksiz yere uzamasının önüne geçmek amacıyla; görevle ilgili bozma nedenine ilave olarak, temyize konu karardaki esasa ilişkin yanlışlıklara da işaret etmesi usulen mümkündür ve Yargıtay Dairelerinin bu nitelikte kararları mevcuttur.

Ne var ki, bu tür kararlarda, göreve ilişkin bozma nedeni açıklanıp, hükmün bu nedenle bozulduğu (bozmanın göreve ilişkin ve görevle sınırlı olduğu) açıkça belirtildikten sonra, kararın esas yönünden taşıdığı hatalar, genellikle "kabule göre de" veya, "kaldı ki" gibi söz dizinleriyle başlayan; dolayısıyla, görev konusundaki gerçek bozma ile çelişmeyen, bozmanın içerik ve kapsamı konusunda yanılgılara neden olmayacak nitelikteki ifadelerle ortaya konulmaktadır.

Bu tür ifade ve açıklamaların, usul hukuku anlamında bozma niteliği taşımadığı, sadece görevsiz mahkemenin hükmündeki hatanın varlığına işaret etme, hükmü o yönden eleştirme, görevli mahkemenin aynı hataya düşmemesi için ona bir tavsiye ve yol gösterme amacına yönelik olduğu; dolayısıyla, yerel mahkemelerin, bozma ilamının bu bölümüne ilişkin direnme kararı veremeyecekleri, Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasında kabul edilmektedir (Bu tür kararlara örnek olarak, Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 6.3.1996 gün ve Esas: 1995/14-966, Karar: 1996/124 sayılı kararı).

Özel Dairenin metni yukarıda bulunan 27.9.2004 gün ve 2004/9473-10726 sayılı bozma ilamının, hem işin esasına ve hem de mahkemenin görevine ilişkin bozma nedenlerini içerdiği görülmektedir.

Oysa, yukarıda değinildiği üzere, kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle, mahkemenin görevli olup olmadığı hususunun öncelikle incelenip karara bağlanması zorunludur ve mahkemenin görevli olmadığını saptayarak temyize konu hükmü bu yönden bozan Özel Dairenin, ayrıca işin esasını inceleyip, esasa ilişkin nedenlerle de bozma kararı vermesine usulen olanak yoktur. Hal böyle olunca, Özel Daire bozma ilamının sadece göreve ilişkin olduğu, ortada işin esası yönünden verilmiş bir bozma kararının bulunmadığı; her ne kadar, ilam metninde o yönde bir açıklama yapılmamış ise de, bozma ilamının esasla ilgili (2) nolu bendinin yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde sadece ve ancak "kabule göre bozma" olarak nitelendirilebileceği kabul edilmelidir.

Böyle bir durumda ise, Yerel Mahkemenin, bozma ilamının göreve ilişkin bölümü dışındaki yönleri bakımından direnme kararı vermesi usulen mümkün bulunmadığından, temyize konu kararın bir direnme kararı olarak nitelendirilmesine olanak yoktur.

Kaldı ki; somut olayda Yerel Mahkeme, göreve ilişkin Özel Daire bozmasını benimseyen Hukuk Genel Kurulu ilamına zorunlu olarak uymak suretiyle, davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakmış ve hükmü de bu sıfatla kurmuştur. Dolayısıyla, Özel Dairece bozulan hüküm görevsiz mahkemeye; temyize konu karar ise görevli mahkemeye aittir. Eş söyleyişle, görevli mahkemenin direnme kararına esas oluşturan önceki hüküm, görevsiz mahkeme tarafından verilmiştir; ortada, görevli mahkemece verilmiş, kendisinde direnilmesi usulen mümkün bir "önceki karar" da mevcut değildir.

Hal böyle olunca; temyize konu kararın usul hukuku anlamında bir direnme kararı olmadığının, yeni bir hüküm niteliği taşıdığının, dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu'nca değil, Özel Dairece yapılması gerektiğinin kabulü gerekir.

Dosya, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı (birleştirilen davanın davalısı) Şeref Gücü vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 28.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2007/91, K. 2007/85, 28 Şubat 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Kabule Göre Bozma
  4. …. G…
  5. Temyiz Eden
  6. …. G…
  7. …. G…
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2007/91
Karar No
2007/85
Tarih
28 Şubat 2007

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2007/91 K.2007/1702
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2007/92 K.2007/1920
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2007/92 K.2007/2175
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2007/92 K.2007/867
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2007/92 K.2007/92
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2007/92 K.2007/3103

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.