İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.i. Başvurusu (B. No: 2017/16005)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda avukat ile telefonla görüşmeye

Başvuru No2017/16005Tarih11 Aralık 2019Okuma21 dk · 4.147 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm A.İ. Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2017/16005
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.147 kelime·21 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURU KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda avukat ile telefonla görüşmeye

izin verilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Bakanlık görüşüne

karşı başvurucu beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Niğde E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza

İnfaz Kurumu) silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan tutuklu olarak bulunmaktadır.

9. Başvurucunun avukatı ile telefonla görüşme talebi Ceza İnfaz

Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun (İdare ve Gözlem Kurulu) 18/10/2016 tarihli

kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde; Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 23/7/2016 tarihli ve 29779

sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 667 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde

Kararname'nin (667 sayılı KHK) uygulanmasına yönelik 25/7/2016 tarihli yazısına

dayanılarak, tutuklu olanların belgelendirilmek şartıyla sadece eşi, ikinci

dereceye kadar kan ve birinci derece kayın hısımları, vasi veya kayyımları

tarafından ziyaret edilebilecekleri; ayrıca sayılan kişilerle sınırlı olarak on

beş günde bir telefonla görüşme hakkının olduğu ifade edilmiştir.

10. Başvurucu İdare ve Gözlem Kurulu kararına karşı itiraz

dilekçesinde; daha önce güven ilişkisinin sarsılması nedeniyle iki avukatını

azlettiğini, telefonla görüşmek istediği avukatının ise Van Barosuna bağlı

olarak çalıştığını ve hakkında devam eden ceza soruşturması ile birlikte farklı

illerde derdest olan idari davalarını takip ettiğini, sürekli yüz yüze

görüşmelerinin mümkün olmadığını belirterek, hakkını arayabilmek, savunma

hakkını kullanabilmek ve avukatlık hizmetinden etkin bir şekilde yararlanmak

için avukatıyla telefonla görüşmesinin sağlanması gerektiğini ifade etmiştir.

Başvurucu ayrıca mevzuatta avukatla telefonla görüşmenin düzenlenmemesi

nedeniyle talebinin reddedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını vurgulamıştır.

Niğde İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 13/12/2016 tarihli kararında; 667

sayılı KHK’nın 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendini tekrarladıktan

sonra sadece anılan maddede sayılan kişilerle telefonla görüşülebileceğini

vurgulayarak avukat ile görüşme talebiyle İdare ve Gözlem Kurulu kararına

itirazın reddine hükmetmiştir.

11. Başvurucunun anılan karara yukarıda belirtilen nedenlerle

yaptığı itiraz, Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2016 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Gerekçede, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun

olduğu belirtilmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden

yapılan incelemede, başvurucunun 12/5/2017 tarihinde tahliye edildiği

anlaşılmıştır.

12. Nihai karar 11/1/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 10/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hükümlünün

telefon ile haberleşme hakkı" kenar başlıklı 66. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Kapalı ceza infaz kurumlarındaki

hükümlüler, tüzükte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki

ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir

ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu

hükümlüler bakımından kısıtlanabilir. "

15. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların

hakları" kenar başlıklı 114. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

(3)

Tutukluların yazılı haberleşmeleri ile telefonla görüşmeleri, soruşturma

evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemesince

kısıtlanabilir.

(4) Tutuklu,

savunması için istediği müdafii seçmek ve

görevlendirmek hakkına sahiptir...

(5) Tutuklunun müdafii

ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine

hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz.

(6) Özel

kanunda yer alan hükümler saklıdır."

16. 5275 sayılı Kanun'un "Kısıtlayıcı

önlemler" kenar başlıklı 115. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Tehlikeli hâlde bulunan, delil

karartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğini

tehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunan

tutuklulara soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim

veya mahkemesince aşağıdaki tedbirler uygulanabilir: ...

b) Belirli süre ile dışarıyla ilişkisinin,

ziyaretçi kabulünün ve telefongörüşmelerinin

kısıtlanması..."

17. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların

yükümlülükleri" kenar başlıklı 116. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...haberleşme veya iletişim araçlarından

yoksun bırakma veya kısıtlama,... telefonla haberleşme

hakkı,... konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76

ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle

uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."

18. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün

(İnfaz Tüzüğü) "İdare ve gözlem

kurulunun görev ve yetkileri" kenar başlıklı 40. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (g) bendi şöyledir:

"g) Tehlikeli hâli bulunan ya da örgüt

mensubu olan hükümlülerle ilgili olarak, telefon görüşmeleri ile radyo,

televizyon yayınları ve internet olanaklarından yararlanma hakkının

kısıtlanmasına karar vermek,"

19. İnfaz Tüzüğü'nün "Telefonla

görüşme hakkı" kenar başlıklı 88. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Kapalı kurumda bulunan hükümlüler,

belgelendirmeleri koşuluyla eşi, üçüncüdereceye kadar

kan ve kayın hısımları ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir.

(2)

Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:

a) Hükümlüler, haberleşme

veya iletişim araçlarından yoksun bırakılma veya kısıtlama cezası ile hücreye

koyma cezasının infazı sırasında olmamak koşuluyla, idarenin kontrolünde

bulunan ve kurumun uygun yerlerine yerleştirilen telefonlardan yararlandırılır,

...

e) Hükümlüler, telefon görüşmesi hakkına sahip

oldukları konusunda bilgilendirilir,

f) Hükümlülerin telefonla görüşme gün ve

saatleri, kurumda bulunan telefon adedi, başvuru sırası, kurumun asayiş ve

güvenliği dikkate alınarak idare tarafından belirlenir. Hükümlüler

görüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kez

ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabilir.

Herhangi bir nedenle görüşme gerçekleşememişse daha önceden bildirilen

numaralardan bir diğeriyle görüşebilir. Konuşma süresi görüşme başladığı andan

itibaren on dakikayı geçemez. Ancak tehlikeli hükümlü oldukları idare ve gözlem

kurulu tarafından belirlenen hükümlüler onbeş günde bir

kez olmak ve on dakikayı geçmemek üzere sadece eşi, çocukları, annesi ve babası

ile görüşebilir,

g) Hükümlünün, kurumun güvenliğini tehlikeye

düşüren, suç oluşturan veya bir suça azmettirme ya da yardım etme sonucunu

doğurabilecek konuşmalarda bulunduğu dinleme sırasında belirlendiğinde, görüşme

derhâl kesilir. Bu hâlde hükümlü hakkında adlî veya idarî soruşturmaya esas

olacak işlemler kurum en üst amiri tarafından yapılır,

h) Suç işlemek amacıyla kurulan silâhlı örgütün yöneticiliğini yapmaya devam eden, bu

konuda herhangi bir yöntemle, kurum içi veya dışındaki kişilere talimat veya

mesaj veren hükümlülere idare ve gözlem kurulu kararıyla telefon görüşmesi

hiçbir şekilde yaptırılmaz,

..."

20. İnfaz Tüzüğü'nün "Telefon

görüşmesi yaptırılmayacak hâller " kenar başlıklı 89. maddesi

şöyledir:

"(1) Hükümlülere tanınan telefonla

görüşme hakkı;

a) Genel ve kısmî aramalar sırasında,

b) Yemek dağıtım saatlerinde,

c) Kurum asayiş ve güvenliğini bozucu her

türlü bireysel veya toplu olaylar sırasında, kullandırılmaz."

21. İnfaz Tüzüğü'nün "Tutukluların

hakları" kenar başlıklı 184. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

(3)

Tutukluların yazılı haberleşmeleri ile telefonla görüşmeleri, soruşturma

evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemesince

kısıtlanabilir.

(4)

Tutuklu, savunması için istediği müdafii seçmek ve

görevlendirmek hakkına sahiptir...

(5)

Tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum

düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve

kısıtlamalar konulamaz.

a) Şüpheli veya sanık, vekâletname

aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları

başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz,

b) Soruşturma evresinde, aynı anda en fazla üç

avukat tutuklu ile görüşebilir. Avukatlar aynı anda birden fazla tutukluyla

görüşemez.

(6)

Özel kanunda yer alan hükümler saklıdır."

22. İnfaz Tüzüğü'nün "Kısıtlayıcı

önlemler" kenar başlıklı 185. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Tehlikeli hâlde bulunan, delil

karartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğini

tehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunan

tutuklulara soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim

veya mahkemesince aşağıdaki tedbirler uygulanabilir:

...

b) Belirli süre ile dışarıyla ilişkisinin,

ziyaretçi kabulünün ve telefon görüşmelerinin kısıtlanması,..."

23. İnfaz Tüzüğü'nün "Tutuklulara

uygulanacak hükümler ve yükümlülükleri" kenar başlıklı 186. maddesişöyledir

" Tüzüğün;

1, 4, 6, 9 ilâ 14, 22, 24 ilâ 27, 29 ilâ 31, 40 ilâ 46, 67 ilâ 73, 75 ilâ 96,

99 ilâ 108, 110 ilâ 117, 119 ilâ 132, 143 ilâ 171, 174, 176 ilâ 179, 185, 188,

189 uncu maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır

nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."

24.6749 sayılı Kanun olarak TBMM tarafından 18/10/2016 tarihinde

kabul edilen 667 sayılı KHK'nın

"Soruşturma ve kovuşturma" kenar başlıklı 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"...

e) Tutuklu olanlar, belgelendirilmesi

koşuluyla sadece eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derece kayın

hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından ziyaret edilebilir. Adalet

Bakanlığı ile Cumhuriyet başsavcılığının yetkileri saklıdır. Tutuklular

telefonla haberleşme hakkından ancak onbeş günde bir

ve bu bentte sayılan kişilerle sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzere

faydalanabilirler..."

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar

başlıklı 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Herkes .... yazışmasına

saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu

hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla

öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin

ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir

tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), haberleşme

hürriyetine yapılan müdahalelerin demokratik toplumda zorunluluk teşkil

etmesine ilişkin kriteri incelediği kararlarda, öncelikle, ceza infaz

kurumlarında bulunan kimselerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı

başına Sözleşme'nin ihlaline sebebiyet vermeyeceğini, keza ceza infaz kurumunun

olağan ve makul gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanın

gerekli olduğunu belirtmiştir (Mehmet Nuri

Özen/Türkiye, § 51; Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72, 6205/73, 7052/75,

7061/75, 7107/75, 7113/75, 7136/75, 25/3/1983, § 98).

27. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılan

müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını

oluşturan mevzuatın ulaşılabilir,

yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci

olarak söz konusu sınırlandırma meşru bir

amaca dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale demokratik bir

toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır (Silver

ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 85-90; Klass ve Diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/9/1978, §§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88,

25/3/1992, § 34).

28. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumda

zorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtan

kaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarını

içermektedir (Silver ve diğerleri /Birleşik

Krallık, § 97).

29.AİHM'e göre hükümlü ve tutuklular Sözleşme kapsamında kalan

temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §

69).

30. AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda,

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir.

Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir

sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver

ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 99-105).

31. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa

Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı tavsiye kararlarının hükümlü ve

tutukluların dış dünya ile ilişkilerine dair kısmı şöyledir:

"Dış Dünya ile İlişki

24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta

mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle

ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin

mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.

24.2 Devam etmekte olan bir ceza soruşturması,

emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç işlenmesinin önlenmesi ve

suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi halinde, haberleşme ve

ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak adli bir merci

tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu tür kısıtlamalar

yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.

24.3. Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişim

kurması kısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşları

belirlemelidir,

...

24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla

yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun

için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar ..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 11/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

33.Başvurucu

bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak geliri olmadığını beyan

ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.

34.

Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B.

No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak

geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden

yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli

yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

35. Başvurucu; Ankara, Van, Niğde ve Konya illerinde devam eden

on bir idari ve iki alacak davasının, ayrıca hakkında iki ceza soruşturmasının

olduğunu, bu davaları ve soruşturmaları Van Barosuna kayıtlı avukatı

aracılığıyla takip ettiğini belirtmiştir. Başvurucu; farklı illerde devam eden

davalar ve soruşturmalarla ilgili gelişmeleri görüşmek, savunmalarını

hazırlamak, tutuklu olması nedeniyle bizzat takip edemediği işleriyle ilgili

talimatları vermek ve sonuçlarını öğrenmek için her defasında avukatının

Niğde'ye gelmesinin mümkün olmadığını ve avukatlık hizmetinden etkin bir

şekilde yararlanmak için avukatıyla telefonla görüşme imkânının sağlanması

gerektiğini ifade etmiştir. Avukatıyla telefonla görüşmesine izin verilmeyerek

hak aramasının engellendiğini, haklarının ölçüsüz şekilde kısıtlandığını

vurgulayan ve adil yargılanma, savunma ve kişinin maddi ve manevi varlığını

geliştirme haklarının ihlal edildiğini ileri süren başvurucu ayrıca kamuya açık

belgelerde kimlik bilgilerinin gizli tutulmasını talep etmiştir.

36. Bakanlık görüş yazısında; demokratik bir toplumda güvenliğin

ve disiplinin sağlanması amacıyla ceza infaz kurumlarında telefonla görüşmenin

sınırlandırılmasının mümkün olduğu, ancak bu durumda hükümlü ve tutukluların

öznel durumları gözetilerek belli bir esnekliğin sağlanması gerektiği; ayrıca

tutuklu ve hükümlülerin sosyal ilişki kurabilmelerindeki bireysel yarar ile

kamu yararı arasında makul bir dengelemenin yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

Bakanlık, telefonla haberleşme hakkına ilişkin sınırlamanın OHAL ilanını

gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu ve somut olay değerlendirilirken

Anayasa'nın 15. maddesinin göz önünde tutulması gerektiğini vurgulayarak ceza

infaz kurumunda tutulmanın doğal sonucu olarak hükümlü ve tutukluların sosyal

ilişkilerinin sınırlandırılmasının kaçınılmaz olduğunu, avukat ile telefonla

haberleşmenin kısıtlanmasının kanuni dayanağının bulunduğunu ve ceza infaz

kurumunun disiplininin ve güvenliğinin sağlanmasınayönelik

bir tedbir olduğunu belirtmiştir. Görüş yazısında ayrıca; darbe teşebbüsü

sonrası tutuklu sayısının artması, tutuklu ve hükümlülerin güvenliğini

sağlayacak görevli sayısının önemli ölçüde azalmış olması, kısıtlamanın OHAL

süresiyle sınırlandırılması ve başvurucunun avukatıyla ceza infaz kurumunda

görüşemediğine ilişkin bir iddiasının mevcut olmaması gözetildiğinde söz konusu

müdahalenin demokratik toplum gereklerine uygun ve ölçülü olmadığının

söylenemeyeceği ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

37. Başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınacak Anayasa’nın "Haberleşme hürriyeti" kenar

başlıklı 22. maddesi şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli

hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz

saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

38.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucunun iddialarının özünün tutuklu iken avukatı ile telefonla

görüşmesinin engellenerek haberleşmesinin kısıtlandığına yönelik olması

nedeniyle, başvuru haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir. Başvurucunun

avukatıyla görüşme talebinin reddine ilişkin kararlarda OHAL koşullarına ve

gerekliliklerine dayanan bir gerekçe gösterilmediği anlaşıldığından, başvurunun

ayrıca Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında incelenmesine gerek olmadığı değerlendirilmişitr.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

40. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne ve

haberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,

Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.

Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla

haberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birlikte

haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp, meşru birtakım sınırlamalara

tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 50).

41. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme özgürlüğüne

sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır.

Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini

isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa

olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme

bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel

iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması; posta,

elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme

faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği kapsamında

değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49).

42. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların

haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkının sınırlanması, hukuka uygun

olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte

yandan hükümlü ve tutukluların aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza

infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların aileleri ve yakınları ile

temaslarını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708,

20/4/2016, § 36).

43. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz

kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesi

gerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile aile

hayatına saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti arasında adil bir denge

sağlanmalıdır. Ancak ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarak

idarenin müdahale konusunda takdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir

(Mehmet Koray Eryaşa,

§ 89).

44. Somut olayda başvurucunun telefonla haberleşme hakkının

İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla kısıtlanmasının haberleşme hürriyetine

müdahale oluşturduğu sonucuna varılmıştır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

45. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel

hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen

sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,

...demokratik toplum düzeninin gereklerine... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

46. Anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 22. maddesini ihlal edecektir. Bu

sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya

uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma, demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına

uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

47. Haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak

yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla

mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir" denilerek bu kuralın da mutlak

olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar

getirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123,

30/12/2015, § 71).

48. Ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır. Bununla

birlikte hükümlü ve tutuklular, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun

olarak tutma olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı

dışında (İbrahim Uysal, B.

No:2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa’nın koruma alanı kapsamında kalan

temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptir. Ancak ceza infaz

kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suç işlenmesinin önlenmesi ve

disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda düzenin ve güvenliğin teminine

yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda bu haklar

sınırlanabilir. Bu durumda dahi mahkûmların haklarına yönelik yapılacak

sınırlandırmalar temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin olarak

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen kanunla, meşru bir amaçla ve demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olma şartlarını taşımalıdır (Mehmet Koray Eryaşa,

B. No: 2013/6693, 16/4/2015, §§ 50-51).

49. Özellikle diğer haberleşme yollarının kullanılabildiği ve

yeterli olduğu durumlarda, Anayasa’nın 22. maddesinin, hükümlü ve tutukluların

telefonla görüşmesini güvence altına aldığı şekilde yorumlanması mümkün

değildir. Hükümlü ve tutukluların dış dünya ile haberleşmesinin sağlanmasında

kamu otoritelerinin takdir yetkisinin geniş yorumlanması gerekir. Haberleşme yöntemlerinden

bir veya birkaçının kullanılması ve yeterli olması durumunda hükümlü ve

tutukluların telefonla görüşmesine izin verilmemesi tek başına haberleşme

hürriyetinin ihlali olarak değerlendirilemez. Ancak Anayasa’nın 22. maddesi

kapsamında hükümlü ve tutuklulara diğer haberleşme araçları ile birlikte

telefonla görüşme imkânı verilmesi hâlinde bu özgürlüğe yapılacak

sınırlandırmaların her halükârda kanunla meşru bir amaçla ve demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun şekilde yapılması ve ölçülü olması gerekmektedir (Mehmet Koray Eryaşa,

§ 55).

50. Temel hak ve özgürlükler alanında yasama organının,

keyfiliğe izin vermeyen, öngörülebilir düzenlemeler yapma zorunluluğu vardır.

İdareye keyfî uygulamalara meydan verebilecek çok geniş bir takdir yetkisi tanınması

Anayasa’ya aykırı olabilecektir. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına

ilişkin kanunların şeklen var olması yeterli görülemez, aynı zamanda kanunların

niteliğine de bakılmalıdır. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir alanda

kanunun emrine dayanarak yürütme organınca alınacak önlemler objektif nitelik

taşımalı ve idarenin keyfî uygulamalarına sebep olacak geniş takdir yetkisi

vermemelidir (AYM, , E.1984/14, K.1985/7, 13/6/1985).

51. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, Anayasa'da temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda,

kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerektiğini ve

Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda, yasama

organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve idare tekniğine

ilişkin hususları yürütmeye bırakmasının yasama yetkisinin devri olarak

yorumlanamayacağını kabul etmiştir (AYM, E.2014/133, K.2014/16, 30/10/2014). Bu

bağlamda temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına yönelik kanuni

düzenlemelerde kanun koyucunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi

belirlemesinden sonra diğer ayrıntıların düzenleyici işlemlerle

belirlenebileceği kabul edilmiştir. Aksi takdirde temel hak ve özgürlüklerin

ancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin Anayasa’nın 13. maddesi hükmüne de

aykırılık oluşacaktır (Mehmet Koray Eryaşa, § 63).

52.Mehmet Koray Eryaşa kararında, yukarıda anılan ilkeler

hatırlatıldıktan sonra 5275 sayılı Kanun’da ve 17/6/2005 tarihli ve 25848

sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hükümlü ve

Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’te tutukluların müdafileri

ile telefonla görüşemeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığı, 5275 sayılı Kanun'un 114. maddesinin (5)

numaralı fıkrasındaki açık düzenleme karşısında asıl olanın bir tutuklunun müdafii ile haberleşmesinin hiçbir suretle engellenmemesi

ve kısıtlanmaması olduğu ve haberleşmenin kapsamının telefonla iletişimi de

içereceği hususunun 5275 sayılı Kanun’un 66. maddesinde kabul edildiği

vurgulanmıştır. Kararda ayrıca 5275 sayılı Kanun’un 66. maddesi ve 114.

maddesinin (5) numaralı fıkrasındaki düzenlemeler karşısında tutukluların,

avukat ile telefonla görüşmesinin avukat ile görüşmeye yönelik açık bir

düzenleme olmadığı gerekçesiyle engellenmesinin kanunilik ilkesini

karşılamadığı ve anılan Kanun hükümleri çerçevesinde hükmen tutuklu

başvurucunun avukatı ile telefon vasıtasıyla görüşmesinin engellenebilmesi için

yeterli bir yasal düzenleme olmadığı belirtilmiştir Mehmet Koray Eryaşa, §§ 63-68).

53. Bu noktadan hareketle tutukluların avukatları ile telefonla

görüşme hakkının, güvenliğin ve disiplinin sağlanması, yeniden suç işlenmesinin

önlenmesi amacıyla sınırlandırılmasının mümkün olduğu ancak bu durumda hükümlü

ve tutukluların öznel durumları gözetilerek belli bir esnekliğin sağlanması;

tutuklu ve hükümlülerin sosyal ilişki kurabilmelerindeki bireysel yarar ile

kamu yararı arasında makul bir dengelemenin yapılması gerektiği söylenebilir.

Öte yandan Bakanlık görüşünde OHAL koşulları hatırlatılmış ise de, başvurucunun avukatıyla görüşme talebinin reddine

ilişkin kararlarda OHAL koşullarına ve gerekliliklerine dayanan bir gerekçe

belirtilmediği görülmüştür. Ayrıca OHAL koşullarında ceza infaz kurumlarında

temel hak ve hürriyetlere yönelik geçici sınırlandırmalar konusunda idarenin

olağan dönemlere göre daha da geniş bir yetkiye sahip olduğu söylenebilir.

Ancak bu durumda öncelikle, tutuklu ile avukatı arasında yüz yüze görüşme,

mektup ve benzeri yöntemlerle haberleşme imkânının yeterli bir şekilde

sağlanmış olması, ayrıca tutuklunun telefonla görüşme talebinin başvurucunun

somut durumu ve talebin nedenleri de gözetilerek ilgili ve yeterli gerekçe ile karşılanmasıgerekir.

54. Somut olayda; başvurucunun farklı illerde devam eden çok

sayıdaki davasını takip eden avukatıyla avukatlık hizmetinden yararlanmak

amacıyla telefonla görüşmek istediği, talebinin ise 667 saylı KHK hükmü gereği

sadece anılan maddede sayılan kişiler ile telefonla görüşme hakkının olduğu

gerekçesiyle reddedildiği görülmüştür. İlgili kararlarda OHAL koşulları,

güvenliğin ve disiplinin sağlanması veya ceza infaz kurumunun koşulları gibi

gerekçelere değil, sadece 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesinde telefonla

görüşülebilecek kişiler arasında avukatın sayılmamış olmasına dayanıldığı

anlaşılmaktadır. Öte yandan anılan 667 sayılı KHK hükmünün 5275 sayılı Kanun ve

İnfaz Tüzüğü'nde olduğu gibi tutukluların avukatlarıyla telefon vasıtasıyla

görüşmesine engel olacak açık bir düzenleme içermediği görülmüştür.

55. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde;

somut olayda Mehmet Koray Eryaşa kararında belirtilen ilkelerden ve

sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumunun bulunmadığı, bu bağlamda ceza infaz

kurumunda tutuklu olarak bulunan kişilerin avukat ile telefonla görüşmelerinin,

avukat ile görüşmeye yönelik açık bir düzenleme olmadığı gerekçesiyle

engellenmesinin kanunilik ilkesini karşılamadığı; tutuklu başvurucunun avukatı

ile telefon vasıtasıyla görüşmesinin engellenebilmesi için yeterli bir yasal

düzenleme olmadığı sonucuna varılmıştır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

58. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin ortadan nasıl kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir.

59. Başvurucu, yeniden yargılama talebinde bulunmuş ve 100.000

TL tazminat talep etmiştir.

60. Başvuruda, ilgili mevzuatta tutuklu olarak bulunan kişilerin

avukat ile telefonla görüşmelerini engelleyen açık bir düzenleme olmamasına

rağmen, avukat ile telefonla görüşme talebinin reddine ilişkin karar verildiği,

dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

61. Başvurucunun tahliye edildiği de gözetildiğinde yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

62. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya takdiren net 10.000 TL manevi tazminat

ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekir.

63. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

gözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Niğde İnfaz Hâkimliğine

ve Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

C. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, fazlaya

ilişkin talebin REDDİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Niğde İnfaz Hâkimliğine ve

Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : A.İ.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/16005, 11 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvuru Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adli Yardım Talebi
  11. B. Haberleşme
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. B. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli
  14. C. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  15. D. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. Kömürcü
  18. Yıldırım
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/16005
Tarih
11 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • H.y. Başvurusu (B. No: 2017/7439)
  • Ertan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2018/14445)
  • Feti Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/37121)
  • Yaşar İnce Başvurusu (B. No: 2016/1750)
  • T.k. Başvurusu (B. No: 2017/27041)
  • Naci Altunbulduk Başvurusu (B. No: 2017/38608)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.