KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2024/179 E., 2025/373 K.
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1628 E., 2023/1455 K.
- Özel daire kararı
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.02.2023 tarihli ve
Karar Metni
1.362 kelime·7 dk okuma·16 bölüm
2023/332 Esas, 2023/906 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki anonim şirketin ihyası isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin ... Dış Tic. A.Ş'ye ait olan işyerinde 24.09.1991 tarihinden 20.10.1994 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, yatırılmayan primlerin ve çalışmanın tespiti ile kurum kayıtlarının düzeltilmesi ve müvekkilinin emekliliğe hak kazanabilmesi için ihyası talep edilen adı geçen şirket aleyhine 24.11.2021 tarihinde hizmet tespiti davası açıldığını, davalı şirketin 04.11.2015 tarihinde davalı tarafından resen terkin edildiğinin anlaşılması üzerine mahkemesince ihya davası açmak için kendilerine süre verildiğini belirterek ticaret sicilinden terkin edilen ... Dış Ticaret A.Ş'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava dışı şirketin 30.06.2015 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, ihtarın sicil gazetesinde yayımlandığını, yasal süre içinde ihtara cevap verilmemesi nedeniyle şirketin sicil kaydının 04.11.2015 tarihinde resen silindiğini, davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7. maddesi uyarınca beş yıllık yasal süre içinde açılmaması nedeniyle süre yönünden reddinin gerektiğini savunmuş, müvekkilinin yasal hasım olması ve dava açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2022 tarihli ve 2022/368 Esas, 2022/559 Karar sayılı kararı ile; ihyası talep edilen şirketin 04.11.2015 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği, ihya davasının 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 29.04.2022 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine oy çokluğuyla karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2022 tarihli ve 2022/1785 Esas, 2022/1701 Karar sayılı kararı ile; dava tarihi itibariyle beş yıllık sürenin geçtiği, ancak resen terkin kararının geçerli olabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 4. fıkrasının (a) ve (b) bentlerine uygun şekilde davalı tarafından işlem yapılmış olması gerektiği, tebligatların incelenmesinde sadece şirket tüzel kişiliğine tebligat çıkartıldığı, şirket yetkilisine tebligat çıkartılmadığının anlaşıldığı, yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendindeki hususlar yerine getirilmediğinden geçersiz olduğu,
yapılan terkin işlemi usulüne uygun olmadığından beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasının da mümkün olmadığı, bu nedenle şirketin ihyasının gerektiği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi çerçevesinde yaptığı terkin işlemi hatalı olduğundan, davalının yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, resen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi hâlinde şirketlerin tasfiye hâline gireceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından,
6102 sayılı Kanun'un 547. maddesi hükmünden farklı olarak bu durumda tasfiye memuru atanması gerekmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilen dava dışı ...
Dış Ticaret A.Ş’nin 6102 sayılı Kanun’un 547. maddesi gereğince, davacı işçi ...’ın İzmir 9. İş Mahkemesinin 2021/370 Esas sayılı dosyasında açılan hizmet tespiti davasındaki taraf teşkili ve hükmün infazının sonuçları ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…1.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2.6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası son cümlesi uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler.
Düzenlenen beş yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup terkin işlemlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kanunda aranan nitelikte yapılmaması, eksik ya da hatalı işlemler sonucunda terkinin yapılması halinde bu durum hak düşürücü süreye etkili değildir.
Somut olayda ihyası talep edilen şirket, son beş yıldır genel kurul yapmaması nedeniyle 04.11.2015 tarihinde terkin edilmiş olup ihya davasının ise 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 29.04.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın, hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle, yasada düzenlenen ihya sebeplerinden hiçbirisinin dinlenme imkanı bulunmamakta olup davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir,…” gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesine ilâveten, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 15. fıkrasındaki "silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresinin Anayasanın 35 ve 40. maddelerine aykırı görülerek iptaline karar verildiği, uygulanması gereken bir kanun hükmü hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilirse artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; şirketin 04.11.2015 tarihinde sicilden silindiğini, beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, resen terkin işleminin usulüne uygun yapıldığını, müvekkilinin yasal hasım olduğunu ve müdürlüğün kusurunun bulunmadığını, bu nedenle müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ihyası talep edilen dava dışı şirketin 04.11.2015 tarihinde terkin edildiği, ihya davasının ise 29.04.2022 tarihinde açıldığı eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesince 6102 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 15. fıkrasında düzenlenen beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına girilmeden önce direnme adı altında verilen kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
E. Gerekçe
1. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
2. Başka bir anlatımla mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.
3. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarında mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilmektedir.
4. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
5. Bu kararın Özel Dairece bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 15.09.2023 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı kararı uyarınca eldeki davada beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
6. 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun'un 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği ve bu iptal kararının 15.09.2023 tarihinde yürürlüğe girdiği, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararında bu gerekçeye yer verildiği anlaşılmaktadır.
7. Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil yeni hüküm bulunduğu açıktır.
8. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
VII. KARAR
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/179, K. 2025/373, 18 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama