İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulhakim Adlığ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/526)

1. Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında meydana gelen

Başvuru No2016/526Tarih28 Mayıs 2019Okuma17 dk · 3.476 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdulhakim Adlığ Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
28 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2016/526
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.476 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında meydana gelen

intihar olayı üzerine açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, Ardahan'ın Damal ilçesinde bulunan 7. Hudut

Taburu 4. Bölük Komutanlığında piyade er olarak zorunlu askerlik görevini

yapmakta iken 6/3/2013 tarihinde yaşamını yitiren 1992 doğumlu M.A.nın kardeşleri ve ebeveynidir.

A. Olayla İlgili Olarak Yürütülen Ceza

Soruşturması Süreci

9. Olayın oluş şekli ve olaya dair yürütülen ceza soruşturması

sürecine ilişkin bilgiler Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Mirza Adlığ (B. No: 2015/5408, 23/1/2019, §§ 7-30) başvurusu

hakkında verdiği kararda yer almaktadır.

10. Anayasa Mahkemesi Mehmet

Mirza Adlığ başvurusunda, başvurucunun yakınının üçüncü kişi ya da

kişilerce kasıtlı öldürüldüğü yönündeki şikâyetleri bakımından soruşturmanın

etkili yürütülüp yürütülmediğini incelemiş; kararda öncelikle başvurucunun

oğlunun üçüncü bir kişi tarafından öldürülmüş olabileceğini belirtmekle

birlikte bu iddiasını destekleyecek şekilde somut bir veriyi Anayasa

Mahkemesine sunmadığına değinilmiştir. Anayasa Mahkemesi yürütülmüş olan ceza

soruşturmasını incelediğinde olayla ilgili olarak resen bir soruşturma

başlatıldığını, olay yeri incelemesi yapılarak olay yerinin fotoğraflarının

çekildiğini, olay yeri krokisi çizildiğini, ölü muayene ve otopsi işlemleri

gerçekleştirildiğini, kimyasal ve balistik inceleme raporları temin edildiğini,

bu konuda tanık beyanlarının alındığını, başvurucunun oğluna ait olduğu

bildirilen not defterindeki yazılar ile intihar notundakilerin

karşılaştırılması suretiyle bilirkişi raporu alındığını tespit etmiştir.

Anayasa Mahkemesi tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda olayın

cinayet olabileceği şüphesini uyandıran herhangi bir delil elde edilemediğinden

ilgili savcılık tarafından olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmesinde bir sorun görmeyerek olay hakkında etkili bir soruşturma

yürütüldüğü sonucuna varmış ve başvurucunun bu iddiası bakımından başvuruyu

açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur (Mehmet

Mirza Adlığ, §§ 44-63).

11. Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda, başvurucunun oğlunun

yaşamının kendi eylemine karşı korunmadığına ilişkin iddiasını da askerî

yetkililerin mesleki ödevlerine açıkça aykırı davranarak M.A.nın

ölümüne sebebiyet verdikleri yönünde bir bilgi ya da belge bulunmadığını

gözeterek bu konudaki devletin etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğünün tam

yargı davası yoluyla yerine getirilebileceğini belirtmiş ve sözkonusu

yargısal yol tüketilmeden yapılan başvuruyu başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (Mehmet

Mirza Adlığ, §§ 64-73).

12. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Mirza Adlığ başvurusunda incelediği olayla ilgili olarak yürütülen

ceza soruşturması kapsamında alınan ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM)

4/3/2015 tarihli tazminat talebinin reddine dair kararın karşıoyuna

konu edilen, M.A.nın asker

arkadaşları olan tanık N.E. ve H.K.nın beyanlarının

ilgili kısımları sırasıyla şöyledir:

"...Ben [M.yi] Sivas'taki acemi birliğimizden itibaren tanırım. Kendisinin can

dostuyum. Bana bugüne kadar arkadaşlarıyla, ailesiyle veya komutanları ile

ilgili herhangi bir yakınma veya şikayeti olmadı.

