İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2012/1483 K.2013/557

Hukuk Genel Kurulu 2012/10-1483 E. , 2013/557 K.

Esas2012/1483Karar2013/557Tarih17 Nisan 2013Okuma5 dk · 1.094 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2012/1483
Karar No
2013/557
Karar tarihi
17 Nisan 2013
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.094 kelime·5 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2012/10-1483 E. , 2013/557 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesi

TARİHİ : 21/12/2011

NUMARASI : 2007/21-2011/1150

Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy 1. İş Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 26.07.2006 gün ve 2005/1307 E., 2006/259 K. sayılı kararın incelenmesi davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 05.02.2007 gün ve 2006/13702 E., 2007/1593 K. sayılı ilamıyla; (...Dava; davacı sigortalının davalı işverene ait işyerinde 01.03.1973 tarihi itibariyle 1 gün süre ile çalıştığının tespiti istemine ilişkin olup iş bu davanın Kanun dayanağı 506 Sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.

Bu yönde. Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine karar verilebilmesi için; anılan maddenin çalışmanın geçtiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan hükmüne göre, davanın çalışılan yılın sonundan başlayarak 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Yönetmelikle tespit edilen belgeler kapsamında işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda, bildirgede öngörülen işe başlama tarihinden sonrası için hak düşürücü süreden bahsedilemez.

Ne var ki, işe giriş bildirgesinin de yine Kanunda öngörülen hak düşürücü süre dahilinde Kuruma verilmesi gerekir. Zira, hak düşürücü sürenin geçirilmesi, hakkın özünü ortadan kaldırdığından; bu sürenin geçirilmesinden sonra işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi ya da primlerin ödenmesinin; hak düşürücü süreyi yeniden canlandırması mümkün değildir.

Somut olayda; davacının sigorta sicil dosyası içeriğinde, dava konusu işyerinde 01.03.1973 tarihinde işe girişine dair işe giriş bildirgesi mevcut ise de, Kuruma 20.01.1982 tarihinde hak düşürücü süre geçtikten sonra intikal ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve Kanunya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle oyçokluğuyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava; davacının davalı işverene ait işyerinde 01.03.1973 tarihi itibariyle 1 gün süre ile çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davacının davalı Hasan Işık’a ait inşaat iş yerinde 01.03.1973 tarihinde çalışmaya başladığını, işe giriş bildirgesinin 20.01.1982 tarihinde Kuruma verildiğini belirterek, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.03.1973 olarak tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili, davacıya ait 01.03.1973 tarihli giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına 20.01.1982 tarihinde intikal ettiğini, çalışmanın gerçek olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, çalışmasının eylemli olarak gerçekleşip gerçekleşmediğinin usulüne uygun araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, kurum tarafından işyeri bildirgesi ile tüm bordrolar geç bildirime dayanılarak alınmış ve ölçümleme sonucu SSK primleri cezalı olarak tahsil edilmiş bulunduğundan, davacının bu tarihte çalıştığının da sabit bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılardanSosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin temyizi üzerine,

Özel Dairece, yukarıda açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur.

Yerel mahkemece, önceki gerekçelerle ve giriş bildirgesinin verildiği tarihle kuruma intikal tarihi olan 20.01.1982 tarihleri arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği hak düşürücü sürenin 3995 sayılı Kanun ile 10 yıldan 5 yıla düşürülmesinin davacı aleyhine yorumlanamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin hükümde direnilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının, 01.03.1973 tarihine ilişkin talebi yönünden hak düşürücü sürenin söz konusu olup olmadığı, noktasında toplanmaktadır.

Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 506 sayılı Kanunun 79/10. maddeleridir.

Öncelikle ifade edilmelidir ki, çalıştırılanlar 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 2. ve 6.maddelerinde öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak, bu kimselerin aynı Kanunun 3.maddesinde sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları Kanunun 6/1 maddesinde yer alan açık hüküm gereğidir.

Ne var ki, sigortalıların bazı haklardan yararlanmaları öncelikle kuruma bildirilmeleri, belirli süre prim ödemiş olmaları ve kanunun gerektirdiği bilgilerin açık bir şekilde bilinmesi koşullarına da bağlıdır. Anılan bilgi ve belgelerin kuruma ulaştırılmaması veya eksik ulaştırılması halinde ise bildirimsiz/kaçak çalıştırma olgusu ortaya çıkacaktır. Bu durum, prim ve gelir vergisi ödememek için işverenlerce sıklıkla başvurulan bir yol olup, ülkenin gerçeklerinden biridir. İşte bu noktada işçinin bir takım Kanuni haklarından yararlanabilmesi için sigortalı hizmetinin tespitini istemesi gereği ortaya çıkmaktadır.

Bilindiği üzere, sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte ; bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir.

Bu davaların Kanuni dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79.maddesinin 10 (eski 8) nolu bendi olup; bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır.

Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır.

Söz konusu Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, halen geçerliliğini korumaktadır.

Buna göre; işe giriş bildirgesi düzenlenmediği, düzenlenmesine karşın Kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvurması zorunludur.

Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 05.02.2003 gün ve 2003/10-7 E., 2//353 K.. 27.04.2011 gün ve 2011/10-52 E.-2011/221 K. sayılı ilamlarında da, benimsenmiştir.

Bu anlatımların ışığında somut olay değerlendirildiğinde, 506 sayılı Kanunun 79.maddesine göre işveren çalıştırdığı işçiler için yönetmelikle tespit edilen bildirgeleri 1 ay içinde kuruma vermekle yükümlü olduğu halde, işveren davacının 01.03.1973 tarihli işe giriş bildirgesini 20.01.1982 tarihinde bir aylık bildirim süresi geçtikten sonra kuruma verdiği gibi, olayda kanunda öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre de dolmuştur.

Süresinde yapılmayan bildirimlerin kurumca kabul edilip, primlerin kullanılmış olması hatalı işlemi geçerli hale getiremeyeceği gibi, hakkın özünü ortadan kaldıran hak düşürücü süreyi de yeniden canlandıramaz. 01.03.1973 tarihini içeren işe giriş bildirgesinin kuruma verildiği 20.01.1982 tarihinde hak düşürücü süre 506 sayılı Kanunnın 79.maddesinin 5.fıkrasına göre 5 yıl olarak belirlenmiştir.

Bu durumda mahkemece giriş bildirgesinin verildiği tarihle kuruma intikal tarihi olan 20.01.1982 tarihleri arasında 10 yıl hak düşürücü sürenin geçmediği, hak düşürücü sürenin 3995 sayılı Kanun ile 10 yıldan 5 yıla düşürülmesinin davacı aleyhine yorumlanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi yukarıda açıklanan gerekçelerle isabetli görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve Kanunya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarda açıklanan değişik nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5521 sayılı Kanunun 8/son maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/1483, K. 2013/557, 17 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 21/12/2011
  5. Numarası : 2007/21-2011/1150
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2012/1483
Karar No
2013/557
Tarih
17 Nisan 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/1484 K.2013/6438
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2012/1484 K.2013/10429
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2012/1484 K.2013/443
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2012/1485 K.2013/7735
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2012/1486 K.2013/9649
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2012/1486 K.2013/558

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.