İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/344 K.2011/436

Hukuk Genel Kurulu 2011/11-344 E. , 2011/436 K.

Esas2011/344Karar2011/436Tarih22 Haziran 2011Okuma5 dk · 1.028 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2011/344
Karar No
2011/436
Karar tarihi
22 Haziran 2011
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.028 kelime·5 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2011/11-344 E. , 2011/436 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 29/12/2010

NUMARASI : 2010/690-2010/800

Taraflar arasındaki "haksız rekabetin önlenmesii" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;İstanbul Asliye 12.Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.11.2005 gün ve 2004/194 E.-2005/689 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 07.05.2007 gün ve 2006/4331 E.-2007/7039 K. sayılı ilamı ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnmeye dair olan 30.04.2008 gün ve 17 E., 243 K. sayılı kararı davalı vekillerinin yine temyizi üzerine,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.04.2010 gün ve 2010/11-195 E., 238 K. sayılı ilamı ile usulden bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, Hukuk Genel Kurulu Kararına uyulduktan sonra mahkemece yeniden direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davalı vekilleri

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, haksız rekabet iddiasına dayalı davalının ticaret unvanında yer alan "TEPE'' ibaresinin unvandan terkini, haksız rekabetin men'i ve hükmün ilanı istemine ilişkindir.

Mahkemenin 30.04.2008 tarihli ilk kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 28.04.2010 günlü kararıyla kısa ve gerekçeli kararda hüküm fıkrasının usulüne uygun oluşturulmaması nedeniyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun 381, 388. ve 389.maddesi hükümlerine aykırı olduğundan bahisle usulden bozulmuş; bozma nedenine göre diğer temyiz itirazları ise inceleme dışı bırakılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan ve usulden bozmayı kapsayan 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195 E., K:238 sayılı bu ilama yerel mahkemece, ara kararı ile uyulmasına karar verilip, tarafların esas hakkındaki beyanları sorulduktan sonra, bu kez yeniden Özel Daire bozma ilamına direnilmesine karar verilmiş;kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkraları usulüne uygun olarak oluşturulmuş; ne var ki, bu kez de ikinci direnme olarak adlandırılan kararın gerekçe bölümünde “mahkememizin 30.04.2008 tarihli kararı ile açıklanan gerekçeler doğrultusunda önceki kararda (30.11.2005 tarihli ilk kararda) direnilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir” şeklindeki ibarelere yer verilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nda işin esasının incelenmesine geçilmeden önce, mahkemenin 29.12.2010 tarihli ikinci direnme kararının usulüne uygun bir gerekçe içerip içermediği, dolayısıyla Hukuk Genel Kurulu'nun usulden bozmasını kapsayan ilam gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, usulü önsorun olarak ele alınmış; öncelikle bu husus incelenip değerlendirilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.04.2010 gün ve 2010/11-195 E., 238 K. sayılı usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde aynen;

“Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar;kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak;kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş;hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”

ifadelerine yer verilmiştir.

Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yeralan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” Şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.

Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3.maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren HUMK'nun 388. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.

Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

Ayrıca, direnme kararları, yapıları gereği, Yasa’nın hukuka uygunluk denetimi yapmakla görevli kıldığı bir Yargıtay Dairesinin bu denetimi sonucunda hukuka aykırı bularak, gerekçesini açıklamak suretiyle bozduğu yerel mahkeme kararının aslında hukuka uygun bulunduğuna, dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin iddiaları içerdiklerinden, o iddiayı yasal ve mantıksal gerekçeleriyle birlikte ortaya koymak zorundadırlar(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.10.2009 gün ve E: 2009/9-397, K: 2009/453; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:2008/254 sayılı ilamları).

Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.

Nihayet, Yargıtay'ca bozulan yerel mahkeme kararı ortadan kalkar ve hukuki geçerliliğini yitirir. Bozulan karar sonraki kararın eki niteliğinde olmadığından bu karara atıf yapılarak hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, bozulan karardaki gerekçeye atıf yapılması da yasal dayanaktan yoksundur.

Bu genel açıklamaların ışığında ön sorunun değerlendirilmesinde:

Yukarıda da belirtildiği üzere, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan ve usulden bozmayı kapsayan 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195 E., K:238 sayılı ilamına yerel mahkemece, ara kararı ile uyulmasına karar verilip, kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkraları bozma doğrultusunda usulüne uygun olarak oluşturulmasına karşın, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.

Şöyle ki, yerel mahkeme ikinci direnme olarak adlandırılan kararın gerekçe kısmında Yargıta'ca bozulmasına karar verilen birinci direnme kararının gerekçesine atıf yapmak suretiyle davayı kabul ettiğini belirterek, görünürde bir gerekçeye yer vermişse de; bunun Anayasanın ve yasanın aradığı anlamda yasal bir gerekçe olarak kabulü olanaklı değildir. Çünkü Yargıtay'ca bozulan karar (kararın hem hüküm fıkrası hem de gerekçesi) ortadan kalkacağından, hukuki geçerliliğini yitirir.

O halde, Mahkemece yapılacak iş; önceki kararda atfen karar oluşturmak yerine, Hukuk Genel Kurulu'nun bozması doğrultusunda işlem yapılıp, özellikle Anayasa’nın 141/3.maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren HUMK.nun 381, 388 ve 389.maddeleri de gözetilerek, bozmada işaret olunan şekilde kısa ve gerekçeli karar hüküm fıkralarını kurmak ve direnme gerekçesini de açıkça kaleme alarak kararda göstermek olmalıdır.

Bu durumda, ortada, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir gerekçeli karar bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda gerekçe içeren bir direnme kararının olmadığı da her türlü duraksamadan uzaktır.

Öyleyse, yerel mahkemenin ikinci direnme olarak adlandırdığı 29.10.2010 gün ve E:690, K:800 sayılı kararı, yukarıda işaret olunan ilkelere, usul ve yasaya uygun şekilde direnme oluşturulmak üzere, işin esasına ilişkin temyiz itirazları incelenmeksizin, salt bu usulü eksikliğe dayalı olarak bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının hükmüne uyulan Hukuk Genel Kurulu’nun 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195 E., K:238 sayılı bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.06.2011 gününde, oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/344, K. 2011/436, 22 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 29/12/2010
  5. Numarası : 2010/690-2010/800
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2011/344
Karar No
2011/436
Tarih
22 Haziran 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/345 K.2011/11169
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/348 K.2011/433
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/349 K.2011/4159
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/351 K.2011/386
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/352 K.2011/11170
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/353 K.2011/387

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.