İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2012/1633 K.2013/825

Hukuk Genel Kurulu 2012/10-1633 E. , 2013/825 K.

Esas2012/1633Karar2013/825Tarih12 Haziran 2013Okuma10 dk · 2.086 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2012/1633
Karar No
2013/825
Karar tarihi
12 Haziran 2013
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.086 kelime·10 dk okuma·13 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2012/10-1633 E. , 2013/825 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

Bursa 2. İş Mahkemesi

TARİHİ : 04/07/2012

NUMARASI : 2012/165-2012/347

Taraflar arasındaki “istirdat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 2.İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 18.12.2008 gün ve 2007/660 E.- 2008/1210 K. sayılı kararın incelenmesi davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.11.2011 gün ve 2011/12814 E.- 2011/15219 K. sayılı ilamı ile;

(...Dava, yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının sigortalının mirasçıları olan davalılardan tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar vermiştir.

İnceleme konusu somut olayda; davalıların, 20.11.2004 tarihinde ölen murisine, 01.08.1993 tarihinden itibaren, 3201 sayılı Yasaya göre borçlandığı süre de gözetilerek yaşlılık aylığı bağlandığı; sigortalının, yurtdışında 05.08.1988 ve öncesi dönemde çalıştığı, 06.04.1990 – 05.04.2000 tarihleri arasında ikamete dayalı olarak yardım aldığı, 14.08.2000 tarihinden itibaren de kendisine yurtdışından yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.

3201 sayılı Yasa gereği yurtdışında geçen sürelerin borçlanılabilmesi için, yurda kesin dönüş şartı bulunmamakta olup; anılan Yasanın 6. maddesi gereğince, borçlanılan süreler gözetilerek yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için, yurtdışındaki çalışma veya çalışmaya dayalı yardım ilişkisinin sona ermesi gerekmektedir.

Mahkemece, 05.04.2000 tarihine kadar ikamete dayalı yardım aldığı anlaşılan davalılar murisine, 05.04.2000 tarihinden sonra ödenen yaşlılık aylıkları istirdat edilemez ise de; sigortalının, 05.04.2000 tarihi ve öncesinde ödenen aylıklara hak kazanamayacağı, ilk itirazlardan olan zamanaşımı itirazının da delillerin toplanmasına ilişkin ara karar gereğinin yerine getirilmesine kadar ileri sürülmediği gözetilerek.

Kurum’un, istirdada konu alacağı 5510 sayılı Yasanın 96. maddesinde belirtilen şartlara göre belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; sigortalının sağlığında ödenen aylıkların tüketildiği ve terekeye dahil olmadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı Sosyal Güvenlik kurumu Başkanlığı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava; yersiz ödenen aylıkların istirdadı istemine ilişkindir.

Davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili, davalılar murisinin yaşlılık aylıklarının başlangıç tarihi itibarıyla iptal edildiğini, yapılan 14.573,00 YTL. ödemenin, muris Paşa Demirci'nin kesin dönüş şartını yerine getirmediğinin tespit edildiğini belirterek, her bir ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte mirasçılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davalıların murisine davalı Kurumca yersiz olarak ödendiğini ileri sürülen emekli aylıklarını, hayatta iken tüketmiş olması sonucu, terekeye dahil olmayan bu aylıkların mirasçılardan istenemeyeceğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini; bu talebin kabul edilmemesi halinde, yoksulluğu ve hastalığı nedeniyle çalışmayacak durumda bulunan davalıların murislerine, İngiltere tarafından kredili sistem uyarınca yapılan prim ödenmesinin, aylıklarının kesilmesini gerektirmeyeceğini, belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalılar vekili, 11.11.2008 tarihli dilekçe ile de 01.10.2007 tarihli savunma dilekçesinde dile getirdikleri nedenlerin yanında, davanın BK 66 maddede düzenlenen zamanaşımı uyarınca, öğrenmeden itibaren bir yıl içinde açılmaması nedeniyle davanın tümden reddine; bu husus mümkün görülmediği takdirde, davanın açıldığı 23.05.2007 tarihinden 10 yıl önceki 23.05.1997-21.04.2000 tarihleri arası yapılan ödemeler için dava hakkının bulunduğuna dair ıslah talebinin kabulü ile, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire’ce yukarıda yazılı gerekçelerle bozulmuş, Mahkemece önceki karar gerekçelerine ilaveten; “davalılar vekili 10/10/2008 tarihli dilekçesi ile ıslah yoluyla zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davalılar vekilinin zamanaşımı itirazının da kabulü gerektiğini, bu nedenle muris Paşa Demirci' ye 01/08/1993-21/04/200 tarihleri arasında fuzulen ödendiği belirtilen yaşlılık aylıklarının büyük bir kısmı yönünden dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçeleri ile direnme kararı verilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelen uyuşmazlık; esasa cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen zamanaşımı definin sonradan, ıslah yoluyla ileri sürülebilip sürülemeyeceği, noktasında toplanmaktadır.

