KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2024/152 E., 2025/372 K.
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/529 E., 2022/714 K.
- Özel daire kararı
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.03.2022 tarihli ve
Karar Metni
2.203 kelime·11 dk okuma·19 bölüm
2022/1451 Esas, 2022/2364 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki limited şirketlerin ihyası isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin ihyasını talep ettikleri dava dışı... Madencilik İnş. Malz. Kim. ...ve Petrol Ürn. Dağ. San. Ltd. Şti. ve ... Reklam ve Org. Matbaa Kırtasiye Bilg. San. ve Tic. Ltd.
Şti’nde pay sahibi olduğunu, her iki şirketin de sicilden terkin edildiklerini, şirketlerin tüzel kişiliklerinin ticaret sicilinden silinme ile sona erdiğini, tüzel kişiliğin sona ermesi için de tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, bu işlemlerin eksik kalması hâlinde tüzel kişilik ticaret sicilden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğunu, müvekkil adına kurulan şirketlerin usulsüz şekilde terkin edildiğini ve resen terkinden müvekkilinin haberdar olmadığını,
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/295 Esas sayılı dosyasında bu şirketlerin ihyası için dava açılması şeklinde ara karar oluşturulduğunu, bu ara karar gereği eldeki davanın açılması gerektiğini ileri sürerek bahsi geçen dava dışı şirketlerin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili tarafından tesisi edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkilinin mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğünün bulunmadığını ve davanın açılmasına sebep olmadığından yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2021 tarihli ve 2021/458 Esas, 2021/680 Karar sayılı kararı ile.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından şirketlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7. maddesi uyarınca adreslerinin tespit edilememesi nedeniyle madde kapsamına alındıkları, 18.02.2015 tarihinde resen terkin işlemlerinin yapıldığı, şirketlerin ticaret sicilinden terkin işleminin usulsüz olduğu, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 56...6-0 sicil numarasında kayıtlı...
Madencilik İnşaat Malzemeleri Kimyevi Maddeler ve Petrol Ürün. Dağ. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile 56...8-0 sicil numarasında kayıtlı ... Reklam ve Organizasyon Matbaa Kırtasiye Bilgisayar San. ve Tic. Ltd. Şti’nin İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/295 Esas sayılı dosyada yürütülen yargılama ile sınırlı olarak ihyalarına, bu hususun her iki şirketin ticaret siciline tesciline, bu kararın ticaret sicilinde tescil ve ilânına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2021 tarihli ve 2021/1984 Esas, 2021/1522 Karar sayılı kararı ile; davalı tarafından dava dışı şirketlerin 18.02.2015 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiği, sicilden terkin edilen şirketler hakkında İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/295 Esas sayılı dosyanın derdest olduğu ve eldeki davanın 26.07.2021 tarihinde açıldığı, sicil dosyasında davaya konu ...
Reklam Limited Şirketi ve şirketlerin temsilcilerine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir mazbata - belge sunulmadığı gibi, davaya konu...
Madencilik Limited Şirketi'ne yapılan tebligatın iade edildiğine ilişkin davalı tarafından düzenlenen belgeyi destekleyecek mahiyette herhangi bir mazbata - belge de sunulmadığı ve buna sicil dosyasında da rastlanılmadığı, buna göre yasa hükmünde öngörülen ihtar koşulunun yerine getirildiği hususu davalı tarafça ispat edilememiş olduğundan ve usulüne uygun geçerli bir terkin işlemi bulunmadığından terkin edilen şirketler yönünden davaya konu ihya talebinin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabi olmadığı,
terkin edilen şirketler yönünden ihya koşulları oluştuğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“…Dava 6102 sayılı Yasa'nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin ihyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK geçici 7/15 maddesinde “ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri” düzenlenmiş, aynı madde de “tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazine’ye intikal edeceği” öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta davacı ihyası istenen şirketlerin ortağı olup, şirketlerin tasfiye edilmeden sicilden terkin edildiğini, tasfiye için İst. Anadolu 8. ATM 2021/295 esas sayılı dosyasında dava açtıklarını bildirerek eldeki davayı açmıştır.
Şirketlerin terkin tarihi olan 18.02.2015 tarihi ile dava tarihi 26.07.2021 tarihi arasında yasal 5 yıllık hak düşürücü süre geçmekle birlikte davacı ortak, şirketlerin tasfiye edilmemiş mal varlığının bulunduğunu bildirdiğinden, şirketlerin mal varlığı bulunması durumunda tasfiye için 10 yıllık süre de dava açılabileceği Dairenin yerleşmiş içtihatları gereğidir.
Bu durumda ihyası istenen şirketlerin tasfiyesi gereken mal varlığı bulunup bulunmadığının tespiti ile mal varlığının bulunması durumunda davanın yasal 10 yıllık süre içinde açıldığının kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi; tasfiyesi gereken mal varlığının bulunmaması durumunda ise davada 5 yıllık hak düşürücü sürenin gerçekleştiğinin kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme soncu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş,
kararın bozulması gerekmiştir,…” gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına oy çokluğuyla karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, davalı Kurum tarafından ihyası talep edilen şirketlerin resen terkin kapsamına alınarak sicilden terkin edilmesi işleminin usul ve yasaya uygun olmadığı, bu itibarla hak düşürücü sürenin uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; müvekkilinin dava konusu şirketi resen terkin etmesine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, mahkemenin "adresin tespit edilememesi" hususunun resen terkin sebebi olmadığı değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiği tarihte derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun başlı başına müvekkili müdürlüğün kusurlu olduğundan ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek direnme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Özel Dairenin Temyiz İsteminin Süreden Red Kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.05.2023 tarihli ve 2023/2313 Esas, 2023/2612 Karar sayılı kararı ile;
“Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece Dairemizin 24.03.2022 tarihli, 2022/1451 E. ve 2022/2364 K. sayılı bozma ilamına direnilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Mahkeme tarafından verilen karar, davalı vekiline 04.01.2023 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi yasal süre geçirildikten sonra 23.01.2023 tarihinde verilmiştir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 432 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz süresi onbeş gün olup bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde süresinde yapılmayan temyiz istemiyle ilgili olarak mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekir,..." gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
D. Davalı Vekilinin Maddi Hatanın Düzeltme Talebini İçeren Dilekçesinin Özeti
1. Davalı vekili; temyiz dilekçesinin Özel Dairece maddi hataya dayalı olarak reddedilmesinin müvekkili Kurumun hukuki dinlenilme hakkını ve mahkemeye erişim hakkını ihlâl ettiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.05.2023 tarihli ve 2023/2313 Esas, 2023/2612 Karar sayılı kararında belirtilen mahkeme kararının kendilerine tebliğ tarihinin 16.01.2023 tarihi olarak değerlendirilmeye alınarak, maddi hatanın düzeltilmesi taleplerinin kabulü ile Özel Dairenin belirtilen kararının kaldırılarak temyiz taleplerinin sonuçlandırılmasını istemiştir.
2. Özel Dairenin 25.01.2024 tarihli ve 2024/267 Esas, 2024/618 Karar sayılı kararı ile; bozma kararı usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
E. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ihyası talep edilen dava dışı şirketlerin 18.02.2015 tarihinde resen terkin edildikleri, ihya davasının ise 26.07.2021 tarihinde açıldığı eldeki davada, ilk derece mahkemesince ihyası istenen şirketlerin tasfiyesi gereken mal varlığının bulunup bulunmadığının tespiti ile mal varlığının bulunması durumunda davanın on yıllık süre içinde açıldığının kabulü ile sonucuna göre karar verilmesinin tasfiyesi gereken mal varlığının bulunmaması durumunda ise davada beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinin kabulü ile 6102 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 15. fıkrasında düzenlenen beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
F. Birinci Ön Sorun
1. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına girilmeden önce, davalı vekilince sunulan maddi hatanın düzeltilmesi talebini içeren 24.11.2023 tarihli dilekçenin incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak ele alınıp ve değerlendirilmiştir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373. maddesinin 5. fıkrasına göre;
"İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir." hükmünü içermektedir.
3. Özel Dairece 25.01.2024 tarihli gönderme kararı ile; bozma kararı usul ve yasaya uygun olduğundan direnme kararının temyiz incelemesinin yapılabilmesi için dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Hâl böyle olunca; direnme kararının temyizini inceleme görevi Hukuk Genel Kuruluna ait olduğundan Özel Dairenin temyizin değerlendirilmesine ilişkin maddi hatanın düzeltilmesi talebini içeren dilekçenin de incelenmesi görevinin Hukuk Genel Kuruluna ait olduğuna ve ön sorunun bulunmadığına oy çokluğuyla karar verilerek davalı vekilinin maddi hata talepli dilekçesine ilişkin ikinci ön sorunun incelenmesine geçilmiştir.
G. İkinci Ön Sorun
1. Davalı vekilince sunulan maddi hatanın düzeltilmesi talebinin içeren 24.11.2023 tarihli dilekçeye göre davalı vekilinin temyiz isteminin değerlendirilmesinde maddi hatanın bulunup bulunmadığı hususu ikinci ön sorun olarak ele alınıp ve değerlendirilmiştir.
2. Direnme kararı Av. ...'a e-tebligat ile 04.01.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir.
3. Av. ... ilk derece mahkemesine sunduğu dilekçede; eldeki dava doyasında davalı Kurum ile herhangi bir vekâlet ilişkisinin bulunmadığını belirterek tebligatın Av. ...’e yapılmasını talep etmiştir.
4. Bunun üzerine ilk derece mahkemesince Av. ...’e fizikî tebligat gönderilmiştir.
5. PTT kargo gönderi takip servisinden yapılan sorgulamaya göre direnme kararı davalı Kurum vekili Av. ...’e 16.01.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir.
6. Direnme kararının davalı vekili Av. ... tarafından 23.01.2023 tarihli dilekçe ile temyizi üzerine, Özel Dairece 02.05.2023 tarihli karar ile; direnme kararının davalı vekiline 04.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, temyiz dilekçesinin yasal süre geçirildikten sonra 23.01.2023 tarihinde verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
7. Davalı vekili Av. ... tarafından ilk derece mahkemesine sunulan 24.11.2023 tarihli dilekçe ile kanunî süresi içerisinde verilmesine rağmen temyiz isteminin reddine ilişkin karar bakımından maddi hatanın düzeltilmesi talep edilmiştir.
8. Davalı Kurumu temsil eden vekil Av. ... olup, PTT kargo gönderi takip servisinden yapılan sorgulamaya göre direnme kararı davalı Kurum vekili Av. ...’e 16.01.2023 tarihinde tebliğ edilmiş olduğundan direnme kararı adı geçen davalı vekili tarafından süresinde (23.01.2023 tarihinde) temyiz edilmiş olmakla, ikinci ön sorunun bulunmadığına, maddi hatanın bulunduğuna oy birliğiyle karar verilerek üçüncü ön sorunun incelenmesine geçilmiştir.
H. Üçüncü Ön Sorun
1. Direnme kararının değerlendirilmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu üçüncü ön sorun olarak ele alınıp ve değerlendirilmiştir.
2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesinin 5. fıkrasına göre;
"İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir." hükmünü içermektedir.
3. Özel Dairece 25.01.2024 tarihli gönderme kararı ile; bozma kararı usul ve yasaya uygun olduğundan direnme kararının temyiz incelemesinin yapılabilmesi için dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Hâl böyle olunca; direnme kararı Özel Dairece değerlendirilmiş olduğundan ön sorunun bulunmadığına ve dosyanın Özel Daireye gönderilmesinin gerekmediğine oy çokluğuyla karar verilerek dördüncü ön sorunun incelenmesine geçilmiştir.
İ. Dördüncü Ön Sorun
13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun'a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen Geçici Madde 7’nin 15. fıkrasının 5. cümlesinde yer alan “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle 15.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği husus dördüncü ön sorun olarak tartışılmıştır.
1. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen Geçici Madde 7.
2. Değerlendirme
1. 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen Geçici Madde 7’nin 15. fıkrasının 5. cümlesinde yer alan “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olup, bu iptal kararı Resmî Gazete'de yayımlandığı tarih olan 15.09.2023’de yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren iptal kararı doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
2. Hâl böyle olunca temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
VII. KARAR
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/152, K. 2025/372, 18 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama