İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/1404 K.2020/810

1. Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı ... vekili ile davalı ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4.…

Esas2017/1404Karar2020/810Tarih21 Ekim 2020Okuma10 dk · 1.944 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2017/1404 E., 2020/810 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
21 Ekim 2020
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.944 kelime·10 dk okuma·4 bölüm

1. Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı ... vekili ile davalı ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı ... vekili ile davalı ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan 2007/1536 sayılı soruşturma sırasında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/836 D.

İş sayılı dosyasında alınan 25.10.2007 tarihli iletişimin tespiti kararı uyarınca dinlendiğini ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135/2. maddesine aykırı şekilde eşi ve müdafii olan Avukat ... ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinin kayda alınarak ve bu görüşmelerin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/209 E. sayılı dosyasına delil olarak sunulduğunu, bu nedenle müvekkilinin şahsiyet haklarının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. ve 25. maddeleri ile Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca ağır şekilde ihlâl edildiğini ileri sürerek,

10.000TL manevi tazminatın haksız fiilin meydana geldiği 30.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı ... ve ...; davacının eşi ile yapıldığı ileri sürülen telefon görüşmelerinin bugüne kadar aleniyet kazanmadığını, soruşturmada kasıtlı olarak hukuka aykırı bir işlem yapılmadığını, davacının belirtmiş olduğu telefon görüşmelerinin soruşturma aşamasında kendileri tarafından bilinmediğini, dava konusunun yargılama faaliyetine ilişkin olduğunu savunarak kovuşturmayla ilgili bulunan ve görevlerinden kaynaklanan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

5.1 Davalı ...; söz konusu görüşmelerin soruşturma dosyasına konulmadığını, adlî emanet memurluğuna teslim edildiğini ve bu görüşmelerle ilgili olarak iddianamenin kabulüyle birlikte tüm tasarruf yetkisinin mahkemeye ait olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

5.2 Davalı ... vekili; usul bakımından husumetin yanlış Bakanlığa yöneltildiğini, mahkemenin görevsiz olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, esas bakımından ise tazminat istenebilmesi için yapılan soruşturma ve kovuşturmanın sonuçlanmış olması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı:

6. İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.11.2011 tarihli ve 2010/126 E., 2011/345 K. sayılı kararı ile; davacının Devlet aleyhine açtığı davanın kısmen kabulü ile 4.000TL manevi tazminatın dava tarihi olan 24.03.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline; davalılar ..., ... ve ... aleyhine açtığı dava hakkında ise 6110 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na eklenen 93/A maddesi uyarınca karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davalı ... ve ... temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 09.05.2013 tarihli ve 2012/9266 E., 2013/8474 K. sayılı kararı ile;

“…Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair” 6110 sayılı Yasa, 14/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir.

6110 sayılı Yasa'nın 12. maddesi ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na 93/A maddesi eklenmiş ve bu Yasa maddesinde; “…hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hâkim veya savcı aleyhine tazminat davası açılamayacağı…” öngörülmüştür.

Anılan Yasa'nın geçici 2. maddesinde ise, tazminat davasının ilgili hukuk dairesinde açılacağı düzenlenmiştir. 6110 sayılı Yasa'nın 12. maddesi ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na eklenen 93/A maddesinde, cumhuriyet savcılarının da, hâkimlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin kurallara tabi olduğu açıklanmıştır.

Yine, yargılama aşamasında ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 46. ve 47. maddelerinde ise; sadece ‘hâkimin hukuki sorumluluğu” düzenlenmiş olup; anılan Yasa maddelerinde “Cumhuriyet savcısı” lafzına açıkça yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun. 46. maddesinde, “Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir…” 47. maddesinde de, “.

Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde. Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür...” denilmektedir.

Yerel mahkemece, yukarıda açıklanan yasa maddelerine göre husumet hususunda değerlendirme yapılmışsa da görev konusu irdelenmemiştir. Oysa ki görev sorunu da kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir. Yerel mahkemece, Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan davalılar hakkında açılan bu davada, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olup olmadığı hususunda.

6110 sayılı Yasa'nın 12. maddesi ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na eklenen 93/A maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun.

46. ve 47. maddelerine göre değerlendirme yapılması, görev konusunun tartışılması ve varılacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerekirken, görev sorunu irdelenip, tartışılmadan ve bu husus çözümlenmeden karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden…” gerekçesi ile karar bozulmuş olup, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Direnme Kararı:

9. İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.2014 tarihli ve 2014/45 E., 2014/553 K. sayılı kararı ile; “…Görev sorunu kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan HUMK’nın 1. maddesi mahkemelerin görevinin kanunla belirleneceğini belirttikten sonra görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı tarihteki değer esas tutulmak suretiyle görevli mahkemenin belirleneceğini tespit etmiştir.

Bu durumda karar tarihinden sonra yapılan yasal değişiklerin görevli mahkemenin tayininde esas alınamayacağı, kaldı ki Yargıtay Dairesince verilen bozma kararından sonra görev konusunda yeni yapılan düzenleme bulunduğu, davanın açıldığı tarihte görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair yasal düzenlemelerin bulunduğundan…” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde davalı ... vekili ile davalı ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yargısal faaliyetten dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesine dayalı manevi tazminat istemine ilişkin eldeki davada, karar tarihinden sonra yapılan yasal değişiklerin görevli mahkemenin tayininde esas alınıp alınamayacağı, burada varılacak sonuca göre mahkemenin eldeki davaya bakmakta görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. ÖN SORUN

12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle 21.02.2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 19. maddesi ile 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 93/A maddesinin yürürlükten kaldırılmasının ve 18.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 141. maddesine eklenen 3. ve 4. fıkraların görev bakımından eldeki davaya etkisi ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE

13. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 573 ve devamı maddelerinde, “hakim ve icra reisi” aleyhine 573. maddede düzenlenen yedi bent ile sınırlı olmak üzere tazminat davası açılabileceği düzenlenmiş, 25.03.1931 tarihli ve 19/35 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile de ceza hâkimlerinin de hâkim kavramı içinde olduğu kabul edilmiştir. Cumhuriyet savcıları ise başlık ve madde metni dikkate alındığında mülga 1086 sayılı HUMK’nın 573 ve devamı koruması içine alınmamış, genel sorumluluk sebepleri çerçevesinde tazminat davası açılabileceği içtihatlar ile kabul edilmiştir.

14. 09.02.2011 tarihli ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesi ile mülga 1086 sayılı HUMK’nın 573. maddesinde değişiklik yapılmış, hâkimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği düzenleme altına alınmıştır.

Aynı Kanun’un 12. maddesi ile 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’na 93. maddeden sonra gelmek üzere 93/A maddesi eklenmiş; hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği, hâkim ve savcılar aleyhine kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa tazminat davası açılamayacağı düzenlenmiştir.

15. Yine aynı Kanun’un geçici 2. maddesinde görevli mahkeme konusunda düzenleme yapılmış, 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı HMK yürürlüğe girinceye kadar, mülga 1086 sayılı HUMK’nın 573. maddesindeki sebeplere dayanılarak açılacak tazminat ve rücu davalarının ve hâkimlerin bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılan tazminat davasının, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde açılacağı ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görüleceği hüküm altına alınmıştır.

16. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 46. maddesi hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği düzenlenmiş, madde gerekçesinde “Hükümde geçen “hâkim” kavramının genel anlamda kullanıldığı, buna yargı yetkisini kullanan tüm hâkimlerin dâhil olduğu, ilk derece mahkemesi hâkimleri, bölge adliye mahkemesi hâkimleri, Yargıtay, Danıştay başkan ve üyeleri keza ceza mahkemesi hâkimlerinin de buraya dâhil olduğu” ifade edilmiştir.

17. 6100 sayılı HMK’nın 46. maddesine istinaden açılan tazminat davalarında görevli mahkeme 47. maddede düzenlenmiş; ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı Devlet aleyhine tazminat davasının Yargıtay ilgili hukuk dairesinde açılacağı ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görüleceği hükmü getirilmiştir.

18. 21.02.2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 19. maddesi ile 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 93/A maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Böylelikle “Cumhuriyet savcıları” hakkında açılacak tüm tazminat davalarında görevli mahkemenin neresi olduğu sorunu, “ceza hâkimleri” hakkında ise 6100 sayılı HMK’nın 46. maddesi haricindeki hukuksal nedene dayalı olarak açılan tazminat davaların da görevli mahkemenin neresi olduğu sorunu ortaya çıkmıştır.

19. 5271 sayılı CMK’nın “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” başlıklı 141. maddesinde suç soruşturması veya kovuşturması sırasında 141. maddenin birinci fıkrasında düzenlenen hâller nedeni ile zarar gördüğünü iddia eden kişilerin maddî ve manevî her türlü zararlarını Devletten isteyebilecekleri düzenlenmiştir.

20. Aynı Kanun’un 142. maddesinde ise koruma tedbirleri nedeni ile tazminat isteminin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağı hükmü getirilmiştir.

21. 18.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la 5271 sayılı CMK’nın 141. maddesine;

“(3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.

(4) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.”

şeklinde üçüncü ve dördüncü fıkralar eklenmiştir.

22. Ayrıca “Ceza hâkimleri” ve “Cumhuriyet savcıları” hakkında açılmış derdest olan davalar hakkında ise 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a geçici 8. madde eklenerek; bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce suç soruşturması ve kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya alınan karar nedeniyle hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hukuk mahkemelerinde açılan ve hâlen derdest olan tazminat davasına ilişkin dosyaların mahkemesince,

Yargıtay incelemesinde bulunan dosyaların ise esası incelenmeksizin ilgili dairece yetkili ağır ceza mahkemesine gönderileceği ve bu davaların ağır ceza mahkemelerince, 5271 sayılı CMK’nın 141 ve devamı maddeleri uyarınca Devlet aleyhine yürütülmek suretiyle karara bağlanacağı düzenlenmiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2017 tarihli ve 2016/4-2259 E., 2017/1577 K. sayılı kararında da yer verilmiştir.

23. Somut olayda davacı vekili, 24.03.2010 tarihli dilekçe ile davalı Cumhuriyet savcılarının soruşturma aşamasında usule aykırı işlemler yaptıklarını iddia ederek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Dava açıldığı sırada yürürlükte olan yasa hükümleri, dava sürerken yürürlükten kaldırılmış, Özel Dairece karar bozulduktan sonra da yeni kanun hükümleri yürürlüğe girmiş ve görevli mahkeme hakkında yukarıda belirtildiği üzere düzenlemeler yapılmıştır.

24. Hâl böyle olunca; görev konusunun kamu düzeni ile ilgili olması ve mevcut yasal düzenlemeler karşısında, davalılar ..., ... ve ... hakkında görevli mahkemece yargılama yapılmak üzere kararın belirtilen bu değişik gerekçe ile bozulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; Direnme kararının bu değişik gerekçe ile 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davalı ... vekili ile davalı ... ve ...’in diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 21.10.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1404, K. 2020/810, 21 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Yargılama Süreci
  4. II. Uyuşmazlık
  5. III. Ön Sorun
  6. IV. Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2017/1404
Karar No
2020/810
Tarih
21 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2017/1404 K.2020/2931
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2017/1406 K.2020/4847
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2017/1415 K.2020/3235
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2017/1419 K.2020/15114
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2017/1422 K.2020/15098
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2017/1424 K.2020/12315

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.