İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bülent Sinan Kaya Başvurusu (B. No: 2016/1854)

1. Başvuru, sosyal güvenlik yaşlılık aylığının ödenmeye

Başvuru No2016/1854Tarih28 Mayıs 2019Okuma18 dk · 3.535 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bülent Sinan Kaya Başvurusu

Karar tarihi
28 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2016/1854
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.535 kelime·18 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sosyal güvenlik yaşlılık aylığının ödenmeye

başlandığı tarihten itibaren geçerli olacak şekilde iptal edilmesi ve

başvurucunun geriye dönük olarak borçlandırılması nedeniyle mülkiyet hakkının;

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek olmadığını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Emekli olan başvurucu 1957 yılında doğmuş olup İstanbul

ilinde ikamet etmektedir.

9. Başvurucunun 30/6/2006 tarihli tahsis talebine istinaden

1/7/2006 tarihinden itibaren başvurucuya yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

10. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından başvurucunun

çalıştığı işyerlerinden A. Metal Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.de (Şirket) 2008

yılında yapılan denetim sonucunda düzenlenen müfettiş raporuna istinaden

işyerinden yapılan sigortalılık bildirimlerinin sahte olduğu gerekçesiyle

iptaline karar verilmiştir.

11. Başvurucunun Şirketteki 13/1/2004-23/5/2006 yıllarına ait

sigortalılık bildirimlerinin iptal edilmesi, yaşlılık aylığını alma şartlarını kaybetmesine

yol açmış ve SGK tarafından yaşlılık aylığı sonlandırılmıştır. 17/4/2009

tarihli SGK yazısı ile başvurucuya 1/7/2006-19/4/2009 tarihine kadar yapılan

20.976,17 TL maaş ödemesinin yasal faizi ile birlikte 23.593,96 TL olarak

19/5/2009 tarihine kadar geri ödenmesi gerektiği bildirilmiştir.

12. Başvurucu 26/5/2009 tarihinde, SGK işleminin iptali ve

19/5/2009 tarihinden sonraki dönemde ödenmeyen yaşlılık aylıklarının ödenmesi

istemiyle SGK ve Şirket aleyhinde dava açmıştır.

13. Mahkeme 21/7/2011 tarihinde davanın kabulüne ve davaya konu

işlemin iptaline karar vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun yaşlılık

aylığının kesildiği 15/9/2009 tarihinden itibaren (bu ay dâhil) ödenmeyen

yaşlılık aylıklarının ödeme tarihine kadar oluşacak yasal faizlerine hak

kazandığını tespit etmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun

13/1/2004-23/05/2006 tarihleri arasında Şirkette fiilî çalışmasının bulunduğu

açıklanmıştır. Bu çerçevede başvurucu ile aynı dönemde çalışan komşu işyeri

tanıkları ile bordro tanığının beyanlarından başvurucunun söz konusu dönemde

davalı Şirkette fiilen çalıştığı tespitine yer verilmiştir.

14. Temyiz edilen karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesince (Daire)

6/11/2012 tarihinde bozulmuştur. Bozma kararında, bu tür davaların kamu

düzenine ilişkin olması ve özel bir duyarlılıkla yürütülmesindeki zorunluluğa

işaret edilmiştir. Daire bu sebeple başvurucunun çalışmasının geçtiği iddia

edilen işyerinin mevcut olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini

vurgulamış, bu amaçla yeniden araştırma ve inceleme yapılması zorunluluğuna

dikkati çekmiştir.

15. Mahkeme, bozma kararına uymuş ve yeniden yapılan yargılama

sonucunda 7/5/2015 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın

gerekçesinde 10/6/2003 tarihli 4857 sayılı İş Kanunu'nun 92. maddesinin son

fıkrasına göre iş müfettişleri tarafından tutulan tutanakların aksi

kanıtlanıncaya kadar geçerli olacağı ve kurum müfettişleri tarafından yapılan

inceleme raporundaki tespitlerin aksini başvurucunun ispatlayamadığı

belirtilmiştir.