Somut olayda;davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının, davalıların murisine yersiz ödenen 14.573,00 YTL’nin tahsili istemiyle 23.05.2007 tarihli dava dilekçesiyle davalılar aleyhine eldeki davayı açtığı; davalılara dava dilekçesi 06.06.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve davalılar vekilinin (02.10.2007) ilk oturum öncesinde cevap dilekçesini 02.10.2007 tarihli hakim havalesi ile dosyaya ibraz ettiği, anlaşılmaktadır.

Davalılar vekili 11.11.2008 tarihli zamanaşımı def'ini içeren ıslah dilekçesi, davacı Kurum vekiline 11.11.2008 tarihinde tebliğ edilmiş; davacı Kurum vekili de, 18.12.2008 havale tarihli dilekçesinde ve tebliğ tarihinden sonraki ilk oturumda (18.12.2008 tarihinde) zamanaşımı def'inde yasal süresi içerisinde ileri sürülmediğini belirterek, bu ıslah edilen yeni savunmaya karşı çıkmıştır.

Zamanaşımı maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i ve savunma aracı olup, davanın başında, süresinde verilecek cevap dilekçesinde (veya sözlü yargılama usulünde ilk oturumda esasa girişilmeden önce) ileri sürülmelidir.

Zamanaşamı def'inin, yukarıda belirtilen aşama geçildikten sonra ileri sürülmesi, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi anlamına gelir. Bu durum ise, karşı tarafın izni(açık veya zımni) olmaksızın yada ıslah yoluna gidilmezse geçerli değildir.

Aynı zamanda silahların eşitliği ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak; davalının ıslah yolu ile savunmasını genişletebilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmalı; dolayısıyla zamanaşımı def'inin sonradan ıslah yolu ile ileri sürülebileceği kabul edilmelidir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun kabulünden önce zamanaşımı savunmasının, ıslah yolu ile ileri sürülüp sürülemeyeceği konusunda, özellikle Yargıtay’ın bazı daireleri arasında görüş farklılıkları bulunmaktaydı.

6100 sayılı HMK bu konuda açık bir düzenleme getirmemekle beraber, HMK’nın 176. maddesinin gerekçesinde; “uygulamada, zamanaşımının ıslah yolu ile ileri sürülüp sürülemeyeceğine dair bazı tereddütlar var ise de, zamanaşımı ilk itiraz olmayıp, ıslah yolu ile de ileri sürülebileceğinde tereddüt etmemek gerekir” ifadesine yer verilmiş; bundan sonra zamanaşımının ıslah yolu ile giderilebileceği konusundaki tereddütler büyük ölçüde giderilmiştir.

Islah, “tarafların yaptıkları usul işlemlerini kısmen veya tamamen değiştirmesi”ne ilişkin bir usul kurumu olduğundan, süresinde davaya cevap vermekle beraber, zamanaşımı savunmasında bulunmayan davacının bu savunmasını ıslah yoluyla sürebileceğinin kabulü gerekir. Nitekim HGK’nun 16.04.2011 gün ve 2011/9-629 E., 2011/70 K. sayılı kararında da aynı görüş kabul edilmiştir.

Görüşmeler sırasında bazı üyeler, zamanında yapılmayan ve bu nedenle davacı tarafından karşı konulduğundan zamanaşımı savunmasının ıslahla mümkün olmadığı görüşü ileri sürülmüşse de bu görüş çoğunlukça kabul edilmemiştir.

Bu durum karşısında, davalılar vekilinin yasal süresi içerisinde ibraz edilen cevap dilekçesinde herhangi bir nedenle ileri süremediği zamanaşımı def'ini, sonradan ıslah yoluyla ileri sürmesinde usule aykırı bir yön bulunmayıp; ıslah edilmiş bu yeni savunmaya karşı tarafın (davacının) itiraz etmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca, mahkemenin davalının ıslah yoluyla zamanaşımı def’inde bulunabileceğine ilişkin kabulü yerindedir.

Ne var ki, geçerli olan zamanaşımı def’ine göre 5510 sayılı Kanun’un 96 maddesi yönünden temyiz itirazları Özel Dairesince incelenmediğinden, dosyanın bu yönlerden, inceleme yapılmak üzere Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun bulunduğundan, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 10.HUKUK DAİRESİNE, 5521 sayılı Kanunun 8/son maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

ESAS NO : 2012/10-1633

KARAR NO : 2013/825

MAHKEMESİ

Bursa 2. İş Mahkemesi

TARİHİ : 04/07/2012

NUMARASI : 2012/165-2012/347

Taraflar arasındaki “istirdat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 2.İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 18.12.2008 gün ve 2007/660 E.- 2008/1210 K. sayılı kararın incelenmesi davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.11.2011 gün ve 2011/12814 E.- 2011/15219 K. sayılı ilamı ile;

(...Dava, yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının sigortalının mirasçıları olan davalılardan tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar vermiştir.

