İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2014/33 K.2015/1504

1982 ANAYASASI (2709) Madde 28

Esas2014/33Karar2015/1504Tarih5 Haziran 2015Okuma8 dk · 1.512 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2014/33 E., 2015/1504 K.·Basın Yoluyla Kişilik Haklarının Zedelenmesinden Dolayı Manevi Tazminat İstemi Personel Arasında Irkçılık Ve Ayrımcılık Yaptığı Hususunda Yayın Yapılması Çelişkili Karar Verilemeyeceği

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Haziran 2015
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.512 kelime·8 dk okuma·2 bölüm

1982 ANAYASASI (2709) Madde 28

BASIN KANUNU (MÜLGA) (5680) Madde 1

TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 24

TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 25

"İçtihat Metni"Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davaların kısmen kabul ve reddine dair verilen 02.06.2011 gün ve 2009/663 E.-2011/427 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 03.10.2012 gün ve 2011/10533 E.-2012/14167 K. sayılı ilamı ile;

(...1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Diğer temyiz itirazlarına gelince;

Dava, basın yolu ile kişilik haklarının zedelenmesinden dolayı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece 30/09/2009 tarihli yayına yönelik talep kısmen kabul edilmiş, 08/10/2009 tarihli yayına yönelik talep ise reddedilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, A.. 5 Ocak gazetesinin 08/10/2009 ve 30/09/2009 tarihli yayınında manşetten verilen haber ile kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek manevi tazminat talep etmiştir.

Davalılar, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, 30/09/2009 tarihli yazı ile kişilik haklarının ihlal edildiği kabul edilirken, 08/10/2009 tarihli yazının eleştiri sınırları içerisinde kaldığı kabul edilerek bu yazı yönünde red kararı verilmiştir.

Dava konusu yayınlarda, davacının A.. Hava Yolları Müdürü iken personel ayırımı ve ırkçılık yapmasından dolayı tayin edildiği konu edilmektedir. Davacı yazıdaki iddiaların gerçek olmadığını ve aşağılayıcı ifadelerle kişilik haklarına zarar verildiğini iddia etmektedir. Davalı taraf ise güncel bir durumun eleştirildiğini ve eleştiri sınırının aşılmadığını savunmuştur.

Dava konusu yayında konu edilen, tayin olayı ve ırkçı tutumlarla ilgili olarak müfettiş raporları incelenmiş, tanık beyanları alınmış ve gerçeğe aykırı haber yapılarak davacının kişilik haklarının ihlal edildiği tespit edilmiştir. Davaya konu her iki yayında da davacı hakkında personel ayrımı ve ırkçılık yaptığı iddialarına yer verilmiştir.

Şu durumda mahkemece sadece 30/09/2009 tarihli yayında kişilik haklarına tecavüz var kabul edilip, 08/10/2009 tarihli yayının ise eleştiri sınırları içerisinde kaldığının kabul edilmesi doğru olmamıştır.

Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde davanın 08/10/2009 tarihli yayın yönünden reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, basın yolu ile kişilik haklarının zedelenmesinden dolayı manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalıların imtiyaz sahibi, sorumlu yazı işleri müdürü ve köşe yazarı oldukları A.. 5 Ocak Gazetesinin 08.10.2009 ve 30.09.2009 tarihli yayınlarında manşetten ve 5. sayfasından verilen haber ve köşe yazılarında müvekkilinin personel arasında ayrımcılık ve ırkçılık yapmakla itham edildiğini ancak yapılan yayınların gerçeği yansıtmadığını, bu yayınlar nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek 5.000,00’er TL’den toplam 10.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir.

Davalılar vekili, dava konusu yayınların eleştiri sınırları içerisinde kaldığını, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, gazetenin 30.09.2009 tarihli yayınında manşet ve 5. sayfasında yer alan köşe yazısında “davacının personel ayrımı ve ırkçılık yaptığı” şeklindeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığı, sözkonusu ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, aynı gazetenin 08.10.2009 tarihli yayınında yer alan köşe yazısında da “davacının personel ayrımı ve ırkçılık yaptığı” yönündeki ifadelerin eleştiri sınırları içerisinde kaldığı kabul edilerek bu yazı yönünden davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararını davacı vekili temyiz etmektedir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu 08.10.2009 tarihli yazının içeriği, kullanılan söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturup oluşturmadığı, ayrıca davacı tarafından dava konusu yapılan ve mahkemece davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutuldukları 30.09.2009 tarihli yazının içeriğinin aynı mahiyette olup olmadığı, mahkemece verilen kararların çelişki oluşturup oluşturmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Böyle bir uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerden farklı bir yöntemin izlenmesi ve ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması gerekmektedir.

Bunun nedeni, 1982 Anayasasının “Basın Hürriyeti” başlıklı 28 inci maddesindeki basının özgür olduğu güvencesi ve bu ilkeyi güçlendiren 5680 sayılı Basın Kanunu’nun 1 inci maddesindeki düzenlemedir.

Bu düzenlemede basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır.

Diğer bir anlatımla basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bunun içindir ki basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. İşte bu farklılık ve ayrık durum gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluk sınırı belirlenmelidir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğu kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. İşte basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.

Ne var ki, basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki, yayınlarında kişilik haklarına saygı göstermesi ve gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan ve gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 24 ve 25'inci maddesinde ve yine özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması yasal bir zorunluluk ve hukuki gerekliliktir.

Basın özgürlüğünün kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için; haberin gerçeğe uygun olması, gerçeğe uygun yayınların haber niteliğini taşıması, gerçeğe uygun haberlerin verilmesinde nesnel (objektif) ölçülere uyulması ve haberin veriliş biçimi yönünden ölçülülük bulunması gerekir ki, ancak bu durumda, yayının hukuka uygun olduğu kabul edilebilir. Eğer bir yayın bu temel ilkelerden birine ters düşerse, hukuka aykırılık gerçekleşmiş olur.

Haberin hukuka uygunluk nedenini oluşturabilmesi, her şeyden önce gerçeğe uygun olmasına bağlıdır. Eğer haber gerçeğe uygunsa, kişilik hakları ihlal edilse bile, burada, manevi tazminata yer yoktur. Üstelik gerçeklik ilkesi, yalnızca haber verme yönünden değil; eleştirmek, değerlendirmek, yorumlamak yönünden de uygulama alanı bulur. Gerçek dışı haber verme ise, daima hukuka aykırıdır (Mustafa Reşit Karahasan, Tazminat Hukuku, 1996, s. 985).

Açıklanan bu durum karşısında, basının özgürlüğü ile kişilerin, kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği, diğer bir anlatımla, hukuk düzenince koruma altına alınan yararların birbirine karşı çatışma içinde bulundukları biçiminde bir görünümün var olduğu kanısı uyanmaktadır.

Halbuki hukuk düzeninin, çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Aksi halde hukukun kendisi, kendi kuralları ile çatışmış olur. Aslında, yapılan düzenleme, hukukun diğer temel kavramları ile birlikte incelendiğinde, iki yararın aynı anda ve aynı olayda birbiri ile çatışmadıkları, somut olaydaki olgular itibariyle koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği anlaşılacaktır. Bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında, o olayda ve o an için hukuk düzenince korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir.

Bunun için temel ölçüt, kamu yararıdır. Diğer bir anlatımla yayın, salt toplumun yararı gözetilerek yapılmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini ve haber verilirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır.

Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Aksi bir yayının ise gerek Anayasa ve Basın Kanunu ve gerekse basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu, kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmelidir.

Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O an için o olay veya konu ile ilgili olan, görünen bilinen her şeyi araştırmalı, incelemeli ve olayları olduğu biçimi ile yayınlamalıdır. Bu işlevi ile gerek yazılı ve gerekse görsel basın, somut gerçeği değil, o anda belirlenen ve var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basın sorumlu tutulmamalıdır.

Somut olayda; davalıların imtiyaz sahibi, sorumlu yazı işleri müdürü ve köşe yazarı oldukları A..

5 Ocak Gazetesi’nin 30.09.2009 ve 08.10.2009 tarihli yayınlarında manşetten ve iç sayfalarından verilen haber ve köşe yazılarında davacının “personel arasında ayrımcılık ve ırkçılık yaptığı” şeklinde yayınlara yer verildiği ileri sürülerek davalılardan manevi tazminat talep edilmiş; mahkemece 30.09.2009 tarihli yayınında yer alan “davacının personel arasında ayrımcılık ve ırkçılık yaptığı” şeklindeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığı,

sözkonusu ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, aynı gazetenin 08.10.2009 tarihli yayınında yer alan aynı ifadelerin eleştiri sınırları içerisinde kaldığı kabul edilerek bu yazı yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de dosya arasında mevcut müfettiş raporları ile tanık beyanlarına göre dava konusu yazıların gerçeği yansıtmadıkları gibi mahkemece sadece 30.09.2009 tarihli yayında kişilik haklarına tecavüz var kabul edilip, aynı mahiyetteki 08.10.2009 tarihli yayının ise eleştiri sınırları içerisinde kaldığının kabul edilmesi de çelişki oluşturmaktadır.

Bu nedenle 08.10.2009 tarihli yayın ile davacının kişilik haklarının ihlal edildiğinin kabulü gerekir.

O halde mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da uygun bulunan, Özel Dairenin bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 05.06.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/33, K. 2015/1504, 5 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Eden
  4. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2014/33
Karar No
2015/1504
Tarih
5 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2014/36 K.2015/1483
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2014/47 K.2015/6824
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2014/64 K.2015/1485
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2014/84 K.2015/1479
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2014/123 K.2015/8275
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2014/124 K.2015/1480

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.