İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2020/482 K.2022/460

1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. 2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel…

Esas2020/482Karar2022/460Tarih5 Nisan 2022Okuma11 dk · 2.196 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2020/482 E., 2022/460 K.

Karar tarihi
5 Nisan 2022
Mahkemesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.196 kelime·11 dk okuma·6 bölüm

1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. 2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi :

4. Davacı vekili dava dilekçesinde; sanık olarak Mardin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/285 E., 2015/627 K. sayılı dosyasında yargılanan müvekkili hakkında 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 06.02.2014 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 56/4 ve 63/10 maddelerine dayalı işletmeci olarak sorumlu olduğunun kabulü ile mahkûmiyetine karar verildiğini, işletmecinin sorumluluğunun kanun değişikliği ile düzenlendiğini, değişiklik öncesi böyle bir suç olmadığını, yürürlüğe giren kanundan önce işlenmiş fiillerden dolayı geriye dönük ceza verilmesinin mümkün olmadığını,

suç tarihi 2010 yılı olmasına rağmen 2014 yılında yürürlüğe giren kanun maddelerinin müvekkili hakkında uygulandığını, bu durumun suçun yasal unsuru olan kanuni unsur ve temel ilke olan kanunilik ilkesine aykırı olduğunu, müvekkilinin suça iştirak ettiğine dair delil olmadığı hâlde mahkumiyet verilerek suçun maddi unsurlarına aykırı hareket edildiğini, farklı anlam yüklenmeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı kesin verilen mahkumiyet kararının infazının başlatıldığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

Davalı Cevabı :

5. Davalı ... Hazinesi vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

Özel Daire Kararı :

6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13.11.2015 tarihli ve 2015/76 E., 2015/84 K. sayılı kararı ile;

“…DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında verilen mahkumiyet kararında Kanunilik İlkesinin açıkça ihlal edildiğini, müvekkilinin işlemediği suçtan sorumlu tutulduğunu, farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı mahkumiyet kararı verildiğini, bu kararın kesin olduğunu ve temyiz taleplerinin de reddedilerek infaz aşamasına getirildiğini, verilen adli para cezasının maddi zarara yol açtığı gibi manevi zarara da yol açtığını belirterek davalı hazineden tahsiline karar verilmesi, talep ve dava olunmuştur.

GEREKÇE

Dava, ihbar olunan ceza hakiminin yargısal faaliyeti nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Dava şartı niteliğindeki görev sorunu, kendiliğinden ve öncelikle irdelenmeli ve ön inceleme aşamasında bu konuda bir karar verilmelidir. (HMK m.114, m.115 ve m.138)

Yargılama aşamasında ve 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6545 sayılı Yasa'nın 70. ve 86.maddeleri hükümleri uyarınca, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya alınan kararlar nedeniyle hakimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında açılan davaların ağır ceza mahkemeleri tarafından hükme bağlanacağı ön görülmüş; diğer yandan, CMK'nun 142. maddesi ile de zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesi yetkili kılınmıştır. Açıklanan nedenlerle, aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM

Gerekçe uyarınca; 1-6545 sayılı Yasa'nın 70. maddesi ile değişik CMK'nun 141/3. maddesi ile 142. maddesi uyarınca mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Dosyanın talep halinde görevli Mardin Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Takdiren para cezası tayinine yer olmadığına, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemede gözetilmesine…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi : 7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. ÖN SORUN

8. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme kararının temyiz incelemesi için Hukuk Genel Kurulunda bulunduğu sırada davacı asılın 07.09.2020 havale tarihli dilekçesinde davadan feragat ettiğini belirterek, feragat nedeniyle karar verilmesini talep ettiği dikkate alındığında HMK’nın 310. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ek karar verilmek üzere dosyanın kararı veren Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

III. GEREKÇE

9. Davaya son veren taraf işlemleri olan feragat, kabul ve sulh, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 307 ilâ 315. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak davaya son veren taraf işlemleri hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Bir başka ifade ile taraflar, davayı kabul ederek ya da davadan feragat ederek veya sulh sözleşmesi yaparak yargılamanın her aşamasında ve hatta kanun yollarında herhangi bir hükme gerek kalmaksızın davayı sona erdirebilirler.

10. Feragat, HMK’nın 307. maddesinde; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; aynı Kanunun 311. maddesinde ise feragatin, kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğuracağı açıklanmıştır.

11. Mahkemece nihai karar verildikten sonra kararın temyizi aşamasında davadan feragat edilmesi hâlinde ne gibi bir işlem yapılacağı hususu ise 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunu’nun (7251 sayılı Kanun) 29. maddesiyle değişik HMK’nın 310. maddesinin 3. fıkrasında; “…Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir” şeklinde düzenlenmiştir.

12. Dosya temyiz incelemesi için Hukuk Genel Kurulunda bulunduğu sırada davacı tarafından sunulan 07.09.2020 havale tarihli dilekçe ile davayı takip etmek istemediğini, vazgeçtiğini belirterek dosyanın feragat ve vazgeçme nedeniyle kapatılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.

13. Bu durumda temyiz incelemesi yapılmaksızın, feragat dilekçesi değerlendirilerek, davacının Maliye Hazinesi aleyhine açtığı dava hakkında, HMK’nın 310. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ek karar verilmek üzere dosyanın hükmü veren Daireye gönderilmesi gerekmektedir.

14. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, mahkemece verilen kararın mahkemenin görevsizliğine yönelik olduğu, temyiz incelemesinin bu karara ilişkin yapılması sebebiyle temyiz değerlendirmesi yapılması hâlinde davanın esasına yönelik verilmiş bir karar olmayacağı, görevli mahkemeyi belirledikten sonra feragat konusunda bir karar verilmek üzere dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi gerektiğinden ön sorun bulunmadığı görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

15. O hâlde, davadan feragat hakkında ek karar verilmek üzere dosya hükmü veren Daireye gönderilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 310. maddesinin 3. fıkrasına göre ek karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 05.04.2022 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK 307/1). Davadan feragat usul işlemi olduğu kadar aynı zamanda bir maddi hukuk işlemidir. Zira davacı davadan feragat etmekle davadaki talep sonucundan vazgeçtiği kadar, talep sonucuna konu varlığını iddia ettiği maddi hukuktan doğan haktan da vazgeçmektedir.

Davadan feragat beyanı, davanın görüldüğü mahkemeye yapılır. Bu konuda feragat beyanının mahkemeye ulaşması yeterli olup mahkemenin ayrıca gerek görev, gerekse yargı yolu kuralları bakımından görevli olması veya yetkili olması gerekmez. Diğer bir ifadeyle görevsiz veya yetkisiz mahkemeye yapılan feragat beyanı da geçerli ve sonuç doğurmaya elverişlidir.

Feragat kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir (HMK 311/1).

Feragat beyanıyla dava konusu uyuşmazlık sona erer ise de feragat beyanı üzerine mahkemenin bu beyana dayalı olarak davanın reddine karar vermesi gerekir. Mahkemenin vereceği bu karar ancak şekli anlamda kesinleştikten sonra maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilecektir. Diğer bir ifadeyle feragat beyanıyla şekli anlamda kesin hüküm oluşmadığı için dava kendiliğinden o anda sona ermemekte ancak mahkemenin davanın feragat nedeniyle reddine dair verdiği kararın kesinleşmesi ile sona ermektedir.

Her feragat beyanıyla dava kendiliğinden sona ermez ve kesin hüküm oluşmaz. Zira bazı davalardan feragat edilebilmesi mümkün değildir. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda davanın geri alınması mümkün olabilir ise de davadan feragat beyanıyla kesin hüküm sonucunun yaratılması mümkün değildir. Ortaklığın giderilmesi davasında feragat beyanına rağmen diğer paydaşların davaya devam edilmesini isteyebilmeleri, iflas kararı verildikten sonra alacaklının iflas davasından feragat etmesinin geçersiz olması (İİK 165/2), kamu düzenine ilişkin olan hizmet tespiti davasından feragat edilemeyeceği bunlara örnek olarak verilebilir.

Feragat beyanını alan hâkimin de bu durumu gözetmesi, uyuşmazlığın niteliğine göre bu beyanının sonuç doğurmaya elverişli olup olmadığını değerlendirerek bir karar vermesi gerekecektir.

Görevsiz mahkemeye yapılan feragat beyanı geçerli ise de görevsiz mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verilebilecek midir? Bunu belirleyebilmek için önce bu red kararının esasa ilişkin bir karar sayılıp sayılmayacağı ve göreve ilişkin dava şartı eksikliğinin esastan karar verebilmeye engel oluşturup oluşturmadığı hususları üzerinde durmak gerekir.

