İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/276 K.2025/347

2022/10731 Esas, 2022/11378 Karar sayılı BOZMA kararı

Esas2024/276Karar2025/347Tarih28 Mayıs 2025Okuma12 dk · 2.336 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2024/276 E., 2025/347 K.

Karar tarihi
28 Mayıs 2025
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/2816 E., 2023/39 K.
Özel daire kararı
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28.09.2022 tarihli ve
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.336 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

2022/10731 Esas, 2022/11378 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin Rusya'nın Kolomna şehrinde bulunan davalı şirkete ait işyerinde mermer kesim atölyesinde çalışmaktayken 02.12.2014 tarihinde işyerinin önünde tahta paletlerin üzerinde bulunan granitleri başka bir paletin üzerine aktarırken yerin kaygan ve karlı olması nedeniyle kayarak taşa düştüğünü ve üç parmağının koptuğunu ileri sürerek 02.12.2014 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... İnşaat Mimarlık Dekorasyon Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili; müvekkilinin işin görülmesi ile ilgili bütün önlemleri aldığını, kazanın davacının tedbirsiz ve dikkatsiz davranışları neticesinde meydana geldiğini, kaza iş kazası olarak Kuruma bildirilmemiş ise de müvekkili tarafından davacının tüm giderlerinin karşılandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... (SGK/Kurum) vekili; usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamış, duruşmada Kurumun yaptığı işlemlerin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli ve 2016/465 Esas, 2019/316 Karar sayılı kararı ile; davacının dava açıldıktan sonra Kuruma müracaatı üzerine Kurumun 10.01.2018 tarihli ünite kararı ile meydana gelen kazanın iş kazası olduğu yönünde tespit yaptığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı ancak davanın açılmasına davalı Kurum sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacının üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ve 2019/2698 Esas, 2021/653 Karar sayılı kararı ile; süre aşımı nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 26.01.2022 tarih ve 2021/5860 Esas, 2022/1122 Karar sayılı kararı ile; "...söz konusu dava, niteliği itibariyle iş kazasının tespiti istemine yönelik olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 103. maddesi kapsamında adli tatilde görülebilecek nitelikte bir dava değildir.

Diğer yandan söz konusu davanın ivedi görülmesine karar verilen dava ve işlerden de olmaması sebebiyle, davacının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 104. maddesinde belirtilen bir haftalık süreden yararlanması gerekir.

Bu açıklamalar çerçevesinde, 07.08.2019 tarihinde tebliğ edilen karara karşı davacı vekili tarafından 22.08.2019 tarihinde verilen istinaf dilekçesinin süresinde olduğu belirgin olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik karar, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Birinci Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2022 tarihli ve 2022/695 Esas, 2022/1473 Karar sayılı kararı ile.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331/1. maddesine göre davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde hâkimin davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine hükmedeceği, somut olayda davacının 26.12.2016 tarihinde davalı Kuruma başvurarak iş kazası tespiti yapılmasını talep ettiği, Kurum tarafından Kanun'da öngörülen 60 günlük işlem yapma süresi geçtikten sonra 10.01.2018 tarihli ünite kararı ile olayın iş kazası kabul edildiği, bu işlem neticesinde davanın konusuz kaldığı,

bu hususun davalı işverenin de kabulünde olduğu ancak davacının dava açmakta haklı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Eldeki davada, kurum tarafından olayın iş kazası olduğunun kabul edilmesi karşısında kurum açısından davanın konusuz kaldığına dair mahkeme yaklaşımı isabetli ise de; diğer davalı yönünden yöntemince araştırma yapılmaksızın; iş bu davalı yönünden de olumlu olumsuz karar tesis edilmemesi isabetsizdir.

Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin kararı bozulmalıdır..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

D. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasında şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı olduğu, davalı işverenin kendisinin işveren olmadığı veya iş kazasının gerçekleşmediğine ilişkin bir itirazının bulunmadığı, bu bakımdan davalı işveren yönünden ayrıca bir hüküm kurulmasını gerektirecek durumun olmadığı, davalı işverenin tüm savunmalarının kendisinin bildirim yükümlülüğü bulunmadığına ve kazanın sigortalının kusuru ile meydana geldiğine yönelik olduğu ve buna bağlı olarak yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürdüğü, temyiz itirazlarının da bu hususa ilişkin olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili, davacı başvurusu üzerine Kurumca işlem yapılmasını beklemeden dava açtığı dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılması, Kurum lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 02.12.2014 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespiti istemiyle açılan eldeki davada, dava açıldıktan sonra davalı Kurumun olayı iş kazası kabul etmesi nedeniyle davanın tüm taraflar yönünden konusuz kalıp kalmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalı işveren yönünden de olayın iş kazası olup olmadığı belirlenerek hakkında hüküm kurulmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 13. maddesi.

