İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/1706 K.2015/1205

BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 43

Esas2013/1706Karar2015/1205Tarih15 Nisan 2015Okuma6 dk · 1.166 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2013/1706 E., 2015/1205 K.·Adalete Uygun Karar Verme Rücuen Tazminat Tazminat Miktarının Tayini Depremden Kaynaklı Meydana Gelen Zarar

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
15 Nisan 2015
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.166 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 43

BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 44

"İçtihat Metni"Taraflar arasındaki “rucuen tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sakarya 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.12.2010 gün ve 2009/111 E.-2010/497 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 19.06.2012 gün ve 2011/4609 E- 2012/10759 K. sayılı ilamıyla;

(...Dava, davalıların sorumluluğunda yapılmış olan lojman binasının depremde yıkılması sonucu hayatını kaybedenlere ödenen tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, mülkiyeti kurumlarına ait bulunan ve memur lojmanı olarak tahsis edilmiş olan binanın depremde yıkıldığını, idare mahkemesi tarafından lojman binasında yakınları vefat eden kurum memurlarının lehlerine maddi ve manevi tazminat ödenmesine hükmedildiğini, Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/1 esas sayılı dosyasında yıkılan lojman binasının gerekli teknik şartları taşımadığına dair hesaplamalar içeren bilirkişi raporları dikkate alınarak E.. T.. dışında kalan tüm davalıların mahkumiyetine karar verildiğini belirtilerek 160.250,00 TL nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar, binanın yıkılmasında bir sorumluluklarının bulunmadığını davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.

Mahkemece, depremde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınması gerektiği, binaların yıkılmasında depremin şiddeti, zemin sıvılaşması gibi bir takım faktörlerin de büyük rol oynadığı, binanın kamu binası olması sebebiyle birtakım değişikliklerin yapılıp yapılmadığının belirlenemeyeceği ve İl Özel İdaresi tarafından yaptırılarak davacıya satıldığı her aşamasında İl Özel İdaresi tarafından kontrollerin yapıldığı, standartlara uygun yapılmamış olsaydı ilgili idarenin bunu teslim almayacağı gibi hususlar dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğindeki belgelerden; Sakarya 1 Ağır Ceza Mahkemesi Kararına dayanak olan bilirkişi raporunda, proje müellifi ve teknik uygulama sorumlusu Nalan Tercan'ın 2/8 oranında, binanın yapımından ve malzeme temininden sorumlu müteahhit E.. T..'nun 2/8 oranında, şantiye şefi ve müteahhit M.. P..'in 2/8 oranında, Bayındırlık İl Müdürlüğü adına kontrolör inşaat mühendisi M.. B..'un 1/8 oranında, inşaat mühendisi M.. G..'in ise 1/8 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.

Davaya konu binanın 17 Ağustos 1999 yılı depremi sonucu yıkıldığı, ölen 5 kişinin mirasçılarına davacı kurum tarafından ödeme yapıldığı, konu ile ilgili ceza mahkemesinde yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda, davalıların kusurlu olduklarının tespit edildiği anlaşılmasına rağmen, davanın tümden reddi doğru olmamıştır. Rücuya konu olan zarar tutarının nekadarlık kısmından davalıların sorumlu olacağı tam olarak tespit edilememesi halinde Borçlar Kanunu 43.maddesi gereğince hakimin adalete uygun karar vermesi gerekir. Bu durumda Borçlar Kanunu 43.maddesi de göz önünde bulundurularak uygun bir tazminattan davalıların sorumluluğuna karar verilmelidir.

Anılan yön gözetilmeden eksik inceleme ile verilen karar doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, rucuen tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, 1999 depreminde lojmanların yıkıldığını idare mahkemesi kararına istinaden lojmanda oturan kişilere ödeme yapıldığını, ödenen tazminatın inşaatın yapımı aşamasında kusurları bulunan davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar binanın yıkılmasında bir sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır

Mahkemece, dava reddedilmiş, temyiz istemi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur. Mahkeme önceki kararında direnmiş, direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık; 1999 depreminde yıkılan binanın yapım aşamasında görev alan davalıların kusurlarının bulunup bulunmadığı, sonucuna göre mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle, konuya ilişkin kavramlar ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.

Maddi tazminat; maddi zararın, yani bir kimsenin mamelekinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin giderilmesi için, sorumlu olan şahıs veya şahıslar tarafından yerine getirilmesi gereken edadır. Diğer bir tanımla da tazminat, borçlu tarafından yapılan ve alacaklı mamelekindeki eksilmeyi telafi eden bir edadır.

