İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/4638

1. Başvuru, yöneticileri tutuklanan şirkete kayyım atanmaması

Başvuru No2015/4638Tarih28 Mayıs 2019Okuma16 dk · 3.290 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Garaj Doğa Sporları Savunma Sanayii Güvenlik Sistemleri Turizm Tekstil Gıda Sanayi Dış Ticaret Ltd. Şti. Ve Silah Dünyası Savunma Sanayi Güvenlik Sistemleri Danışmanlık Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
28 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2015/4638
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.290 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yöneticileri tutuklanan şirkete kayyım atanmaması

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından sunulan görüş başvuruculara

tebliğ edilmiş; başvurucular, süresi içinde Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını

sunmuşlardır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu şirketler farklı sektörlere ilişkin malzeme üretimi

yapan, ithalat-ihracat faaliyetinde bulunan, ülke genelinde toptan, kurumsal ve

bayi kanallarıyla pazarlama yapan, çeşitli idari birimlerden alınan ruhsat ve

çalışma izin belgelerine istinaden atış poligonları ve silah tamir bakım

kaplama boyama atölyeleri işleten firmalardandır. Dünyadaki farklı silah

markalarının yetkili teknik servis hizmetini veren başvurucular, ayrıca Makine

Kimya Endüstrisi ana bayiliklerini de yürütmektedirler.

9. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca suç işlemek için örgüt kurmak, resmî belgede

sahtecilik, rüşvet alıp vermek ve fuhşa teşvik etmek suçlarına

ilişkin olarak yapılan bir soruşturma kapsamında başvurucu şirketlerin

ortaklarından O.K. 14/12/2010, E.R.T. 20/12/2010, M.A. 14/12/2010 tarihlerinde

Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/515 ile 2010/472 değişik iş sayılı

kararları ile tutuklanmışlardır.

10. Anılan soruşturma kapsamında Büyükçekmece 2. Sulh Ceza

Mahkemesinin 9/12/2010 tarihli kararı ile O.K., E.R.T. ve diğer bir kısım

yetkililerin mal varlıklarına bankalar ve şirketlerdeki her türlü hesaplarına,

alacaklarına ve şirketlerdeki paylarına el konulmuştur.

11. Tutuklanan kişiler hakkında Bakırköy 11. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2011/407 esasına kayden kamu davası

açılmış olup buna ilişkin yargılama hâlen devam etmektedir. Bu arada Mahkemenin

19/8/2011 tarihli kararı ile şüpheliler tahliye edilmişlerdir.

12. Başvurucular, dosya içeriğinden tespit edilemeyen bir

tarihte Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde şirketlerinin yönetimlerine

kayyım atanması talebinde bulunmuşlardır. Mahkeme 13/4/2012 tarihli kararı ile

bu talebin reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucuların mal

varlığına el konulmasının kayyım tayini için yeterli bir neden olmadığı,

tutuklu olan ortak ve yöneticilerin de 19/8/2011 tarihinde tahliye edildikleri

ve bu nedenle kayyım atanması için gerekli koşulların oluşmadığı

belirtilmiştir. Bu karar temyizen Yargıtay 11. Hukuk

Dairesinin 20/5/2013 tarihli kararı ile onanarak kesinleşmiştir.

13. Başvurucular; şirket ortakları ve yetkili temsilcilerinin

tutuklanması nedeniyle şirketlere kayyım atanması gerektiği hâlde atanmadığını,

maddi imkânsızlık ve vekâleten şirketleri yönetecek kimsenin bulunamaması

nedenleriyle şirketlerin aciz duruma düştüğünü ve zarar ettiklerini belirterek

maddi ve manevi tazminat talebiyle Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinde tazminat

davası açmışlardır.

14. Mahkeme 22/11/2012 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde; şirket ortağı ve yöneticisi konumunda olan

davacılarla ilgili kamu davasının hâlen Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinde

devam etmekte olup elkoymanın haksız olup olmadığı

konusundaki değerlendirmenin ancak bu dosyada esas karar ile birlikte yapılması

gerektiğine işaret edilmiştir. Şirketlerin kayyım atanmaması nedeniyle değer

kaybına uğradığı iddiasını da değerlendiren Mahkeme, yöneticilerin 19/8/2011

tarihinde tahliye edildikleri, şirketlerin vekâlet verilmesi yoluyla

yönetilmesinde herhangi bir yasal sakınca bulunmadığı gibi doğrudan doğruya

şirketlerin acze düşmesiyle kayyım atanmaması arasında nedensellik bağı da

kurulamayacağı hususlarına değinmiştir. Mahkemeye göre kayyım atanması ile

ilgili açılan davanın da koşulları oluşmadığından bahisle Bakırköy 7. Asliye

Ticaret Mahkemesince reddedilmiş olduğu dikkate alınmalıdır. Mahkeme,

soruşturma aşamasında tarafların talebinin olmadığını gözeterek 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde yazılı

elkoyma gerekçesine dayanan tazminat talebinin de bu aşamada koşulları

oluşmadığı sonucuna varmıştır.

15. Başvurucular tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay 12.

Ceza Dairesince 30/6/2014 tarihinde onanmıştır.

16. Nihai karar, başvurucuların vekiline 27/2/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular 27/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

18. 5271 sayılı Kanun'un 133. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) Suçun bir şirketin faaliyeti

çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve

maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma

ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle

ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve

işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim

organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık

payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği

açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve

diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.

......

(4) Bu

madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.

a) Türk Ceza Kanununda yer alan,

1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde

79, 80),

2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve

ticareti (madde 188),

3. Parada sahtecilik (madde 197),

4. Fuhuş (madde 227),

5. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama

(madde 228),

6. Zimmet (madde 247),

7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini

aklama (madde 282),

8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere

silah sağlama (madde 315),

9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk

(madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),

Suçları,

b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer

Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,

c) Bankalar Kanununun 22 nci

maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,

d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan

ve hapis cezasını gerektiren suçlar,

e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

..."

19. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,

koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan

ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya

zamanında geri verilmeyen,

..."

20. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

427. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Vesayet makamı,

yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle

aşağıdaki hâllerde bir yönetim kayyımı atar:

...

4. Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun

kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa,

..."

21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 40.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Yetkili bir temsilci tarafından bir

başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya

temsil olunanı bağlar.

Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını

bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf

bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya

da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise,

hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur.

..."

22. 6098 sayılı Kanun'un 502. maddesi şöyledir:

"Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet

verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir."

23. 6098 sayılı Kanun'un 503. maddesi şöyledir:

"Kendisine bir işin görülmesi önerilen

kişi, bu işi görme konusunda resmî sıfata sahipse veya işin yapılması

mesleğinin gereği ise ya da bu gibi işleri kabul edeceğini duyurmuşsa, bu öneri

onun tarafından hemen reddedilmedikçe, vekâlet sözleşmesi kurulmuş

sayılır."

24. 3/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Ticaret Kanunu'nun 235.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Haklı sebeplerin varlığı hâlinde

temsil yetkisi, bir ortağın başvurusu üzerine, mahkemece kaldırılabilir.

Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkeme temsil yetkisini ihtiyati tedbir

olarak kaldırıp bu yetkiyi bir kayyıma verebilir. Kayyımın atanmasını,

görevlerini, mahkemece verilen temsil yetkisini ve bunların sınırlarını,

mahkeme resen tescil ve ilan ettirir.

..."

2. Yargıtay İçtihadı

25. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23/11/2012 tarihli ve

2010/15040, K.2012/19028 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Dava, anonim şirkete kayyım atanmasına ilişkin

olup; mahkemece, davalı şirket yöneticilerine isnat edilen suçlamaların TCK’nun 257. maddesinde düzenlenen görevi ihmal suçundan

kaynaklandığı, bu suçun CMK’nun 133. maddesinde

düzenlenen katalog suçlar arasında yer almadığı, davalı şirkete kayyım tayinini

gerektirir zorunluluk bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar

verilmiştir. Oysa, davacı taraf davalı şirket yönetim kurulu üyeleri hakkında

Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü müfettişleri tarafından rapor hazırlandığını,

sonrasında haklarında Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunulduğunu, yönetim

kurulu üyelerinin şirketi daha fazla zarara sokmalarının önlenmesi için kayyım

atanmasını talep ederek işbu davayı açmıştır. Mahkemenin gerekçesinde

belirttiği Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesi, suçun bir şirketin

faaliyeti çerçevesinde işlenmesi durumunda soruşturma ve kovuşturma sürecinde

kayyım atanmasına ilişkin olup, anılan düzenlemenin dava konusu olaya tatbiki

mümkün değildir.

..."

B. Uluslararası Hukuk

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

..."

27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin temel amacının, bir kişiyi mülkiyet

dokunulmazlığına devlet tarafından haksız bir şekilde müdahale edilmesine karşı

korumak olduğunu belirtmektedir. Ancak Sözleşme’nin 1. maddesi gereğince her

bir sözleşmeci taraf kendi yetki alanı

içerisinde bulunan herkesin, Sözleşme’de açıklanan

hak ve özgürlüklerden yararlanmasını sağlayacaktır. Bu genel ödevin

ifası, Sözleşme tarafından güvence altına alınmış olan hakların fiilî

kullanımını sağlamaya yönelik pozitif yükümlülükler içerebilir. 1 No.lu

Protokol’ün 1. maddesi bağlamında, bu pozitif yükümlülükler devletin mülkiyet

hakkını korumak için gerekli tedbirleri almasını gerektirebilir (Ališić ve diğerleri/Bosna Hersek, Hırvatistan, Sırbistan,

Slovenya ve Makedonya Cumhuriyeti [BD], B. No: 60642/08, 16/7/2014,

§ 100; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,

§ 143).

28. AİHM ayrıca mülkiyet hakkı kapsamında pozitif yükümlülükler

bakımından öncelikler ve kaynaklar konusunda yapılması gereken işlemler ve

tedbirler ile ilgili seçenekleri değerlendirmenin kamu otoritelerine ait

olduğunu, bu seçenekler değerlendirilmeden devlete olanaksız ya da çok ağır bir

yük yüklenmemesi gerektiğini, büyük kaynak ihtiyacı gerektiren tedbirler

bakımından zorlu toplumsal ve teknik alanlarda devletin geniş bir takdir

hakkına sahip olduğunu belirtmektedir (Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 107).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 28/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucular, tüzel kişilik olarak gerekli organlardan

yoksun kaldıkları gibi mal varlıklarına da el konulduğu için maddi

imkânsızlıktan dolayı vekaleten yönetime herhangi birisini bulamadıklarından

yakınmaktadırlar. Başvurucular; yönetim boşluğu nedeniyle gerekli tedbirlerin

alınamaması sonucu ödemelerini yapamadıklarını, haklarında çok sayıda icra

takibi bulunduğunu, şirket yönetimine kayyım atanması zorunlu iken idarece bu

yükümlülüğün yerine getirilmediğini, tutuklu oldukları ceza infaz kurumundan bu

husustaki taleplerinin de sonuçsuz kaldığını ve kayyım ataması yapılmaması

nedeniyle zarara uğradıklarını belirtmişlerdir. Başvurucular ayrıca açmış

oldukları tazminat davasına ilişkin olarak yargı organlarının mevzuatı eksik ve

hatalı değerlendirerek karar verdiklerini iddia etmişlerdir. Başvurucular maddi

varlıklarının kamu makamlarınca korunmadığını belirterek sonuç olarak

Anayasa'nın 17., 36. ve 40. maddelerinde düzenlenen ilke ve hakların ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

31. Bakanlık görüşünde, kayyım tayini için mevzuatça bazı

şartların varlığının arandığını ve ancak bu şartların gerçekleşmesi durumunda

kayyım atanabilmesinin söz konusu olabileceği belirtilmiştir. Bakanlığa göre

anılan şartlar gerçekleşmiş olsa dahi mahkeme kayyım atamak zorunda değildir.

Bakanlık, bu gerçeklikten hareketle kayyım atanması tedbirinin uygulanıp

uygulanmayacağı hususunun Mahkemenin takdirinde olduğunu ifade etmiştir.

Bakanlığa göre şirket yetkililerinin tutuklu kaldıkları sürede başka kişilere

vekâlet vererek faaliyetlerini sürdürebilmeleri imkân dâhilindedir. Bakanlık

ayrıca tutuklu bulunan şirket yetkililerin tahliye edilmelerinden sonra şirket

faaliyetlerini takip edebilmelerinin de mümkün olduğunu belirtmiştir.

32. Başvurucular ise cevap dilekçesinde; başvuru formundaki

iddiaları kısmen tekrarlayarak dava konusu zararın şirket yetkililerinin

tutuklanıp şirketlere kayyım atanmadığı ara dönemde meydana geldiğini,

şirketlerdeki yetkililerinin tümünün tutuklanması ve mal varlıklarına el

konulması nedeniyle vekâleten de olsa şirketleri yönetecek kimseyi

bulamadıklarını ifade etmişlerdir.

