İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.a. Başvurusu (B. No: 2017/21771)

1. Başvuru, tutuklama

Başvuru No2017/21771Tarih29 Mayıs 2019Okuma16 dk · 3.255 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm A.A. Başvurusu

Karar tarihi
29 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2017/21771
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.255 kelime·16 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama

tedbirinin hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,

tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluğa ilişkin incelemelerin hâkim/mahkeme

önüne çıkarılmaksızın yapılması, savcılık görüşünün bildirilmemesi ve

tutukluluğa ilişkin kararların doğal hâkim güvencesine sahip olmayan,

bağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerinden yoksun sulh ceza hâkimliklerince

karara bağlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;hukuka

aykırı bir şekilde üzerinde, konutta ve işyerinde

arama yapılması nedeniyle özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının;

ceza infaz kurumundaki birtakım uygulamalar ve tutulma koşulları nedenleriyle

de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 27/4/2017 ve 10/5/2017 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Yapılan incelemede 2017/23185 numaralı başvurunun aynı kişi

tarafından, aynı konuyla bağlantılı olarak yapıldığının anlaşılması nedeniyle

2017/21771 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya

üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı

karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl

ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu

makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün

arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son

yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok

sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma

başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine

yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla

başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51, 350).

10. Adana Adliyesinde hâkim olarak görev yapan başvurucu

hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13/10/2016 tarihinde FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla

soruşturma başlatılmıştır.

11. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi

13/10/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, HSYK Genel

Kurulu ise 15/11/2016 tarihinde başvurucunun meslekten ihracına karar

vermiştir.

12. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının başvurucunun da aralarında

olduğu bir kısım şüpheli hakkında soruşturma işleminin yapılması yönündeki

yazısı üzerine başvurucu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla

17/10/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

13. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bu soruşturma

kapsamında başvurucunun işyerinde 14/10/2016 tarihinde, evinde ise 19/10/2016

tarihinde arama yapılmıştır. Başvurucunun gözaltına alındığı sırada üzerinde de

arama işlemi gerçekleştirilmiştir.

14. Başvurucu 18/10/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle Adana

4. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Adana 4. Sulh Ceza Hâkimliği aynı

tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmasına karar vermiştir.

15. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmanın Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiğini belirterek 10/11/2016

tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir. Yetkisizlik kararının gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"...FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi

olmaktan haklarında soruşturma yürütülen [başvurucunun da

aralarında olduğu] şüpheliler hakkında atılı

suçlardan Cumhuriyet Başsavcılığınız tarafından da ayrıca soruşturmanın

yürütüldüğü, soruşturmalar arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu,

soruşturmaların birleştirilerek sonuçlandırılmasının gerektiği, şüpheliler

hakkında ilk usulü işlemlerin Cumhuriyet Başsavcılığınızca yapıldığı, CMK [Ceza

Muhakemesi Kanunu] 13/3 maddesi uyarınca bu

sebeple de Cumhuriyet Başsavcılığınızın yetkili olduğu..."

16. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2017 tarihli ve 29940

Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 680 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin 7. maddesi ile 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve

Savcılar Kanunu'nun 93/1. maddesinde hâkim ve savcıların kişisel suçları

hakkında soruşturma yapma yetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu

bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığına ait

olduğu şeklinde değişiklik yapılmış olması gerekçesiyle 11/1/2017 tarihinde

yetkisizlik kararı vererek dosyayı Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir.

17. Gaziantep 1. Sulh Ceza Hâkimliği 10/3/2017 tarihinde,

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 7/3/2017 tarihli talebi üzerine

başvurucunun tutukluluk durumunu incelemiş ve

tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

18. Başvurucu, anılan karara 24/3/2017 tarihinde itiraz etmiş;

Gaziantep 2. Sulh Ceza Hâkimliği 7/4/2017 tarihinde itirazın kesin olarak

reddine karar vermiştir.

19. Başvurucu, anılan kararı 10/4/2017 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

20. Başvurucu -2017/21771 sayılı başvuru yönünden- 27/4/2017

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

21. Gaziantep 1. Sulh Ceza Hâkimliği 10/4/2017 tarihinde,

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının aynı tarihli talebi üzerine başvurucunun

tutukluluk durumunu incelemiş ve tutukluluğunun

devamına karar vermiştir.

22. Başvurucu, anılan karara 19/4/2017 tarihinde itiraz etmiş;

Gaziantep 2. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2017 tarihinde itirazın kesin olarak

reddine karar vermiştir.

23. Başvurucu, anılan kararı 26/4/2017 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

24. Başvurucu -2017/23185 sayılı başvuru yönünden- 10/5/2017

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

25. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı 30/6/2017 tarihli

iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden

bahisle cezalandırılması istemiyle Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinde

(Mahkeme) kamu davası açmıştır.

26. Mahkeme 11/7/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

vermiş ve E.2018/143 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

27. Mahkeme 4/5/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine

karar vermiştir.

28. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme, 26/2/2019 tarihli kararıyla

başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası

ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

29. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın istinaf incelemesi devam

etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

30. İlgili hukuk için bkz. Salih

Sönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında

verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 29/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu; tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesini

gösteren somut delillere yer verilmediği gibi adli kontrol hükümlerinin neden

yetersiz kalacağının da açıklanmadığını, kararda tutuklama nedenlerinin

varlığına ilişkin somut bir açıklamaya yer verilmediğini, işlendiği iddia

edilen birtakım eylemlerin o tarihte suç oluşturmadığını belirterek suçta ve

cezada kanunilik ilkesinin, ifade hürriyetinin, adil yargılanma ile kişi

hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Başvurucu ayrıca soruşturma tarihi itibarıyla hâkim

olduğunu, bu nedenle ilgili mevzuatta belirtilen özel soruşturma usulüne

uyularak hakkındaki soruşturmanın yürütülmesi gerektiğini ancak hakkında

öngörülen özel soruşturma usulüne aykırı davranılarak yetkisiz ve görevsiz

mercilerce, genel hükümlere göre hakkında soruşturma yürütülüp tutuklama

tedbirine başvurulduğunu, darbe teşebbüsünden yaklaşık üç ay sonra gözaltına

alınmış olması da dikkate alındığında olayda kendisi için suçüstü hâlinin

mevcut olmadığını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

34. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıyla

ilgili olarak bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyle

ilgili olarak daha önce 2017/27914 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm İkinci

Komisyon tarafından yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiği tespit edildiğinden başvurunun bu

şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

2. Soruşturma Dosyasına

Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararının

bulunması nedeniyle hakkındaki suçlamalara ilişkin hiçbir bilgi ya da belgenin

kendisine gösterilmediğini, tutuklama açısından kuvvetli suç şüphesinin

varlığına dair hiçbir delilin kendisine açıklanmadığını, bu nedenlerle etkin

itirazda bulunamadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

37. Başvuru konusu olayda ileri sürülen soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla

ilgili olarak bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyle

ilgili olarak daha önce 2017/27914 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm İkinci

Komisyon tarafından yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiği tespit edildiğinden başvurunun bu

şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

3. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden

yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı

olarak açıklanmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve

adli kontrolün yetersiz kalma nedenlerinin gösterilmediğini, hakkında yürütülen

soruşturmada uzun bir süredir iddianame düzenlenmediğini, dolayısıyla somut

hiçbir neden gösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul

süreyi aştığını belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

40. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013 § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özü

itibarıyla tutukluluğun uzun sürmesine, yargılamanın tutuklu devam

ettirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu başlık

altındaki iddiaları Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında

değerlendirilmiştir.

42. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

44. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

45. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141.

maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili

bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,

§§ 33-45).

46. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 4/5/2018

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğunun makul

süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden

bireysel başvuru yaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

48. Başvurucu, tutukluluk durumunun ve tutukluluğun devamı

kararlarına yaptığı itirazlarının kendisi dinlenmeden, dosya üzerinden

incelendiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

49. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme

önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise

asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu

olduğunu kabul etmiştir (Salih Sönmez,

§§ 166-177). Somut olay bakımdan 18/10/2016 tarihinde tutuklanıp 4/5/2018

tarihinde hâkim/mahkeme önüne çıktığı anlaşılan başvurucunun bu kapsamdaki şikayeti bakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir

durum mevcut değildir.

50. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Sulh Ceza Hâkimliğinin

Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu; tutukluluğa ilişkin kararları veren sulh ceza

hâkimliklerinin kapalı devre sistem içinde faaliyet gösterdiklerini, doğal

hâkim ilkesine uygun bir nitelik taşımadıklarını, bağımsız, tarafsız ve etkili

bir başvuru mercii olmadıklarını belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti

ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

52. Başvuru konusu olayda ileri sürülen sulh ceza hâkimliğinin

bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasıyla ilgili olarak bireysel başvuruda

bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikayetiyle ilgili olarak daha önce

2017/27914 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından

yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul

edilmezlik kararı verildiği tespit edildiğinden başvurunun bu şikayet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

6. Cumhuriyet Savcısının

Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

54. Başvurucu, Savcılık görüşünün tarafına bildirilmediğini

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

55. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, başvuru

konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki

iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal

edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak

başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali

nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa

hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu

ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde

belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti

yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi

nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçelerle deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No:

2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19).

56. Somut olayda başvurucu, her iki başvuruda da soyut olarak

Cumhuriyet savcısı görüşünün kendisine bildirilmediğini ileri sürmüştür. Ancak

başvurucunun bireysel başvuruya konu ettiği her iki tutukluluğun devamı kararı

ile bu kararlara itiraz üzerine verilen kararlar incelendiğinde Cumhuriyet

savcısından görüş alındığına dair bir bilginin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.

Yani başvurucu bu iddiasını soyut bir şekilde ileri sürmüş, Savcılık görüşü

alındığına dair hiçbir kanıtlayıcı bilgi ya da belgeyi bireysel başvuru

dosyalarına eklememiştir. Bu itibarla başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgili

deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını kanıtlamak ve hangi Anayasa hükmünün

ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını

ortaya koymak yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen başvurucu bu

yükümlülüğü yerine getirmemiştir.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu bölümdeki iddiasını

temellendirmemiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayata Saygı ile

Konut Dokunulmazlığı Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

58. Başvurucu; hukuka aykırı bir şekilde üzerinde, konutunda ve

aracında arama yapıldığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

59. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı

haklarının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki

iddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.

60. Anayasa Mahkemesi Hülya

Kar ([GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma

tedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda

yapılması gereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar veren

makamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirme

yapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları

kabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan

zararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî

uygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönünden

makamların daha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir

(ilkeler için bkz. Hülya Kar, §§

21-46).

61. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturma

kapsamında başvurucunun üzerinde, evinde ve işyerinde arama yapıldığı

görülmektedir (bkz. § 13). Başvurucu bu tedbir nedeniyle özel hayata ve aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin

bir soruşturma kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla

gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

62. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi

kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu koruma

tedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesi

bulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir ve kesin bir

hukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlar

önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başka

tedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.

63. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanma

tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğinde

başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya koruma

tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuru

formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.

64. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelik

bir ihlalin olmadığının açık olması nedeniyle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

C. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Başvurucunun İddiaları

65. Başvurucu; bulunduğu ceza infaz kurumlarında koğuş

kapasitesinin olması gerekenden daha fazla olduğunu, ceza infaz kurumu

koşullarının kötü muamele oluşturduğunu, kapalı ve açık görüş ile telefonla

görüşme haklarının kısıtlı bir şekilde kullandırıldığını, özellikle açık görüş

sırasında birtakım insanlık dışı muamelelere maruz kaldığını, ceza infaz

kurumunda insani ihtiyaçların gereği gibi karşılanmadığını ve tüm bu hususların

işkence ve kötü muamele yasağının ihlali anlamına geldiğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

66. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarına ilişkin bu

başlık altındaki şikâyetlerinin Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele

yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

67. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, §§ 16, 17).

68. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarına ilişkin

şikâyetler yönünden ilgili mevzuat (ilgili mevzuat için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/01/2018, §§ 47-50) gereğince başvurucunun iddialarını

iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü muameleye derhâl son verilmesini

isteyebileceği idari ve yargısal mercilerin bulunduğu görülmektedir. İlgili

hükümler kapsamında başvurucu, şikâyetlerini öncelikle yetkili yargısal

mercilere iletip tutulma yeri ve koşulları sebebiyle kötü muameleye maruz

bırakıldığını ileri sürebilecek ve bu koşulların en kısa zamanda uygun hâle

getirilmesini isteyebilecekken bu yollara başvurmamıştır (benzer yöndeki bir değerlendirme

için bkz. Mehmet Baransu,

B. No: 2015/8046, 19/11/2015, § 30). Başvurucunun şikâyetleri dikkate

alındığında mevcut başvuru yollarının ulaşılabilir, şikâyetleri açısından

telafi imkânına sahip ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte olmadığının söylenebilmesini

mümkün kılan bir sebep bulunmadığından başvuru yollarının tüketilmesi kuralına

istisna tanınmasını gerektiren bir durumun da olmadığı görülmektedir (benzer

yöndeki bir değerlendirme için bkz. Didem Tütenk, B. No: 2013/7525, 10/6/2015, §§ 40, 41).

69. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini ve varsa bu konudaki

kanıtlarını süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere iletmeden, hak ihlali

iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini ve çözüme kavuşturmasını

beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu

anlaşılmaktadır.

70. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

2. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayı kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

3. Sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız hâkim

ilkelerine aykırı olmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru

olması nedeniyle REDDİNE,

C. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın

yapılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Savcılık görüşünün bildirilmemesinden dolayı kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Arama işlemlerinden dolayı özel hayata saygı ile konut

dokunulmazlığı haklarının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 29/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör : Ömer MENCİK Başvurucu : A.A.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/21771, 29 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Özel Hayata Saygı ile
  10. C. Kötü Muamele Yasağının
  11. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  12. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  13. Gökcan
  14. Hakyemez
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/21771
Tarih
29 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Ezgi Özen Başvurusu (B. No: 2015/12753)
  • Evin Barış Başvurusu (B. No: 2016/172)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/4638
  • R.y. Başvurusu (B. No: 2015/19588)
  • Nader Alomar Başvurusu (B. No: 2015/10715)
  • Gözde Başar Başvurusu (B. No: 2016/3122)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.