İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/1267 K.2019/243

Taraflar arasındaki “tapu kaydı düzeltim-tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 04.11.2014 tarihli ve 2013/843 E., 2014/1467 K. sayılı karar, davalı ... vekili…

Esas2017/1267Karar2019/243Tarih7 Mart 2019Okuma8 dk · 1.533 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2017/1267 E., 2019/243 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
7 Mart 2019
Mahkemesi
Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.533 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki “tapu kaydı düzeltim-tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 04.11.2014 tarihli ve 2013/843 E., 2014/1467 K. sayılı karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.05.2015 tarihli ve 2015/1246 E., 2015/7561 K. sayılı kararı ile;

“...Asıl dava, tapu kaydında düzeltim, birleştirilen dava ise kayıt malikinin davacıların mirasbırakanı olduğunun tespiti isteğine ilişkindir.

Davacılar, mirasbırakanları.....'ın kayden paydaş olduğu 37078 ada 2 sayılı parselin tapu kaydında soyadının “.....oğlu” olarak yanlış yazıldığını ileri sürerek nüfus kayıtlarına uygun şekilde “.....” olarak düzeltilmesini istemişler, bozma sonrası birleştirilen dava ile de aynı taşınmazda “..... ve ....'dan olma Yozgat Sorgun nüfusuna kayıtlı 19/04/1937 doğumlu.....oğlu” kaydının “..... ve Leyla'dan olma Yozgat 05/12/1925 doğumlu.....” olarak düzeltilmesini istemişlerse de 11/09/2014 havale tarihli dilekçelerinde kayıt maliki.....oğlu'nun davacıların mirasbırakanı “..... ve Leyla'dan olma 05/12/1925 doğumlu.....” olduğunun tespitini talep etmişlerdir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, asıl dava hakkında verilen karar Dairece, “... davacı, 37078 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıtlarında murisi ve babası olan İbrahim'in ''.....oğlu'' şeklindeki kimlik bilgilerinin ''.....'' olarak düzeltilmesini istemiştir.

Dava konusu taşınmazın satışına esas teşkil eden 08.01.1968 tarihli satış senedi incelendiğinde taşınmazı satın alan kişi ile davacının murisinin kimlik bilgilerinin benzerlik göstermediği, tapu kaydının oluşumuna esas 8.1.1968 tarihli satış senedindeki kayıt maliki bilgilerinin anne adı, doğum tarihi ve nüfusa kayıtlı yer bilgilerinin farklı olduğu gibi soyadının da farklı olduğu, toplanan diğer delillerin de davacının iddiasını ispata elverişli olmadığı,

bu haliyle tapu kayıt malikinin davacının murisi olmadığı anlaşılmaktadır ... davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ...kabul kararı verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle kesin olarak bozulmuş, mahkemece yeniden yapılan yargılama sırasında asıl davanın yanında bozma sonrası birleştirilen davanın da ispatlandığı gerekçesiyle asıl dava ve birleştirilen davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmiştir.

Bilindiği üzere, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun, bozma sonrası mahkemece yapılacak işlemleri düzenleyen 429/2. maddesinde ifade edildiği üzere “…Mahkeme, temyiz edenden 434'ncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra, Yargıtay’ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.” hükmü öngörülmüştür.

Öte yandan; bir davanın taraflarının o dava yönünden, Mahkemece hangi nedenle haklı veya haksız bulunduklarını anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, kuşkuya yer vermeyecek bir açıklık taşıyan direnme ya da uyma kararının bulunması, zorunludur.

Somut olayda; mahkemece, taraflara bozma ilamı ve bozma sonrası duruşma günü tebliğ edilmiş, bozma ilamına karşı tarafların beyanları alınmış; ne var ki, usulüne uygun olarak uyma yada direnme yönünde hüküm kurulmamıştır. Yerel Mahkemenin, bozmadan sonra usulüne uygun olarak kuşkuya yer vermeyecek bir açıklık taşıyan direnme ya da uyma kararı vermesi zorunludur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Tarih 24.12.2008, Esas No: 2008/2-750 Karar No: 2008/763 ; Tarih 16.07.2008 Esas No: 2008/8-492 Karar No: 2008/505).

Öte yandan asıl dava bakımından bozmaya uyulması ya da direnme kararı verilmesi birleştirilen dosya bakımından da önem ve etki arz edeceğinden öncelikle bozmaya uyulması ya da direnme kararı verilmesi ve sonucuna göre her iki dava hakkında karar verilmesi gerekeceği kuşkusuzdur.

Hâl böyle olunca; öncelikle bozma kararına uyulup uyulmaması takdir edilerek, direnme yada uyma yönünde açıkça bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. …”

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda gereği görüşüldü:

Asıl dava tapu kaydı düzeltim, birleşen dava ise tapu kayıt malikinin davacıların mirasbırakanı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

Davacılar ... ve müşterekleri vekili; müvekkillerinin murisi.....’ın kayden paydaş olduğu 37078 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında murisin soyadının “.....oğlu” olarak yanlış yazıldığını ileri sürerek nüfus kayıtlarına uygun şekilde “.....” olarak düzeltilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; davacılar tarafından açılan davayı kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Yerel Mahkemece (29.11.2012 tarihli) davanın kabulü ile dava konusu 37078 ada 2 parseldeki taşınmazın imardan önceki 08.01.1968 tarih 72 yevmiyeli satış işlemi sırasında davacıların murisi.....'ın soyadı.....oğlu olarak yazıldığından tapu kayıtlarındaki ".....oğlu" soyadının “.....” olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.

Davalı ... vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece (20.05.2013 tarihli); 08.01.1968 tarihli satış senedi incelendiğinde taşınmazı satın alan kişi ile davacının murisinin kimlik bilgilerinin benzerlik göstermediği, tapu kaydının oluşumuna esas 8.1.1968 tarihli satış senedindeki kayıt maliki bilgilerinin anne adı, doğum tarihi ve nüfusa kayıtlı yer bilgilerinin farklı olduğu gibi soyadının da farklı olduğu, toplanan diğer delillerin de davacının iddiasını ispata elverişli olmadığı, bu haliyle tapu kayıt malikinin davacının murisi olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gereğine değinilmek suretiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.

Bozma kararı sonrası davacılar ... ve müşterekleri vekili tarafından Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde 03.09.2013 tarihinde aynı taşınmazda “..... ve ....'dan olma Yozgat Sorgun nüfusuna kayıtlı 19.04.1937 doğumlu.....oğlu” kaydının “..... ve Leyla'dan olma Yozgat 05.12.1925 doğumlu.....” olarak düzeltilmesini istemişlerse de 11.09.2014 havale tarihli dilekçelerinde kayıt maliki.....oğlu'nun davacıların miras bırakanı “..... ve Leyla'dan olma 05.12.1925 doğumlu.....” olduğunun tespiti talepli dava açılmış ve eldeki asıl dava ile birleştirilmiştir.

Mahkemece (04.11.2014 tarihli) bozma kararına uyulup uyulmadığı yönünde bir karar verilmeksizin resmî senet, fotoğraf vs. örneklerinin celbi için tapu müdürlüğüne müzekkere yazılmış, birleşen dava yönünde davacı tarafa taşınmazı satan ve paydaşları tanık olarak bildirmesi için süre verilmiş, Ankara, Sorgun, Sungurlu ve Beypazarı Nüfus Müdürlüklerine müzekkere yazılmış, tapu edinim kayıtları ile nüfus kayıtlarının karşılaştırılması için dosya tapu fen elemanı bilirkişiye tevdi edilmiş, 18.07.2014 tarihinde mahallinde keşif yapılmış, keşifte bir kısım tanıklar dinlenmiş ve mahkemece yapılan bu işlemler gerekçe gösterilmek suretiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı ... vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.

Mahkemece.

