KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2025/138 E., 2026/136 K.
- Karar tarihi
- 4 Mart 2026
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/182 E., 2024/164 K.
- Özel daire kararı
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 05.10.2023 tarihli ve
Karar Metni
682 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
2023/10078 Esas, 2023/9295 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, Özel Daire bozma kararının maddi hataya dayanıp dayanmadığı; buradan varılacak sonuca göre direnme kararı ile bozma kararı kaldırılarak usulüne uygun temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe
Değerlendirme
1. Yapılan incelemede davacının yurt dışı borçlanma hakkının borçlanma başvuru talep tarihi olan 24.07.2019 tarihindeki borçlanma koşulları ile 5100 gün olduğunun tespiti istemiyle açtığı eldeki davada İlk Derece Mahkemesince 24.07.2019 tarihli borçlanma başvuru dilekçesinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği 01.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek altı aylık makul sürenin sona ermesinden sonra 20.06.2020 tarihinde eldeki davanın açıldığı,
bu durumda talebin yeni bir borçlanma iradesi olduğu kabul edilerek dava tarihindeki borçlanma sürelerinin dikkate alınması gerektiği, davacının borçlanma talebin hukuki dayanaktan yoksun olmakla Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin temyiz talebinde bulunması üzerine Özel Dairece davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra "...İnceleme konusu davada, davacının 24.07.2019 tarihinde borçlanma talebinde bulunduğu, eldeki davanın ise 20.06.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Kuruma borçlanma için başvuran sigortalının, Kurumun işlem yapmaması halinde makul süre içinde işlemin iptali için dava açması gerekir.
Borçlanma işlemleri başlatan ancak makul sürede takip etmeyen sigortalının kusurlu bulunduğu açıktır.
Bu durumda Mahkemece, talep tarihi itibarıyla geçerli bir yurt dışı borçlanmasının bulunmadığı gözetilerek, davacının da talep etmesi halinde, dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında, davacının 4/1-b sigortalılık ve 20.06.2020 tarihinde geçerli, yine davacı tarafından seçilecek asgari ya da azami prime esas günlük kazanç miktarı üzerinden borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesi gerekirken,
yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesince bozma kararında belirtilen içtihat doğrultusunda davacı makul sürede dava açmadığından eldeki dava yeni borçlanma iradesi sayılıp dava tarihindeki primler esas alınarak borçlanma bedelinin belirlenmesi gerektiğinin belirtildiği vurgulanmak suretiyle önceki hükümde direnilmiştir.
3. Görüldüğü üzere İlk Derece Mahkemesince davanın borçlanma talep dilekçesinin Kurum kayıtlarına girdiği tarihten itibaren işlemeye başlayan altı aylık makul süre içinde açılmadığı, bu nedenle dava dilekçesi yeni bir borçlanma iradesi kabul edilerek dava tarihindeki mevzuat kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği,
yurt dışı sigortalılık belgesine göre de davacının 2008 yılından sonra sigortalılık süresinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesine rağmen Özel Dairenin davanın makul sürede açılmaması nedeniyle dava dilekçesinin yeni bir borçlanma iradesi kabul edilmesi suretiyle davacının talep etmesi hâlinde dava tarihindeki mevzuat kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği yönündeki bozma kararının açık biçimde maddi hataya dayandığı görülmekle bozma kararı ile bu karara karşı verilen direnme kararı kaldırılarak usulüne uygun ve yöntemince temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekmektedir.
4. Açıklanan nedenlere göre açık biçimde maddi hataya dayalı 05.10.2023 tarihli Özel Daire bozma kararı ile bu karara karşı verilen 02.07.2024 tarihli direnme kararı ortadan kaldırılmalı ve ileri sürülen temyiz itirazlarının yöntemince incelenerek dosya kapsamına uygun karar verilmek üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/138, K. 2026/136, 4 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama