İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2012/66 K.2012/270

Hukuk Genel Kurulu 2012/1-66 E. , 2012/270 K.

Esas2012/66Karar2012/270Tarih30 Mart 2012Okuma6 dk · 1.224 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2012/66
Karar No
2012/270
Karar tarihi
30 Mart 2012
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.224 kelime·6 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2012/1-66 E. , 2012/270 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

Kadınhanı Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 25/10/2011

NUMARASI : 2011/263-2011/493

Taraflar arasındaki “Tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadınhanı Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 21.12.2010 gün ve 2009/88 E., 2010/243 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 09.05.2011 gün ve 2011/4426-5605 sayılı ilamı ile;

(... Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacının kayden malik olduğu 634 ve 635 parsel sayılı taşınmazları 19.10.2001 tarihli akitle satış suretiyle davalı köy tüzel kişiliğine temlik ettiğini, aslında köy camisine bağışlamak istediğini, bedel alınmadığını tapudaki işlemin gerçek iradesini yansıtmadığı ileri sürerek, eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.

İddianın ileri sürülüş biçimine göre; hile hukuksal nedenine dayanılarak eldeki davanın açıldığı açıktır.

Öte yandan, taraflar arasında görülen 2005/74 E-53 Karar sayılı davada aynı taşınmazlar yönünden hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal-tescil istenildiği, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilip kararın 23.10.2008 tarihinde kesinleştiği sabittir.

Bilindiği üzere; maddi anlamda kesin hüküm, yargısal (kazai) kararlara tanınan yasal gerçeklik (hakikat) vasfıdır.

Bu vasıf yargısal (kazai) kararların gerçeğe (hakikata) uygun olarak verildiğinin kabul edilmesini zorunlu kılar.Kesin hüküm kuralı, haklı ve adil kararların korunması yanında, kişiler arasındaki çekişmelerin sonsuza dek davam etmesini önlemek, toplumun istikrar ve düzenini sağlamak, hukukun ve yargının güvenirliğini korumak amacıylada kabul edilmiştir.Bütün yasal yollar kapandıktan ve verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı davanın tekrar yargı önüne getirilmesi,

toplumda sonu gelmeyen çekişmelere, huzursuzluklara, istikrarsızlıklara, kazanılmış hakların her zaman ortadan kaldırılabileceği endişesine neden olur.Çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet verir.Bu itibarla, tarafları,mevzuu ve sebebi aynı olan Devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan, tüm yasal yollardan geçmek suretiyle; diğer bir anlatımla şekli yönüyle de kesinleşen önceki hükmün korunmasında kamunun büyük yararı bulunmaktadır.

Hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237.maddesinde düzenlenen kesin hüküm tarafların anlaşmaları ile ortadan kaldırılamadığı gibi, mahkemece kendiliğinden (resen) gözönünde tutulur. Düzenlediği hak ve çıkar ilişkileri yönünden yasal gerçeklik (hakikat) sayıldığından taraflarını bağlar.

Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler belirlenen olgularla birlikte değerlendirildiğinde, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalının, temyiz itirazları yerindedir...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davacının gerçek iradesinin maliki olduğu 634 ve 635 parsel sayılı taşınmazları, köy camisi yapılmak üzere bağışlamak olmasına ve herhangi bir bedel de alınmayıp bedelsiz devredilmesine karşın, görünürdeki işlemin davalı “Köy Tüzel Kişiliği”ne satış olarak gösterildiğini, ifadeyle; 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 18.maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.

Davalı Köy Tüzel Kişiliği vekili, aynı konuda daha evvel Kadınhanı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20/11/2007 tarih ve 2007/183-156 karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiğini, eldeki davanın da kesin hükmün varlığı nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.

Yerel Mahkemece, davacının eldeki davada taraf muvazaasına dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunduğu; Kadınhanı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20/11/2007 tarih ve 2007/183-156 esas ve karar sayılı dosyasında ise hata ve hile hukuki nedenine dayalı olarak dava açıldığı; her iki davanın sebeplerinin farklı olması nedeniyle kesin hüküm itirazının reddinin gerektiği; davacının taraf muvazaasına dayalı olarak açtığı bu davayı yazılı delille kanıtlaması gerektiği; dosyaya sunulan taşınmazın bağışlanması hakkında alınan 15.10.2001 tarihli köy karar defterinde bulunan karara ilişkin belgenin ise yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu, dinlenen tanık beyanları ve dosya içerisindeki belgeler uyarınca davanın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece: yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçelerle, eldeki davanın hile hukuksal nedenine dayalı olduğu ve aynı konudaki Kadınhanı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20/11/2007 tarih ve 2007/183 Esas -156 Karar sayılı hükmün kesin hüküm teşkil ettiği, bu nedenle eldeki davanın kesin hükmün varlığı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğine işaretle bozulmuştur.

Mahkeme, önceki kararında direnmiş; hükmü davalı vekili temyize getirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eldeki davanın hukuksal dayanağının (hata-hile mi taraf muvazaası mı) tespiti ile daha önce taraflar arasında görülüp karara bağlanan hata-hile hukuksal nedenine dayalı davada verilen kararın bu dava yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle; yargılama hukuku açısından “dava şartı” ile “kesin hüküm” kurum ve kavramlarının temel hukuki esasları üzerinde durulmasında yarar vardır:

Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için gerekli olan şartlardır.

Diğer bir anlatımla; Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan Kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.

Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp; inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir.

Dava şartları dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkeme davanın mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir.

Bu bağlamda, dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile (1086 s.HUMK. Md.237) çözümlenmiş olması da dava şartıdır ve olumsuz dava şartını teşkil etmektedir.

Konuya ilişkin, 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HUMK)’nun 237.maddesinde;

“Kaziyei muhkeme, ancak mevzuunu teşkil eden husus hakkında muteberdir. Kaziyei muhkeme, mevcuttur denilebilmek için iki tarafın ve müddeabihin ve istinat olunan sebebin müttehit olması lazımdır.”

hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre; birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin(vakıaların) ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlilik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir.

Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemede; (Yargıtay'da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir.

Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay'da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) da, dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir. Bu bakımdan usuli kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığı, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez.

Nitekim,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.02.2003 gün ve 2003/21-30 E. 2003/57 K. ; 12.5.2004 gün ve 2004/4-290 E, 2004/289 K; 23.2.2005 gün ve 2005/21-66 E, 2005/93 K; 12.4.2006 gün ve 2006/21-104 E, 2006/174 K; 27.02.2008 gün ve 2008/20-177 E. 2008/200 K. sayılı ilamlarında da aynı ilkeler vurgulanmıştır.

Somut olaya gelince:

Davacı taraf, gerek dava dilekçesinde gerekse duruşmada alınan beyanında, temlike konu işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 18.maddesine dayanmıştır. Dava, iddianın ileri sürülüş şekli itibariyle taraf muvazaasına dayalıdır.

Eldeki davanın davacısı ile davalısı arasında, Kadınhanı Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp; 20/11/2007 tarih ve 2007/183 E- 156 K. sayı ile hükme bağlanan davada ise, hata ve hile hukuksal nedenine dayanılarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunulmuş; sonuçta 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 31.maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş; bu karar 23.10.2008 tarihinde kesinleşmiştir.

Görülmektedir ki, her iki davanın, tarafları ile konusu aynı olmakla birlikte hukuki sebebi açık biçimde farklıdır ve 1086 sayılı HUMK’nun 237.maddesi anlamında kesin hükmün varlığından söz edilemez.

Şu durumda, Yerel Mahkemenin, aynı nedenlere dayalı direnme kararı yerindedir.

Ne var ki, taraf muvazaası yönünden Özel Dairece inceleme yapılmamıştır.

O halde, davalı vekilinin işin esasına yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle DİRENME UYGUN OLUP; davalı vekilinin işin esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için DOSYANIN 1.HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 30.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/66, K. 2012/270, 30 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 25/10/2011
  5. Numarası : 2011/263-2011/493
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2012/66
Karar No
2012/270
Tarih
30 Mart 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2012/67 K.2012/5508
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2012/67 K.2012/2690
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/67 K.2012/32969
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2012/67 K.2012/2763
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2012/67 K.2012/3080
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2012/67 K.2012/4137

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.