İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/200 K.2025/397

2022/1235 Esas, 2022/5498 Karar sayılı BOZMA Kararı

Esas2024/200Karar2025/397Tarih25 Haziran 2025Okuma10 dk · 2.017 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2024/200 E., 2025/397 K.

Karar tarihi
25 Haziran 2025
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Sayısı
2022/473 E., 2022/618 K.
Özel daire kararı
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.04.2022 tarihli ve
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.017 kelime·10 dk okuma·15 bölüm

2022/1235 Esas, 2022/5498 Karar sayılı BOZMA Kararı

Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden reddine, diğer davalı ... Deposu Dış Tic. A.Ş. yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ... ve davalı ... Deposu Dış Tic. A.Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve davalı ... Deposu Dış Tic. A.Ş. vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı ... ve davalı ... Deposu Dış Tic. A.Ş. vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı ... (SGK/Kurum) vekili; dava dışı Kurum sigortalılarından ...’nun davalı şirkete ait işyerinde çalıştığı sırada 30.11.2002 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda % 42 oranında sürekli işgöremez duruma girdiğini, Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 28.12.2016 tarihli inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu ve iş kazasının meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğunun tespit edildiğini, sigortalıya 829,56 TL tedavi masrafı, 223,39 TL geçici işgöremezlik ödemesi ve 175.379,52 TL peşin sermaye değerli gelir olmak üzere toplam 176.432,47 TL harcama yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 70.572,99 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... Deposu Dış Tic. A.Ş. (... Deposu A.Ş.) vekili; zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, olayın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurlu olmadığını, müvekkilinin işyerinde alınması gereken tüm iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini aldığını, malûliyet ve kusur oranları henüz kesinleşmediğinden rücuya ilişkin yasal şartların oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili; zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin olayın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığını ve sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 21.10.2020 tarihli ve 2018/281 Esas, 2020/474 Karar sayılı kararı ile; kusur aidiyet ve oranları yönünden Kurum denetmen rapor sonucunu teyit eden kusur raporunun hükme esas alındığı, kusur aidiyet ve oranlarına yönelik davalı vekili itirazlarının yerinde olmadığı, hesap raporunun da dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulü ile 157.841,57 TL ilk peşin sermaye değerinin gelir onay tarihinden, 746,60 TL tedavi giderinin ve 201,05 TL geçici işgöremezlik ödemesinin sarf ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı şirket vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2021 tarihli ve 2021/57 Esas, 2021/3138 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı şirket vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yolun ne olduğu 506 sayılı Kanunun 109. maddesi ile 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S.

Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan.

Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki ortaya çıkması durumunda, çelişkinin Adli Tıp Kanunu'nun 15. maddesi gereği Adli Tıp Üst Kurullarınca giderilmesi gereklidir.

Çelişkinin Yüksek Sağlık Kurulu ile Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalından alınan sağlık kurulu arasında çıkması halinde de, amacın uyuşmazlığı en geniş katılımlı bir kurul kararı ile sona erdirmek, yeni çelişkilerin ortaya çıkıp uyuşmazlığı çözümsüzlüğe itmeyi engellemek olduğu dikkate alındığında, ilgili Adli Tıp Üst Kuruluna başvurulmalı ve alınacak raporla uyuşmazlık sona erdirilmelidir.

Eldeki dava dosyası incelendiğinde, sürekli iş göremezlik derecesine yönelik itirazların giderilmediği anlaşılmakla, ilgili mevzuat hükümlerinde açıklanan prosedür ikmal edilerek sigortalının sürekli iş göremezlik derecesi belirlenerek kurum zararının belirlenmesi ve elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir...." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somutlaştırma yükü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) sistematiği içinde tahkikat aşamasına geçilmeden evvel tarafların uyuşmazlık konularının ve bunların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin en başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının hedeflendiği,

bu sebeple de HMK’nın 145. maddesinde belirtilen ve tarafın etki alanı dışında kalan çok özel durumlar dışında sonradan delil sunulması hâlinde bu delillerin dikkate alınmaması gerektiği, kural olarak temyiz incelemesinde de daha önce ileri sürülmeyen yeni vakıaların ve delillerin ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, somut olayda taraf vekillerinin malûliyet oranına ilişkin bir itirazının bulunmadığı,

