İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/159 K.2009/210

Hukuk Genel Kurulu 2009/5-159 E., 2009/210 K.

Esas2009/159Karar2009/210Tarih27 Mayıs 2009Okuma6 dk · 1.257 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2009/159
Karar No
2009/210
Karar tarihi
27 Mayıs 2009
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.257 kelime·6 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2009/5-159 E., 2009/210 K.

HUKUKİ YARAR

KAMULAŞTIRMA

5393 S. BELEDİYE KANUNU [ Madde 34 ]

5393 S. BELEDİYE KANUNU [ Madde 38 ]

5393 S. BELEDİYE KANUNU [ Madde 18 ]

2942 S. KAMULAŞTIRMA KANUNU [ Madde 16 ]

2942 S. KAMULAŞTIRMA KANUNU [ Madde 22 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki "Tapu İptali ve Tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Narman Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.06.2008 gün ve 2008/22 E-24 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 15.12.2008 gün ve 2008/14065-16143 sayılı ilamı ile;

(...Dava, davacı idare tarafından daha önceden kamulaştırılan ancak bedeli ödenmeyen taşınmaza idarenin artık ihtiyacı olmadığından, önceki malikleri adına tapuya tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davacı yanın davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Kamulaştırma kararı idari yönden kesinleştiği gibi, açılan bedel artırım davası da kesinleştiğinden, davalının her zaman ödenmeyen çekişmesiz bedel ile arttırılan bedelin tahsili için yasal yollara başvurma hakkı olduğu, bu nedenle de ihtiyacı kalmayan taşınmazı iade etmekte davacı idarenin hukuki yararı bulunduğu gözetilerek ve davanın davalı tarafça kabul edildiği de nazara alınarak işin esasına girilip, esastan hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı temsilcisi ve davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, davacı idare tarafından önceden kamulaştırılan, ancak bedeli ödenmeyen taşınmaza idarenin artık ihtiyacı olmadığından, önceki malikleri adına tapuya tescili istemine ilişkindir.

Davacı Narman Belediye Başkanlığı temsilcisi dava dilekçesinde; Belediye Başkanlığı yararına kamulaştırılmış olan davalıya ait 101 ada 151 parsel sayılı taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca verilen tescil kararına dayanılarak idare adına tescil edildiğini, ancak taşınmazın amacına uygun kullanılmadığı gibi başka bir ihtiyaç için de kullanılamayacağını ileri sürerek, taşınmazın davacı idare adına olan tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili 22.5.2008 tarihli dilekçesinde ve duruşmada, davayı kabul ettiklerini beyan ve imza etmiştir.

Mahkemenin, "davacı idarenin kamulaştırma yoluyla mülkiyetine geçen taşınmazı tapuda rızaen davalıya devir hak ve yetkisine sahip olmasına ve kamulaştırılan taşınmazın önceki malikine iadesi konusunda Kamulaştırma Kanunu'nun 22. maddesinde açık düzenleme bulunmasına rağmen, davacının böyle bir dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı" gerekçesiyle "davanın reddine" dair verdiği karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Özel Daire'ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.

Bozmadan sonra, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davacı idareyi temsilen duruşmaya katılan olmamış; davalı vekili ise, davayı takip edeceklerini beyanla, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesini talep etmiş; Yerel Mahkeme önceki kararında direnmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'ndaki görüşmeler sırasında, esasın incelenmesine geçilmeden önce; hükmün davacı yararına bozulmasından sonra, bozma ilamına karşı davacı tarafça beyanda bulunulmamış ve davalı vekilinin de bozmaya uyulmasını istemiş olması karşısında, Mahkemece direnme kararı verilmesine usulen olanak bulunup bulunmadığı ön sorun olarak incelenmiş ve şu sonuca varılmıştır:

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429. maddesi hükmüne göre, Hakim, Yargıtay'ın bozma kararı üzerine tarafları duruşmaya çağırıp dinledikten sonra bozma ilamına uyulup uyulmayacağına karar verir.

Görülüyor ki hakim, kural olarak Yargıtay bozma kararına uyup uymamak konusunda tarafların düşünce ve istekleri ile bağlı olmayıp, bu yönden serbest davranmak, uyma ya da direnme kararı vermek yetkisine sahiptir.

Diğer taraftan, nizalı kazada eğer bozma kararına karşı diyecekleri sorulan tarafların bozma kararına uyulmasını istemeleri, bozma nedenleri bakımından bozma kararına uyulmasını isteyen tarafı bağlayabilecek ve davayı karşı taraf yararına sona erdirebilecek bir nitelik taşıyorsa böyle bir durumda hakimin artık direnme kararı vermesi olanağı bulunduğundan da söz edilemez.

Eş söyleyişle, bozma nedenlerinin Kamu düzenine ilişkin ve dolayısı ile hakimin kendiliğinden (re'sen) göz önünde bulundurulması gereken sebeplerden olmaması halinde taraflar veya vekilleri, bozma kararına uyulmasını istemişlerse, artık mahkeme önceki kararda direnemez.

Bu bağlamda somut olay incelendiğinde; eldeki dava çekişmesiz yargıya ilişkin olmayıp, ortaklığın giderilmesi davasında olduğu gibi, çift yönlü bir dava niteliğinde de değildir.

Ne var ki; davanın tarafları ve uyuşmazlık açısından, kamu düzenine ilişkin ve dolayısıyla taraf iradelerinin hukuki sonuç doğurmasına engel olacak bir yönünün olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

5393 sayılı Belediye Kanununun 18/e maddesine göre, Belediyeye ait taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması halinde tahsisin kaldırılmasına karar verme yetkisi Belediye Başkanına değil, Belediye Meclisine aittir.

Belediye yararına yapılan kamulaştırma nedeniyle idare adına tescil edildiği anlaşılan taşınmazın tapu kaydının iptaliyle önceki malik adına tescilinin talep edildiği eldeki davanın, Belediyeyi temsilen bizzat Belediye Başkanı tarafından açıldığı; ancak Belediye Meclisince, taşınmazın mülkiyetinin davalıya iadesi yönünde alınmış bir karar bulunmadığı gibi, Belediye Başkanına bu hususta bir görev ve yetkinin verilmediği de anlaşılmaktadır.

Davacının, davanın konusu üzerinde tasarruf yetkisinin bulunmadığı böyle bir davanın niteliği ve uyuşmazlık kapsamının, kişisel yönünden çok kamusal yönünün ağır bastığı kuşkusuzdur.

Kamu düzenine ilişkin olan ve dolayısı ile hakimin kendiliğinden (re'sen) göz önünde bulundurması gereken temyize konu davada, taraf iradelerinin hukuki sonuç doğurmayacağı; Mahkemenin, taraf iradelerini nazara almadan direnme kararı vermesinin olanaklı bulunduğuna oybirliğiyle karar verilmiştir.

Ön sorun bu şekilde aşıldıktan sonra, işin esasına gelince;

Öncelikle belirtilmelidir ki, davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerekli olup, dava hakkı, hukuki yarar ile sınırlıdır.

Eda davalarında davacı, kural olarak dava açmakta hukuki yararının varlığını bildirmek ve ispat etmekle yükümlü değildir. Ne var ki, şüphe halinde hukuki yararın bulunup bulunmadığının inceleme konusu yapılması gerektiği açıktır.

Bu noktada; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18. maddesinin 1. fıkrasının e bendine göre, "Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması halinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi yirmi beş yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek" görev ve yetkisi Belediye meclisine aittir.

Taşınmaz mal satımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak yetkisi ise, aynı Kanunun 34. maddesi uyarınca, Belediye Encümenine tanınmıştır.

Öte yandan, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 38. maddesinde Belediye Başkanına, belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilatını sevk ve idare etmek, belediyeyi yargı yerlerinde temsil etmek görev ve yetkisi verilmiş olup; aynı maddede ayrıca, Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görev ve yetkileri de kullanacağı, belirtilmiştir.

Şu açık hükümler karşısında, Belediye adına kayıtlı bulunan taşınmazın her ne şekilde olursa olsun devir yetkisinin belediye başkanı ya da belediye encümenine değil, belediye meclisine ait olduğu; belediye başkanının Kanunda öngörülen görev ve yetkilerini aşarak, taşınmaz malın devri konusunda dava yoluyla da olsa tasarrufta bulunamayacağı her türlü duraksamadan uzaktır.

Diğer bir ifadeyle, belediyeye ait bir taşınmaz malın devri, belediye meclisinin ancak bu yönde alacağı bir kararla ve bu kararın Belediye Encümenince uygulanması suretiyle mümkündür.

Somut olayda olduğu gibi, belediye başkanı her ne kadar 5393 sayılı Kanunun 38. maddesine göre, belediyeyi yargı yerlerinde temsil etmek görev ve yetkisini haiz ise de; belediye meclisinin yetki ve görevi kapsamında bulunan bir konuda, belediyeyi temsilen, Belediye meclis kararı olmadan ve yetki verilmeden belediye başkanınca açılan bu davada, Kanun dolanılarak işin esasına girilmesi ve bu cümleden olarak, taşınmazın önceki malikine iadesi konusunda hüküm tesisi olanaklı değildir.

Bu itibarla, 5393 sayılı Belediye Kanunu hükümlerinin açıkça ihlali suretiyle açılan davada; davacının, dava açmakta korunmaya değer bir hukuki yararının varlığından söz edilemeyeceği kuşkusuzdur.

Şu da eklenmelidir ki; tarafların, dava konusu taşınmaz üzerinde tasarruf yetkilerinin bulunmadığı böyle bir davada, davalı tarafça davanın kabul edilmiş olmasının da, davayı ve uyuşmazlığı sona erdirmeyeceği açıktır.

Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, isabetli değerlendirme ve teşhis sonucu, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine dair verilen önceki kararda direnilmiş olması usul ve yasaya uygundur. Direnme kararı bu nedenle onanmalıdır.

SONU Ç

SONUÇ / HÜKÜM

Davacı temsilcisi ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahali olmadığına, 27.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/159, K. 2009/210, 27 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Hukuki Yarar
  4. Kamulaştırma
  5. Temyiz Eden
  6. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  7. Sonu Ç
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2009/159
Karar No
2009/210
Tarih
27 Mayıs 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2009/160 K.2009/3480
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2009/160 K.2009/197
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/160 K.2009/185
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2009/161 K.2009/198
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/161 K.2009/207
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2009/162 K.2009/9621

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.