İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2023/500 K.2025/289

2022/5677 Esas, 2022/9442 Karar sayılı BOZMA kararı

Esas2023/500Karar2025/289Tarih14 Mayıs 2025Okuma16 dk · 3.218 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2023/500 E., 2025/289 K.

Karar tarihi
14 Mayıs 2025
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Sayısı
2022/484 E., 2022/592 K.
Özel daire kararı
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.06.2022 tarihli ve
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.218 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

2022/5677 Esas, 2022/9442 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden reddine, dâhili davalı ... ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı, dâhili davalı ... ... ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı, dâhili davalı ... ... ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı dâhili davalı ... ... ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalı ...’a ait 110...2 sicil numaralı apart işletmesinde temizlik personeli olarak 31.12.2011-31.07.2015 tarihleri arasında kesintisiz çalışmasına rağmen Kuruma 01.03.2012-30.09.2012 ilâ 03.09.2013-31.07.2015 tarihleri arasında toplam 898 gün çalışmasının bildirildiğini ileri sürerek davalıya ait işyerinde 31.12.2011-31.07.2015 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... vekili; müvekkilinin apart işletmesinin bulunmadığını, davacının bildirdiği sicil numarasının Kurum kayıtlarında iddia bayisi olarak yer aldığını, davanın taraf sıfatı yokluğundan reddi gerektiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının açtığı işçilik alacağı davasında da Kuruma bildirilen çalışması haricinde çalışması olmadığının tespit edildiğini, Kuruma çalışmalarının eksiksiz bildirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Dâhili davalı ... vekili; müvekkilinin iddia bayisi ve apartla ilgisi bulunmadığı gibi davacının işvereni olmadığından davanın taraf sıfatı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının açtığı işçilik alacağı davasında da müvekkili yanında çalışması olmadığının ispatlandığını, müvekkilinin oğluna ait iddia bayisine uğradığını, sağlık memuru olarak çalışan müvekkilinin başka yerde çalışmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

3. Fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK/Kurum) vekili; zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davalı işverene ait büfe-iddia bayisi işyerinde davacının 03.09.2013-31.07.2015 tarihleri arasındaki çalışmasının Kuruma bildirildiğini, Kurum kayıtlarının aksinin ve fiili çalışma olgusunun kesin delillerle ispatı gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2021 tarihli ve 2019/65 Esas, 2021/504 Karar sayılı kararı ile; davacının isticvap edilmesi suretiyle uyuşmazlık konusu dönemde dâhili davalıya ait apart işletmesi ve büfe-iddia bayisi işyerlerinde çalıştığını iddia ettiğinin belirlendiği, dâhili davalı ... 'un Kurumdan gelen belgelere göre uyuşmazlık konusu döneme rastlayan tarihlerde kamu görevlisi olarak çalışmadığı, işçilik alacağı davasında davacının Kuruma bildirimi yapılan süreler dışında çalışması olup olmadığına dair bir delil saptanmadığı,

davacının dâhili davalı ... ... tarafından işletilen apart işletmesi işyerinde hizmet akdine tabi olarak fiilen çalıştığı, her ne kadar işyeri dava dışı ... adına kayıtlı ise de bu kişi apart işletmesinin bulunduğu taşınmazın kayıt maliki olduğundan ve yurt dışında yaşadığından apartın işletilmesi ile fiili olarak bir irtibatının bulunmadığı ayrıca davacının aynı dönemde büfe-iddia bayisi işyerinde de çalışmalarının geçtiğinin anlaşıldığı,

zira söz konusu işyerinden hizmet bildirimlerinin yapılmasının bu durumu doğruladığı ancak davacının söz konusu çalışmalarının niteliği ve sürelerinin tespit edilemediği gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, dâhili davalı ... ... yönünden ise davanın kısmen kabulü ile davacının hizmetlerinin bildirildiği süreler dışında kalan sürelerde dâhili davalıya ait olduğu tespit edilen apart işletmesi işyerinde 31.12.2011-01.01.2012, 01.10.2012-09.10.2012 ve 31.08.2013-02.09.2013 tarihleri arasında geçen hizmetlerinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, dâhili davalı ve fer'î müdahil vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2022 tarihli ve 2021/3434 Esas, 2022/398 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, dâhili davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "....6100 sayılı HMK madde119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, madde 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.

Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.

Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.

HMK madde 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce Hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.

Öte yandan; hizmet tespitine ilişkin olan davada davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79 ve 5510 sayılı Yasanın 86/9. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında vurgulandığı gibi davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiğinden, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekir.

Eldeki davada; mahkemenin kararı eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olmakla; yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda. Mahkemece yapılacak iş; davacıyı çalıştıran işverenlerin kim olduğu kendisine sorulmak suretiyle; hakimin aydınlatma ödevini düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanununun 31 inci maddesi kapsamında açıklattırılmalı, davacı adına ... ve ...’a ait işyerinden yapılan hizmetin iptalini isteyip istemediği sorulmalı; bu hizmetlerin iptalini talep ediyorsa;

davaya katılımı sağlanan işyeri sahibi/sahiplerinin göstereceği bütün deliller toplanmalı, ihtilaf konusu dönem yönünden davacının çalışmasının geçtiğini iddia ettiği işyerinde çalışması geçen diğer bordrolu tanıklar ile tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, tanık beyanları arasında çelişki bulunması halinde giderilmeli, gerek duyulması halinde komşu işyerleri sahipleri ile çalışanları tespit edilerek bu kişilerin bilgi ve görgülerine başvurulmalı, öte yandan dahili davalı ...‘ye karşı açılan işçilik alacakları davasında toplanan deliller de gözetilerek; davacının hizmetini açıkça ortaya koyan, infaza da elverişli bir karar verilmelidir.

O hâlde, davacı, dahili davalı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak; İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK'nın 31. maddesi kapsamında bozma öncesi 14.01.2021 tarihli duruşmada davacı asılın beyanının alındığı, davacının davalı ...'un ve kayıtlarda apart işletmesinin işvereni olarak adı geçen dava dışı ...'ın gerçekte işveren olmadığını, bu kişilerin yanında geçen çalışması bulunmadığını belirtmesi karşısında davacıya bu kişilerin adına tescilli bulunan işyerlerinden yapılan hizmet bildirimlerinin iptalini isteyip istemediğinin sorulmasının dosyaya yenilik katmayacağı,

apart işletmesi işyerinin işvereninin gerçekte davacının amcası olan ... olduğunun belirlenmesi üzerine bu kişinin davaya dâhil edildiği, ayrıca dava dışı ...'ın apartın işletilmesi ile fiili olarak bir irtibatının bulunmadığı anlaşıldığından bu kişinin davaya katılımının dosyaya yararı olmayacağı, davacının davalı ...'un şans oyunları bayisi/büfe işyerinde de çalışmasının geçtiğinin kabul edildiği ancak söz konusu işyerinde geçen ve işyerinden sigortalı hizmet bildirimlerinin yapıldığı tarihler ve süreler dışında kalan fiili çalışmasını ispat edemediğinden davalı ... yönünden davanın reddine karar verildiği,

uyuşmazlık konusu dönemde davalı ... ve dava dışı ... adına tescilli işyerlerinde çalışması geçen bordro tanıklarının ve komşu işyerleri araştırılarak tespit edilenlerin dinlendiği, başkaca işyeri tespit edilemediğinden komşu işyerlerinin sahiplerinin ve çalışanlarının tespitine yönelik yeniden kolluk araştırması yaptırılmasını gerektirecek bir husus bulunmadığı, işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin davada davacının Kuruma bildirilen süreler dışında çalışması olup olmadığı yönünde delil saptanamadığı, dosyada başka inceleme ve araştırma yapılmasının gerekmediği gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde dâhili davalı ve fer'î müdahil Kurum vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Dâhili davalı vekili, müvekkilinin devlet memuru olması sebebiyle 657 sayılı Kanun’un 28. maddesine aykırı hüküm tesis edildiğini, dâhili davalı hakkında hüküm kurulamayacağını, zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, davacının müvekkili yanında çalışmadığını, çelişkili beyanlarda bulunduğunu, hizmet tespiti davasının kamu düzenini ilgilendirdiğini, çalışma olgusunun somut ve inandırıcı deliller ile kanıtlanması gerektiğini ileri sürerek resen gözetilecek nedenlerle de kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Fer'î müdahil Kurum vekili, eksik hizmet bildirimlerinin yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, eylemli çalışmanın varlığı saptanmadıkça tanık anlatımlarına göre hüküm kurulamayacağını ve ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının 31.12.2011-31.07.2015 tarihleri arasındaki dönemdeki eksik hizmetlerin tespitini talep ettiği eldeki davada somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, İlk Derece Mahkemesince bu yönde yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 31. maddesi kapsamında davacıya kendisini çalıştıran işverenlerin kim olduğu ve ... ile ...’a ait işyerlerinden yapılan hizmetlerin iptalini isteyip istemediği sorularak sonucuna göre bozma kararında belirtilen araştırmalar yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 31, 119. ve 194. maddeleri. 2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 86/9. maddesi. 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır. 2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194. maddesi uyarınca; “(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.”

3. Anılan maddenin gerekçesinde maddenin amacının, bir yandan ispatın genel hükümleri çerçevesinde temel bir kavrama yer vermek iken diğer yandan da uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtilmiştir.

Gerekçenin devamında “…Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir.

Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar.

Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır…” şeklindeki ifadelere yer verilerek somutlaştırma yükünün anlam ve önemi vurgulanmıştır.

4. Diğer taraftan, HMK’nın “Dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119/1-e maddesi uyarınca, davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin dava dilekçesinde yer alması zorunludur. Bununla birlikte vakıaların açık ve somut olarak gösterilmesi yeterli görülmemiş, aynı maddenin “f” bendinde yer alan hükümde ayrıca açık ve somut olarak gösterilmesi gereken her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğinin de belirtilmesi aranmıştır. Keza bu durum yukarıda açıklanan 194. maddenin 2. fıkrasının da tereddüt uyandırmayacak derecede açık hükmünün bir gereğidir.

5. Davacının dava dilekçesinde talebine dayanak yaptığı bazı iddialar (vakıalar) olmakla birlikte bunlar somut ve açık değilse somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilmelidir. Somutlaştırma yükü yerine getirilmeden karşı tarafın sağlıklı bir savunma yapması ve sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkün değildir.

Çünkü karşı tarafın hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi için öncelikle kendisine yöneltilen iddialar hakkında tam olarak bilgilenmesi zorunludur (HMK m. 27). Keza hükümde yer alması gereken unsurların belirtildiği HMK’nın 297. maddesi gereğince tarafların iddia ve savunmalarının, uyuşmazlık noktalarının, hükmün dayandığı ve sabit görülen vakıaların gerekçeli kararda tam olarak gösterilmesi gerekmektedir (HMK m. 297/1-c).

Somut vakıalar ortaya konulmadan hâkimin sağlıklı bir yargılama gerçekleştirmesi ve hüküm kurması da mümkün değildir.

6. Öte yandan davanın dayanağı olan vakıaların soyut olarak gösterilmesi yetmez, bu vakıaların ispata elverişli şekilde zaman, mekan ve içerik olarak somutlaştırılması zorunludur. Somutlaştırmak, bir iddiayı zaman, mekân, kişi, oluş şekli gibi unsurlarıyla algılamaya, anlamaya, tartışmaya ve ispata elverişli şekilde ortaya koymaktır. Vakıaların somutlaştırılmasından sonra karşı tarafça cevap verilebilir, mahkemece vakıa tam olarak algılanabilir, ispat faaliyeti yürütülebilir ve bu suretle vakıa hakkında karar verilebilir.

7. Somutlaştırma yüküne riayet edilmemesi durumunda dikkate alınması gereken kurallardan biri hâkimin davayı aydınlatma ödevidir.

8. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun“Hâkimin davayı aydınlatma ödevi” başlıklı 31. maddesine göre; “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir". Söz konusu düzenlemeye göre hâkim tarafından öncelikle davacının talep sonucu açıklattırılmalı ve daha sonra HMK'nın 194. maddesi gereğince tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaları somutlaştırması istenmelidir.

9. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenleme ile doğru hüküm verebilmesi ve maddi gerçeğin bulunabilmesi amaçlanmıştır. Düzenlemede her ne kadar “açıklama yaptırabilir” denilmişse de bunun, hâkimin davayı aydınlatması için bir “ödev” olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü davayı aydınlatma ödevi sayesinde hâkim, iddia ve savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacak ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyecektir (Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku, Ankara, Onbirinci Baskı, 2011, s.248 vd).

10. Görüldüğü üzere hâkimin davayı aydınlatma ödevine ilişkin 31. maddede, hâkimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü konular hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, kanıt gösterilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.

11. Sonuç olarak HMK’nın 119/1-e ve 194. maddeleri gereğince dava dilekçesinde somutlaştırma yükünün yerine getirilmemiş olması hâlinde davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği hâkim, soyut ve belirsiz hususların somutlaştırılmasını (yeni bir vakıa ileri sürülmeden, sadece mevcut vakıa çerçevesinde) davacıdan istemeli, bu eksiklik tamamlanırsa yargılamaya devam edilerek karar verilmeli, bu eksiklik tamamlanmaz, somutlaştırma gerçekleşmezse ispat edilemeyen dava reddedilmelidir.

12. Gelinen noktada hizmet tespit davasına yönelik açıklama yapmak gerekmektedir.

13. Uyuşmazlık konusu dönem dikkate alındığında davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddesinde, "Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır." hükmüne yer verilmiştir.

14. Öte yandan Kanun'da öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte çalıştırılanlar, kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak bu kimselerin ayrıca Kanun'da sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları 5510 sayılı Kanun'un 4. ve 92. maddeleri gereğidir.

15. Ne var ki sigortalılığın oluşumu için fiili çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili ve gerçek bir çalışmanın varlığı tespit edilmediği sürece sigortalılıktan söz edilemez.

16. Fiili çalışmanın varlığının hangi kanıt ve olgularla belirleneceği konusu üzerinde de durulmalıdır.

17. Sosyal güvenlik hukukunun hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanında kalan özellikleri dikkate alındığında özellikle hizmet tespiti davalarında kendiliğinden araştırma ilkesinin ağır bastığı görülür. Gerçekten de hizmet tespiti davaları, taraflarca hazırlama ilkesi kapsamı dışında olup kendiliğinden araştırma ilkesi uygulandığından bu tür davalarda ispat yükü bir tarafa yükletilemez.

18. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabileceğinden bu davalarda işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, mümkün oldukça tespiti istenen dönemde işyerinin yönetici ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde, tarafları veya işyerini bilen veya bilebilecek durumda olanlar kolluk aracılığıyla araştırılarak saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı, çalışmanın konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu,

başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında beyanları alınarak tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, beyanları diğer yan delillerle desteklenmelidir.

19. Bu amaçla tanıkların hizmet tespiti istenen tarihte işyeri veya komşu işyeri sigortalısı ya da işvereni olup olmadıkları araştırılmalı, davalı Kurumdan, bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu da sorularak elde edilen bilgilerin beyanlarında belirttikleri olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenmeli, işyerinin kapsamı ve kapasitesi ile niteliği bu beyanlar çerçevesinde kontrol edilmelidir.

20. Diğer taraftan bu davalarda işverenin çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı da göz önünde tutulmalıdır.

21. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2021 tarihli ve 2017/(21)10-2130 Esas, 2021/640 Karar; 09.11.2022 tarihli ve 2021/(21)10-553 Esas, 2022/1475 Karar; 27.09.2023 tarihli ve 2022/10-848 Esas, 2023/853 Karar; 25.09.2024 tarihli ve 2023/10-369 Esas, 2024/462 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

22. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, bu tür davalarda husumetin sigortalıyı çalıştıran işverene ve Kuruma yönetilmesi gerektiği Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş, mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun (5521 sayılı Kanun) 7. maddesine 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile eklenen 4. fıkradaki düzenleme ile de hizmet akdine tâbi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda davanın Kuruma resen ihbar edileceği ve ihbar üzerine Kurumun davaya davalı yanında fer'î müdahil olarak katılacağı öngörülmüştür.