Değere bağlı davalarda davanın feragat nedeniyle reddi kararında maktu vekâlet ücretine değil nispi vekâlet ücretine hükmedilmektedir. Bu durum aynı zamanda kararın esasa dayalı olmasının bir sonucudur. Ayrıca hâkim bu kararında feragatın varlığını tespit eden bir karar ile yetinmemekte, davanın reddine karar verdiği gibi, bu karara bağlı feri unsurlara da hükmedebilmektedir.

Nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi yanında icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı veya para cezasına hükmedilmesi gereken hâller buna örnek verilebilir. Bu şekilde uyuşmazlığın esasını hâlleden bir kararın esastan verilen bir karar olduğu çok açık olup usulden bir red kararı bulunduğundan söz edilemez.

Feragatin kesin hükmün sonuçlarını doğurması yanında kesin hükmün oluşması için şekli anlamda kesinleşmiş bir mahkeme kararının varlığının gerekli olması da feragata dayalı red kararının esasa ilişkin bir karar olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Dava şartlarına ilişkin kurallar ise bir mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapıp yapamayacağını belirleyen kurallardır. Diğer bir ifadeyle dava şartları, davanın esasının incelenebilmesi için bulunması gerekli olan veya bulunmaması gereken hâllerdir. Bu niteliği itibarıyla dava şartları; dava engelleri olup varlığı veya yokluğu belirlendiği takdirde orada durulması, daha ileri gidilerek esastan bir incelemeye girişilmemesi gereken hâller olduğundan dava şartı yokluğu hâlinde mahkemenin esastan bir karar verebilmesi mümkün değildir.

Dava şartlarının bu önemine uygun olarak 6100 sayılı HMK’da dava şartlarının neler olduğu (HMK 114), mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı (HMK 115/1), dava şartı noksanlığını tespit eden mahkemenin davanın usulden reddine karar vereceği (HMK 115/2), ön inceleme aşamasında mahkemenin öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar vereceği (HMK 138/1) hükümleri yer almaktadır. HMK 115. maddenin HUMK’daki karşılığı olan 188. maddede hâkimin kendiliğinden gözetmesi gereken hususların saklı olduğu düzenlenmekle yetinilmiş iken 115. maddede ise dava şartlarının daha ayrıntılı düzenlenmiş olduğu açıkça görülmekte ve dava şartı eksikliği hâlinde verilmesi gereken kararın ne olduğu da açıkça belirtilmektedir.

Uygulamada özellikle HUMK döneminde davaya bakmaya görevsiz olan mahkemenin dahi feragat nedeniyle davanın reddine karar verebileceği yönünde kararlar verilmiş ise de HMK’nın dava şartları bakımından daha ayrıntılı düzenlemelere yer vererek dava engellerine verdiği önemi göstermesi, emredici düzenlemeler getirmesi ve özellikle dava şartı noksanlığı hâlinde, davanın usulden reddi gerektiğini açıkça hükme bağlamış olması karşısında, artık davaya bakmaya görevli olmayan mahkemenin, davanın esasıyla ilgili olan ve kesin hüküm oluşturacak feragat nedeniyle red kararını verebileceğinin kabulü mümkün değildir.

Nitelikçe uyuşmazlığın feragat beyanına dayalı olarak sonuçlandırılmaya elverişli bir dava olup olmadığını en iyi biçimde değerlendirecek olan mahkemenin de davaya bakmaya görevli olan mahkeme olacağının kabulü gerekir. Ayrıca davanın esası hakkında görevli olmayan mahkemenin feragata dayalı red kararı yanında, icra tazminatları, para cezası gibi fer'î unsurlara hükmetmek zorunda kalması da görev kurallarının mahiyetiyle bağdaşmaz.

Tüm bu nedenlerle davadan vazgeçme (feragat beyanı) ile göreve ilişkin dava şartı eksikliğinin karşı karşıya geldiği durumlarda dava şartına öncelik verilmeli, feragat beyanını değerlendirerek bu konuda karar verme yetkisinin görevli mahkemeye ait olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda görevsiz olan mahkemenin kendisine ulaşan feragat beyanına rağmen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar vermesi, feragata dayalı esastan karar vermeyi de görevli mahkemeye bırakması gerekir.

Usul ekonomisi ilkesiyle (HMK 30/1) bakıldığında farklı bir sonuca varılması gerekecek midir? Kanun hükmü ile kamu düzenine dayalı emredici bir kural getiriliyorsa bu kuralı uygulamaktan vazgeçebilmek için de aynı kesinlikte ve açıkça getirilmiş istisnai bir norm bulunması gerekir. Genel yargılama ilkelerinden söz ederek, yan kurallardan hareket ederek kamu düzeninden olan görev kurallarına yorum yoluyla istisnalar getirilmesi ve bu kuralların uygulanmasından vazgeçilmesi mümkün değildir. Yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesi için getirilmiş olan bir ilkenin, yine düzenli bir yargılamada ön şart olarak getirilen dava şartlarından vazgeçebilmeyi mümkün kılan bir ilke olabileceği de düşünülemez.

Feragat ve kabulün, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği hükmünü içeren HMK 310. maddede 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunla değişiklik yapılmıştır. Değişiklik ile; feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmeyeceği ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verileceği (HMK 310/2), feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye göndereceği (HMK 310/2) hükümleri maddeye eklenmiştir.

Görevsizlik kararının temyizinden sonra davadan vazgeçme beyanı dosyaya gelmiş ise Yargıtay tarafından bu madde gereğince dosya geri mi çevrilmeli yoksa öncelikle görevsizlikle ilgili olan kararın temyiz incelemesi mi yapılmalıdır? Yukarıda da açıklandığı üzere dava şartlarının incelenmesi feragat beyanının incelenmesinden daha öncelikli olduğundan bu hâlde Yargıtay’ın görevsizlik kararına yönelik temyiz itirazlarını öncelikle incelemesi, görevsizlik kararını doğru bulması hâlinde kararı onaması, doğru bulmaması hâlinde mahkemenin görevine değinen bozma yapması bunun yanında feragat beyanının incelenmesine değinen ek bozma gerekçesi eklemesi gerekir.

Bunun mümkün olduğu HMK 310. madde içeriğinde karar sözcüğü yerine hüküm sözcüğüne yer verilmiş olmasından da anlaşılmaktadır. Zira kararlar esasa ilişkin verilen nihaî kararlar (hüküm) ve usule ilişkin kararlar (karar) olmak üzere ikiye ayrılır. Her karar hüküm olmayıp bir hükmün varlığından söz edebilmek için esasa ilişkin nihai bir karar olması gerekir. Maddede hükme ilişkin temyiz incelemesi yapılamayacağı düzenlenmiş ama kararlara ilişkin bir temyiz incelemesi yapılamayacağı düzenlenmemiştir. HMK 310. maddedeki düzenlemenin varlığı da görevsiz mahkemenin feragat nedeniyle red kararı verebilmesini mümkün kılmamaktadır.

310. maddede sadece feragat değil kabul beyanı da yazmaktadır. Bu beyana dayalı verilecek bir kabul kararı da tamamen esasa ilişkin bir karardır. Görevsiz mahkemeye kabul beyanına dayalı karar verebilmesi için dosyanın geri çevrilmesinden söz edilemeyeceği ve öncelikle görev hususu inceleneceğine göre 310. madde hükmünün her hâlde mutlak bir geri çevirmeyi emrettiği sonucuna da varılamaz.

Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesi olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesince görevsizlik kararı verildikten sonra temyiz aşamasında davadan vazgeçme (feragat) beyanında bulunulmuştur. Dava şartlarından olan görev konusunun öncelikle hâlledilmesi gerekli olduğu için dosyanın feragat nedeniyle işlem yapılmak üzere mahkemeye geri çevrilmesi yoluna gidilmeksizin öncelikle görevsizlik kararının temyiz incelemesinin yapılması zorunludur. HMK 310/3. madde hükmü de bu incelemenin yapılmasını engelleyen bir düzenleme değildir.

Açıklanan nedenlerle ön sorun bulunmadığı görüşünde olduğumdan, ön sorun bulunduğu benimsenmek suretiyle feragat beyanı değerlendirilerek karar verilmek üzere dosyanın geri çevrilmesi yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/482, K. 2022/460, 5 Nisan 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Yargılama Süreci
  4. Gerekçe
  5. Hüküm
  6. II. Ön Sorun
  7. III. Gerekçe
  8. Karşı Oy
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2020/482
Karar No
2022/460
Tarih
5 Nisan 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2020/483 K.2022/461
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2020/484 K.2022/462
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2020/498 K.2022/6523
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2020/503 K.2022/10614
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2020/505 K.2022/488
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2020/507 K.2022/9321

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.