İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/1238 K.2014/957

Taraflar arasındaki “tedbir ve iştirak nafakası” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Muş 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce (Aile Mahkemesi sıfatıyla) davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 18.07.2012 gün ve 2012/40 E.-2012/388 K. sayılı kararın…

Esas2013/1238Karar2014/957Tarih26 Kasım 2014Okuma6 dk · 1.209 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2013/1238 E., 2014/957 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Kasım 2014
Mahkemesi
Muş 2.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
Tarihi
20/03/2013
Numarası
2013/54 E-2013/262 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.209 kelime·6 dk okuma

Taraflar arasındaki “tedbir ve iştirak nafakası” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Muş 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce (Aile Mahkemesi sıfatıyla) davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 18.07.2012 gün ve 2012/40 E.-2012/388 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 14.11.2012 gün ve 2012/19456 E.-2012/23469 K. sayılı ilamı ile; Dava tedbir nafakası istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın HMK'nun 320/4.maddesi uyarınca açılmamış sayılması cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Somut olayda mahkemece; ''...Her türlü nafaka davası HMK'nın 316/1-ç maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olup, yine aynı yasanın 320/4 maddesi gereğince bu usule tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosyanın, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği düzenlenmiştir.

Taraflarınca takip edilmeyen dava dosyası 23/03/2012 tarihinde işlemden kaldırılmış, 03/04/2012 tarihinde yenilenerek yargılamaya devam olunmuştur. Bu kez 18/07/2012 tarihli duruşmada davacı vekili Bulanık Asliye Hukuk Mahkemesinde duruşmaya katılacağını bildirmek suretiyle duruşmaya katılmayarak mazeret dilekçesi göndermiştir. Duruşmada hazır olan tarafça karşı tarafın mazereti kabul edilmemiştir.

Davacı vekilinin söz konusu davanın sadece 01/06/2012 tarihli duruşmasına katıldığı, daha önce yapılan duruşmalarda mazeret dilekçesi verdiği veya dosyanın işlemden kaldırıldığı anlaşılmıştır.

Nafaka davalarının niteliği gereği çabuk sonuçlandırılması amacıyla kanunen basit yargılama usülüne tabi tutulduğu ve adli tatilde dahi görülebilecek davalar arasında sayıldığı, dolayısıyla bu tip davalarda davanın mümkün olabildiğince hızlı sonuçlandırılması gerektiği, taraflarca veya vekillerince sürekli verilen mazeret dilekçelerinin kabulü halinde yargılamanın sürüncemede kalacağı ve davadan beklenen menfaatin anlamını yitireceği dikkate alınarak ancak delillendirilen ve haklılığına kanaat getirilen istisnai mazeretlerin kabul edilmesi gerektiği tespitinin sonucunda,

davacı vekilinin mazeret olarak sunduğu diğer bir mahkemede görülmekte olan dosyanın duruşmasına katılmanın mahkememiz açısından haklı mazeret olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki söz konusu mazeretin bile delillendirilmediği, mazeret dilekçesinde bildirilen nedenin var olup olmadığı konusunda mahkememizin araştırma yapma mükellefiyetinin bulunmadığı, (bu yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.11.2010 tarih 2010/9-491 Esas, 2010/593 Karar;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 tarih 2011/3-296 Esas, 2011/338 Karar sayılı v.b ilamlarının olduğu), delillendirmenin mazeret dilekçesiyle veya en geç mazeretin değerlendirileceği duruşmaya kadar yapılması gerektiği, ''duruşma zaptı ibraz edilecektir'' ibaresinin delillendirme bakımından yetersiz kaldığı,

davanın karar aşamasında olup mazeretin davalı tarafça da kabul edilmediği dikkate alınarak mahkememizce mazeretin reddine, taraflarınca takip edilmeyen davanın HMK'nın 320/4 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile davanın HMK'nun 320/4 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili 18.07.2012 tarihli celse için verdiği mazeret dilekçesinde aynı gün ve saatte Bulanık Asliye Hukuk Mahkemesin'de de 2010/869 esas nolu dosyasında duruşması olduğunu beyan ettiği, mazeret dilekçesinde 'duruşma zaptı ibraz edilecektir' ibaresinin yer aldığı ve temyiz dilekçesi ekinde de söz konusu mazerete ilişkin Bulanık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/869 esas sayılı dosyanın 18.07.2012 tarihli duruşma tutanağını sunarak durumu belgelediği anlaşılmaktadır.

Mahkemece izlenecek yolun, hakkaniyet ve adalet duygularının gereğine uygun olması gereklidir. Özellikle bu konuda hiçbir yükümlülüğü ve dahili bulunmayan taraflar yönünden hak kaybına yol açmamalıdır. Yasa hükmü yorumlanırken, Anayasanın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36.maddesine uygun yorumla, müvekkil yönünden Adalet bir olup bittiye getirilmemeli, davaların süratle ve ekonomik yollarla çabuk bitirilmesi kuralı yanında, davada esas olan adaletin gerçeğe en uygun sağlanması amacı hiç bir zaman ihmal ve gözardı edilmemeli, adaletin şekil hukukuna tercih edilmesi üstün görülmemelidir.

