İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/352 K.2013/1607

Hukuk Genel Kurulu 2013/7-352 E. , 2013/1607 K.

Esas2013/352Karar2013/1607Tarih27 Kasım 2013Okuma6 dk · 1.295 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2013/352
Karar No
2013/1607
Karar tarihi
27 Kasım 2013
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.295 kelime·6 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2013/7-352 E. , 2013/1607 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

Beyşehir Kadastro Mahkemesi

TARİHİ : 26/12/2012

NUMARASI : 2012/13-2012/73

Taraflar arasındaki “kadastro tespitine itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beyşehir Kadastro Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 07.12.2011 gün ve 2010/26 E.-2011/26 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin 08.10.2012 gün ve 2012/953 E.-2012/6822 K. sayılı ilamı ile;

(...Kadastro sırasında dava konusu 151 ada 469 parsel sayılı 12529,68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 4753 Sayılı Yasa uyarınca oluşturulan tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı N.S. bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece araştırmaya yönelik Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı N. S. adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.

4753 Sayılı Yasa uyarınca bölgede yapılan Toprak Tevzi çalışmaları sırasında dava konusu .. ada ..parsel sayılı taşınmazın ...belirtme parsel numarası ve Toprak Tevzi Komisyonunun 07.09.1967 gün 149 sayılı kararı ile mera olarak tahsis edildiği, dava konusu taşınmazın tahsis haritası kapsamında kaldığı dosya içeriğiyle belirlenmiştir. Tahsis idari yoldan veya mahkeme kararı ile iptal edilmedikçe taşınmazın mera niteliğini kaybetmeyeceği kuşkusuz olduğu gibi, süresi ne olursa olsun meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğe hukuken değer verilmesi de mümkün değildir.

Mahkemece bu husus göz önünde bulundurularak davanın reddine ve dava konusu taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm oluşturulması isabetsizdir..)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Mahkemece, davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen ilk karar, Özel dairece eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, dava konusu taşınmazın davacının annesi olan R.S.'a murisi olan babası İ.E.'den kaldığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından, İ.E.'in malik sıfatıyla zilyetliğinin taşınmazın mer’a olarak tahsis edilme tarihinden evveline dayandığı,

İ.E.'in 20 yılı aşkın süredir ekonomik amaçla taşınmazı kullandığı, ölümü ile dava konusu taşınmazı kızı R. S.'a bıraktığı, kızı R.

S.'ın da şu an sağ olup, taşınmazı zilyet olarak kullandıktan sonra zilyetliğini oğlu olan davacıya devrettiği ve davacının da dava konusu taşınmazı dava tarihinden evvelki 10 seneden beri ekonomik amaçla kullandığı, senetsizden kazanım için davacının gerekli şartları taşıdığından bahisle davanın kabulüne dair verilen ikinci karar, Özel Daire'ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.

Direnme hükmünü davalı vekili, temyiz etmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Toprak Tevzi Komisyonunca mera olarak tahsis edilen taşınmazın tahsis tarihine kadar zilyetlikle edinilme şartlarının oluşması halinde mülkiyetinin kazanılmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için “mera” kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır: Mer'a, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkının bağımsız olarak veya birlikte kullanmak üzere, yetkili makam tarafından tahsis edilmiş olan veya böyle bir tahsis bulunmamasına karşın kadimden beri (öncesi belli olmayan bir zamandan beri), ilgili köy veya kasabalar tarafından mer'a olarak kullanıla gelen ve hak sahiplerinin mevcut intifa hakları dışında üzerinde fiilî ve hukukî tasarruflarda bulunamadıkları arazi parçasıdır. Bir yerin mer'a sayılabilmesi için bu amaçla bir köy veya kasabaya tahsis edilmesi gerekir. Bir tahsis bulunmadığı takdirde, kadimden beri o yerin mer'a olarak kullanıla gelmiş olması gerekir.

Mer'a hangi köy veya kasabaya tahsis edilmiş veya hangi köy veya kasaba kadimden beri o yeri mer'a olarak kullanıyorsa, ancak o köy veya kasabaların ahalisi mer'adan istifade edebilirler; başkalarının mer'adan faydalanma hakkı yoktur.

Mer'a olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri mer'a olarak kullanıla gelen yerler alınıp satılamaz, üzerine bina yapılamaz, ağaç dikilerek koru, bağ ve bahçe tesis edilemez. Mer'aların sınırlarının daraltılıp genişletilmesi ve zamanaşımı ile özel mülkiyete geçirilmesi mümkün değildir. Mer'aların vasfı değiştirilemez ve ziraat arazisi haline getirilemez.

Bir yerin mer'a olarak kabulü için sadece o yerin tabiî özellikleri itibariyle, hayvan otlatılmaya müsait olması yetmez, aynı zamanda hukukî bir unsurun da buna eklenmesi gerekir. Bu hukukî unsur tahsis ve kadimden beri kullanmadır. Bir yere hukuken mer'a vasfını verebilmek için iki unsurdan birinin bulunması gerekir (Cin,Halil:Türk Hukukunda Mer’a Yaylak ve Kışlaklar, 2.Bası, Ankara 1980, sahife:37 vd.).