B. Değerlendirme

33. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, Anayasa'nın 17. ve 36., 40.

maddelerinde yer alan ilke ve hakların ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Ancak

başvurucuların bir ceza soruşturmasında yöneticilerinin tutuklanması sonrası

şirkete kayyım atanmaması nedeniyle maddi varlıklarının korunmadığı yönündeki

temel şikâyetlerinin özü itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiği

anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucuların bütün şikâyetleri mülkiyet hakkının

ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

36. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,

ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı

hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Sermaye

şirketlerinin ortaklık paylarının Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülk

olduğunda kuşku bulunmamaktadır (Hamdi Akın

İpek, B. No: 2015/17763, 24/5/2018, § 84). Bu bağlamda somut olayda

yöneticileri tutuklu olduğu için kayyım ya da benzeri yetkilere sahip birisi

tarafından idare edilmeyen şirketlerin zarara uğradığı iddiasında bulunan

başvurucular yönünden Anayasa'nın 35. maddesi anlamında korunmaya değer

ekonomik bir menfaatin mevcut olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

37. Anayasa'nın 35. maddesi, özü itibarıyla mülkiyet hakkına

devlet tarafından yapılan müdahalelere karşı bireyi korumayı amaçlamaktadır.

Somut olayda ise devletin mülkiyet hakkına negatif anlamda doğrudan bir

müdahalesi söz konusu değildir. Buna göre mülkiyet hakkının korunması

çerçevesinde şirkete kayyım atanmaması yönündeki şikâyetin devletin pozitif

yükümlülükleri çerçevesinde incelemesi gerekir.

a. Genel İlkeler

38. Mülkiyet hakkının korunmasının devlete birtakım pozitif

yükümlülükler yüklediği hususu Anayasa'nın 35. maddesinin lafzında açık bir

biçimde düzenlenmemiş ise de bu güvencenin sadece devlete atfedilebilen

müdahalelere yönelik sınırlamalar getirdiği, bireyi üçüncü kişilerin

müdahalelerine karşı korumasız bıraktığı düşünülemez. Pozitif yükümlülüklerin

ortaya çıkmasının nedeni gerçek anlamda

koruma sağlanmasıdır. Buna göre anılan maddede bir temel hak olarak

güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde

korunabilmesi yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Gerçek

anlamda koruma sağlanması için devletin negatif yükümlülükleri dışında pozitif

yükümlülüklerinin de olması gerekir. Dolayısıyla Anayasa'nın 5. ve 35.

maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif

yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu bağlamda söz konusu pozitif yükümlülükler,

kimi durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere

mülkiyet hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını

gerektirmektedir (Türkiye Emekliler Derneği,

B. No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842,

17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim

Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi,

B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 43).

39. Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet hakkı

bakımından koruyucu ve düzeltici bazı önlemler alması gerekmektedir. Koruyucu

önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici; düzeltici önlemler ise

müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal, idari ve

fiilî tedbirleri kapsamaktadır. Pozitif yükümlülükler mutlak olmayıp bunların

ne tür koruyucu ve düzeltici edimleri kapsadığı ve bu edimlerin derecesi, her

somut olayın kendi koşulları içinde belirlenebilir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda TemizlikHizmetleri

A.Ş.,§ 46).

40. Koruma yükümlülüğünün kapsamı somut olayın öznel ve nesnel

koşulları çerçevesinde belirlenmesi gerekmekle birlikte bunun devlete, idare

aygıtının insan ve mali kaynaklarıyla karşılamasına imkân bulunmayan birtakım

ödevler yüklediği biçiminde anlaşılması mümkün değildir. Bu bağlamda koruma

yükümlülüğü, kamunun insan ve mali kaynaklarından soyut bir biçimde her türlü

müdahalenin önlenmesi gerektiği şeklinde yorumlanamaz (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş.,

§ 47). Bu bağlamda hak ihlalinin sonuçlarının giderilmesi bakımından ne tür

hukuki mekanizmaların öngörüleceği hususu devletin takdirindedir. Bu husus

kural olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır. Bununla birlikte

