KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2013/1742 E., 2014/639 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2014
- Mahkemesi
- Mersin 1.İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 02/05/2013
- Numarası
- 2013/165 E-2013/245 K.
Karar Metni
1.339 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasındaki “itirazın kaldırılması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin 1.İcra Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 16.12.2010 gün ve 2010/686 E-2010/1034 K. Sayılı kararın incelenmesi davalı-borçlu vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 26.10.2011 gün ve 2011/5252 E-2011/20366 sayılı ilamı ile;
(...Takibin dayanağı İİK'nun 68.maddesinde sayılan belgelerden değildir. Her ne kadar borcun aslına itiraz edilmemekle hukuki ilişki kabul edilmişse de borçlunun faize ve fer'ilerine itirazı dayanak belgenin niteliği değerlendirildiğinde yerinde görülmelidir. Mahkemece istemin reddine karar verilmesi gerekirken, itirazın kaldırılması isteminin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir...)
gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN
Davalı-borçlu vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, ilamsız icra takibinde itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı-alacaklı vekili, davalı idarece gümrük giriş beyannamesinde muhteviyatı yazılı eşyanın gümrük tarife istatistik pozisyon uygulamasından kaynaklanan anti damping vergisi ek tahakkukuna göre verilen para cezasına ilişkin karara itirazın reddine dair işlemin iptali için idari dava açıldığını, vergi mahkemesince ilk olarak davanın reddine karar verilmesi üzerine cezanın yatırıldığını, ancak Danıştay 7.Daire’since verilen ilamla kanunsuz suç ve ceza olmaz prensibi uyarınca davanın kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulması üzerine,
Mersin Vergi Mahkemesi tarafından işlemin iptaline karar verildiğini, böylece haksız olarak tahsil edilmiş olan bedelin ödenmesi için icra takibi başlatıldığını, davalı idarece sadece faize ve vekalet ücretine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın kaldırılmasını ve icra inkar tazminatı ödenmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının haksız yere tahsil edilen verginin iadesini talep ettiği ve geri ödemenin yasal faizi ile birlikte yapılmasını iddia ettiğini, davalı tarafın ise asıl alacağa işleyen faize ve icra vekalet ücretine itiraz ettiğini, mahkemece yaptırılan gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının iadesini istediği miktara yasal faiz işlemesi gerektiği ve bunun için borçlunun temerrüdünün gerçekleşmiş olduğu, ihtara gerek olmadığı, ayrıca talebin icra dosyası yolu ile yapılması nedeniyle kendisini vekille temsil ettiren alacaklının icra vekalet ücreti talep etmesinde herhangi bir usulsüzlük olmadığı gerekçesi ile itirazının kaldırılmasına, takibin devamına, inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı-borçlu vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıya metni aynen alınan ilamla bozulmuştur.Yerel Mahkeme önceki gerekçe ile direnmiştir.
Direnme kararını temyize davalı-borçlu vekili getirmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takip dayanağı belgelerin ilamsız icra takibi yapılabilmesi ve itirazın kaldırılmasının istenebilmesi için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 68.maddesinde nitelikleri belirlenmiş belgelerden olup olmadığı, itiraz edilmeyen belgelerin faiz alacağının ilamsız icra takibi ile istenilmesine dayanak yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davalı idare tarafından davacı şirket aleyhine anti damping vergi cezası tahakkuk ettirildiği, davacı şirket tarafından işlemin iptali için açılan davanın reddedildiği, toplam 19.230,00 YTL’nin davacı şirket tarafından ihtirazi kayıtla 20.02.2007 tarihinde ödendiği, Danıştay 7.Dairesi tarafından kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği gerekçesi ile alınan cezanın yersiz olduğu benimsenerek vergi mahkemesinin ret kararı bozulmuş, anılan mahkemece bozma ilamı doğrultusunda 16.12.2009 tarihinde 2009/1606 esas, 2009/7749 karar sayılı ilamla işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bunun üzerine davacı şirket tarafından 02.07.2010 tarihinde vekili aracılığıyla ilamsız icra yolu ile takip başlatıldığı, yukarda bahsedilen ilama dayanılarak. 19.230.00 TL asıl alacak, 5.817.99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.047.99 TL’ nin ödenmesini istemiştir. Davalı idareye ödeme emri 06.07.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı idarece işlemiş faiz ve icra vekalet ücretine itiraz edilerek, asıl alacağın ise ödenmesi için saymanlığa talimat yazıldığı belirtilmiştir.
Davacı şirket, davalı idareye takipten önce bir ihtarname göndermemiştir.
Davacı eldeki dava ile ilamsız icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını istemiştir. Bilindiği üzere itirazın kaldırılmasını 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 68.maddesi uyarınca; talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde isteyebilir.
Davacı şirket ilamsız icra yolu ile yürüttüğü takipte, vergi para cezasına ilişkin işlemin iptaline karar verilen ilama dayanmıştır. Takip dayanağı ilam tam yargı davası sonucunda alınmış bir paranın ödenmesini içermemektedir. İtirazın kaldırılması davalarında icra mahkemesince şekli inceleme yapılır. Borcun aslına itiraz edilmemiş olduğundan asıl alacak yönünden takip kesinleşmiş ve hukuki ilişki kabul edilmişse de, işlemiş faize itiraz edildiğinden, buna yönelik itirazının kaldırılabilmesi için 2004 sayılı İİK’nun 68.maddesinde sayılan belgelerden birine dayanılması gerekli olup, eldeki davada bu nitelikte bir belgeye dayanılmadığından, bu yöndeki bozma yerindedir. Ne var ki, somut olayda bozma ilamında faiz yönünden ayrıca temerrüt olgusundan bahsedilmesi doğru görülmemiştir.
Hukuk Genel Kurulu görüşmeleri sırasında bir kısım üyelerce, davalı idarece asıl alacağa itiraz edilmemekle, fer’i nitelikte ve asıl alacağa tabi olan faiz yönünden artık İİK’nun 68.maddesinde sayılan bir belgeye gerek olmadığı hükmün değişik gerekçe ile onanması gerektiği ileri sürülmüşse de, yukarda açıklanan gerekçelerle bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından kabul görmemiştir.
Açıklanan bu değişik gerekçe ile usul ve yasaya aykırı olan direnme kararı bozulmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1742, K. 2014/639, 14 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama