İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/1561 K.2019/11

Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Almus Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 17.12.2013 tarihli ve 2013/27 E., 2013/221 K. sayılı kararın davalılar ... ve ... vekili tarafından…

Esas2017/1561Karar2019/11Tarih17 Ocak 2019Okuma10 dk · 2.000 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2017/1561 E., 2019/11 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
17 Ocak 2019
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.000 kelime·10 dk okuma·2 bölüm

Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Almus Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 17.12.2013 tarihli ve 2013/27 E., 2013/221 K. sayılı kararın davalılar ... ve ... vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 07.04.2015 tarihli ve 2014/13974 E., 2015/3349 K. sayılı kararı ile:

"...Kadastro sonucu Kol Köyü çalışma alanında bulunan 157 ada 1 parsel sayılı 3.198,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ırseni intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü ...... ile....., .....ve.....adına tespit ve tescil edilmiştir Davacılar ... ve müşterekleri satın alma, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile çekişmeli 157 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile ...... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece, çekişmeli taşınmazın 7.3.1984 tarihli "tarla alım-satım senedi" başlıklı senet ile davacıların murisi ......'a satıldığı, bir kısım tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarının da bunu doğruladığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de dairemizin geri çevirme kararı doğrultusunda dosya arasına getirtilen nüfus kayıtlarına göre bahsi geçen senette satıcı olarak yer alan 1333 (1917) doğumlu kök muris.....'ın 1973 yılında ölmüş olduğu anlaşılmaktadır.

Davacıların dayandığı 1984 tarihli senede göre satıcı konumunda bulunan.....ın ölümünden 11 yıl sonra böyle bir senet düzenleyemeyeceği nazara alınarak ve ayrıca bir kısım mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında kök muris Hüseyin'den davacı ve davalıların ortak murisi ......'a intikal ettiğinin belirtilmesine göre mahallinde yeniden keşif yapmak suretiyle beyanlar arasındaki çelişkilerde giderilerek toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. ...."

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDENLER

Davalılar ... ve Şemşi Şahin vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kadastro öncesi satın alma, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacılar temsilcisi; çekişme konusu Almus İlçesi, Bağtaşı Köyü 157 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, davacılar murisi ...... tarafından 07.03.1984 tarihli "tarla alım-satım senedi" başlıklı senet ile bedeli ödenmek suretiyle kök muris.....’dan satın alındığını ve o tarihten bu yana 23 yılı aşkın süredir müvekkillerinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payları oranında müvekkilleri adına müştereken tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar ... ve ... vekili, dava konusu taşınmaz hakkında acele el koyma kararı verildiğini ve el koyma amacına uygun tahsisinin yapıldığını, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, taşınmazın kök muris.....’dan ......’a, ondan da taraflara intikal ettiğini, ...... tarafından satın alındığı iddiasının doğru olmadığını, Osman’ın hiçbir zaman tek başına malik sıfatıyla zilyet olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı ...'a dava dilekçesi ve duruşma günü usulüne uygun tebliğ edildiği hâlde bu davalı cevap dilekçesi sunmamış, yargılama oturumlarına katılmamıştır.

Mahkemece, mahalli bilirkişi, davacı tanıkları (senet şahitleri), ...'ın beyanları, senet şahitlerinin davacının iddiasına konu senedin içeriğini ve imzalarının kendilerine ait olduğunu doğrulamaları, davalılar tarafından davacı tarafın dayandığı senede ilişkin herhangi bir sahtelik ve imza itirazında bulunulmaması, davalı tarafın dayandığı yemin deliline istinaden davacı asillerin duruşma sırasında alınan yemin metnine ilişkin altı imzalı beyanları karşısında;

dava konusu taşınmazın davacıların murisi ...... tarafından kök muris.....'dan satın alındığı ve muris ......'ın mirasçıları arasında usulüne uygun tüm mirasçılarının katılımı ile herhangi bir paylaşım bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.

Davalılar ... ve ... vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda karar başlığında açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Mahkemece; dava konusu taşınmazın davacıların miras bırakanı tarafından satın alınıp alınmadığı hususunun çekişme konusu olduğu, davalı tarafın satışın olmadığını ispatlayacak bir delil sunamayıp yemin deliline başvurduğu, davacıların da yemin teklifini kabul ederek yemini eda ettikleri, böylece davalı tarafın savunmasını ispat edemediği, bozma kararı veren Özel Dairenin bu hususa değinmeden kararı bozduğu, bu durumun kesin delil olarak kabul edilen ve davayı bitiren yol olan yemin delilini işlevsiz hâle getirdiği, usulüne uygun yapılan yemin teklifinin eda edilmesiyle davanın sona erdiğinin kabulünün gerektiği gerekçeleriyle önceki kararda direnilmiş, direnme kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; tapu iptali ve tescil istemine konu eldeki davada, ispat yükünün hangi tarafa ait olduğu, burada varılacak sonuca göre davalılar vekilinin yemin teklifinin davacı asiller tarafından eda edilmesi nedeniyle davanın kabulüne karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için ispat yükü ve yemin hususlarına ilişkin yasal düzenleme ve kavramların kısaca açıklanmasında yarar vardır.

Hemen belirtmek gerekir ki, dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 187/1 maddesi).

Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.

Diğer taraftan hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." şeklinde düzenlendiği gibi, usul hukukunun en önemli konularından biri olan ispat yükü kuralı, HMK'nın 190. maddesinde de "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde hüküm altına alınmıştır.

İspat için başvurulan araçları ifade eden deliller ise HMK'da senet, yemin, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler.

Delillerin değerlendirilmesinde ise hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukuki sonuçlar bakımından "kesin" ve "takdiri" deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller hâkimin bağlı olduğu ve takdir yetkisine sahip olmadığı delillerdir.

Bu bağlamda belirtmek gerekir ki uyuşmazlık konusu olan "yemin delili" de kesin deliller içerisinde yer almakta olup, hâkimi bağlamaktadır (Kuru, B./ Arslan, R./Yılmaz, E.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s. 406-413).

Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK).

Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nın 225. maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Görüleceği üzere yemin, tarafın kendisinden kaynaklanan (ondan sadır olan) vakıalar hakkında verilebilir.

Kanunda, bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılırken (HMK. m. 225/2), tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yemin konusu olamayacağı (HMK. m. 226) düzenlenmiştir.

Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez (HMK. m. 227).

Kendisine yemin teklif edilen taraf yemini eda ettiği takdirde, yemin teklif eden kimsenin iddia ettiği vakıanın doğru olmadığı ispat edilmiş olur. Başka bir ifadeyle, yeminin eda edilmesi üzerine, artık ortada uyuşmazlık konusu olan vakıa kesin delille kanıtlanmış olacağından, karşı taraf o konuda yeni bir delil getiremez, hâkim de yeni araştırmada bulunamaz. Yemin, eda eden kişi ve mirasçıları lehine kesin delil teşkil eder.

Yukarıda ana hatlarıyla açıklanan tüm bu kurallar göstermektedir ki, yemini ispat yükü kendisine düşen taraf teklif edebilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen tarafın yemin teklif etmesinin hiçbir hukuki sonucu olmayacağı gibi iddia ve savunmasını yemin dışında ileri sürdüğü delillerle ispat eden tarafın yemin teklif etmesine de gerek yoktur.

Nitekim, doktrinde de kendisine davada ispat yükümlülüğü düşmeyen tarafın, karşı tarafa yemin teklif edebilmesinin ancak ispat yükümlülüğünü açık bir beyanla üzerine aldığını bildirmesiyle mümkün olduğu kabul edilmektedir. Yine aynı görüşlere göre, bu koşul yerine getirilmeden teklif edilen yeminin yerine getirilmiş olması hâlinde dahi, eda edilen yeminin bir sonuç doğurmayacağı da belirtilmektedir.

Keza aynı görüşlerde, kendisine ispat külfeti düşmeyen tarafın diğer tarafa gereksiz olarak yemin teklif etmesi hâlinde, davada ispat külfetinin hangi tarafta olduğunu tayin ve tespitle görevli hâkimin, onu uyarması ve buna rağmen yemin teklifinde kararlı olduğunu bildirmesi hâlinde ve diğer taraf da bu teklifi kabul ettiği takdirde yemini eda ettirerek davayı sonuca bağlaması gerektiği kabul edilmektedir (Kuru, B., Hukuk Muhakameleri Usulü, İstanbul 2001, C: II, s. 2488 vd..

Yılmaz, E., Yemin, Ankara 1989, s. 102 vd.). Aynı görüşler Yargıtay içtihatları ile de tekrarlanmıştır. ( HGK'nın 19.12.1970 tarihli 4/1575-686 sayılı, 30.10.1991 tarihli 11/384-543 sayılı ve 11.06.1997 tarihli 6/367-524 sayılı kararları) .

Bu genel açıklamalar ışığı altında somut olay incelendiğinde; çekişmeli 157 ada 1 parsel sayılı taşınmaz miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak belgesizden Hüseyin oğlu Mustafa mirasçıları ölü ...... ile....., .....ve.....adlarına elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre tespit ve tescil edilmiş, davacılar tarafından taşınmazın murisleri ...... tarafından 07.03.1984 tarihli "tarla alım satım senedi" başlıklı senet ile kök muris.....'dan satın alındığı ve o tarihten bu yana nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyet olunduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil isteminde bulunulmuştur.

Davalılar ... ve ... vekili süresinde verdiği cevap dilekçesinde, davacıların satın alma iddialarının doğru olmadığını ve taşınmazda malik sıfatıyla zilyetliklerinin bulunmadığını belirtilerek davanın reddine karar verilmesini savunmuş, 05.11.2013 tarihli yargılama oturumunda da "davanın sübut bulmadığı kanaatindeyiz, ancak aksi kanaat oluşursa cevap dilekçemizde yemin deliline dayanmıştık, bu delili kullanmak istiyoruz, hatırlatılmasını talep ederiz" şeklinde beyanda bulunulmuş, bu beyan üzerine,

Mahkemece davalı tarafa yemin metninin sunulması ve davacı asillere ihtaratlı duruşma gününü bildirir yemin davetiyesi çıkarılmasına ilişkin ara kararı tesis edilmiş, 17.12.2013 tarihli yargılama oturumunda da davacı asiller tarafından yemin metni gereğince davalı tarafın yemin teklifi eda edilmiştir.

Bilindiği üzere, kadastro tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgeler olarak kabul edilmektedir.

Kadastro tespiti sırasında düzenlenen tutanakta çekişme konusu taşınmazın tarafların ortak murisi ......'dan geldiği, mirasçılarının iştirak hâlinde mülkiyet olarak zilyet ve tasarruf ettikleri belirtildiğinden, çekişme konusu taşınmazın muris ...... tarafından satın alındığını, o tarihten bu yana malik sıfatıyla muris ...... ve mirasçılarının zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, adına tespit yapılan davalıların davaya konu taşınmaz ile ilgilerinin bulunmadığını iddia eden taraf, bu iddiasını kanıtlamalıdır (TMK m. 6).

Davada kendisine hiç bir ispat külfeti düşmeyen davalıların bu konuda davacı tarafa gerekmediği hâlde yemin teklif etmeleri hâlinde, az yukarıda açıklandığı üzere mahkemenin ispat yükümlülüğünün kendilerinde olmadığını ve bu yükümlülüğü devralıp almayacaklarını açıkça sorarak, kabul ettikleri takdirde bunu tutanağa geçirttikten sonra yemini eda ettirmesi gereklidir.

Bu hususlara uyulmadan davalılar vekilinin 05.11.2013 tarihli yargılama oturumundaki beyanı üzerine davacılar tarafından yemin teklifinin eda edilmiş olması hukuken bir sonuç doğurmayacaktır.

Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davacıların dayandığı 07.03.1984 tarihli "tarla alım-satım senedi" başlıklı senette satıcı olarak yer alan 1333 (1917) doğumlu.....'ın 1973 yılında ölmüş olduğu, ayrıca bir kısım mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında çekişme konusu taşınmazın kök muris Hüseyin'den davacı ve davalıların ortak murisi ......'a intikal ettiğinin belirtildiği görüldüğünden, Mahkemece yerel bilirkişi ve tanıkların tümü hazır olduğu hâlde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan,

senette satıcı olarak yer alan 1333 (1917) doğumlu.....'ın 1973 yılında vefat ettiği ve senet tarihinin de 1984 olduğu nazara alınarak, taşınmazın kime ait olduğunun etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi hâlinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı ondan sonra tüm deliller değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.

Hâl böyle olunca; yerel mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına, bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan genişletilmiş nedenlerle uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, aynı Kanunun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 17.01.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1561, K. 2019/11, 17 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenler
  4. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2017/1561
Karar No
2019/11
Tarih
17 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2017/1561 K.2019/262
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2017/1564 K.2019/52
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2017/1564 K.2019/51
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2017/1565 K.2019/267
  • Yargıtay 17. Ceza Dairesi E.2017/1567 K.2019/53
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2017/1568 K.2019/539

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.