16. Bu karar, Dairenin 26/11/2015 tarihli ilamıyla onanarak

kesinleşmiştir. Nihai karar 5/1/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 25/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Yersiz

ödemelerin geri alınması" kenar başlıklı 96. maddesi şöyledir:

"Kurumca işverenlere, sigortalılara,

isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak

sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu

kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun

kapsamındaki her türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından

doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık

sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b) Kurumun hatalı işlemlerinden

kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş

yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten

itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde

faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten

sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,

...

itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan

alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere

göre geri alınır.

... "

19. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "I. Dürüst davranma" kenar

başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"Herkes, haklarını kullanırken ve

borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk

düzeni korumaz. "

20. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun

"Yaşlılık aylığından yararlanma

şartları:" kenar başlıklı 60. maddesi şöyledir:

"Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve

şartları aşağı da gösterilmiştir:

A) (Değişik: 23/5/2002-4759/1 md.) Yaşlılık aylığından yararlanabilmek için sigortalıların;

a) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş

olması ve en az 7000 gün veya

b) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş

olması, 25 yıldan berisigortalı bulunması ve en az

4500 gün,

Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi

ödemiş olmaları şarttır.

...

H) Bu maddede belirtilen yaşlılık

aylıklarından yararlanabilmek için sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve

yazılı istekte bulunması şarttır.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 28/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, açtığı davanın makul sürede sonuçlanmadığını

iddia etmektedir.

23. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018

tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek

Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

24. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

25. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018,§§

27-36) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının

getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu

yolun etkililiğini tartışmıştır.

26. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

27. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir

durum bulunmamaktadır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; şartları sağladığı gerekçesiyle 2006 yılında

kendisine yaşlılık aylığı bağlandığını, aradan üç yıl geçtikten sonra SGK'nın müfettiş raporuna istinaden çalıştığı Şirketteki

13/1/2004-23/5/2006 yıllarına ait dönemin sigortalılık bildirimlerini iptal

etmesi ve geriye dönük olarak borçlandırması nedeniyle mağdur olduğunu

belirtmiştir. Başvurucuya göre SGK inceleme ve denetleme görevini yerine

getirmemiştir. Başvurucu, çalışmadığı iddiasının iyi niyetli olmadığını ve

işlem nedeniyle zor duruma düştüğünü ileri sürmüştür. Başvurucu sonuç olarak bu

gerekçelerle sosyal güvenlik ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

2. Değerlendirme

30. Anayasa’nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

32. Başvurucunun bireysel başvuruya konu temel şikâyeti,

yaşlılık aylığının ödenmeye başlandığı tarihten itibaren geçerli olacak şekilde

iptal edilmesi ve geriye dönük olarak borçlandırılmasına yöneliktir. Başvurucu

bu şikâyeti kapsamında sosyal güvenlik ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmektedir. Başvurucunun belirtilen şikâyetinin, özü itibarıyla mülkiyet

hakkının ihlali iddiasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki sosyal

güvenlik hakkı, Anayasa’nın 60. maddesinde güvence altına alınmış olmakla

birlikte Sözleşme ve buna ek olarak Türkiye’nin taraf olduğu protokoller

kapsamında bulunmamaktadır (Mehmet Hadi Tunç,

B. No: 2013/1958, 7/7/2015, § 28). Bu nedenle başvurucunun söz konusu

iddialarının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Mülkün Varlığı

34. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir" denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,

ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı

hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda,

mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni hakların ve

fikrî hakların yanı sıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

35. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal

güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden

prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir

ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili

mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına

giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B. No:

2013/2166, 25/6/2015, § 36).

Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en

azından ortadan kaldırılıncaya kadar mülk olarak

kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent

Akgül, B. No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56).

36. Somut olayda SGK tarafından başvurucuya 2006-2009 yılları

arasında ödenen yaşlılık aylığı iptal edilmiş ve başvurucu geriye yönelik

olarak borçlandırılmıştır. Yaşlılık aylığının başvurucuya ödenmesiyle

başvurucunun mevcut mal varlığı hâline geldiği tartışmasızdır. Bu nedenle

bunların ilgili mevzuatta öngörülüp öngörülmediğinin tartışılmasına dahi

girilmeksizin Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk olduklarının kabulü

gerekir.

ii. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

37. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma, üzerinde tasarruf etme, ürünlerinden yararlanma imkanı verir (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32).

Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü

üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması mülkiyet

hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan

ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Ayrıca meşru beklenti teşkil eden mülk edinme

beklentilerini zedeleyici kamu işlem ve eylemleri de mülkiyet hakkına müdahale

oluşturur (Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras, B. No: 2014/11994, 9/3/2017, § 57).

38. Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural

ihtiva ettiği görülmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer

verilmiş, ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin

çerçevesi belirlenmiştir. Mülkten yoksun

bırakma ve mülkiyetin kontrolü

mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir. Mülkten yoksun bırakma

şeklindeki müdahalede mülkiyetin kaybı söz konusudur. Mülkiyetin kullanımının

kontrolünde ise mülkiyet kaybedilmemekte ancak mülkiyet hakkının malike

tanıdığı yetkilerin kullanım biçimi toplum yararı gözetilerek belirlenmekte

veya sınırlandırılmaktadır. Mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale ise

genel nitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin

kullanımının kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin mülkten

barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında ele alınması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).

39. Başvurucuya ödenen yaşlılık aylığının iptal edilmesi ve

2006-2009 yılları arasındaki dönemde yapılan ödemelerin de başvurucudan geri

istenilmesi mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir. Anayasa Mahkemesi daha

önce benzeri başvuruları mülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrolüne veya

düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelemiştir (Kuddis Büyükakıllı, B.

No: 2014/3941, 5/10/2017, § 45; Fatma Ülker

Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018, § 46). Somut olayda da aynı

ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

iii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

40. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

41. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel

hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına

yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna

dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek

yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve

Afife Tarhan, § 62).

(1) Kanunilik

42. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken

ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde

diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

43. Başvurucuya 2006 yılından itibaren ödenen sosyal güvenlik

yaşlılık aylığının ödenmeye başlandığı tarihten geçerli olacak şekilde iptal

edilmesi ve başvurucunun geriye dönük olarak borçlandırılması işlemlerinin

dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un 60. maddesidir.

44. 506 sayılı Kanun'un mezkûr 60. maddesinde yaşlılık aylığı

tahsisi için gerekli şartlar düzenlenmiştir. SGK tarafından fiilî çalışmaya

dayanmadığı belirlenen 13/1/2004-23/5/2006 yıllarına ait dönemin sigortalılık

bildirimleri nedeniyle başvurucunun yaşlılık aylığı sonlandırılmıştır.

Dolayısıyla anılan hükmün, 2006-2009 yılları arasındaki döneme ilişkin ödenen

yaşlılık aylığının başvurucudan geri istenilmesi ve ileriye yönelik ödemenin de

durdurulması biçimindeki müdahalenin kanuni dayanağının olduğu sonucuna

ulaşılmaktadır. Diğer taraftan yersiz ödenen sosyal güvenlik ödemelerinin geri

alınmasına ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'nun 96.

maddesinde düzenleme bulunduğu görülmektedir.

(2) Meşru

Amaç

45. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,

mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasına

imkân vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının

kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir

sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §

53).

46. Sigortalılık süresini doldurmamış bir kişiye yaşlılık aylığı

bağlanmamasının temelinde yatan amaç, sosyal güvenlik sisteminin korunması ve

devamlılığının sağlanmasıdır. Bu amacın kamu yararına dönük olduğu açıktır.

47. Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı

işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda

kaldırabileceği hususunda kuşku yoktur. Bu tespit hatalı idari işlemden

kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerlidir. Aksi durum kişilerin

sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda

bulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle

ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabilir.

Bu durum, sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz

verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmez (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074,

9/3/2016, § 74).

48. SGK tarafından başvurucunun 13/1/2004-23/5/2006 yıllarına

ait dönemde fiilî çalışmasının bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan,

başvurucudan 2006-2009 yılları arasındaki döneme ilişkin ödenen yaşlılık

aylığının geri istenilmesinin ve ileriye yönelik ödemenin durdurulmasının kamu

yararı amacına dayandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle müdahalenin meşru bir

amacının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

(3) Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

49. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

50. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

51. Mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin Anayasa'nın 13. ve

35. maddelerine göre ölçülü olabilmesi için her şeyden önce bu tedbirin

öngörülen kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olması zorunludur.

Diğer taraftan müdahalede bulunulurken takip edilen kamu yararı amacını

gerçekleştirmeye en uygun aracın seçilmesi gerekmektedir. Bu alanda hangi

araçların tercih edileceği ise öncelikli olarak daha isabetli karar verebilecek

konumda olan ilgili kamu makamlarının yetkisindedir. Bu nedenle hangi aracın

tercih edileceğinin belirlenmesi hususunda idarelerin belli ölçüde takdir

yetkisi bulunmaktadır. Ne var ki seçilen aracın gerekliliğine ilişkin olarak

idarelerin sahip olduğu takdir yetkisi sınırsız değildir. Tercih edilen aracın

müdahaleyi ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağırlaştırması

durumunda Anayasa Mahkemesince müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna ulaşılması

mümkündür. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu kapsamda yapacağı denetim, seçilen

aracın isabet derecesine yönelik olmayıp hak ve özgürlükler üzerinde

oluşturduğu müdahalenin ağırlığına dönüktür (benzer yöndeki kararlar için bkz. Hamdi Akın İpek, B. No: 2015/17763,

24/5/2018, § 108; Hanife Ensaroğlu,

B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 67).

52. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır.

Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir taraftan

ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (bkz. Arif Güven, B.

No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

53. Orantılılık ilkesi değerlendirilirken dikkate alınması

gereken hususlardan biri de kamu makamlarının tutum ve davranışlarıdır. Bu

bağlamda idarenin iyi yönetim

ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İyi yönetim ilkesi, kamu yararı kapsamında

bir konu söz konusu olduğunda kamu makamlarının uygun zamanda, uygun yöntemle

ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir. Bu bağlamda

idarelerin kendi hatalarının sonuçlarını gidermeleri ve bireylere yüklememeleri

gerekir (Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi

A.Ş. [GK], B. No: 2015/6728, 1/2/2018, § 100; Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No:

2013/711, 3/4/2014, § 68).

54. İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına

yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde; idarenin hatalı işlemi

karşısındaki tutumunun yanında, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı

işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz

gibi yaptırımların öngörülüp öngörülmediği önem arz etmektedir (Tevfik Baltacı, § 71).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

55. Somut olayda elverişlilik ve gereklilik ilkeleri yönünden

tartışılmayı gerektirir bir yön bulunmamaktadır. Asıl üzerinde durulması

gereken müdahalenin orantılı olup olmadığıdır. Bu itibarla uygulanan tedbirle

başvurucuya aşırı ve orantısız bir yük yüklenip yüklenmediğinin tespiti

gerekmektedir.

56. Olayda başvurucu, yaşlılık aylığı şartlarını taşıdığı gerekçesiyle

30/6/2006 tarihinde SGK'ya başvurmuştur. Anılan

talebi kabul edilen başvurucuya 1/7/2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı

bağlanmıştır. SGK tarafından başvurucunun çalıştığı işyeri olan A. Metal

Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti'de 2008 yılında yapılan

denetim sonucunda düzenlenen müfettiş raporuna istinaden işyeri tarafından

yapılan sigortalılık bildirimlerinin sahte olduğu gerekçesiyle iptaline karar

verilmiştir. Buna bağlı olarak da Şirkette fiilî çalışması bulunmadığı

değerlendirilerek yaşlılık aylığı iptal edilmiş ve başvurucu geriye yönelik

olarak borçlandırılmıştır.

57. İfade edildiği üzere ölçülülük bağlamında iyi yönetişim

ilkesi; mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme

sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen sosyal güvenlik hakkından

doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam ettirmesi bakımından büyük

öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (bkz. §§ 49, 50). Anayasa Mahkemesi daha önce kamu

makamlarının uygun zamanda, uygun yöntemle ve tutarlı olarak hareket etme

sorumluluğu ile başvurucunun tutum ve davranışlarını gözeterek benzeri

başvuruları incelemiştir. Suzi Alyüz (B.

No: 2013/679, 20/4/2016) kararında başvurucuya yaklaşık sekiz buçuk yıl boyunca

yapılan yaşlılık aylığı ödemelerinin, geçmişte yapılan usulsüz prim girişleri

nedeniyle kanuni faizi ile birlikte iadesinin istenmesinin başvurucunun ağır

kusuru nedeniyle ölçülü bir müdahale olduğu sonucuna varılmıştır (Suzi Alyüz, §§ 45-63). Uğur Ziyaretli

(B. No: 2014/5724, 15/2/2017) kararında ise başvurucunun emekliye ayrıldıktan

sonra tekrar çalışmaya başlaması üzerine yersiz olarak ödenen yaşlılık

aylıklarının, başvurucunun ve idarenin müterafik

kusurlarına rağmen ana paranın çok üzerinde bir miktarda faizle geri

istenildiği olayda, bütün külfetin başvurucuya yükletilmesi nedeniyle ölçüsüz

bir müdahale olduğu değerlendirilerek faiz talebi yönünden mülkiyet hakkının

ihlaline karar verilmiştir (Uğur Ziyaretli, §§ 69-78).

58. Başvuruya konu olayda, yaşlılık aylığının bağlanması

yönündeki işlem idarenin tasarrufu ve

gözetimi altında gerçekleştirilmiştir. Ancak somut olayda

başvurucunun yaşlılık aylığı şartlarını taşıdığına dair idarece yapılan tespit

sigortalılık bildirimlerinin gerçek olması temeline dayanmaktadır. Her ne kadar

başvurucu 2004-2006 yılları arasında Şirket tarafından düzenlenen

beyannamelerin ve çalışma olgusunun SGK tarafından kabul edilerek yaşlılık

aylığı bağlandığını ileri sürse de başvurucunun yapılan yargılama neticesinde

bu işyerinde fiilen çalıştığını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Şirket

tarafından yapılan bildirimlerin sahteliğinden tek başına SGK'nın

sorumlu tutulması mümkün olmadığı gibi başvurucunun yapılan bildirimlerin

sahteliğini bilebilecek durumda olduğu da açıktır.

59. 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinde sigortalılara fazla veya

yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu kanun kapsamındaki her türlü

ödemelerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuş olması hâlinde, bu

ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile

birlikte geri alınacağı hüküm altına alınmıştır. Başvurucu, iadesi istenilen

alacağın faizine veya topluca kendisinden istenildiğine yönelik bir şikâyette

bulunmamış, yalnızca anılan dönemde fiilen çalıştığını belirterek işlemin

tümden yanlış olduğunu savunmuştur. Yapılan yargılama neticesinde fiilen çalışma

olgusunu ispat edemeyen başvurucunun yaşlılık aylığının iptal edileceğini ve

5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre usulsüz olarak aldığı aylıkların

iadesinin isteneceğini öngörebilecek durumda olduğu kanaatine varılmıştır.

60. Bu kapsamda başvurucunun mülkiyet hakkına, yaşlılık

aylığının iptal edilmesi ve ödenen yaşlılık aylıklarının iadesinin istenmesi

yönünde yapılan müdahalenin, meşru amacı ile karşılaştırıldığında ve

başvurucunun kusurunun ağırlığı gözetildiğinde şahsi olarak başvurucuya aşırı

bir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir. Bu sebeple müdahalenin içerdiği

kamu yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil

dengenin başvurucu aleyhine bozulmadığı sonucuna varılmıştır.

61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Olcay ÖZCAN

Başvurucu

:

Bülent Sinan

KAYA

Vekili

:

Av. Naci

ÖZER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/1854, 28 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  9. B. Mülkiyet Hakkının
  10. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  11. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  12. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. Kaya
  18. Özer
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/1854
Tarih
28 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Abdulhakim Adlığ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/526)
  • Ali Polat Başvurusu (B. No: 2016/15310)
  • Salime Müge Barış Başvurusu (B. No: 2016/7602)
  • Aynur Ayteş Karacan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/12166)
  • Mehmet Arslantaş Başvurusu (B. No: 2016/15703)
  • Malaklar İnşaat Taahhüt Gıda Maden Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/5174)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.