Bu nedenle, mazeret ileri sürülmesi halinde, makul ve ihtiyatlı bakmanın usul hükümlerinin özüne ve sözüne uygun düşeceğinde kuşku ve duraksamaya yer olmaması gerekirken, yazılı gerekçe ile mazeretin reddi ve sonuçta davanın açılmamış sayılması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.

O halde mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esasının incelenmesi ve esas hakkında bir hüküm kurulması gerekir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava; tedbir ve iştirak nafakası istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı kocanın ailenin ve müşterek çocuklarının bakım ve geçim yükümünü yerine getirmediği ve başka bir kadınla birlikte yaşadığını belirterek, TMK 196.madde uyarınca davacı için tedbir, müşterek çocuk için iştirak nafakasına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı, ayrı evde yaşamasının sözkonusu olmadığını, davacı ve çocuğunun iaşesini sağladığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacı vekilinin aynı gün başka bir mahkemede duruşması olduğuna dair mazeretini belgelendirmediği gerekçesiyle, mazeretinin reddine ve 6100 sayılı HMK’nun 320.maddesi uyarınca daha önce bir kez yenilenen davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, mahkemece “davacının mazeretini temyiz dilekçesi aşamasında delillendirdiği, mahkemenin mazereti araştırma yükümü olmadığı,

usul kurallarının konuluş amacının davanın her iki tarafının da haklarını korumak, kararın adaletli olmasını sağlamak ve davanın taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözerken her iki tarafı da aynı oranda korumak olduğu ve aynı gün aynı gerekçe ile verilen bir diğer kararın onanması karşısında eşitlik ilkesinin de göz ardı edilemeyeceği” gerekçeleriyle, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin hükümde direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık; belgelendirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin mazeretinin reddine ve sonuçta davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararların usul ve yasaya uygun olmadığı, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere hukuk yargılamasına ilişkin kurallar, yargılamanın düzenli yapılması ve hakkın olabildiğince çabuk elde edilmesi amacını gerçekleştirmek için getirilmiştir. İşte hakkın elde edilmesi için birer araç olan bu kurallar amaca uygun somut bir görevin varlığı halinde uygulama alanı bulurlar. Aksi halde, araçla ulaşılması istenilen amaç arasında gerçek ve esaslı bağın bulunmaması anlamsızlığı (şekilcilik) ortaya çıkarır. Mahkemelerin amacı, ne olursa olsun uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak değil, pozitif hukukun ölçüsünde, hakkı belirleyerek sonuca ulaşmaktadır.

Bu nedenle geciken adaletin, adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen usul kuralları, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.

Somut uyuşmazlığın incelenmesinde, mahkemece davacı vekilinin 18.07.2012 tarihli oturuma, aynı gün başka mahkemedeki duruşması nedeniyle katılamayacağı yönünde vermiş olduğu mazeretin belgelendirilmediği gerekçesiyle reddine ve davanın HMK’nun 320. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmektedir.

Ne var ki, davacı vekilinin katılacağını beyan ederek mazeret dilekçesinde bildirdiği davaya ait 18.07.2012 tarihli duruşma zaptının incelenmesinde, avukatın mazeret olarak bildirdiği davanın duruşmasına ilk olarak bu celsede katıldığı ve bir kısım davacı vekili olarak duruşmalara kabulünün yapıldığı, dolayısıyla Bulanık Asliye Hukuk Mahkemesince davacı vekiline önceden yapılmış ve mazeret dilekçesine ekleyebileceği bir tebligat veya duruşma zaptı örneğinin bulunmadığı ve özellikle davanın niteliğinin davacı kadın ve müşterek çocuk için tedbir ve iştirak nafakası istemine ilişkin olduğu hususları gözardı edilerek, mazeretin reddine dair verilen kararın usul kurallarının ruhuna ve özüne uygun düşmediği açıktır.

Hukuk Genel Kurulu'nda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler, davacı vekilinin yargılama sırasında duruşmaların çoğuna katılmaması nedeniyle dürüstlük kuralına aykırı davrandığı ayrıca, mazeret olarak bildirilen dava dosyasının önceki duruşma zaptını sunarak mazereti belgelendirebileceği gerekçeleriyle mazeretin reddi kararının doğru olduğunu belirtilerek, kararın onanması yönünde görüş bildirmiş iseler de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle çoğunluk tarafından kabul edilmemiştir.

O halde, mahkemece, aynı yönlere işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekirken, davacı vekilinin mazeret talebinin reddi ile davanın açılmamış sayılmasına dair önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 26.11.2014 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1238, K. 2014/957, 26 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2013/1238
Karar No
2014/957
Tarih
26 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/1240 K.2014/20098
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/1243 K.2014/19989
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/1245 K.2014/19646
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/1247 K.2014/20280
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/1253 K.2014/19986
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/1254 K.2014/19650

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.