2. Değerlendirme

1. Öncelikle uyuşmazlık konusu ile ilgili yasal düzenlemelere kısaca değinilmelidir.

2. İş kazası, sigortalının işyerinde iş dolayısıyla ya da işverence yürütülmekte olan işyeri dışındaki çalışması sırasında ortaya çıkan, sigortalının hemen ya da sonradan sakatlığına neden olan olay olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Lûgatı, Cilt I, Ankara 2021, s.605).

3. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesine göre iş kazası;

"a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır." şeklinde tanımlanmıştır.

4. Açıklanan bu madde hükmüne göre iş kazası, maddede sayılı olarak belirtilmiş hâl ve durumlardan herhangi birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.

5. Gerek uygulama ve gerek öğretide açıkça kabul edildiği ve madde metninden de anlaşıldığı üzere bu hâllerden birine girmeyen olay iş kazası sayılamaz. Ancak maddede sayılan bu hâllerin birlikte gerçekleşme koşulu bulunmayıp herhangi birinin gerçekleşmiş olması gerekli ve yeterlidir.

6. Başka bir deyişle iş kazası hukuksal nitelikte bir olay olup bu olayın yukarıda açıklanan yasa maddesinde sınırlandırılan ve belirtilen hâllerden herhangi birinin oluşmasıyla ortaya çıkması gerekir.

7. İş kazası nedeniyle sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi öncelikle Kurumun zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olduğunu kabul etmesine bağlıdır. İş kazası olgusu Kurumca kabul edilmezse sigortalının ya da hak sahiplerinin olayın iş kazası olduğunu dava yolu ile tespit ettirmesi gerekmektedir.

8. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde iş kazası düzenlenmiş olup meydana gelen bir olayın iş kazası olup olmadığı sigortalıya iş kazası sigorta kolundan yapılacak sigorta yardımları ile meslekte kazanma gücünü %10 veya daha fazla kaybetmesi koşuluna bağlı olarak kendisine; ölümü hâlinde hak sahiplerine gelir bağlanması noktasında ana unsuru teşkil etmektedir.

Öte yandan Kurumca sigortalıya veya ölümü hâlinde hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere işverenden rücuan tahsili 5510 sayılı Kanun'un 21. vd. maddelerinde hüküm altına alınmıştır.

9. Bu kapsamda olmak üzere 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile Kuruma iş kazasını soruşturma yetkisi verilmiş olup anılan hükme göre Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir.

Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilmeyen bir olayın sigortalı tarafından iş kazası olduğunun ileri sürülmesi durumunda bu konuda tespit davası açılması gerekmektedir. Bu tür bir davada mahkemece verilecek hüküm gerek sigortalının (ölmüş ise hak sahiplerinin) gerekse Kurumun ve işverenin hak alanını doğrudan etkileyecektir.

Zira mahkemece olayın iş kazası olduğunun tespiti durumunda sigortalıya (veya hak sahiplerine) sigorta yardımları yapılması ve gelir bağlanması söz konusu olabilecektir. Daha sonra Kurum yaptığı masrafları olayda kusuru olan işverenden veya üçüncü kişiden talep edebilecektir. Bu itibarla sigortalının (veya hak sahiplerinin) açacağı iş kazasının tespitine ilişkin davada işveren ile Kurum arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu açıktır.

10. Mahkemece yargılama sonucunda, olayın iş kazası olduğunun veya olmadığının tespitine karar verilecektir. Böylece sigortalı, işveren ve Kurum arasındaki sigorta ilişkisinden kaynaklanan durum üç taraf için de kesin hüküm teşkil edecek şekilde belirlenmiş olacaktır. Olayın, işveren açısından ayrı, Kurum açısından ayrı olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp iş kazası olup olmadığının her iki davalı yönünden bir bütün olarak değerlendirilip tespit edilmesi gerekmektedir.

11. Medeni usul anlamında dava, kişinin özel hukuka ilişkin bir uyuşmazlık hakkında mahkeme aracılığıyla kesin hüküm teşkil edecek şekilde hukuki himaye talep etmesidir. Davacı ve davalı olmak üzere iki taraf sistemine göre kurulmuş olan davada, ihtiyari ya da mecburi dava arkadaşlığı dolayısıyla birden çok gerçek ya da tüzel kişi bir araya gelebilir.

Kanun koyucu, taraf çokluğu olarak da adlandırılan bu durumları yani birden fazla kişinin dava açması veya davanın birden fazla kişi aleyhine açılmasını, somut olayın özelliğine ve talebin niteliğine göre basitlik, ucuzluk ve yargılamanın makul sürede tamamlanması şeklindeki üç ana unsuru içinde barındıran usul ekonomisi ilkesi gereği bazen yargılamanın daha kolay yürütülmesi, çelişkili kararların ortaya çıkmasının engellenmesi için kabul etmiş, bazen de bu durumu dava konusu üzerinde tasarruf etme yetkisinin birden fazla kişiye ait olmasından ya da maddi hukuktan kaynaklanan nedenlerden ötürü zorunlu tutmuştur.

12. Somut olayda davacı davalı şirketin Rusya'da bulunan mermer kesim atölyesinde mermer ustası olarak çalışırken 02.12.2014 tarihinde mermer taşı yüklemesi sırasında ayağının kayıp mermer taşı ile birlikte yere düşmesi sebebiyle meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesi talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu ve şirket aleyhine 15.09.2015 tarihinde eldeki davayı açmıştır.

13. Davalı Kurum vekili 15.02.2016 tarihli duruşmada, yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu belirtmiş, davalı şirket vekili ise cevap dilekçesinde işin görülmesi ile ilgili tüm tedbirler alınmasına rağmen davacı işçinin hatası sonucu ve gerekli özeni göstermemesi sebebiyle iş kazasının meydana geldiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

14. İlk Derece Mahkemesince davalı Kurum tarafından olayın iş kazası olarak kabul edildiği gerekçesiyle davanın konusuz kaldığı ancak davanın açılmasına Kurumun sebebiyet vermediği belirtilerek yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacının üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

15. Bölge Adliye Mahkemesinin davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin süreden reddine ilişkin kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Özel Dairece istinaf dilekçesinin süresinde olduğu gerekçesiyle bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına karşı beyanların alındığı 22.06.2022 tarihli duruşmada davalı şirket vekili "davanın sonradan iş kazası sayılması ve kurumuca işlem yapılmasına yönelik varılan sonuca da bir diyeceğimiz yoktur" şeklinde beyanda bulunmuş,

bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince Kurum tarafından Kanun'da belirlenen 60 günlük işlem yapma süresi geçtikten sonra olayın iş kazası olarak kabul edildiği, bu işlem neticesinde davanın konusuz kaldığı ve bu hususun davalı işverenin de kabulünde olduğu ancak davacının dava açmakta haklı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

16. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece Kurum tarafından olayın iş kazası olduğunun kabul edilmesi karşısında Kurum açısından davanın konusuz kaldığına dair mahkeme yaklaşımının isabetli olduğu ancak diğer davalı yönünden yöntemince araştırma yapılmaksızın karar tesis edilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince önceki hükümde direnilmiş, direnme kararı sadece davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.

17. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirket vekilinin cevap dilekçesinin içeriği, 22.06.2022 tarihli duruşmadaki beyanı, Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2022 tarihli ikinci kararını temyiz sebeplerinin yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağına ilişkin olması ve direnme kararını temyiz etmemesi hususları dikkate alındığında; esasında olayın iş kazası olduğunun davalı şirketin de kabulünde olduğu, Kurum tespitinin ve bu tespite istinaden verilen davanın konusuz kaldığına ilişkin mahkeme kararının benimsendiği, direnme kararını temyiz etmemesinin de bu kabulü desteklediği, bu nedenle kararın davalı şirket yönünden de bağlayıcı olduğu sonucuna varılmıştır.

18. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından olayın iş kazası olarak kabul edilmesinin diğer davalı şirket bakımından sonuç doğurmayacağı, davalı şirket yönünden de yurt dışında meydana gelen olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin 5510 sayılı Kanun'un 5/g ve 10. maddeleri kapsamında şartlar irdelenerek karar tesis edilmesi ve direnme kararının bu ilave gerekçe ile bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

19. Hâl böyle olunca direnme kararı usul ve yasaya uygundur.

20. Ne var ki, Özel Dairece bozma nedenine göre davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

VII. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Direnme uygun bulunduğundan davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 28.05.2025 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/276, K. 2025/347, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. Gerekçe ve Sonuç
  9. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  10. A. Birinci Bozma Kararı
  11. C. İkinci Bozma Kararı
  12. D. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
  13. VI. Temyiz
  14. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  15. B. Temyiz Sebepleri
  16. C. Uyuşmazlık
  17. D. Gerekçe
  18. VII. Karar
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2024/276
Karar No
2025/347
Tarih
28 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/277 K.2025/292
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/277 K.2025/7625
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2024/283 K.2025/7372
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/285 K.2025/348
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/289 K.2025/7626
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/290 K.2025/3550

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.