Anayasa Mahkemesinin tercih edilen idari veya yargısal mekanizmanın malik

üzerinde doğurduğu olumsuz etkilerin düzeltilmesi bakımından yeterli ve

elverişli olup olmadığı hususundaki denetim yetkisi saklıdır. Bu bağlamda

düzeltici bir mekanizmanın hiç oluşturulmaması veya oluşturulan mekanizmanın müdahaleden

önceki durumu tesis edici veya oluşan kayıpları giderici bir nitelik arz

etmemesi durumunda mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülükler

ihlal edilmiş olur (Osmanoğlu İnşaat Eğitim

Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş., § 48).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

41. Somut olayda başvurucular; ortaklarının ve yöneticilerinin

tutuklu olması nedeniyle şirketlerde oluşan yönetim boşluğu sonucu gerekli

ekonomik tedbir ve kararların alınamadığını, taraflarına ait ödemelerin

yapılamadığını, haklarında çok sayıda icra takibi bulunduğunu, idarece

kendilerine kayyım atanmaması nedeniyle zarara uğradıklarını belirtmişlerdir.

Başvurucular, tüzel kişiliklerine yönelik kamu makamlarının müdahalesi sonucu

taşınır ya da taşınmazlarının parasal değerlerini diledikleri gibi

kullanamadıklarına, faaliyetlerine ve çalışma koşullarına sınırlama

getirildiğine, tasfiyeye tabi tutulduklarına veya alacak ya da borçlanma

imkânlarının sınırlandırıldığına ilişkin bir şikâyette bulunmamışlardır.

Başvurucuların şikâyeti esas itibarıyla bir devlet kurumu olan yargı

organlarınca şirket ortak ve yöneticilerinin tutuklanması nedeniyle şirket

karar organlarında bir yönetim boşluğu oluşmasına karşın bu boşluğu kaldırma

amacını matuf yine idari ya da yargı kurumlarınca taraflarına bir kayyım

atanmamış ve bu nedenle acze düşülmüş olmasına yöneliktir.

42. Başvurucuların uygulanmasını talep ettiği fakat kabul

edilmeyen kayyım atanması tedbiri, 5271 sayılı Kanun'un 133. maddesi kapsamında

uygulama alanı bulan bir tedbir türüdür. Bu maddenin birinci fıkrasında; suçun

bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli

olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkemenin şirket

işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği hüküm altına

alınmıştır. Maddenin dördüncü fıkrasında da kayyım atanması öngörülen suçlar

gösterilmiştir.

43. Öncelikle kayyım atanması, 5271 sayılı Kanun'da bir ceza

hukuku aracı olarak düzenlenmiş olup suç isnadı kapsamında uygulanan geçici bir

koruma tedbiri mahiyetindedir. Anılan tedbir yalnızca 5271 sayılı Kanun'un 133.

maddesinin 4. fıkrasında belirtilen katalog suçlar bakımından uygulama alanı

bulabilecek ve bu tedbire başvurucuların yargılanan ortak ve yetkilileri

hakkında yargılamanın sonunda suçlu bulunmaları hâlinde uygulama alanı bulacak

muhtemel bir müsaderenin gerçekleştirilebilmesini temin amacıyla gerek

duyulması hâlinde başvurulabilecektir (Benzer yönde bkz. Hamdi Akın İpek, § 87). Bu durumda ceza

soruşturmasının daha etkin işleyebilmesi için tesis edilmiş bir koruma tedbiri

olarak kayyım atanmasının, özel hukuk alanında bir şirketin acze düşmesini

engelleme ve varlığını devam ettirme amacını matuf olarak kullanılması mezkûr

tedbir kurumunun varlık sebebine uygun düşmemektedir. Diğer bir deyişle

başvurucunun uygulanmasını talep ettiği ceza hukuku araçlarından biri olan

kayyım atanması yönündeki tedbir ancak muhtemel bir müsaderenin önlenmesi

amacıyla uygulanmaktadır. Buna göre söz konusu tedbirin başvurucunun yakındığı

durum bakımından uygulama alanı bulamayacağı ve bunu tespit eden yargısal

kararların da keyfi olmadıkları açıktır.

44. Bununla birlikte şirketlerde çeşitli gerekçelerle geçici

olarak yönetim boşluğu oluşması durumlarının gözetilerek bir hukuki

mekanizmanın oluşturulmaması veya böyle bir mekanizmanın etkin bir şekilde

işletilmemesi de pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği sonucunu

doğurabilir. Ancak 6098 sayılı Kanun'da yer alan temsile ilişkin hükümler 4721

sayılı Kanun'un 427. maddesinde bulunan kayyım atanmasına ilişkin hüküm ve 6102

sayılı Kanun'da yer alan kayyım atanmasına yönelik hükümler belirtilen hukuki

mekanizmaların mevcut olduğunu göstermektedir. Diğer bir deyişle başvurucuların

ortakları ve yetkilileri tutuklu olmuş olsalar dahi 6102 sayılı Kanun ile 6098

sayılı Kanun'da öngörülen başka yollarla dahi şirketlerin idaresi hukuki imkân

dâhilindedir. Bu kapsamda başvurucu şirketlerin vekâlet ya da temsil yetkisi

vermek suretiyle yönetilmesinde herhangi kanuni bir engel bulunmamaktadır.

Diğer bir deyişle belirli bir dönem tutuklu bulunan ortak ve yetkililerin gerek

tutukluluk hâllerinin devamı sırasında gerekse tahliye işlemlerinin ardından

başvurucu şirketlerin etkili bir şekilde yönetilmelerini teminen

bunlara herhangi bir kayyımın göreceği eş değer vazifeyi ifa edecek bir vekil

atamalarının ya da temsilci görevlendirmelerinin önünde kendilerine engel

teşkil edecek ekonomik bir kısıt ya da hukuki bir imkânsızlık bulunmamaktadır.

45. Diğer taraftan şirketin veya başvurucuların mal varlığı

yönünden ceza soruşturması ve kovuşturması kapsamında uygulanan el koyma

tedbirleri bakımından uğranılan zararların 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

kapsamında giderilebilmesine imkân tanıyan bir başvuru yolu da mevcuttur.

Başvurucular ise mezkûr mekanizmalara başvurduklarına veya bunların etkili bir

şekilde işletilmediğine dair bir şikâyette bulunmamışlardır. Dolayısıyla bu

hukuki mekanizmaların varlığı da dikkate alındığında sadece ceza yargılamasının

etkin şekilde işletilmesi için öngörülen bir geçici koruma tedbirinin

uygulanmamış olması ve bunun için tazminata hükmedilmemesi pozitif

yükümlülüklerin yerine getirilmediği anlamına gelmemektedir.

46. Başvuru konusu olay bakımından devletin pozitif yükümlülükleri

kapsamında başvurucuların etkin ve acze düşmeden ekonomik faaliyet

gösterebilmeleri için temsil ve vekâlet gibi kurumların varlığı nedeniyle

yeterli güvencelerin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Ceza hukuku araçlarından

biri olan kayyım atanmasının ise ancak suçların soruşturulması ve

kovuşturulması çerçevesinde maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için

uygulanabileceği açıktır. Şirketlerin yönetim boşluğuna düşmesinin önlenmesi

bakımından çeşitli özel hukuk araçlarının öngörüldüğü dikkate alındığında kamu

makamlarına önemli ölçüde maddi ve insani kaynak gerektiren zorlu ekonomik ve

hukuki boyutları bulunan ayrıca bir yükümlülüğün yüklenemeyeceği kabul

edilmelidir. Sonuç olarak başvurucunun ceza soruşturması ve kovuşturması

kapsamında kayyım atanmamasına ilişkin şikâyeti bakımından Anayasa'nın 35.

maddesinin böyle bir güvence içermediği anlaşılmakla mülkiyet hakkının ihlal

edilmediği kanaatine varılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

M. Emin ŞAHİNER

Başvurucular

:

1. Garaj Doğa Sporları Savunma Sanayii Güvenlik Sistemleri

Turizm Tekstil Sanayi Dış Ticaret Ltd. Şti.

2. Silah Dünyası Savunma Sanayi Güvenlik Sistemleri

Danışmanlık Hizmetleri Sanayi Ticaret Ltd. Şti. Vekili : Av. Fatih AVŞAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/4638, 28 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  14. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. M. Emin ŞAHİNER
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/4638
Tarih
28 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • R.y. Başvurusu (B. No: 2015/19588)
  • Nader Alomar Başvurusu (B. No: 2015/10715)
  • Gözde Başar Başvurusu (B. No: 2016/3122)
  • Arif Sami Cebeci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/6350)
  • Özderici İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/10330)
  • Resül Kılıçaslan Başvurusu (B. No: 2016/43840)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.