Bu unsurlardan ilki olan tahsis, bir devlet malını umumun faydalanmasına veya herhangi bir kamu hizmetine arzetmek, bağlamak demektir. Yani, tahsis devletin hususi emlâkine dahil olan bir malı, kamu emlâki kategorisine sokan bir idarî tasarruftur. Tahsis hususî malı, kamu emlâki haline getirebileceği gibi, bir kamu malını, bir kamu hizmetinden başka bir kamu hizmetine de nakledebilir. Mer'alar bahse konu olunca, tahsis devlete ait olan bir arazinin, bir köy veya kasaba ahalisinin ihtiyaçlarını karşılamak için süresiz ve şartsız olarak terk edilmesi demektir. Mer'a olarak tahsis edilen arazi üzerinde artık devlet mülkiyet ve tasarruf hakkını kullanamaz. Devlet mer'a olarak tahsis edilen arazi üzerinde sadece bir kontrol ve muhafaza hakkı sahibidir.

Kadimden beri kullanma ise ikinci hukuki unsurdur. Kadim, başlangıcı bilinemeyecek kadar eski olan demektir. Süresi ne kadar uzun olursa olsun, başlangıcı bilinen kullanma veya intifa kadim sayılmaz. Bu sebeple, bir taşınmazın mer'a olarak kullanılmaya başlandığını belli bir tarihe bağlamak mümkünse, kadimden bahsedilemez. Bir tahsis belgesi ile mer'a olduğu ispat edilemeyen yer, ilgili köy veya şehir ahalisi tarafından kadimden beri mer'a olarak kullanılmakta ise ve bu husus ispat edilebilirse, mer'a iddiası kabul edilecektir. Burada ispat edilecek olan husus, kadimden beri bir tahsisin mevcut olduğu değil, davalı veya davacı köy veya kasaba ahalisinin o yeri mer'a olarak kadimden beri kullanmakta oldukları vakıasıdır (Cin,Halil:a.g.e, sahife:37,38).

Hemen belirtilmelidir ki, bir taşınmazın toprak tevzii komisyonunca mer’a olarak tahsis edilmiş olması, evveliyatı itibariyle de mutlak surette mer’a olarak kabulüne yeterli değildir. Ancak, toprak tevzii komisyonunca bir yerin mer’a olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda kişinin o yerdeki zilyetliği sona erer.

Taşınmaz kadim mer’adan tahsis edilmemişse mer’a olarak tahsis edildiği tarihe kadar kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleştiği ileri sürülerek, kanıtlayabilir. Bunun için de yalnızca mer’a tahsis haritasıyla yetinilmeyip belirtmeye ilişkin tutanak ile ilgili kayıt ve belgeler celp edilerek, taşınmazın evveliyatının ne olduğunun araştırılması zorunludur (HGK’ nun 30.10.1991 gün ve 1991/8-427 E., 1991/544 K..

3.5.1995 gün ve 1995/17-149 E., 1995/502 K.. 17.12.2003 gün ve 2003/8-742 E., 2003/775 K.. 10.05.2006 gün ve 2006/8-240 E., 2006/292 K. sayılı ilamları).

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre somut olayda.

4753 sayılı Yasa uyarınca bölgede yapılan Toprak Tevzi çalışmaları sırasında dava konusu .. ada ..parsel sayılı taşınmaz ve komşusu dava dışı ..parsel sayılı taşınmazın belirtmelik 656(2388) parsel numarası ile davacının dedesi İsmail Erdemir’in 1937 tarih 1817 nolu vergi kaydına istinaden zilliyetliği tespit edilmiş, itiraz üzerine vergi kaydının gayri sabit olması nedeniyle 4000 m2 lik kısım ... parsel olarak İ..E.. adına, vergi kaydı fazlalığının da ..parsel numarası ile hazine adına yazıldığı ve 08.04.1967 tarihinde 337 sıra nosuyla tapu kaydının hazine adına oluştuğu,

sonrasında .parselin 4753 ve 5618 sayılı Yasa uyarınca 07.09.1967 tarih 149 sayılı Toprak Komisyonu kararı ile mera olarak tahsis edildiği, daha sonra da kadastro komisyonunca 24.11.2006 tarihinde tarla vasfı ile hazine adına kadastro tespitinin yapıldığı anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, dava konusu taşınmazın toprak tevzii komisyonunca 07.09.1967 tarihinde 149 sayılı karar ile tahsisli mera olarak sınırlandırıldığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık söz konusu değildir.

Hal böyle olunca, tahsisli mera olarak sınırlandırılan taşınmazların evvelinden özel şahıs tarafından nizasız, fasılasız, ekonomik amaca yönelik yirmi yılı aşkın zilyetlik ile kullanılması halinde bu taşınmazların senetsizden kazanıma konu olabileceğine ilişkin direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir.

Ne var ki, bozma nedenine göre işin esası Özel Daire’ce incelenmediğinden, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daire’ye gönderilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnmesi yerinde görüldüğünden, davalı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 7.HUKUK DAİRESİ’NE GÖNDERİLMESİNE, 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/I maddesi uyarınca hükmün tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.11.2013 gününde yapılan görüşmede oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/352, K. 2013/1607, 27 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 26/12/2012
  5. Numarası : 2012/13-2012/73
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2013/352
Karar No
2013/1607
Tarih
27 Kasım 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2013/353 K.2013/38133
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2013/353 K.2013/17186
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2013/353 K.2013/17763
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/353 K.2013/1569
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2013/354 K.2013/17185
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/354 K.2013/1554

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.