KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2025/162 E., 2025/760 K.
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1322 E., 2024/1743 K.
- Özel daire kararı
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli ve
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
2023/19113 Esas, 2024/9061 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki işçilik alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve katılma yoluyla davacı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle direnme kararına yönelik davalı vekilinin temyiz başvurusunun miktardan reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe
Değerlendirme 1. Bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı, karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar” teriminin Özel Daire bozmasına karşı verilen direnme kararını da kapsayacağı açıktır. 2. Bu aşamada Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasındaki uyuşmazlık konusunun ve miktarının ne olduğunun açıklanmasında yarar vardır.
3. Somut olayda İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararı davalı ve katılma yoluyla davacı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ise Özel Dairece davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının çalışmasının bulunmadığı 3 ay 28 gün yönünden taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 11. maddesi dikkate alınarak 4.851,00 USD (bilirkişi raporuna göre doğrusu 4.581,00 USD) ücretli izin ödeneği hesaplanmış ise de davacının bu dönem yönünden fiili çalışması bulunmadığından davacının ücretli izin ödeneğine hak kazanacağının kabulü ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, 3 ay 28 günlük süre için yıllık izin ödeneği hesaplanarak bakiye süre ücreti tutarında tazminat kapsamında değerlendirilip hüküm altına alınmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bu hâli ile uyuşmazlık konusu miktar 4.581,00 USD olup bu miktarın TL karşılığının ise davanın açıldığı 17.02.2020 tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası USD efektif satış kuru (6,0551 TL) dikkate alındığında 27.738,41 TL, direnme kararının verildiği 31.10.2024 tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası USD efektif satış kuru (34,2917 TL) dikkate alındığında ise 157.090,28 TL olduğu açıktır.
4. Bu itibarla Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında uyuşmazlık konusu miktarın direnme kararının verildiği 31.10.2024 tarihi itibarıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-a maddesinde öngörülen ve 378.290,00 TL olan kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. 5. Hâl böyle olunca davalı vekilinin temyiz başvurusunun miktardan reddine karar verilmelidir. 6. Diğer taraftan, davacı vekilinin direnme konusu dışında kalan vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/162, K. 2025/760, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama