İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/1938 K.2019/378

Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Kayseri 1. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 29.01.2014 tarih ve 2013/964 E., 2014/79 K. sayılı karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin…

Esas2017/1938Karar2019/378Tarih28 Mart 2019Okuma7 dk · 1.422 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2017/1938 E., 2019/378 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Mart 2019
Mahkemesi
Aile Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.422 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Kayseri 1. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 29.01.2014 tarih ve 2013/964 E., 2014/79 K. sayılı karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.11.2014 tarih ve 2014/5988 E,. 2014/21963 K. sayılı kararı ile;

"...Toplanan delillerden, boşanmaya sebep olan olaylarda, mahkemece de sabit kabul edilip davalı (koca)'ya yüklenen kusurların yanında ayrıca, eşini evden kovup sonrasında da eşyalarını da götürerek onu istemediğini söylediği, davacı (kadın)'ın ise, eski olayları gündeme getirip sık sık tartışma çıkardığı ve eşinden boşanacağını söylediği anlaşılmaktadır.

Gerçekleşen bu duruma göre davalı (koca)'nın boşanmaya sebep olan olaylarda davacı (kadın)'a nazaran daha ağır kusurlu bulunduğu ve kocanın eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

Durum böyle iken, mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı kadının maddi (TMK md. 174/1) ve manevi (TMK md. 174/2) tazminat taleplerinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir..."

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava evlilik birliğinin sarsılması hukuksal nedenine dayalı (TMK m. 166/1) boşanma istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalının müvekkiline devamlı hakaret ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını, eğlence mekanlarına giderek ailesini ihmal ettiğini, müvekkilini ailesiyle görüştürmediğini, başka kadınlardan bahsedip müvekkilini artık istemediğini her fırsatta dile getirdiğini, davalının sorumsuz davranışları olduğunu ve 200.000,00TL borcun altına girdiğini icra takibi ile öğrendiğini, bayram ziyareti için ailesinin yanına giden müvekkilinin geri dönmeyi düşündüğünü ancak bir gece yarısı davalının, eşinin bütün giysilerini ve özel eşyalarını ablasının kapısına atıp,

müşterek çocuğu da alıp gitmesi üzerine müvekkilinin artık evliliğin düzelmeyeceğini anladığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, velayetin müvekkiline tevdiini, müşterek çocuklar için (Burçin ve Sevimgül) 300'er TL tedbir ve iştirak, müvekkili yararına 500,00TL tedbir ve yoksulluk nafakasının, 50.000,00TL maddi, 50.000,00TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili iddiaların gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında boşanmayı gerektirir bir sebep bulunmadığını, müvekkilinin arkadaşına kefil olduğunu ve aile içinde bu sebeple sıkıntı yaşanması üzerine davacının rahatlaması için kefil olunan kişi tarafından davacıya bir ev ve otomobilin verildiğini, davacının bayram ziyareti için Kayseri'ye müşterek çocuklarla gittiğini ancak geri dönmediğini belirterek davanın reddini savunmuş, aksi hâlde velayetin müvekkiline tevdii olunarak 60.000,00TL maddi, 70.000,00TL manevi tazminatın faizi ile davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece ilk kararda, tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle boşanmalarına, velayet hakkının davalı babaya tevdiine, davacı tarafın tazminat ve nafaka talebi olmadığından bu konularda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece velayet konusunda eksik inceleme ile karar verildiğinden, tazminatlar ve nafakalar konusunda ise kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığından bahisle oy çokluğu ile bozma kararı verilmiştir.

Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı erkeğin ailenin ekonomik düzeyini iyi yönetemediği, etrafa bütçeyi sarsacak şekilde aşırı borçlandığı, bu yüzden kusurlu olduğu, kadının ise borcun kefillik ile çözülmesine rağmen bu olayı sürekli gündeme getirip tartışma yarattığı, Ramazan ziyareti nedeni ile ailesine gittiği ve bir daha müşterek haneye dönmediği, bu suretle boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına, velayet hakkının davalı babaya tevdiine, tarafların maddi ve manevi tazminat talebinin reddine, davacı kadın yararına 250,00TL tedbir ve yoksulluk nafakasına karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık kısmında açıklanan gerekçeyle bozulmuştur.

Mahkemece, davacı kadının memleketine Ramazan ziyareti nedeni ile gittiği, dönmeyeceğini eşine bildirmesi üzerine eşinin ona ait şahsi kıyafetleri bavulla birlikte getirip ortak çocuğu da alarak gittiği, ayrılığın bu şekilde gerçekleştiği, kadının kocasına telefon ederek çocuğu almasını istemesi, eve dönmeyeceğini bildirmesi, geldikten sonra da hiç bir zorluk çıkarmaksızın çocuğu ona teslim etmesi karşısında kocanın iddialarının oluşa uygun olduğu ve itibar edilmesi gerektiği belirtilerek önceki gerekçelerle tarafların eşit kusurlu olduğu yönünde direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre davacı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2 ) taleplerinin reddinin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı 166/I-II. maddesi;

“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir” hükmünü içermektedir.

Anılan maddenin birinci fıkrası gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için başlıca iki şartın gerçekleşmiş olması gerekmektedir. İlki, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması, diğeri ise ortak hayatın çekilmez hâle gelmiş bulunmasıdır. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş bir çok konuda evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime takdir hakkı tanımıştır.

Öte yandan, boşanmanın dayandığı temel ilkelerden biri "kusur" ilkesidir. TMK'nın 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu taktirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Nitekim benzer ilkeye HGK’nın 04.12.2015 tarihli ve 2014/2-594 E., 2795 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

Bu durumda kusur ilkesine göre genel sebeple (TMK m. 166/1.) boşanmaya karar verebilmek için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir. Diğer bir ifadeyle, boşanma davasını açmak hakkı, kusursuz ya da az, eşit veya fazla kusurlu eşindir.

Hemen belirtmek gerekir ki, boşanma, bozucu yenilik doğuran bir karar niteliğinde olup, boşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik birliği sona erer. Boşanmanın eşler bakımından kişisel ve mali olmak üzere bir takım sonuçlarının bulunduğu kuşkusuzdur. Maddi ve manevi tazminat talepleri de boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarından biridir.

Kusur ilkesi Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 174. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından da önemli bir role sahiptir.

Nitekim, 4721 sayılı TMK'nın 174. maddesi;

"Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir." düzenlemesini içermektedir.

Maddenin anlatımından da anlaşılacağı üzere maddi tazminat istenebilmesi, tazminat isteyenin kusursuz veya daha az kusurlu olması, tazminat istenenin kusurlu olması yanında bir zarar ile nedensellik bağı ve hukuka aykırılık unsurlarının gerçekleşmesine bağlıdır. Buna göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenmiş olan eş, kusursuz veya az kusurlu ise maddi tazminata hükmedilebilir.

Maddi tazminat yanında manevi tazminat istenebilmesi için de kusura ilişkin bir kısım koşulların varlığı gerekmektedir. Şöyle ki; kusurlu taraftan uygun bir manevi tazminat istenebilmesi için boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerektiği açıktır.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; tarafların 02.09.1991 tarihinde evlendiği, eldeki boşanma davasının 07.09.2011 tarihinde davacı kadın tarafından açıldığı, mahkemece evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle boşanma davasının kabul edildiği, kararın sadece davacı (kadın) vekili tarafından "kusur belirlemesi ve reddedilen tazminatlar" yönünden temyize konu edildiği, Özel Daire tarafından da temyiz edilen yönlere hasren bozma kararı verildiği anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla somut olayda "boşanma kararı" kesinleşmiştir. Bu noktada hemen belirtilmelidir ki, her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir. Dolayısıyla boşanma kararının kesinleşmesinden sonraki bir tarihte beliren ve davacının temyiz aşamasında ileri sürdüğü "sadakat yükümlülüğüne aykırı davranma" vakıasının değerlendirilmesi ve hükme esas alınması bu davada olanaklı değildir

Diğer yandan, toplanan deliller itibariyle, davalı erkeğin, aile birliğini ekonomik yönden sarsacak şekilde borçlandığı, bu şekilde birlik görevlerini yerine getirmediği, buna karşılık davacı kadının eşinin birine kefil olması sonucunda borçlanma hadisesini her fırsatta gündeme getirip tartışma çıkardığı, en son Gaziantep ilinde bulunan müşterek evden ayrılarak ablasının yanına Kayseri'ye gittiği ve geri dönmediği, bunun üzerine davalının davacının özel bir takım eşyalarını Kayseri'ye götürdüğü, anne yanında bulunan ortak çocuğun da okuluna devam etmesi amacıyla babasıyla birlikte müşterek haneye döndüğü, tarafların bu şekilde ayrıldığı belirlenmiştir.

Gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların birinin kusurunu diğerinden baskın kabul etmek mümkün değildir.

Bu itibarla, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine dair mahkemece verilen direnme kararı yerindedir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 28.03.2019 tarihinde yapılan görüşmede oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1938, K. 2019/378, 28 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2017/1938
Karar No
2019/378
Tarih
28 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2017/1940 K.2019/4138
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2017/1941 K.2019/4127
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2017/1941 K.2019/4121
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2017/1946 K.2019/4314
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2017/1948 K.2019/5921
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2017/1953 K.2019/4732

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.