KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2015/3897 E., 2016/269 K.·Esas No : 2015/3897 T.C. Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2016
- Karar no
- 2016/269
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma·5 bölüm
Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2015/10-3897
KARAR NO : 2016/269 YARGITAYİLAMI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
.....Asliye Hukuk Mahkemesi .
Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; .....Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.09.2014 gün ve 2013/824 E. 2014/913 K. sayılı kararın incelenmesi .................tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay .....Hukuk Dairesinin 09.04.2015 gün ve 2015/3577 E. 2015/6785 K. sayılı ilamıyla bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
...................
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yetkisizliğe dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, mahkeme kararı Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde belirtilen karar ile bozulmuştur.
Mahkemece eski hükümde direnilmiş, direnme kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce önsorun olarak usulüne uygun kısa karar kurulup kurulmadığı tartışılmıştır.
Bilindiği üzere; mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
HMK’nın 294. maddesinin 3. fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” düzenlemesine yer verilmiştir.
Ayrıca, bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarıda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikardır.
Nitekim Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulunun 19.6.1991 gün 323-391 E. K.; 10.09.1991 gün 281-415 E. K.; 25.9.1991 gün 355-440 E. K.; 05.12.2007 gün 981-936 E. K.; 23.01.2008 gün 29-4 E. K.; 05.10.2011 gün 607-604 E. K., 06.03.2013 gün 2012/21-1357 E., 2013/307 K. sayılı kararları).
Somut olaya gelince; mahkemece kısa kararda yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmayarak sadece "direnilmesine" denilerek önceki karara atıf yapılmakla yetinilmiştir.
Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır.
Şu durumda mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır.
Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kısa kararı usul ve yasaya uygun değildir.
Direnme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/3897, K. 2016/269, 2 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama