İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aynur Ayteş Karacan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/12166)

1. Başvuru, yakınlarının ölümü hakkında etkili bir ceza

Başvuru No2016/12166Tarih28 Mayıs 2019Okuma10 dk · 1.977 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Aynur Ayteş Karacan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
28 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2016/12166
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.977 kelime·10 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakınlarının ölümü hakkında etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucuların yakını İ.K.nın

kendisini evinde kontrol etmeye gelen arkadaşı tarafından 30/6/2009 tarihinde

ölü olarak bulunması üzerine (kapatılan) Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı

(Cumhuriyet Başsavcılığı) olay hakkında aynı gün soruşturma başlatmıştır.

7. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 1/7/2009 tarihinde otopsi

işlemi gerçekleştirilmiş ve otopsi raporunda şahsın kanında alkol veya uyutucu,

uyuşturucu bulunmadığı, Citalopram, Nortriptilin bulunduğu, anal sürüntü

incelemesinde sperm hücresi görülmediği belirtilerek kişinin ölümünün ası

sonucu meydana geldiği kanaatine yer verilmiştir.

8. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerçekleştirilen olay yeri

incelemesi sonucunda İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen tutanağın

ilgili kısımları şöyledir:

"...kapı kilidi kontrol edildi, kilidin

çalışır vaziyette olduğu, kapıda zorlama ve kanırtma izi olmadığı ...üzerinde

atlet, kilot boxer ve çorap

giyili, yere sırt üstü uzanır vaziyetteayakları

dizlerinden bükülü vücudunun altında boğazında üçlü prize ait kablonun fişe

takılan kısmı boğazına iki kez dolanmış vaziyette, kablonun devamı piriz tarafı

olan kısmı gerilmiş vaziyette, banyo kapısının pervazının üstünde kapı ile

pervaz arasına geçirilmiş prizi arkada sıkışmış vaziyette durduğu şekilde

cesedin başı yanında tabura şeklinde iskemlenin bulunduğu şekilde [İ.K.] isimli şahıs ölü olarak görüldü. Adli tabip

tarafından fiziki incelemesi yapılmak üzere boğazına iki kez dolanmış olan

kablonun ucu çıkarıldı, boğazında kablonun kalınlığında oluşmuş telem izleri,

arkadaşı [C.T.] isimli şahsın

beyanına göre; şahsın bir hafta önce sandalyeden düşerek yaralandığı, kaşı

üzerinde ve sol dirsek üzerinde hafif yaraların oluştuğu, yaraların üzerinde

sargı bantlarının yapıştırılmış şekilde olduğu, üzerinde giyili

atlet sıyrılarak kontrol edildi, adli tabip tarafıııdan

herhangi bir yara tespit edilemedi, cesedin mukayese amaçlı on parmak basım

izleri alıııdı, salonda genel olarak esyaların bulunduğu, herhangi bir dağınıklığın olmadığı,

...çalışma odasında çeşitli ilaçların bulunduğu, ilaçlar adli tabip tarafından

kontrol edildi, sağlık amaçlı olduğu bilgisi alındı, ayrıca çalışma odası masa

üzerinde ölen kişinin yazmış olduğunu tahmin ettiğimiz ve detaylı olarak

okuyamadığımız bir bölümünde 'hiç uyuyamadım 48 saattir, hayattan bıktım yaşamak

zulüm oldu' şeklinde okunabilen yazılar yazılı ajandanın açık olarak durduğu

görüldü, olay yerinin ilk hali ile çalışmaların devamında fotoğraf ve kamera

çekimleri yapıldı, cesedin boğazında dolanmış kablonun ölçümleri yapıldı, uygun

zemin ve yerlerde kimyasal tozlama yöntemi ile parmak

izi incelemesi yapıldı, bulgu cetvelinde detayları belirtilen yerlerden parmak

izi tespit edildi, daire genelinde bulunan diğer eşyalar bulunduğu hali ile

sadece fotoğraf ve kamera çekimleri yapıldı, ölen kişi [İ.K.nın] nüfus cüzdanı C.Savcısı tarafından alındı, ekli bulgu cetvelinde

belirtilen cesedin boğazından çıkarılan üçlü piriz ve bağlı kablosu ile

üzerinde yazılar olan ajanda ilgili yerler gönderilmek üzere ayrı ayrı delil

poşetleri içinde alındı, daire içinde bulunan eşyalar, dairenin yedek anahtarı

C. Savcısının talimatı ile daire içinden hiç bir şey alınmadan polis merkezi

görevlilerine tereke hakimliğine bildirilmek üzere teslim edildi..."

9. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 24/11/2009 tarihinde, olayda

herhangi bir kişiye kusur atfedilecek bir kanıtın bulunmadığı belirtilerek

olayın ası sonucu gerçekleşmesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmiştir. Başvuru dosyasında, başvurucuların karara itiraz ettiğine ilişkin

bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.

10. Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmasızlık

kararından sonra başvurucuların otopsi raporunda hata olabileceği yönünde

iddiası bulunduğundan İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan

10/4/2013 tarihli bir ek rapor temin edilmiştir. Bu raporun ilgili kısımları

şöyledir:

"...tespit edilen Citalopram

düzeyinin tek başına öldürücü düzeyde olduğu, Nortriptyline,

Diazepam, Amitriptyline ve Nordiazepam düzeylerinin tedavi düzeyinde olduğu, toksik düzeyde olmadığı, olay yeri inceleme bulguları,

otopsisinde dış muayenede ve iç muayenede tespit edilen bulgular birlikte

değerlendirildiğinde; kanında öldürücü düzeyde Citalopram

tespit edilen kisinin ölümünün ası sonucu meydana

gelmiş olduğu,

5-Adli dosyada mevcut kayıtlı bilgilerle

kişinin olay öncesi fiziksel açıdan sağlıklı olduğu, otopsisinde telem dışında

ölümüne müessir travmatik değişim bulunmadığı, olay

yeri inceleme bulguları, otopsisinde dış muayenede ve iç muayenede tespit

edilen bulgular, otopsi esnasında alınan doku örneklerinin Kimya İhtisas

Dairesinde elde edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde; kanında öldürücü

düzeyde Citalopram (depresyon tedavisinde kullanılan

ilaç etken maddesi) ve yine depresyon tedavisinde kullanılan tedavi dozunda Nortiptilin, Diazepam, Amitriptirin, Nordiazepam

ilaçlarının alımı sonrası bu ilaçların toksik

etkilerinin ortaya çıkmasına kadarki geçen süreçte ası fiilinin kendisi

tarafından gerçekleştirilmesinin mümkün olduğu oybirliğiyle mütalaa

olunur."

11. Başvurucular özel bir danışmalık şirketinden 14/3/2012

tarihinde, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalında

görevli öğretim üyelerinden 15/2/2016 tarihinde birer bilimsel mütalaa temin

etmiştir. Bu mütalaalarda yakınlarının intiharıyla N.Ö. isimli kişinin eylem ve

söylemleri arasında nedensellik bağı bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.

12. 15/2/2016 tarihli bilimsel mütalaanın ilgili kısmı şöyledir:

"...

...başarılı bir hekim olan müteveffa [İ.K.nın] özel hayatında nikahlı eşi ile boşanma süreci yaşarken arkadaş

çevresinin etkisi [N.Ö.] isimli

bir bayanı önce dürüst bulduğu ve güven duyduğu daha sonra duygusal anlamda da

sevgi beslediği ...umumi vekaletname vererek tüm takibi gereken işlerinde ...

vekil tayin ettiği ... [N.Ö.nün] ... bankalardaki ... paraları kendisinin ...

hesaplarına aktardığı ... [N.Ö.nün] ... sözel şiddet uygulayarak kişiyi öldürtmekle

tehdit ettiği ...

...

...[N.Ö.] isimli şahıs ile arasında yaşanan tüm bu olayların

sonucunda ağır bir travmaya maruz kaldığı... ağır bir depresyon tablosuna

dönüştüğü, kişinin dış dünya ile iletişiminin tamamen ortadan kalktığı,

beslenme ve bakım ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldiği, ... ağır bir

depresyon klinik tablosunda iken hayatına intihar ederek son verdiği dolayısıyla;

[N.Ö.] isimli kişinin eylemleri

ve söylemleri ile müteveffa [İ.K.nın] intihar ederek hayatına son vermesi arasında

doğrudan sebep sonuç ilişkisi (nedensellik bağı) bulunduğu kanaatimizi bildirir

bilimsel mütalaadır."

13. Bu mütalaalar üzerine başvurucular 16/3/2016 tarihli

dilekçeyle, söz konusu mütalaaların yeni delil olduğundan bahisle Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından verilen 24/11/2009 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı

kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

14. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/5/2016 tarihli

kararıyla kovuşturmaya yer olmadığı kararının gerekçesine göre usul ve yasaya

uygun olduğu değerlendirmesiyle talebin reddine karar verilmiştir.

15. Hâkimlik kararı, başvurucu vekiline 30/5/2016 tarihinde

tebliğ edilmiş olup bireysel başvuru 28/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk Anayasa

Mahkemesinin Yasin Ağca (B. No:

2014/13163, 11/5/2017, §§ 86, 87, 91-96) başvurusu

hakkında verdiği kararda yer almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 28/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

18. Başvurucular; Cumhuriyet Başsavcılığınca etkili soruşturma

yürütülmeyerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, temin edilen bilimsel

mütalaanın yeni delil olarak kabul edilmeyip kovuşturmaya yer olmadığı

kararının kaldırılmadığını belirterek adil yargılanma ve etkili başvuru

haklarının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

B. Değerlendirme

19. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller

dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve

tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.”

20. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk

devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların şikâyetlerinin özü,

yakınlarının ölümü hakkında etkili soruşturma yürütülmediğine ilişkindir. Bu

itibarla başvurucuların diğer haklarla bağlantı kurarak ileri sürdükleri

iddiaları, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının

etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmiştir.

22. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013,§ 41). Başvuru konusu olayda

müteveffa, başvurucuların eşi ve babasıdır. Bu nedenle başvuruda başvuru

ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

23. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

24. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

korumaya ilişkin maddi yönü yanında usule ilişkin yönü de bulunmaktadır. Bu

yükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi

gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili

bir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

25. Şüpheli bir ölüm olayı hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği etkinlikte olduğunun

kabul edilebilmesi için;

-Soruşturma makamlarının haberdar olur olmaz resen harekete

geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini

sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 57),

-Soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması ve ölen

kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için soruşturma sürecine

gerekli olduğu ölçüde katılabilmeleri (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 58),

-Soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013,

§ 30) gerekir.

26. Soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmaz resen

harekete geçmesi, soruşturma sürecinin kamu denetimine ve gerektiği ölçüde

ölenin yakınlarının katılabilmelerine olanak verecek biçimde açık olması,

soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi konularında başvurucuların

herhangi bir şikâyeti bulunmadığı gibi bu hususlarda Anayasa Mahkemesince resen

tespit edilen bir eksiklik de bulunmamaktadır.

27. Öte yandan başvurucuların yakınlarının kasten öldürüldüğüne

dair bir iddiaları bulunmamakta olup başvurunun İ.K.nın intiharına N.Ö. isimli şahsın sözleri ve

eylemlerinin sebep olduğuna ilişkin tespitler içeren bilimsel mütalaaların yeni

delil olarak dikkate alınmayarak yetkili makamlarca kovuşturmaya yer olmadığına

dair kararın kaldırılmaması üzerine yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu iddialar

bakımından somut başvurunun yetkili makamlarca ölüm olayını aydınlatabilecek ve

sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delillerin tespit edilip

edilmediği yönünden incelenmesi gerekir.

28. Somut olayda olay günü Cumhuriyet savcısının huzurunda olay

yeri inceleme görevlilerince incelenen olay yeri fotoğraflanıp kamera kaydına

alınmıştır. Ölüm nedeninin tespiti için Adli Tıp Kurumu tarafından otopsi

işlemi gerçekleştirilmiş ve ölümün ası sonucu gerçekleştiği tespit edilmiştir. İ.K.nın kasten öldürüldüğüne dair

hiçbir beyanda tespit edilmeyen olayın intihar olduğu sonucuna varılmıştır.

Mevcut durumda Anayasa Mahkemesi, ölüm olayını çevreleyen koşulların tespiti ve

varsa ölüm olayının sorumlularının belirlenmesi için gerekli adımların atıldığı

kanaatindedir.

29. Belirtmek gerekir ki Anayasa’nın 17. maddesi gereğince

yürütülecek soruşturmalarda soruşturma makamlarının olayın gelişimine ve

delillerin elde edilmesine ilişkin olarak ileri sürülen her türlü iddiayı ve

talebi karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır. Soruşturma kapsamında yürütülecek

soruşturma işlemlerinin belirleyicisi, yetkili soruşturma makamlarıdır (Yavuz Durmuş ve diğerleri, B. No:

2013/6574, 16/12/2015, § 62).

30. Bu noktada Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma

ve yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin değerlendirmesini

kendisinin yapmasının veya yürütülmesi gerekli olan soruşturma işlemlerini

belirlemesinin söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle

Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları

değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif

Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu konuda asıl sorumlu

ve yetkili olanlar, ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari

mercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak olaya ilişkin kesin ikna edici

nitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319,

16/7/2014, § 58).

31. Bununla birlikte soruşturma makamlarınca olayın sebebinin

objektif analizinin yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın elde

edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması

gerekmektedir (Cemil Danışman, §

99).

32. Soruşturmada yapılan araştırmalar ve toplanan deliller

yukarıda yapılan açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde Cumhuriyet

Başsavcılığının İ.K.nın

ölümüyle neticelenen olayı aydınlatma isteğinden kuşku duyulmasını gerektirecek

bir hususun bulunmadığı değerlendirilmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına

ilişkin karardan yıllar sonra temin edilen bilimsel mütalaaların yeni delil

olarak kabul edilip edilmeyeceği adli mercilerin takdir edeceği bir husustur.

Bu noktada dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinden soruşturma

makamlarının tespitinden ayrılmayı gerektirecek, ikna edici bir nedenin

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

33. Ayrıca başvuruya konu soruşturmada olayın sebebinin objektif

bir değerlendirmesinin yapılmadığını ve elde edilen delillerin kapsamlı, nesnel

ve tarafsız bir analizine dayalı olarak sonuca ulaşılmadığını söyleyebilmeyi

mümkün kılan bir durum söz konusu değildir. Bu nedenlerle başvurucuların

yakınlarının ölümü hakkında yürütülen soruşturmanın Anayasa’nın 17. maddesinin

gerektirdiği etkililikte olduğu kanaatine varılmıştır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

28/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. Aynur

AYTEŞ KARACAN

2. Peri Jale

KARACAN

3. Selma

Melek KARACAN

4. Semra

Kadriye KARACAN

5. Suzan

Leyla KARACAN

6. Terry Louıs HANUSA

Vekili

:

Av. Alirıza

DİZDAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/12166, 28 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Yıldırım
  12. Kömürcü
  13. Akıncı
  14. Topal
  15. Ayteş Karacan
  16. Karacan
  17. Dizdar
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/12166
Tarih
28 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Mehmet Arslantaş Başvurusu (B. No: 2016/15703)
  • Malaklar İnşaat Taahhüt Gıda Maden Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/5174)
  • Nebahat Baysal Gül Başvurusu (B. No: 2016/14634)
  • Elvan Türker Karagülle ve Mert Er Karagülle Başvurusu (B. No: 2016/7416)
  • Ahmet Hüsrev Altan Başvurusu (B. No: 2016/23668)
  • Bahattin Öztürk Başvurusu (B. No: 2015/2024)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.