istinaf dilekçesinde malûliyete ilişkin bir itirazı bulunmayan davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararı temyiz ederken malûliyete ve oranına itiraz ettiği ancak temyiz dilekçesinde ilk kez ileri sürülen bu hususun yargılamanın başından beri davalı tarafça bilindiği, Kurum tarafından malûliyet oranı belirlenerek talepte bulunulduğu, davalı tarafça temyiz aşamasına kadar bu itirazın ileri sürülmeme nedeni açıklanmadığı gibi, bu delillerin de aslında yargılama sırasında davalının elinde bulunup sonradan oluşturulmadığı,

davalının sonradan delil gösterilebilmesi için HMK’nın 145. maddesinde belirtilen istisnai hâllerin mevcudiyetini de ileri sürmediği, bu nedenle davalının somut bir itirazı olmadan mahkemece malûliyet oranının araştırılmasının mümkün olmadığı, her ne kadar Yargıtay kararlarında malûliyete ilişkin hususlar kamu düzeni ile ilişkilendirilse de bu ilkenin sigortalı tarafından açılan malûliyet oranının tespiti davalarında uygulanması gerektiği, Kurumca açılan rücuan tazminat davasında, sigortalının da malûliyet oranına bir itirazı yokken davayı uzatmaya yönelik malûliyet itirazına değer verilemeyeceği gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı şirket vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı Kurum vekili, davalı ...’in kusursuz olduğu gerekçesiyle hakkındaki davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, yine davalı ...'in kusursuz, diğer davalı şirketin ise %90 oranında kusurlu sayılmasının da hatalı olduğunu, davalıların iş kazasının meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı şirket vekili, davaya cevap, ihtiyati tedbire itiraz ve 07.12.2021 tarihli temyiz dilekçesinde malûliyete yönelik itirazları ileri sürdüklerini ancak mahkemece dikkate alınmadığını, dava dışı sigortalının müvekkili aleyhine açtığı davada alınan Adli Tıp Kurumu raporunda malûliyetin oluşmadığının tespit edildiğini, bu şekilde kusur ve malûliyete ilişkin raporlar daha kesinleşmemişken ve tazminat davası devam ederken müvekkilinin rücuan tazminat talebinden sorumlu tutulmasının haksız olduğunu, davacı Kurumca sigortalıya yersiz yapılan ödemelerin müvekkilinden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı definin değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; rücuan tazminat istemine ilişkin eldeki davada iş kazası geçiren sigortalının sürekli iş göremezlik oranına yönelik mahkemece değerlendirilmesi gereken davalı şirket vekilinin itirazının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre bozma kararında belirtilen prosedüre göre itirazların değerlendirilmesi suretiyle sürekli iş göremezlik oranı tespit edilerek Kurum zararının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 95. maddesi.

2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (506 sayılı Kanun) 109. maddesi.

3. Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin (4 sayılı Kararname) 7 ve 16. maddeleri.

2. Değerlendirme

1. Sürekli iş göremezlik ve malûllük oranının tespitinde izlenecek usul 506 sayılı Kanun'un 109; 5510 sayılı Kanun'un 95. maddelerinde belirlenmiştir.

2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 95. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı hâlinde durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.

3. İş kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun da aynı yönde düzenleme içermektedir. Gerçekten de 506 sayılı Kanun’un 109. maddesinde, sigortalının sürekli iş göremezlik, malûllük ve erken yaşlanma hâllerinin saptanmasında, Kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca verilecek raporlarda belirtilen hastalık ve arızaların esas tutulacağı, Kurumca verilen kararlara ilgililer tarafından itiraz edilmesi hâlinde durumun Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır.

4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 tarihli ve 1976/4 Esas, 1976/6 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere Kurulun kararları, Sosyal Sigortalar Kurumunu bağlayıcı ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı yoktur.

5. İlgililerce Yüksek Sağlık Kurulunun kararına itiraz edilmesi hâlinde uygulamada bilirkişi incelemesi genellikle Adli Tıp Kurumu aracılığı ile yaptırılmakta olup Adli Tıp Kurumu raporunun alınmasından sonra iki olasılık ortaya çıkmaktadır. İlk olarak, Adli Tıp Kurumu raporunun Yüksek Sağlık Kurulu raporunu doğrulamasıdır. Bu durumda Adli Tıp Kurumu raporunu çürütecek önemli bir neden, somut bir veri yoksa Adli Tıp Kurumu raporuna itibar edilebilir. Çünkü, iki üst sağlık kuruluşunun görüşü birbirini doğrulamaktadır. İkinci olasılık ise Adli Tıp Kurumu raporu ile Yüksek Sağlık Kurulu raporlarının birbirine aykırı olmasıdır. Bu durumda çelişkinin giderilmesi gerekmektedir.

6. Nitekim 14.04.1982 tarihli ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun (2659 sayılı Kanun) 1. maddesinde diğer görevleri yanında adalet işlerinde bilirkişilik yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu ve Adli Tıp Grup Başkanlıkları bünyesinde bir veya daha çok adli tıp ihtisas daireleri kurulabileceği belirtilmiştir. Kanun’un 2. maddesinin (a) bendinde ise mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklar ile Kurumun uygun gördüğü alanlarda kamu kurum ve kuruluşları tarafından gönderilen adli tıpla ilgili konularda bilimsel ve teknik görüş bildirmek Adli Tıp Kurumunun görevleri arasında sayılmış ayrıca Adli Tıp Genel Kurulunun görevleri 15. maddede düzenlenmiştir.

7. Daha sonra 24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun (6754 sayılı Kanun) 30. maddesi ile 2659 sayılı Kanun’un 15. maddesi değiştirilerek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu yerine Adli Tıp Kurumu bünyesinde Üst Kurullar kurulmuştur. 2659 sayılı Kanun’un 6754 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile değişik 15. maddesinde Adli Tıp Üst Kurullarının görevleri hüküm altına alınmıştır.

8. 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun başlığı 02.07.2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61. maddesi ile Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun olarak değiştirilmiş, Kanun’un 1 ilâ 28. maddeleri aynı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılmıştır.

9. Nihayet 15.07.2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (4 sayılı Kararname) ile de Adli Tıp Kurumu yeniden düzenlenmiştir.

10. 4 sayılı Kararnamenin 7. maddesinde Adli Tıp Üst Kurulları hakkında düzenleme yapılmış olup Kararnamenin 16. maddesinde Adli Tıp İhtisas Kurullarının görevleri sayılmıştır.

11. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirkete ait işyerinde çalışmakta olan dava dışı sigortalının 30.11.2002 tarihinde geçirdiği kazada yaralandığı, sosyal güvenlik denetmeni tarafından düzenlenen 28.12.2016 tarihli inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu ve olayın meydana gelmesinde davalı şirketin %90, dava dışı sigortalı ile diğer davalı ...’in ortaklaşa %10 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 12.04.2018 tarihli kararı ile dava dışı sigortalıda meydana gelen meslekte kazanma gücü kayıp oranının %42 olarak belirlendiği,

Kurumca sigortalıya geçici iş göremezlik ödemesi ve sağlık harcaması yapılıp sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, bu suretle oluşan Kurum zararının rücuan tazmini talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmış olup davalı şirket vekilinin aşamalarda verdiği dilekçelerinde malûliyet oranının kesinleşmediğini beyan etmekle birlikte malûliyet oranına itiraz etmediği, bu hususun ilk kez temyiz aşamasında ileri sürüldüğü dikkate alındığında direnme kararının yerinde olduğu, bozma kararının ise isabetli olmadığı sonucuna varılmıştır.

12. Hâl böyle olunca direnme kararı usul ve yasaya uygundur. 13. Ne var ki, Özel Dairece bozma nedenine göre davacı Kurum ve davalı şirket vekillerinin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

VII. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Direnme uygun bulunduğundan davacı Kurum ve davalı şirket vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/200, K. 2025/397, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. Gerekçe ve Sonuç
  9. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  10. A. Bozma Kararı
  11. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
  12. VI. Temyiz
  13. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  14. B. Temyiz Sebepleri
  15. C. Uyuşmazlık
  16. D. Gerekçe
  17. VII. Karar
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2024/200
Karar No
2025/397
Tarih
25 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/200 K.2025/4638
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/204 K.2025/4904
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/206 K.2025/2560
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/207 K.2025/2344
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/209 K.2025/11607
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2024/209 K.2025/5741

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.