İnceleme konusu somut olayda; davalıların, 20.11.2004 tarihinde ölen murisine, 01.08.1993 tarihinden itibaren, 3201 sayılı Yasaya göre borçlandığı süre de gözetilerek yaşlılık aylığı bağlandığı; sigortalının, yurtdışında 05.08.1988 ve öncesi dönemde çalıştığı, 06.04.1990 – 05.04.2000 tarihleri arasında ikamete dayalı olarak yardım aldığı, 14.08.2000 tarihinden itibaren de kendisine yurtdışından yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.

3201 sayılı Yasa gereği yurtdışında geçen sürelerin borçlanılabilmesi için, yurda kesin dönüş şartı bulunmamakta olup; anılan Yasanın 6. maddesi gereğince, borçlanılan süreler gözetilerek yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için, yurtdışındaki çalışma veya çalışmaya dayalı yardım ilişkisinin sona ermesi gerekmektedir.

Mahkemece, 05.04.2000 tarihine kadar ikamete dayalı yardım aldığı anlaşılan davalılar murisine, 05.04.2000 tarihinden sonra ödenen yaşlılık aylıkları istirdat edilemez ise de; sigortalının, 05.04.2000 tarihi ve öncesinde ödenen aylıklara hak kazanamayacağı, ilk itirazlardan olan zamanaşımı itirazının da delillerin toplanmasına ilişkin ara karar gereğinin yerine getirilmesine kadar ileri sürülmediği gözetilerek.

Kurum’un, istirdada konu alacağı 5510 sayılı Yasanın 96. maddesinde belirtilen şartlara göre belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; sigortalının sağlığında ödenen aylıkların tüketildiği ve terekeye dahil olmadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı Sosyal Güvenlik kurumu Başkanlığı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava; yersiz ödenen aylıkların istirdadı istemine ilişkindir.

Davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili, davalılar murisinin yaşlılık aylıklarının başlangıç tarihi itibarıyla iptal edildiğini, yapılan 14.573,00 YTL. ödemenin, muris Paşa Demirci'nin kesin dönüş şartını yerine getirmediğinin tespit edildiğini belirterek, her bir ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte mirasçılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davalıların murisine davalı Kurumca yersiz olarak ödendiğini ileri sürülen emekli aylıklarını, hayatta iken tüketmiş olması sonucu, terekeye dahil olmayan bu aylıkların mirasçılardan istenemeyeceğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini; bu talebin kabul edilmemesi halinde, yoksulluğu ve hastalığı nedeniyle çalışmayacak durumda bulunan davalıların murislerine, İngiltere tarafından kredili sistem uyarınca yapılan prim ödenmesinin, aylıklarının kesilmesini gerektirmeyeceğini, belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalılar vekili, 11.11.2008 tarihli dilekçe ile de 01.10.2007 tarihli savunma dilekçesinde dile getirdikleri nedenlerin yanında, davanın BK 66 maddede düzenlenen zamanaşımı uyarınca, öğrenmeden itibaren bir yıl içinde açılmaması nedeniyle davanın tümden reddine; bu husus mümkün görülmediği takdirde, davanın açıldığı 23.05.2007 tarihinden 10 yıl önceki 23.05.1997-21.04.2000 tarihleri arası yapılan ödemeler için dava hakkının bulunduğuna dair ıslah talebinin kabulü ile, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire’ce yukarıda yazılı gerekçelerle bozulmuş, Mahkemece önceki karar gerekçelerine ilaveten; “davalılar vekili 10/10/2008 tarihli dilekçesi ile ıslah yoluyla zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davalılar vekilinin zamanaşımı itirazının da kabulü gerektiğini, bu nedenle muris Paşa Demirci' ye 01/08/1993-21/04/200 tarihleri arasında fuzulen ödendiği belirtilen yaşlılık aylıklarının büyük bir kısmı yönünden dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçeleri ile direnme kararı verilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelen uyuşmazlık; esasa cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen zamanaşımı definin sonradan, ıslah yoluyla ileri sürülebilip sürülemeyeceği, noktasında toplanmaktadır.

Somut olayda;davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının, davalıların murisine yersiz ödenen 14.573,00 YTL’nin tahsili istemiyle 23.05.2007 tarihli dava dilekçesiyle davalılar aleyhine eldeki davayı açtığı; davalılara dava dilekçesi 06.06.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve davalılar vekilinin (02.10.2007) ilk oturum öncesinde cevap dilekçesini 02.10.2007 tarihli hakim havalesi ile dosyaya ibraz ettiği, anlaşılmaktadır.

Davalılar vekili 11.11.2008 tarihli zamanaşımı def'ini içeren ıslah dilekçesi, davacı Kurum vekiline 11.11.2008 tarihinde tebliğ edilmiş; davacı Kurum vekili de, 18.12.2008 havale tarihli dilekçesinde ve tebliğ tarihinden sonraki ilk oturumda (18.12.2008 tarihinde) zamanaşımı def'inde yasal süresi içerisinde ileri sürülmediğini belirterek, bu ıslah edilen yeni savunmaya karşı çıkmıştır.

Zamanaşımı maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i ve savunma aracı olup, davanın başında, süresinde verilecek cevap dilekçesinde (veya sözlü yargılama usulünde ilk oturumda esasa girişilmeden önce) ileri sürülmelidir.

Zamanaşamı def'inin, yukarıda belirtilen aşama geçildikten sonra ileri sürülmesi, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi anlamına gelir. Bu durum ise, karşı tarafın izni(açık veya zımni) olmaksızın yada ıslah yoluna gidilmezse geçerli değildir.

Aynı zamanda silahların eşitliği ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak; davalının ıslah yolu ile savunmasını genişletebilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmalı; dolayısıyla zamanaşımı def'inin sonradan ıslah yolu ile ileri sürülebileceği kabul edilmelidir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun kabulünden önce zamanaşımı savunmasının, ıslah yolu ile ileri sürülüp sürülemeyeceği konusunda, özellikle Yargıtay’ın bazı daireleri arasında görüş farklılıkları bulunmaktaydı.

6100 sayılı HMK bu konuda açık bir düzenleme getirmemekle beraber, HMK’nın 176. maddesinin gerekçesinde; “uygulamada, zamanaşımının ıslah yolu ile ileri sürülüp sürülemeyeceğine dair bazı tereddütlar var ise de, zamanaşımı ilk itiraz olmayıp, ıslah yolu ile de ileri sürülebileceğinde tereddüt etmemek gerekir” ifadesine yer verilmiş; bundan sonra zamanaşımının ıslah yolu ile giderilebileceği konusundaki tereddütler büyük ölçüde giderilmiştir.

Islah, “tarafların yaptıkları usul işlemlerini kısmen veya tamamen değiştirmesi”ne ilişkin bir usul kurumu olduğundan, süresinde davaya cevap vermekle beraber, zamanaşımı savunmasında bulunmayan davacının bu savunmasını ıslah yoluyla sürebileceğinin kabulü gerekir. Nitekim HGK’nun 16.04.2011 gün ve 2011/9-629 E., 2011/70 K. sayılı kararında da aynı görüş kabul edilmiştir.

Görüşmeler sırasında bazı üyeler, zamanında yapılmayan ve bu nedenle davacı tarafından karşı konulduğundan zamanaşımı savunmasının ıslahla mümkün olmadığı görüşü ileri sürülmüşse de bu görüş çoğunlukça kabul edilmemiştir.

Bu durum karşısında, davalılar vekilinin yasal süresi içerisinde ibraz edilen cevap dilekçesinde herhangi bir nedenle ileri süremediği zamanaşımı def'ini, sonradan ıslah yoluyla ileri sürmesinde usule aykırı bir yön bulunmayıp; ıslah edilmiş bu yeni savunmaya karşı tarafın (davacının) itiraz etmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca, mahkemenin davalının ıslah yoluyla zamanaşımı def’inde bulunabileceğine ilişkin kabulü yerindedir.

Ne var ki, geçerli olan zamanaşımı def’ine göre 5510 sayılı Kanun’un 96 maddesi yönünden temyiz itirazları Özel Dairesince incelenmediğinden, dosyanın bu yönlerden, inceleme yapılmak üzere Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun bulunduğundan, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 10.HUKUK DAİRESİNE, 5521 sayılı Kanunun 8/son maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.06.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/1633, K. 2013/825, 12 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 04/07/2012
  5. Numarası : 2012/165-2012/347
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç
  9. Esas No : 2012/10-1633
  10. Karar No : 2013/825
  11. Mahkemesi
  12. Tarihi : 04/07/2012
  13. Numarası : 2012/165-2012/347
  14. Temyiz Eden
  15. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2012/1633
Karar No
2013/825
Tarih
12 Haziran 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2012/1634 K.2013/864
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2012/1635 K.2013/823
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/1636 K.2013/9589
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/1637 K.2013/9587
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/1638 K.2013/10907
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/1639 K.2013/9590

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.