Kaynağına, sebebine, zarar veren ile zarar gören arasındaki hukuki ilişkiye ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, zararın niteliği, kapsamı ve miktarı, her olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir. (HGK, 08.12.2010 gün ve 2010/7-530 E, 2010/636 K.,).

Açıktır ki, hükmedilecek tazminat, hiçbir şekilde zarar miktarından fazla olamaz. Zarar miktarı tazminatın azami sınırını teşkil eder (Turgut Uyar, Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, Birinci Cilt, 1990 bası, s.549).

Tazminat hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi gidermek durumundadır. Ne var ki, zararın tamamen giderilmesini amaçlayan “tam tazmin” ilkesinin katı uygulaması, haksız ve adil olmayan sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenledir ki, bazı hallerde somut olayda gerçekleşen özel sebepler nedeniyle tazminatta bazı indirimlerin yapılmasının hakkaniyete daha uygun düşeceği kabul edilmektedir.

Bu düşünceden hareketle, 818 sayılı Borçlar Kanununda zararın kapsamının belirlenmesinde etkili iki hüküm mevcuttur. Bunlar, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44. maddelerinde yer alan hükümlerdir ki olayımızla ilgili olması nedeni ile sadece mülga 818 sayılı BK 43. maddesi üzerinde durulacaktır.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 44. maddesi ile 43. maddesi birbirini tamamlamaktadır. Zira, Borçlar Kanunu'nun 43. maddesi hakimin tazminatın miktarını hal ve duruma ve kusurun ağırlığına göre belirlenmesini emretmişken; 44. maddesi tazminattan indirim yapılmasını gerektiren hal ve durumlara işaret etmiştir. Her iki madde hakime, tazminatın şeklini ve kapsamını tayin etme yetkisi verdiği gibi bazı olguların varlığı halinde, tazminattan indirim yapma veya gerektiğinde tamamen kaldırma yetkisi de tanımıştır.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun, “Tazminat Miktarının Tayîni” üst başlıklı 43.maddesinin 1.fıkrası ile; hâkimin, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin edeceği hükme bağlanmıştır.

Hal ve mevkiin icabından amaç, somut olayın niteliğidir. Bunun başında “haksız fiilin işleniş biçimi”, yani fiilin ağırlığı; ardından ise kusurun ağırlığı gelmektedir. Kanun bunu “hatanın ağırlığı” şeklinde ifade etmiştir. Kanun kusurun ağırlığını tazminat miktarının belirlenmesinde ölçü olarak aldığına göre, zararın hesabından sonra, sorumlu kişinin kusuru ağır ise, tazminat zarar miktarına eşit olabilir. Sorumlu kişinin kusuru hafif ise, hükmedilecek tazminat miktarı, zarara denk olmayabilir.

Burada sözü geçen, “olayın özellikleri, durumun gereği (hal ve mevkiin icabı)”, tarafların sıfatı, konumu, sosyal ve ekonomik durumları içinde değerlendirilebilecek geniş yoruma açık kavramlardır. Hakim bu yorumu denetime açık bir şekilde yapmalıdır. Nitekim bu ilkeler HGK’nun 17.03.2010 gün ve 2010/4-130 ve 2010/161 sayılı kararında da kabul edilmiştir

Somut olaya gelince; dava konusu zarar 17.08.1999 depreminde meydan gelmiştir. Deprem nedeni ile yapım aşamasında davalıların görev aldığı bina çökmüş ve davacı idare bu nedenle lojmanda ikamet eden ve zarar gören personeline idare mahkemesi kararına istinaden tazminat ödemiştir.

Resmi raporlara göre, 285.211 ev, 42.902 iş yerinin, resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 133.683 çöken bina ile yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir. Bu nedenle Türkiye'nin yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biri olan 1999 depremi gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden biridir. Bu nedenle rücuya konu olan zarar tutarının nekadarlık kısmından davalıların sorumlu olacağının tam olarak tespit edilememesi halinde mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu 43. maddesi gereğince depremin yukarıda belirtilen niteliği ve olumsuz etkisi de dikkate alınarak adalete uygun karar verilmesi gereklidir.

Hukuk Genel Kurulu’nca da yukarıdaki ilave gerekçelerle benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan ilave gerekçe ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 15.04.2015 gününde yapılan görüşmede oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1706, K. 2015/1205, 15 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2013/1706
Karar No
2015/1205
Tarih
15 Nisan 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/1712 K.2015/1167
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/1725 K.2015/1138
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/1726 K.2015/1261
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/1734 K.2015/39116
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/1734 K.2015/1252
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2013/1738 K.2015/31164

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.