İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/1905 K.2017/1220

Taraflar arasındaki “boşanma ve ziynet alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Rize Aile Mahkemesince her iki davanın reddine dair verilen 22.04.2014 gün ve 2013/216 E., 2014/133 K. sayılı kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine…

Esas2017/1905Karar2017/1220Tarih25 Ekim 2017Okuma6 dk · 1.165 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2017/1905 E., 2017/1220 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Ekim 2017
Mahkemesi
Aile Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.165 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki “boşanma ve ziynet alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Rize Aile Mahkemesince her iki davanın reddine dair verilen 22.04.2014 gün ve 2013/216 E., 2014/133 K. sayılı kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.03.2015 gün ve 2014/19103 E., 2015/3342 K. sayılı kararı ile:

(…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı (kadın)'ın ziynet eşyasının iadesi talebinin kabulü gerektiği yönündeki temyiz itirazları yersizdir.

2-Davacı (kadın)'ın diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı (koca)'nın bağımsız konut temininden kaçındığı, ailesinin davacıya ve tarafların evliliğine müdahalelerine kayıtsız kaldığı, eşini baba evine gönderip birlikte yaşamaktan kaçındığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre boşanmaya (TMK.md 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma ve ziynet alacağı istemine ilişkindir.

Davacı kadın vekili davalının bağımsız ev açmadığını, davalının ailesinin müvekkilini hor gördüğünü, davalının da buna ses çıkarmadığını, gördüğü manevi şiddetin etkisiyle müvekkilinin hamileliğinin düşükle sonuçlandığını, 22.05.2013 tarihinde müvekkilinin baba evine bırakıldığını ve tarafların bu şekilde ayrıldıklarını ileri sürerek boşanma kararı verilerek 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 30.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, ziynet eşyalarının da kendisine verilmemesi sebebiyle ziynet eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedelini talep etmiştir.

Davalı erkek vekili tarafların kaçarak evlenmeleri üzerine ani gelişen bu durum karşısında ve müvekkilinin sabit bir gelirinin olmaması nedeniyle tarafların davalının ailesi ile birlikte yaşadıklarını, davacının düşük yapması yönündeki iddiaların da doğru olmadığını, ziynet eşyalarının davacıdan hiçbir zaman alınmadığını, taraflar arasında herhangi bir geçimsizlik olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Yerel Mahkemece müşterek evde bulunan ve davacının da kendisine ait olduğunu kabul ettiği günlükte açık olarak taraflar arasında bir sorun olmadığı, davacının davalıyı çok sevip her yönüyle ona destek olduğunun belirtildiği, davalının ailesine yönelik bir olumsuzluktan bahsedilmediği, aksine davacının kendi babasının baskıcı birisi olduğuna dair olumsuz ifadelerin bulunduğu, dinlenen tanık beyanlarında da taraflar arasında geçimsizlik olduğuna dair bir beyan olmadığı, tarafların kaçarak evlenmiş olmaları ve davalının düzenli maaş ve gelirinin olmaması karşısında bağımsız bir konutta oturamayacaklarının davacı kadın tarafından bilindiği,

kadının bu yönde TMK’nın 195. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir talebinin de olmadığı, davalının annesinin, davacının annesine ”kızınız ocağımızı yıktı, zaten çocuğun ölmesini bekliyoruz, ocaktaki yemeği bile alıp pişiremiyor.” şeklindeki konuşması dışında olumsuz tutumunun dosyaya yansımadığı, davalının bunu tasvip edip “ailemin aldığı karara saygılıyım, boşanacağız.” dediğinin de var kabul edilmediği,

zira davalının evden bilerek babasının evine gönderilip ardında da telefonların kapatıldığı hususunun hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle davacı tarafça açılan boşanma davasının ve ispat edilemeyen ziynet alacağı davasının reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık kısmında açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Yerel Mahkemece önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle boşanma davasının reddine dair direnme kararı verilmiş, verilen kararı davacı vekili temyize getirmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somut olayda davacının dava açmakta haklı olup olmadığı; burada varılacak sonuca göre davacının boşanma davasının kabul edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda uyuşmazlığın esasının görüşülmesinden önce mahkemece davacı kadın lehine ara kararla TMK'nın 169. maddesi uyarınca hükmedilen tedbir nafakası yönünden 22.04.2014 tarihli ilk kararın hüküm kısmında olumlu-olumsuz bir ibare bulunmamasına rağmen, direnmeye konu 30.06.2015 tarihli kararda “Mahkememizin 21/07/2013 tarihinde hükmettiği tedbir nafakasının karar tarihi olan 30/06/2015 tarihinden olmak üzere 250,00 TL'ye indirilmesi ile; hükmün kesinleşmesi tarihine kadar bu bedelin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine” şeklinde hüküm kurulduğu,

bu suretle önceki kararla direnme kararının hüküm fıkralarındaki uyumsuzluğun usuli bir sorun teşkil edip etmediği ön sorun olarak tartışılmış, direnme hükmünün davanın reddine ilişkin olduğu, tedbir nafakası hususunu kapsamadığı, en önemlisi TMK’nın 169. maddesi uyarınca hükmedilen tedbir nafakasının talebe bağlı olmaksızın (re’sen) takdir edilmesi ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren, karar kesinleşene kadar hüküm altına alınabilmesi özelliği karşısında ilk karar ile direnme kararı arasındaki bu farklılığın bir çelişki yaratmayacağı, dolayısıyla ön sorun bulunmadığı oyçokluğu ile kabul edilmiş ve işin esasına geçilmiştir.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ilgili yasal düzenlemelerin değerlendirilmesinde yarar vardır:

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu (TMK)’nun “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı 166/I-II. maddesi;

“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”

hükmünü içermektedir.

Anılan madde gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için; başlıca iki şartın gerçekleşmiş olması gerekmektedir. İlki, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması, diğeri ise ortak hayatın çekilmez hale gelmiş bulunmasıdır. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alıntılanan madde hükmü somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş bir çok konuda evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hakime takdir hakkı tanımaktadır.

Söz konusu hüküm uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu takdirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Nitekim benzer ilkeye HGK’nın 04.12.2015 gün ve 2014/2-594 E., 2795 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

Evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olması durumunda, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı bulunmaktadır (TMK m. l66/II).

Bu düzenlemeyle davalıya bu yolla bir itiraz hakkı tanınmış olmakla birlikte, bu hakkın kötüye kullanılmasının yaptırımı da aynı hükümde belirtilmiştir.

Gerçekten, TMK. m. l66/II son cümleye göre itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı erkek tarafından bağımsız bir konut açılmadığı, davalının annesinin davacı eşe karşı olumsuz söz ve davranışlarda bulunduğu, bu hususun mahkeme gerekçesinde de “…davacının evden ayrıldığı gün davacının annesine "kızınız ocağımızı yıktı, zaten çocuğun ölmesini bekliyoruz, ocaktaki yemeği bile alıp pişiremiyor.” şeklindeki olumsuz ve kabul edilemez konuşması dışında…” şeklindeki cümlelerle kabul edildiği, en son davacı kadının baba evine bırakıldığı, bu suretle davalının birlikte yaşamaktan kaçındığı ve tüm bu olguların tanık beyanlarıyla doğrulandığı anlaşılmaktadır.

Bu hâlde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde ret kararı verilmiş olması doğru değildir.

Açıklanan nedenlerle, Özel Daire bozma ilamında belirtilen gerekçelerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1905, K. 2017/1220, 25 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2017/1905
Karar No
2017/1220
Tarih
25 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2017/1905 K.2017/8205
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2017/1905 K.2017/8389
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2017/1905 K.2017/12268
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2017/1906 K.2017/12833
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2017/1907 K.2017/21020
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi E.2017/1908 K.2017/5080

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.