İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Arif Sami Cebeci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/6350)

1. Başvuru, sendikal gerekçelerle iş sözleşmeleri feshedildiği

Başvuru No2016/6350Tarih28 Mayıs 2019Okuma17 dk · 3.428 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Arif Sami Cebeci Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
28 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2016/6350
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.428 kelime·17 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sendikal gerekçelerle iş sözleşmeleri feshedildiği

hâlde sendikal tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle sendika haklarının;

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 31/3/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. 2016/6350, 2016/6351 ve 2016/6352 numaralı bireysel başvuru

dosyaları, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle

2016/6350 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine karar

verilmiş ve inceleme 2016/6350 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden

yapılmıştır.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Kısa adı Lastik-İş olan Türkiye Petrol, Kimya ve Lastik

Sanayii İşçileri Sendikası (Sendika) 1949 yılında kurulmuş, şu anda Türkiye

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonuna bağlı olarak petrol, kimya ve lastik

iş kollarında faaliyet göstermek üzere örgütlenen sendikadır.

10. Başvuruculardan Arif Sami Cebeci ve Ersin Uysal formen,

Yaşar Arduç ise mekanikçi olarak S.R.A.L.S. A.Ş.de

(Şirket) çalışmakta iken toplu iş sözleşmesi yapabilmek için Sendikaya üye

olmuşlardır. Başvurucuların iş sözleşmeleri 21/4/2015 tarihinde 22/5/2003

tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca performans düşüklüğü gerekçesiyle

feshedilmiştir.

11. Başvurucular 6/5/2015 tarihinde sözleşme feshinin sendikal

nedenlerle yapıldığının tespiti ile sendikal tazminata hükmedilmesi istemini

içeren dilekçelerle Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır. Dava

dilekçelerinde, başvurucuların iş sözleşmelerinin sendikal faaliyette

bulunmaları nedeniyle feshedildiği ileri sürülmüştür. Başvurucular, toplu iş

sözleşmesi yapabilmek için Sendikaya üye olduklarını ve örgütlenme çalışması

yürüttüklerini; bu durumun işveren tarafından öğrenilmesinin ardından performans düşüklüğü perdesiyle haksız

yere iş akitlerine son verildiğini ifade etmişlerdir.

12. Ayrıca başvurucular, fabrika müdürleri ve yetkilileri

tarafından tüm işçilere yönelik olarak Sendikanın yerildiğini ve işçilerin

geleceğini kötü yönde etkileyeceğinin söylendiğini, işçilerin toplu ve bireysel

olarak tehdit edildiğini belirtmişlerdir. İş akitlerinin feshedilmesinin

akabinde diğer Sendika üyelerinin istifaya zorlandığını ifade eden başvurucular

bu kadar çok çalışanın birden Sendika üyeliğinden istifa etmesinin feshin

sendikal nedenlerle yapıldığının kanıtı olduğunu öne sürmüşlerdir.

13. İlk derece mahkemesi 5/11/2015 tarihli kararlarıyla davaları

kabul etmiş ve iş sözleşmesi feshinin sendikal sebeplere dayanması nedeniyle

18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun

25. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca başvuruculara bir yıllık brüt

ücretleri tutarında sendikal tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

14. Kararların gerekçesinde, öncelikle başvurucuların

performanslarının düştüğünün işveren tarafından ispatlanamadığı tespiti

yapılmıştır. Mahkeme; 6356 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (5) numaralı fıkrası

uyarınca, iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi

hâlinde 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin

işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata

karar verileceğini hatırlattıktan sonra başvurucuların sendikal faaliyet

nedeniyle işten çıkarılıp çıkarılmadıklarını irdelemiştir. Mahkeme, dinlenen

tanıkların başvurucuların Sendikaya üyesi oldukları için iş sözleşmelerinin

feshedildiğinin işyerinde konuşulduğunu belirttiklerini ve Sendikanın yetki

tespitinden sonra dört arkadaşlarının işten atılmasının yarattığı korku nedeniyle

Sendikadan istifaların arttığı yönündeki beyanlarının Sendikadan ve Çalışma ve

Sosyal Güvenlik Bakanlığından alınan bilgilerle uyumlu olduğunu vurgulamıştır.