Kendisinin gözleri ağrıyordu ayrıca dizlerinde de ağrı vardı. Bu nedenle

kendisine ağır işler verilmiyordu. Bu rahatsızlıklarından dolayı sağlık ocağına

ve Ardahan'a Hastaneye gitti. Sivas'ta iken gözleri için gözlük verdiler.

Dizinden ameliyat olacaktı. Ancak dağıtım olduğu için orada olamadı. Ardahan

Asker Hastanesine gittiğinde dizlerindeki problem ile ilgili yeterli derecede

ilgilenmediklerini söyledi bakmıyorlar iğne yazıyorlar dedi. ... Biz Sivas'ta

iken ben ölmek istiyorum, öleceğim gibi tuhaf konuşmalar yapıyordu. Ancak neden

böyle bir şey söylediğini sormamıza rağmen söylemiyordu.

...

...Ben onun hareketlerinden veya ruh halinden

intihar edebileceği konusunda herhangi bir fikre kapılmadım...'

'...Ben [M.A.nın] can dostu idim. Kendisini acemi birliği olan Sivas'taki birliğinden

beri tanırım, ... Bana herhangi bir probleminden bahsetmedi ancak Sivas'ta iken

dizleri ve gözlerinin ağrımasından şikayetçiydi kendisi Sivas'ta iken bildiğim

kadarıyla dizlerinden ameliyat olacaktı. MR sonuçları gerekiyordu ancak buraya

dağıtım oldu, burada da dizlerindeki ağrı nedeniyle hastaneye gittiğini

biliyorum... Bazen dizlerinin ağrısından ağlıyordu. Buradaki Komutanlarımız

kendisi ile ilgilendi...

S/C. ...Bana herhangi bir kimsenin veya

rütbelinin ona kötü davrandığı yönünde bir beyanı olmadı. ...Herhangi bir

baskıya uğradığını düşünmüyorum. Hatta dizleri ağrıdığı için çavuşlar onu

dinlensin diye geri gönderiyordu. Ancak sivilde iken bir kaç

kez intiharı düşündüğünü ancak Allah korkusu nedeniyle vazgeçtiğini söyledi.

Ancak ben böyle bir şeye ihtimal vermediğim için herhangi bir kimseye onun daha

önce intiharı düşündüğünü söylemedim...

..."

13. Yürütülen ceza soruşturması kapsamında beyanı alınan Bölük

Komutanı Ö.Y.nin beyanının ilgili kısımları şöyledir:

"Ben 13 Temmuz 2012 tarihinden bu yana

Ardana/Damal 7'inci Hd. Tb. 4'üncü Hd. Bl. Komutanı olarak görev yapmaktayım. [M.A.yı] buraya geldiği 22 Şubat 2013 tarihinden beri

tanırım. Bana memleketinde kazancı olarak çalıştığını maddi problemi olmadığını

geldiği gün yaptığım danışmanlık görüşmesinde söyledi. İlk celp danışmanlık

görüşmemde bir probleminden bahsetmedi. Ertesi gün revirciye

dizleri ağrıdığından dolayı başvurmuş, ben sağlık ocağına gönderdim. Oradan

Askeri hastaneye sevk edildi. Askeri Hastane de ortopedi uzmanı olmadığından

dolayı Ardahan Devlet Hastanesine sevk edildi. İlk önce 2 gün istirahat

verildi. Bu istirahatı kullandı. Daha sonra

şikayetleri devam edince tekrar Ardahan Devlet Hastanesine gitti. Ancak bu kez

istirahat almadı bana kendisi veya herhangi bir kimse sağlıkdurumu

veya diz ağrıları ile ilgili başkaca bir şey söylemedi. Bana herhangi bir

konuda şikayeti veya müracaatı olmadı. Onu intihara

sürükleyebilecek herhangi bir konuda bilgim olmadığı gibi böyle bir izlenim de

edinmedim. Aynı tertip 2 Er'e sorunlarından dolayı silah vermedim, atış

yaptırmadım nöbette yazdırmadım. Ancak [M.nin] Psikososyal risk faktörü

tarama anketinde böyle bir değerlendirme yoktu. Psikolojik sorunu ortaya

koyabilecek elimde bir bulgu yoktu. Zaten kendisi 10 -

15 gün önce birliğe geldiğinden kendisini derinlemesine tanıma fırsatı

bulamadım. Hastane gidiş dönüşlerinde kendisiyle görüşürdüm. Benden herhangi

bir izin talebi olmadı. Olsaydı en azından izin verip vermeme veya psikiyatrik

yönden izne ihtiyacı olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapıp gerekirse

bu yolla izne gönderebilirdik. Bana herhangi bir konuda ailesinden,

arkadaşlarından veya komutanlarından bir şikayeti

olmadığı gibi, herhangi bir disiplinsizliğini de görmedim. Can dostları da bana

herhangi bir sıkıntısını bahsetmedi. Tek bildiğim dizlerinin ağrıdığı idi.

S/C: Kendisi 2. kez hastaneye gittiğinde

istirahat almadığından ve kendisi nöbete gitmeme yönünde bir talepte

bulunmadığından kendisine herhangi bir nöbet olayından muafiyet tanımadık. Eğer

hastane bu yönde bir tespit yapsaydı ve ya istirahat

verseydi buna göre bir tedbir alınabilirdi.

S/C. Benim onunla hiçbir husumetim olmadı.

Zaten hiçbir saygısızlığını görmedim. Bana olaydan önce askerlikle ilgili

herhangi bir problemi yansımadı. İntihara meyilli olduğu konusunda hiçbir

kanaat edinmedim. Bu olay herkesi olduğu gibi beni de şaşırttı ve üzdü.

..."

14. Yürütülen ceza soruşturması kapsamında beyanı alınan Bölük

Astsubayı M.P.nin beyanının ilgili kısımları

şöyledir:

"...[M.yi] geldiği günden beri tanıyorum. Ben de daha önce Sivas'ta görev

yaptığım için [M.] de Sivas'taki

acemi birliğinden geldiği için acemi birliğindeki Komutanları ile nasıllar ne

yapıyorlar diye muhabbet ettik. Bir sorunu olup olmadığını sordum. O da bana

sorunu olmadığını söyledi. ...Ertesi gün de [M.nin] de içinde bulunduğu ...askerlerin tümünü

...toplayarak herhangi bir sıkıntıları olup olmadığını sordum ...bildiğim

kadarıyla [M.nin] diz ağrıları vardı. ...[M.den] bizzat veya [M.nin]

arkadaşlarından herhangi bir sorununun

olduğunu duymadım. Bu askerin intihara teşebbüs edeceğine dair en ufak bir

şüphe beslemedim...

..."

B. Olaya İlişkin Açılan Tam Yargı Davası Süreci

15. İncelemeye konu başvuruda, başvurucuların yakınlarının ölümü

nedeniyle AYİM'e tam yargı davası açtıkları

görülmüştür.

16. Başvurucular 11/11/2013 tarihli dilekçeyle zararlarının

karşılanması talebiyle Milli Savunma Bakanlığına

(İdare) başvurmuştur. İdare tarafından talepleriyle ilgili olarak bir cevap

verilmemesi üzerine başvurucular 10/2/2014 havale tarihli dilekçeyle İdare

aleyhine AYİM nezdinde tam yargı davası açmıştır.

17. Dilekçenin çeşitli sebeplerden reddedilmesi üzerine

başvurucular 9/6/2014 tarihinde yeniledikleri dilekçeyi AYİM'e

sunmuştur. Dilekçede başvurucular olayda İdarenin ağır kusuru ve ihmali

bulunduğunu belirterek başvuruculardan Mehmet Mirza ve Zuhriye

Adlığ için ayrı ayrı 50.000 TL maddi tazminat, ayrı ayrı 30.000 TL manevi

tazminat ödenmesi; diğer başvurucular için ise ayrı ayrı 15.000 TL manevi

tazminat ödenmesi taleplerinde bulunmuşlardır.

18.AYİM 2. Dairesinin 4/3/2015 tarihli kararıyla başvurucuların

tazminat talebi oyçokluğuyla reddedilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Dava dosyasının incelenmesinden; davacılar Zuhriye ADLIG ile Mehmet Mirza ADLlG'nın

[başvurucular] oğlu, diğer

davacıların kardeşi olan müteveffa Er [M.A.nın] ... acemi eğitimini tamamlamasına müteakip

22.02.2013 tarihinde 4 üncü Hudut Bl.K.lığı emrine

katıldığı, acemi eğitim merkezinde ve sonraki kıt'asında

'psikososyal risk faktörü' tarama anketleri

neticesinde herhangi bir risk faktörü tespitine yönelik bir beyanının

bulunmadığı, bu nedenle de Rehberlik ve Danışma Merkezinden yararlanmadığı,

müteveffa [M.A.] Ardahan 25 inci

Hud.Tug.7nci Hd.Tb.4 üncü Hd.BI.K.lığı emrinde

askerlik hizmetini yapmakta iken 06.03.2013 tarihinde saat 15.00-17.00 saatleri

arasında nöbet tutmakta olduğu esnada nöbet yerinden yaklaşık 30 metre kadar

uzaklaşıp kendisine zimmetli ... seri no.lu G-3 Piyade Tüfeğinin namlusunu çene

altına bitiştirerek silahı ateşlemek suretiyle intihar ettiği, Jandarma Genel

Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı tarafından

yapılan incelemede müteveffanın sağ el iç, sağ el dış ve sol yüz bölgesinde

atış artıkları tespit edildiği, müteveffanın üzerinde savcı tarafından yapılan

aramada bir mektup bulunduğu, mektupta: 'Ayaklar, dizler, eller, kollar, gözler

ve bel hepsi küsmüş ve ben de aldım son kararla onların infazının verecem ve de özlem sıkıntı bunalım içindeyim. Kesinlikle

Allah'a karşı bir isyanım yoktur. Benim tek isyanım var o da aleme, herkes

hakkını helal etsin. Bana bol bol dua edin' şeklinde ifadelerin geçtiği,

intihar nedeniyle yapılan soruşturmada; 9 uncu Kolordu Komutanlığı Askeri

Savcılığının 22.09.2014 tarihli ... kararı ile 'müteveffanın kendisini vurmak

suretiyle intihar etmiş olduğu, müteveffanın ölümünde uygun nedensellik bağı

oluşturabilecek şekilde başkaca bir kimsenin azmettirmesi, kararının

kuvvetlendirmesi, iknası, yardımı, kusuru ya da ihmali

bulunmadığı' gerekçesiyle Kovuşturmay Yer Olmadığına

kararı verildiği...

...

...davacıların kanuni yakını ...askerlik

hizmetini ifa ettiği sırada, 06.03.2013 tarihinde, kişisel (sağlık) veya

yalnızca müteveffanın kendisince bilinebilecek başka nedenlerden dolayı

kapıldığı ani bunalım sonucu kendisini vurarak intihar etmiştir. Müteveffa

intihar ettikten sonra üzerinde bulunan mektupta sağlık sorunlarından

bahsetmesi nedeniyle, askerlik süresince P. Er [M.A.nın] sağlık

sorunlarıyla davalı idarenin ajanlarının yeteri kadar ilgilenip ilgilenmediğine

ilişkin dosya kapsamında yapılan incelemede: Müteveffanın 5 inci P. Eğt. Tug.K.lığında 03, 05, 06 ve

24 Aralık 2012 tarihlerinde olacak şekilde toplam dört kez viziteye çıktığı,

'hipermetrop astigmat' teşhisi ile gözlük verildiği, 29.01.2013 diz

rahatsızlığından Sivas Asker Hastanesi tarafından Sivas Numune Hastanesi

Ortopedi Polikliniğine sevk edildiği, 22.02.2013 tarihinde usta birliği olan 4

üncü Hd. BI.K.lığlı emrine

katıldıktan sonra 25.02.2013 tarihinde katılış muayenesinin yapıldığı, katılış

muayenesinde dizlerinden rahatsızlığını beyan etmesi üzerine Ardahan Asker

Hastanesi Ortopedi Polikliniğine sevk edildiği, 26.02.2013 tarihinde diz ağrısı

şikayeti ile Ardahan Asker Hastanesinden Ardahan Devlet Hastanesine sevk

edildiği, 'menüsküslerde eski yırtık ve yaralanma' teşhisi ile iki gün yatak istirahatı verildiği, 01.03.2013 tarihinde yeniden diz

ağrısı şikayeti ile Ardahan Asker Hastanesinden Ardahan Devlet Hastanesine sevk

edildiği, burada ayakta tedavi gördüğü, 04.03.2013 tarihinde aynı şikayetten

Damal Sağlık Ocağına başvurması üzerine ağrı kesici iğne yapıldığı,

müteveffanın gerek acemi birliğinde gerekse usta birliğinde rahatsızlığı

sebebiyle bir çok kez hastaneye sevk edilerek tedavisinin yapıldığı

anlaşıldığından müteveffanın birlik komutanlarınca davacılarının yakınının

sağlık sorunuyla ilgilendikleri anlaşılmaktadır.

...tamamen kendi iradesi ile kendisini vurarak

intihar etmesi suretiyle ölümü olayında zararlı sonucu doğuran eylem ile hizmet

arasında illiyet bağının bulunmadığı, davacılar vekilinin de intihar olayına

ilişkin olarak davalı idarenin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunu doğuracak

herhangi bir somut delili ortaya koyamadığı, davalı idareye yüklenebilecek bir nedenseilik bağının mevcut olmadığı, davalı idarenin

herhangi bir hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk şartlarının mevcut

olmadığı değerlendirilerek dava konusu olayda idareye yüklenebilecek hukuki bir

sorumluluğunun bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde

davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi

gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır..."

19.Kararın karşıoy gerekçesinin ilgili

kısımları şöyledir:

" ...

Müteveffanın 'yükümlülere yoklamalarda

uygulanacak sağlık durumu hakkında bilgi formu'nda

genel olarak sağlık durumunu 'orta' ve sağlık sorunu olup olmadığı sorusuna

ise, 'biliyorum' şeklinde cevap verdiği, Sivas'ta acemi eğitimi sırasında

arkadaşı P.Er [N.E.ye] 'Ben ölmek istiyorum, öleceğim' şeklinde beyanının

olduğu, yine vefatından önce görev yaptığı 4'üncü Hd.

BI. K.lığında kendisinin

'can dostu' olarak belirlenen P.Er [H.K.ya] da 'sivilde iken

iki kez intiharı' düşündüğünü beyan ettiği görülmüştür.

İntihar sonrasında, Askeri Savcılıkça yapılan

soruşturmada; ...şeklinde not yazılmış intihar mektubu bulunduğu, ayrıca yine

not defterine büyük harflerle 'dışarda yıllara meydan okurken askerde günlere

esir kaldık gülüm' şekilnde not yazdığı tespit

edilmiştir. Bunların yanında sürekli olarak dizlerinden dolayı yakınmalarının

olduğu, sağlık kuruluşlarına sevkine rağmen sıhhat bulamadığı yönünde

şikayetlerinin olduğu ve bu kapsamda Ardahan Asker Hastesine

yönelik yakınmalarının da olduğuna ilişkin beyanlarının olduğu anlaşılmıştır.

...

Dava konusu olayda da, müteveffanın askerlik

hizmetinin başından itibaren 'intihara' yönelik beyanları omasına

rağmen yalnızca iki kez psikososyal risk faktörü

tarama anketi uygulandığı ve olumsuz bir durum tespit edilmediğinden ileri

tetkik ve tedavi için herhangi bir sağlık kuruluşuna sevk edilmediği, ancak

davacı vekilinin bu iki formdaki el yazılarının birbirinden farklı olduğu ve bu

nedenle üstlerince doldurulmuş olduğu, dolayısıyla müteveffanın gerçek sağıık durumunu yansıtmadığı yönünde iddiaların da olduğu,

bu durumda müteveffanın sağlık durumuna ilişkin 'yükümlülere yoklamalarda uygulanacak

sağlık durumu hakkında bilgi formu' ndaki beyanları

ile arkadaşlarına (biri can dostu olan) 'intihara' yönelik beyanları dikkate

alındığında, psikososyal risk faktörü tarama anketi

yanında Rehberlik Danışma Merkezi ve akabinde de hastaneye sevk edilerek

psikiyatrik yönden muayene edilmesi ve bunun sonucunda bir tedavi uygulanmasına

gerekirken, bunun yapılmamış olması, bir hizmet kusuru olarak değerlendirilmiş

ve bu itibarla müteveffanın intihar suretiyle ölümünde idarenin kısmen de olsa

hizmet kusuru bulunduğu, dolayısıyla davacıların zararlarının müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak, hizmet kusuru

ilkesince karşılanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, aksi yönde

değerlendirme ile..."

20. Karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de AYİM 2.

Dairesinin 11/11/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

21. Ret kararı başvuruculara 1/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiş

olup başvurucular 31/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. İlgili hukuk için bkz. Kumrişan Akkuş ve Sefer Akkuş (B. No: 2014/14672, 1/2/2017, §§

45-56) başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 28/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

24. Başvurucular yakınlarının intihar etmesinde kusuru

bulunduğunu iddia ettikleri İdare aleyhine açılan tam yargı davasının

yakınlarını intihara iten sebepler araştırılmadan, ayrıca yakınlarının askerlik

süresinin başından beri intihar edeceğine yönelik beyanları bulunduğu hâlde

buna engel olmak için yetkililer tarafından hiçbir önlem alınmadığı, psikolojik

sorunları olduğu açık olan yakınlarına silah verilerek nöbet tutma görevi

verildiği, askerliği boyunca doldurulan iki psikolojik risk faktörü anketinin

farklı el yazılarıyla doldurulmuş olduğu gözetilmeden reddine karar verilmesi

nedeniyle yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes,

yaşama ... hakkına sahiptir.”

26. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular AYİM kararından sonra bireysel

başvuruda bulunmuş olup olay hakkında yürütülen ceza soruşturması ile ilgili

olarak somut başvuruda herhangi bir ihlal iddiası ileri sürmemişlerdir.

Başvurucuların iddialarının özü askerî yetkililer tarafından yakınlarının

yaşamının korunması için gerekli tedbirlerin alınmayarak vefatına sebebiyet

verilmesi nedeniyle açılan tam yargı davasının eksik inceleme ve hatalı

değerlendirme ile reddedildiğine, dolayısıyla etkili bir yargısal korumadan

yararlanamadıklarına ilişkindir. Bu itibarla başvurucuların adil yargılanma

hakkıyla bağlantı kurdukları iddialarının da Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

28. Öte yandan yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını

kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752,

17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda müteveffa, başvurucuların oğlu ve

kardeşidir. Bu nedenle başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurucuların yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

30. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı birbiriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez haklardan

olup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin

yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitif

bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını

gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§§ 50, 51).

31. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin pozitif

yükümlülükleri açısından benimsediği temel yaklaşıma göre devletin

sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm olaylarında

Anayasa’nın 17. maddesi, devlete elindeki tüm imkânları kullanarak bu konuda

ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan kişileri korumak

için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup

cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri alma görevi

yüklemektedir. Bu yükümlülük, kamusal olsun veya olmasın yaşam hakkının

tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

32. Bu kapsamda bazı özel koşullarda devletin kişinin kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli

tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Zorunlu askerlik hizmeti için de

geçerli olan bu yükümlülüğün ortaya çıkması için askerî mercilerin kendi

kontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir risk

olduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini tespit

etmek, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makul

ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden

beklenen her şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek gerekir. Ancak özellikle insan

davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar

değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkate

alınarak pozitif yükümlülük yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde

yorumlanmamalıdır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede,

basit bir ihmali veya değerlendirme hatasını aşan bir kusurun askerî

yetkililere atfedilebilip atfedilemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841,

23/1/2014, § 74).

33. Askerlik yükümlülüğü kapsamında yürütülen bazı eylem ve

etkinliklerin doğasına ve insan unsuruna bağlı olarak ortaya çıkan risk

seviyesine uygun şekilde yaşamı koruyucu yasal ve idari düzenlemelerin

bulunması gerekmektedir. Devlet, askerlik görevini zorunlu kıldığı için

özellikle silahların kullanımı konusunda büyük bir titizlik göstermeli;

psikolojik sorunları olan askerlerin tedavi edilmesini ve onlara yönelik uygun

tedbirlerin alınmasını sağlamalıdır. Oluşturulan yasal ve idari düzenlemelerde,

askerlik yaşamının doğasında var olan tehlikelerle karşı karşıya bulunan

askerlerin etkin bir şekilde korunmasını sağlayan uygulamaya ilişkin

tedbirlerin ve emir-komuta zinciri içinde yer alan sorumlular tarafından

işlenebilecek kusur ve hataların tespit edilmesini sağlayacak usullerin

öngörülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede askere alım sırasında kişilerin uygun

denetimlerden geçirilmesi, askerlik öncesinde ve sırasında kişilere gerekli

denetim ve müdahalelerin yapılması büyük önem taşımaktadır (Sadık Koçak ve diğerleri, §§ 75, 76).

34. Kişilerin yaşamının korunması için yeterli yasal ve idari

bir çerçevenin oluşturulması yükümlülüğü, askerlik hizmetini ifa eden kişilerin

yaşam ve sağlıklarının korunması için de geçerlidir.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

35. Yargı merciilerinin olaylara

ilişkin tespitleri Anayasa Mahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikte

Anayasa Mahkemesinin söz konusu makamların tespitlerinden farklı bir tespitte

bulunabilmesi için bu hususta ikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir.

Başvuru konusu olayda başvurucularının yakınının ölümünün ilgili savcılık

tarafından intihar olarak nitelendirilmesi üzerine yapılan bireysel başvuruda

Anayasa Mahkemesi tarafından bu tespitten ayrılmayı gerektirecek bir husus

bulunmadığı görülerek olay hakkında etkili bir soruşturma yürütüldüğü sonucuna

varıldığı ve başvurunun açıkça dayanaktan yoksun bulunduğu yukarıda

belirtilmiştir (bkz. § 10).

36. Bu durumda başvuru konusu olay açısından yukarıda yer

verilen ilkeler çerçevesinde devletin M.A.nın

yaşamını kendi eylemine karşı koruma yükümlülüğünün olup olmadığının tespiti

gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikli olarak askerî yetkililerin M.A.nın intihar etme riskini bilip

bilmediklerinin veya bilmelerinin gerekip gerekmediğinin ortaya konulması,

böyle bir durum söz konusu ise yetkileri çerçevesinde kendilerinden makul

olarak beklenebilecek tedbirleri alıp almadıklarının açıklığa kavuşturulması

gerekmektedir.

37. M.A.nın

askere alınmadan önce geçirildiği sağlık muayenesinde veya askere alınmadan

önceki herhangi bir aşamada herhangi bir psikolojik rahatsızlığı olduğuna dair

bir kayıt mevcut değildir. Bu durumda M.A.nın

askerlik süreci incelendiğinde ise, M.A.nın askerlik

öncesinden süre gelen fiziksel bir takım rahatsızlıkları (şiddetli bacak ağrıları)

olduğu ve bu rahatsızlığının asker arkadaşları ve üstleri tarafından bilindiği

açıktır (bkz. §§ 12-14) Nitekim M.A., bu rahatsızlığı nedeniyle askerlik

görevinin ilk zamanlarından beri ilgili sağlık kuruluşlarına sevk edilmiş,

muayene ve tedavi imkanlarına kavuşmuştur.

38. Öte yandan askerlik öncesinde bir psikolojik rahatsızlığı

olduğunu askerî makamlara bildirmeyen M.A.nın sivil

hayatında ve acemi birliğinde intihar etmeyi düşündüğü yönünde asker

arkadaşlarına birtakım söylemlerde bulunduğu asker arkadaşlarının beyanlarından

anlaşılmaktadır (bkz. § 12) Fakat psikolojik bir rahatsızlığı bulunduğu açıkça

gözlemlenemeyecek olduğu anlaşılan M.A.nın bu

şekildeki söylemlerinin intihar emaresi olarak değerlendirilebilmesi mümkün

olmakla birlikte bu söylemlerin asker arkadaşları tarafından ciddiye

alınmayarak üstlere iletilmediği görülmektedir.

39. Bu durumda psikolojik bir rahatsızlığı olduğuna ve bu

kapsamda bir tedavi gördüğüne yahut askerî yetkililerinin dikkatini

çekebilecek, yakın ve gerçek intihar riski olarak kabul edilebilecek bir

davranış bozukluğu sergilediğine ilişkin olarak hakkında bilgi ve belge

bulunmayan M.A.nın -intiharı düşündüğüne yönelik

sözlerinin asker arkadaşları tarafından üstlerine iletilmediği de

gözetildiğinde- yalnızca fiziksel bir rahatsızlık olan şiddetli bacak ağrısı

çektiğini bilen askerî yetkililerin onun intihar etme riskinin farkında

oldukları ya da farkında olmaları gerektiği sonucuna ulaşılmasının mümkün

olmadığı anlaşılmıştır. Bilmedikleri ya da bilmeleri gerekmeyen bir durumda

askerî yetkilileri intihar olayını önleyememiş olmaları nedeniyle sorumlu

tutmak kamu makamları üzerine aşırı yük yükleyen bir yoruma meydan verir.

40. Sonuç olarak başvuru konusu olayda devletin yaşamı koruma

yükümlülüğünü yerine getiremediğini ve dava reddedilmiş bile olsa

başvurucuların etkili bir yargısal korumadan yararlanamadığını söylemek mümkün

değildir.

41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. Abdulhakim ADLIĞ

:

2. Mehmet

Mirza ADLIĞ

:

3. Nurşin ADLIĞ

:

4. Rojin ADLIĞ

:

5. Semanur

ADLIĞ

:

6. Zeynep

ADLIĞ

: 7. Zuhriye ADLIĞ Vekili : Av. İbrahim Halil YALÇIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/526, 28 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olayla İlgili Olarak Yürütülen Ceza
  7. B. Olaya İlişkin Açılan Tam Yargı Davası Süreci
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  14. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. Adlığ
  20. Adlığ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/526
Tarih
28 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Ali Polat Başvurusu (B. No: 2016/15310)
  • Salime Müge Barış Başvurusu (B. No: 2016/7602)
  • Aynur Ayteş Karacan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/12166)
  • Mehmet Arslantaş Başvurusu (B. No: 2016/15703)
  • Malaklar İnşaat Taahhüt Gıda Maden Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/5174)
  • Nebahat Baysal Gül Başvurusu (B. No: 2016/14634)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.