29.11.2012 tarihli ilk kararda gerekçenin yanlış kurulmuş olmasına rağmen hüküm kısmının doğru olduğu, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 20.05.2013 tarihli 2013/4970 esas 2013/8024 karar sayılı bozma ilamı konusunda mahkeme hâkiminin izinli olduğu tarihte yetkili hâkimin bozmaya uyulup uyulmaması konusunda karar verilmediği, bilahare mahkeme hâkiminin de sehven bozmaya uyulup uyulmaması konusunda karar vermeden direnme kararı verilmiş gibi dosyayı ele alarak dava konusu 3007 ada 7 parsel de kayıtlı taşınmazın imardan sonra 37078 ada 2 parsel olan taşınmazın satışı sırasındaki akit tablosundaki tanıkların dinlendiği,

taşınmazın civarında bulunan taşınmaz maliklerinin bilgisine başvurulduğu, 29/11/2012 tarihli kararda incelenmeyerek eksik kalan hususların tamamlandığı ve 13.11.2014 tarih 2013/843 esas 2014/1467 karar sayılı kararın gerekçesinde açıklandığından mahkemenin 29.11.2012 tarihli ve 2012/480-1681 karar sayılı kararının hüküm kısmında direnilmesine karar verilmiştir.

Karar davalı ... vekili tarafından temyize getirilmektedir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden önce iki husus ön sorun olarak ele alınmıştır.

I- Bu ön sorunlardan ilki; Mahkemece, birinci bozma kararına karşı uyulup uyulmadığı yönünde ara karar verilmeden ve kısa karar ile gerekçeli kararda da bu hususta bir karar verilmeksizin Özel Dairenin davanın reddedilmesi gerektiğine yönelik kesin bozma kararına karşı ilk karardaki şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin eylemli direnme niteliğinde olup olmadığı hususu birinci ön sorun olarak tartışılmıştır.

Yerel Mahkemece davanın reddedilmesi gereğine yönelik Özel Daire bozma kararına karşı uyma ya da direnme yönünde bir karar verilmeden önceki karar ile aynı yönde davanın kabulüne karar verilmek suretiyle eylemli direnme kararı verildiği görüşü kabul edilerek birinci ön sorun bu şekilde aşılmıştır.

II- İkinci ön sorun ise Mahkemece verilen temyize konu kararın gerçekte yeni hüküm mahiyetinde bulunup bulunmadığı, dolayısıyla temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususudur.

Bilindiği üzere direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429. maddesi).

Başka bir anlatımla mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek ya da daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.

Somut olayda ise yerel mahkemece ilk bozma kararından önce yapılan yargılama sonucunda; “…davacıların murisi.....'ın dava konusu taşınmazı devir alan.....oğlu'nun nüfus kayıtlarının örtüşmediğinin karar yazım aşamasında fark edildiği, kararın zuhul eseri olarak eksik inceleme sonunda verildiği,

ancak kısa kararla gerekçeli karar farklı olamayacağından bu hususun Yargıtay aşamasında düzeltileceği…” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş iken, kararın bozulması üzerine birleşen dosya ile birlikte yapılan yargılama sonucu verilen kararda ve Özel Dairenin usule yönelik ikinci bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararda, ilk bozma kararı sonrası resmî senet, fotoğraf vs. örneklerinin celbi için tapu müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, birleşen dava yönünde davacı tarafa taşınmazı satan ve paydaşları tanık olarak bildirmesi için süre verildiği, Ankara, Sorgun, Sungurlu ve Beypazarı Nüfus Müdürlüklerine müzekkere yazıldığı,

tapu edinim kayıtları ile nüfus kayıtlarının karşılaştırılması için dosya tapu fen elemanı bilirkişiye tevdi edildiği, 18.07.2014 tarihinde mahallinde keşif yapıldığı, keşifte bir kısım tanıkların dinlendiği ve mahkemece yapılan bu işlemler gerekçe gösterilerek asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmek suretiyle yeni bir hukuki gerekçeye dayalı direnme olarak adlandırılan karar verilmiştir.

Buna göre mahkemenin direnme olarak adlandırdığı bu kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; kararın yeni gerekçeye dayalı, yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır. Hâl böyle olunca kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. Bu nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (I) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyize konu kararın eylemli direnme niteliğinde olduğuna oy birliği ile, Yukarıda (II) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 1. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE 07.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1267, K. 2019/243, 7 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2017/1267
Karar No
2019/243
Tarih
7 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2017/1267 K.2019/914
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2017/1269 K.2019/3582
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/1271 K.2019/327
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2017/1273 K.2019/2592
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2017/1273 K.2019/5300
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2017/1278 K.2019/4237

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.