Bütün bu hususları birlikte değerlendiren Mahkeme, işveren tarafından yapılan

fesih işlemlerinin sendikal nedene dayandığı sonucuna ulaşmıştır.

15. Yargıtay, işe iade davalarında ilk derece mahkemesi

tarafından verilen hükme katılmadığında, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek

yeni ve kesin nitelikte bir hüküm kurmaktadır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi

(Daire) 20/1/2016 tarihinde ilk derece mahkemesi kararının bozularak ortadan

kaldırılmasına karar vermiştir. Daire başvuranların iş sözleşmelerinin geçersiz

olarak feshedildiğini tespit etmekle birlikte bu feshin sendikal nedene

dayandığının ispatlanamadığı sonucuna ulaşmıştır. Daire bu nedenle ilk derece

mahkemesinden farklı olarak başvurucular lehine sendikal tazminata

hükmetmemiştir.

16. Nihai kararlar 9/3/2016 tarihinde başvurucular vekiline

tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular 31/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 6356 sayılı Kanun’un "Sendika

özgürlüğünün güvencesi" kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir:

“(1)

İşçilerin işe alınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli

bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi

bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamaz.

(2)

İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya

ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya

son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve

paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri

saklıdır.

(3)

İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya

işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine

katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz

veya farklı işleme tabi tutulamaz.

(4)

İşverenin (…) yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin bir

yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir.

(5)

Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857 sayılı Kanunun

(…), 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş

sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857

sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe

başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar

verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun

21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin

4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal

tazminat talebini engellemez.

(6) İş

sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin

nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü

nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını

ispatla yükümlüdür.

(7)

Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat

etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde

gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat

etmekle yükümlü olur.

...”

B. Uluslararası Hukuk

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre çalışanlar veya

işçiler yaptırıma veya ayrımcılığa maruz kalmadan bir sendikaya üye olma

hususunda serbest olmalıdırlar (Danilenkov ve

diğerleri/Rusya, B. No: 67336/01, 30/7/2009, § 123).

20. AİHM, Tek Gıda İş

Sendikası/Türkiye (B. No: 35009/05, 4/4/2017) kararında, işverenin

sendika üyeliğinden ayrılma tehdidine boyun eğmeyerek sendika üyeliğini

sürdüren kırk işçinin iş akdinin ekonomik nedenler ve mesleki yetersizlikler

gerekçe gösterilerek feshedilmiş olmasını sendika özgürlüğü yönünden

incelemiştir.

i. Anılan karara konu olayda mahkemeler 2004 yılı Temmuz

ile Aralık ayları arasında verdikleri kararlarda

işçilerin sendika üyeliği sebebiyle işten çıkarıldığı sonucuna ulaşmış ve

işçilerin işe iadelerine ya da bir yıllık brüt aylıklarına denk tazminatın

işveren tarafından işçilere ödenmesine hükmetmiştir. İşveren, tazminat ödeme

seçeneğini tercih ederek işçileri işe başlatmamış ve netice olarak davalı

işverene ait işyerinde başvurucu sendika üyesi hiçbir işçi kalmamıştır (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, §§ 17-22).

ii. AİHM; işçilerin ödenen tazminatın yeterliliğini,

sendika hakkının kullanımına yönelik işveren tarafından yapılacak müdahalelerde

caydırıcılık özelliğine sahip olup olmadığı bakımından incelemiştir. Söz konusu

başvuruda başvuran sendika, tazminatın caydırıcı bir nitelik taşımaması

nedeniyle işverenin işe iade yerine tazminat ödeme seçeneğini tercih ettiğinden

ve bunun sonucunda toplu görüşme ve toplu sözleşme yapma yetkisini elde

edemediğinden şikâyet etmiştir (Tek Gıda İş

Sendikası/Türkiye, § 48).

iii. AİHM, işverenin tazminat ödeme seçeneğini tercih etmesi

nedeniyle sendikasızlaşma sürecinin yaşandığını ve sonuç olarak sendikanın o

işyerinde üyesinin kalmadığını vurgulamıştır (Tek

Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 54).

iv. AİHM bu kaybın sendika yönünden sendikal

faaliyetlerinin özünü zedeleyen bir sınırlama mahiyetinde olduğunu tespit etmiş

ve ulusal mahkemelerin müdahalenin ölçülülüğüyle ilgili daha detaylı gerekçeler

sunmalarını gerektirdiğine işaret etmiştir. AİHM, somut olayda derece

mahkemesinin haksız işten çıkarma için kanun tarafından müsaade edilen asgari

tutarda tazminata hükmederken-örneğin işten çıkarılan işçinin aldığı ücretin

düşüklüğünü ve işveren şirketin ekonomik gücünün büyüklüğünü dikkate almak

suretiyle- tutarın önleyici etkisi üzerinde titiz bir inceleme yaptığına dair

hiçbir işaretin bulunmadığını belirtmiştir (Tek

Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 55).

v. AİHM, işverenin işten çıkarılan işçilerin işe

iadelerini reddetmesinin ve işverenin çalışanları haksız yere işten

çıkarmasının önlenmesi bakımından yetersiz miktarda tazminata hükmetmesinin

derece mahkemelerince yorumlandığı biçimiyle kanuna aykırı olmadığını not

etmiştir. AİHM ilgili kanunun -derece mahkemesince uygulandığı şekliyle-

başvurucu sendikanın çalışanları üyeliğe ikna etme hakkını toplu işten çıkarma

yoluyla bertaraf eden işveren için caydırıcı etki doğuracak yeterlilikte bir

ceza dayatmadığı sonucuna ulaşmıştır. AİHM'e göre

sonuç olarak somut olayda ne yasama ne de mahkeme, başvuran sendikanın

çalışanları sendikaya üye olmaya ikna etme ve bu suretle toplu görüşme imkânı

elde etme hakkının kullanımının güvenceye bağlanması pozitif yükümlülüğünü ifa

etmiştir. Bu nedenle başvurucu sendika ile işverenin yarışan menfaatleri

arasında makul denge kuralamamıştır (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 56).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 28/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Sendika Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

22. Başvurucular, toplu iş sözleşmesi yapabilmek için Sendikaya

üye olduklarını ve örgütlenme çalışması yürüttüklerini; bu durumun işveren

tarafından öğrenilmesinin ardından performans düşüklüğü bahanesiyle iş

akitlerine son verildiğini vurgulamışlardır. Ayrıca başvurucular, fabrika

müdürleri ve yetkilileri tarafından tüm işçilere yönelik olarak Sendikanın kötü

bir şey olduğu ve işçilerin geleceğini kötü yönde etkileyeceğinin söylendiğini,

işçilerin toplu ve bireysel olarak tehdit edildiğini belirtmişlerdir. İş

akitlerinin feshedilmesinin akabinde diğer Sendika üyelerinin istifaya

zorlandığını ifade eden başvurucular bu kadar çok çalışanın birden Sendika

üyeliğinden istifa etmesinin feshin sendikal nedenlerle yapıldığının kanıtı

olduğunu ifade etmişlerdir. Başvurucular sonuç olarak adil yargılanma hakkı ile

sendika özgürlüğünün ihlal edildiğinden yakınmışlardır.

2. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Abbas Akçay ve

diğerleri, B. No: 2015/2790, 23/5/2018, § 26). Başvurucuların

iddialarının özünün iş akitlerinin sendikal nedenlerle feshedildiğine ilişkin

olduğu anlaşıldığından adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının da

bir bütün olarak sendika hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

24. Anayasa’nın “Sendika

kurma hakkı” kenar başlıklı 51. maddesinin ilgili fıkraları

şöyledir:

“Çalışanlar

ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve

menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve

üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme

haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten

ayrılmaya zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,

kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla

sınırlanabilir.

Sendika kurma hakkının kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir…”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

26. Somut olayda özel bir şirkette çalışan başvurucuların iş

akdinin sendikal faaliyette bulundukları gerekçesiyle feshedildiği iddia edilmektedir.

İş sözleşmelerinin feshi işveren ile başvurucular arasındaki bir uyuşmazlık

olup bu duruma devletin herhangi bir müdahalesi söz konusu değildir.

Dolayısıyla somut olaydaki başvurunun Anayasa'nın 51. maddesiyle devlete

yüklenen pozitif yükümlülükler kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

27. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak

amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı toplumun önemli bir

bileşenidir. Ayrıca böyle bir örgüt,

devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara

sahiptir. İstihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını

amaçlayan örgütler olan sendikalar, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için

kolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan

örgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçasıdır. Sendika hakkı da çalışanların

bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme

serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsız bir hak değil örgütlenme

özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olarak görülmektedir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri

[GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 75; Tayfun

Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014,§§ 31,

32, Abbas Akçay ve diğerleri, §

29).

28. Anayasa’nın 51. maddesinde güvenceye bağlanan sendika hakkı,

demokratik toplumun temeli olan örgütlenme özgürlüğünün bir parçasıdır.

Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif

oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğüdür. Bu özgürlük

bireylere siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını topluluk hâlinde

gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendika hakkı da çalışanların bireysel ve ortak

çıkarlarını korumak amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisini

gerektirmekte ve bu niteliğiyle örgütlenme özgürlüğünün bir parçası olarak

görülmektedir (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Anıl Pınar ve Ömer Bilge, B. No:

2014/15627, 5/10/2017, § 34).

ii. Somut Olayın

Değerlendirilmesi

29. Somut olaydaki uyuşmazlık, başvurucuların iş sözleşmelerinin

sendikal nedenlere dayalı olarak feshedilip feshedilmediğine ilişkindir.

30. İlk derece mahkemesi, başvurucuların iş akitlerinin feshine

gerekçe olarak gösterilen performans düşüklüğünün işveren tarafından somut

verilerle ortaya konamadığını tespit etmiştir. Bu husus, Daire tarafından da

kabul edilmiştir. Ancak Daire, ilk derece mahkemesinin başvurucuların sendikal

nedenlerle işten çıkarıldıkları tespitine katılmamıştır. Daire, başvurucuların

iş sözleşmelerinin sendikal nedenlerle feshedildiği iddialarının

ispatlanamadığı değerlendirmesinde bulunmuştur.

31. Anayasa'nın 51. maddesinde düzenlenen sendika hakkı, bu

hakka yönelik kamu gücü tarafından gerçekleştirilen müdahalelerin yanı sıra

kimi durumlarda özel hukuk kişilerince yapılan müdahalelere karşı da anayasal

koruma sağlamaktadır. Dolayısıyla sendika hakkı devlete, müdahalede bulunmama

biçimindeki negatif yükümlülüğün yanı sıra üçüncü kişilerden gelebilecek

müdahalelere karşı ilgiliye koruma sağlama şeklindeki birtakım pozitif

yükümlülükler de yüklemektedir (Anıl Pınar

ve Ömer Bilge, § 36).

32. Sendika hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülükler,

devletin koruyucu ve düzeltici önlemler almasını gerektirebilmektedir. Sendika

hakkının korunması pozitif yükümlülüğü devlete, üçüncü kişilerin ve özellikle

işverenin çalışanların sendikaya üye olma ve sendikal faaliyette bulunma

haklarını kullanmayı engelleyici davranışlarından kaçınmasına yönelik ve sırf

bu haklarından yararlandıkları gerekçesiyle yaptırıma tabi tutulmalarını,

ayrımcılığa maruz kalmalarını önleyici tedbirler alma ödevi yüklemektedir. Bu

çerçevede alınacak tedbirlerin üçüncü kişilerin ve özellikle işverenin

çalışanların sendika hakkına müdahalede bulunmaları bakımından caydırıcı

nitelik taşıması gerekir. Öte yandan üçüncü kişiler tarafından sendika hakkına

müdahale edilmesi durumunda müdahaleye karşı itirazların öne sürülebileceği ve

müdahalenin sonuçlarının giderilmesi açısından gerçek ve etkili koruma temin

edecek hukuksal mekanizmaların oluşturulması gerekiyorsa tazminat ve benzeri

giderimler için dava açma imkânının getirilmesi devletin pozitif

yükümlülüklerindendir (Anıl Pınar ve Ömer

Bilge, § 37; Abbas Akçay ve

diğerleri, § 32).

33. Bu bağlamda devletin çalışanları üçüncü kişilerin

müdahalelerine karşı koruyucu ve müdahale olması durumunda da düzeltici önlem

almaması veya alınan önlemlerin yetersiz ve caydırıcı bir karakter taşımaması

durumunda pozitif yükümlülüğün ihlal edildiği sonucuna ulaşılabilir (Anıl Pınar ve Ömer Bilge, § 38).

34. Sendikal hak ve özgürlüklerin temelini çalışanların özgürce

sendika kurabilmeleri, kendi özgür iradeleri ile herhangi bir kaygı taşımadan

bu sendikalara üye olabilmeleri ve sendikal faaliyette bulunmaları oluşturur.

Bu bağlamda 6356 sayılı Kanun’un 25. maddesi işçilerin sendikal faaliyetlerine

önemli güvenceler sağlamaktadır. Anılan madde kapsamında işçilerin sendikal

faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılmaları veya farklı işleme tabi

tutulmaları yasaklanmış; işverenin buna aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin

bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedileceği

belirtilmiştir. Yine aynı maddede, sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi

hâlinde işçinin dava açma hakkına sahip olduğu ve iş sözleşmesinin sendikal

nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde işçinin başvurusu, işverenin

işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata

karar verileceği kurala bağlanmıştır.

35. İlk derece mahkemesi, tanık beyanları ile bu beyanları

doğrulayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından ve ilgili Sendikadan alınan

bilgiler ışığında gerçekleşen fesihlerin sendikal bir nedene dayandığına kanaat

getirmiştir. Sendikanın 17/4/2015 tarihinde yetki tespitinde bulunduğunu ve

yetki tespitine yapılan itirazın derdest olduğunu belirten Mahkeme, Çalışma ve

Sosyal Güvenlik Bakanlığınca verilen bilgilerde 17/4/2015 tarihinde işyerindeki

toplam 335 işçinin 178'inin Sendika üyesi olduğunu kaydetmiştir. Sendikadan

9/7/2015 tarihinde alınan bilgilerde de iş akitlerinin feshedildiği 21/4/2015

tarihinde 188 işçinin Sendika üyesi olduğu, bu tarihten itibaren toplam 146

üyenin istifa ettiği belirtilmiş; bu istifaların 102'sinin aynı yıl Nisan

ayının son haftasında gerçekleştiği bildirilmiştir.

36. İlk derece mahkemesi, başvurucuların iş sözleşmelerinin

Sendikanın yetki tespiti talebinden hemen sonra feshedildiğine, fesih

işleminden sonra kısa bir süre içerisinde Sendikadan yoğun bir istifa süreci

yaşandığına ve bu hususların tanık beyanlarını doğruladığına dikkat çekerek

başvurucuların iş sözleşmelerinin feshinin sendikal nedene dayandığı sonucuna

ulaşmıştır.

37. Daire, Sendika üyesi işçilerin sayısının işyerindeki toplam

işçi sayısına oranla yeterli çoğunluğu sağlayamadığını belirtmekle yetinmiş, ne

hangi tarihteki oranı esas alarak bu sonuca vardığını ortaya koymuş ne de ilk

derece mahkemesinin dayandığı olgulara -tanık beyanları, Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığı ile Sendikadan alınan bilgiler, kısa sürede gerçekleşen çok

sayıda istifa- yönelik bir değerlendirme yapmıştır.

38. Başvuru konusu olay bakımından önem taşıyan husus,

başvurucuların sendikal nedenlerle işten çıkarıldıkları gerekçesiyle açtıkları

davalarda devletin pozitif yükümlülüğünün gerektirdiği şekilde yargısal bir

inceleme yapılıp yapılmadığının ve özellikle derece mahkemesi kararlarının

konuyla ilgili ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin tespitidir (Anıl Pınar ve Ömer Bilge, § 44).

39. Somut olayda ilk derece mahkemesince ilgili delil ve

olguların değerlendirilmesi sonucu edinilen ve detaylı olarak gerekçelendirilen

kanaate dayanan hüküm, Daire tarafından gerekçesiz bir şekilde bozularak

ortadan kaldırılmıştır. Devletin pozitif yükümlülükleri, işveren tarafından

yapılan müdahaleye ilişkin olarak usule ilişkin güvenceler kapsamında

oluşturulan yargısal mekanizmaların etkili bir şekilde işletilmesini ve derece

mahkemelerinin konuyla ilgili ve yeterli gerekçe ortaya koymasını

gerektirmektedir. İlk derece mahkemesinin kapsamlı olduğu anlaşılan

değerlendirmesine karşın Dairenin gerekçesiz bir şekilde kararı bozarak ortadan

kaldırması ve ilk derece mahkemesinin yerine geçerek tesis ettiği yeni bir

hüküm ile sadece feshin geçersiz olduğunu kesin olarak karara bağlaması

nedeniyle temyiz aşamasında yeterli bir yargısal inceleme yapıldığı söylenemez.

Bu nedenle devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna

ulaşılmıştır.

40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 51. maddesinde güvence

altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

41. Başvurucular, altı yıla yakın süredir devam eden yargılama nedeniyle

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

42. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında;

yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç

veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018

tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet

Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvuru

imkânının getirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve

yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek etkililiğini tartışmıştır.

43. Anılan kararda özetle; anılan başvuru yolunun kişileri mali

külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle

ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir

başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân

tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması

nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu

hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa

Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat

Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı

vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35-36).

44. Mevcut başvurularda söz konusu kararda ulaşılan sonuçtan

ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

47. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına ilişkin

kabul edilen ilkeler için bkz. Mehmet Doğan

[GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60.

48. Başvurucular, ihlalin tespiti ve yargılamanın yenilenmesi

talebinde bulunmuşlardır. Başvurucular bu taleplerinin kabul edilmemesi hâlinde

ayrı ayrı 68.400 TL maddi, 80.000 TL manevi tazminat talep etmişlerdir.

49. Anayasa Mahkemesi başvurucuların sendikal tazminat

taleplerine ilişkin Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından yeterli yargısal

inceleme yapılmaması nedeniyle devletin pozitif yükümlülüklerini yerine

getirmediği değerlendirmesinde bulunarak sendika hakkının ihlal edildiği

sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Daire kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

50. Bu durumda sendika hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Yargıtay 22. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

51. Sendika hakkına yönelik başvuru açısından yeniden

yargılamaya karar verilmesinin başvuruculara yeterli tatmin sağladığı

değerlendirildiğinden sendika hakkına yapılan müdahale nedeniyle maddi tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

52. Sendika hakkının ihlal edilmesi nedeniyle yalnızca yeniden

yargılamaya karar verilmesiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 5.500 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 718,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.193,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin sendika hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay 22. Hukuk

Dairesine (E.2015/35632, K.2016/1202; E.2015/35633, K.2016/1203; E.2015/35634,

K.2016/1204) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvuruculara net 5.500 TL manevi tazminatın AYRI AYRI

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 718,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.193,50 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Burak FIRAT

Başvurucular

:

1. Arif Sami

CEBECİ

2. Ersin

UYSAL

3. Yaşar

ARDUÇ

Vekili

:

Av. Mustafa

KILIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/6350, 28 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Sendika Hakkının İhlal
  11. B. Makul Sürede
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. VI. Hüküm
  14. B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Kömürcü
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. Cebeci
  22. Uysal
  23. Arduç
  24. Kılın
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/6350
Tarih
28 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Özderici İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/10330)
  • Resül Kılıçaslan Başvurusu (B. No: 2016/43840)
  • B.b.e. Başvurusu (B. No: 2016/5919)
  • Hüseyin Altuncı Başvurusu (B. No: 2016/22582)
  • Bülent Sinan Kaya Başvurusu (B. No: 2016/1854)
  • Abdulhakim Adlığ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/526)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.