Bu yöndeki hükme 5521 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 25.10.2017 yürürlük tarihli 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 4. maddesinin 2. fıkrasında da aynen yer verilmiştir. Bu itibarla hizmet tespiti davalarının davalısı işçiyi çalıştıran işveren olmakla mahkeme kararını infaz edecek olan Kurumun işverenden o döneme ait prim belgelerini vermesini talep etmesi, verilmediği takdirde resen düzenlemesi gerekmektedir.

Tespit edilen döneme ilişkin primler de gecikme zammı ile birlikte Kurum tarafından işverenden tahsil olunmaktadır. Öte yandan gerçeğe aykırı sigortalılık bildirimleri söz konusu olduğunda bu bildirimlerin Kurumca iptal edilmesinin yanı sıra işveren hakkında Kanun’da öngörülen idari para cezası ve diğer yaptırımların uygulanması ayrıca işverenin yararlandığı teşvik veya teşvikler varsa bunların iptal edilerek yapılan ödemelerin geri alınması gündeme gelecektir.

23. Somut olayda davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin 31.12.2011-31.07.2015 tarihleri arasında davalı ...'a ait apart işletmesinde temizlik personeli olarak kesintisiz çalıştığını ileri sürdüğü, davacının 14.01.2021 tarihli duruşmadaki beyanında ise 2012 yılı Temmuz ayında amcası ...'a ait apart işletmesinde çalışmaya başladığını, aparttaki çalışmasının 6 yıl kesintisiz devam ettiğini, önce büfede daha sonra apartta çalıştığını ancak apartta çalıştığı süre boyunca aparttaki işleri bittikten sonra büfede çalışmaya devam ettiğini,

kayıtlarda işvereni olarak görünen amcasının oğlu ... ve halası ...'ın gerçek işverenleri olmadığını ifade ettiği, davacı adına 02.01.2012-29.02.2012, 10.10.2012-30.08.2013 tarihleri arasında dava dışı ..., 01.03.2012-30.09.2012, 03.09.2013-31.07.2015 tarihleri arasında ise davalı ... tarafından Kuruma bildirimde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın davalı ... yönünden reddine, dâhili davalı ... ... yönünden ise kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

Ancak hizmet cetvelinde de görüleceği üzere davacı adına davalı ... ile dava dışı ... adına tescilli işyerlerinden bildirim yapılmasına rağmen davacının 31.12.2011-31.07.2015 tarihleri arasında amcası dâhili davalı ... ... yanında kesintisiz çalıştığını iddia etmesi karşısında Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığının kabulü gerekmektedir.

24. Bu itibarla Mahkemece öncelikle hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında kendisini çalıştıran işverenlerin kim olduğu davacıya sorulmak suretiyle açıklattırılarak davalı ... ve dava dışı ...'a ait işyerlerinden adına bildirilen hizmetlerin iptalini isteyip istemediği sorulmalı,

bu hizmetlerin iptalini talep ediyorsa kendisine husumet yöneltilmeyen işyeri sahibi/sahiplerinin davaya katılımları sağlanarak gösterecekleri deliller toplandıktan sonra ihtilaf konusu dönem yönünden davacının çalışmasının geçtiğini iddia ettiği işyerinde diğer bordro tanıkları ile hatta gerek duyulması hâlinde komşu işyerleri sahipleri ile çalışanları tespit edilerek bu kişilerin de bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, tanık beyanları arasında çelişki bulunması hâlinde bu çelişki giderilmeli,

öte yandan davalı ... ile dâhili davalı ... ...'a karşı açılan işçilik alacakları davasında toplanan deliller gözetilerek dosya kapsamı da birlikte değerlendirilip sonucuna göre davacının hizmetini açıkça ortaya koyan infaza elverişli bir karar verilmelidir.

25. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. 26. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

VII. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeple; Dâhili davalı ... ... ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/500, K. 2025/289, 14 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. Gerekçe ve Sonuç
  9. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  10. A. Bozma Kararı
  11. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
  12. VI. Temyiz
  13. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  14. B. Temyiz Sebepleri
  15. C. Uyuşmazlık
  16. D. Gerekçe
  17. VII. Karar
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2023/500
Karar No
2025/289
Tarih
14 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2023/502 K.2025/320
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/503 K.2025/6879
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/505 K.2025/6884
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2023/506 K.2025/14658
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/516 K.2025/9526
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/520 K.2025/7503

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.