İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.t. Başvurusu (B. No: 2014/2252)

1. Başvuru, Sabah gazetesinde ve gazetenin internet sitesinde

Başvuru No2014/2252Tarih8 Haziran 2016Okuma14 dk · 2.898 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm A.T. Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/2252
R.G. Tarih ve Sayı
13.7.2016 - 29769
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.898 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Sabah gazetesinde ve gazetenin internet sitesinde

yer alan bir haberde gerçeğe aykırı bilgilere yer verilmesi nedeniyle şeref ve

itibarının korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/2/2014 tarihinde Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 10/7/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 31/8/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

30/9/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 7/10/2015 tarihinde sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, başvuru tarihi itibarıyla tıp profesörü unvanıyla

bir üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

9. Sabah gazetesinin

20/4/2011 tarihli nüshasında ve gazetenin “www.sabah.com.tr”

isimli internet sitesinde “Kadın profesörle

hastasına restoranda ‘aşk’ baskını” başlıklı bir haber

yayımlanmıştır. Söz konusu haberde, başvurucunun görev yaptığı üniversitede

tedavi gören hastası ile yemek yediği bir restoranda hastasının eşi ve diğer

bazı yakınlarının saldırısına uğradığı iddia edilmiştir. Bahsi geçen haber

şöyledir:

“… bir balık lokantasında 12 Nisan akşamı yaşanan olayda, doktoru olan

… Üniversitesi Tıp Fakültesi …Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.

A.T. ile yemek yiyen lösemi hastası Ö.Y., eşi, annesi ve babasının restorana

geldiğini görünce hemen dışarı çıktı. A.T. de peşinden gitti. İddiaya göre,

anne A.Y. ile gelini D.Y. profesöre saldırdı. Bu sırada dizlerinden yaralanan

A.T.’nun gözlüğü kırıldı. Restoran çalışanları duruma

müdahale ederek, polise haber verdi.

İki çocuk annesi D.Y., 5 yıldır evli olduğu eşinin 7 Mart 2010’da

lösemi tedavisi görmeye başladığını, ve A.T.’nun eşine karşı özel ilgisi olduğunu gözlemlediğini

belirterek şunları söyledi: ‘Kontrol için profesörle birlikte Ankara’ya

gittikten sonra eşim evi terk edip benden boşanmak istediğini söyledi. Kabul

ettim. Ancak ailesi karşı çıktı. Aile toplantısı yaptık. Eşim bir hata

yaptığını, ancak doktorun kendisini dediğini söyledi.

Tedavide sıkıntı yaşayacağından korktuğumuz için bunlara katlandım.’

D.Y., kadın profesörün lösemi hastası eşini, sigara ve alkole

alıştırdığını da iddia etti. Baba M.Y. da profesör A.T.’nun,

oğlunu tehdit ederek kendine bağladığını öne sürdü. Baba ve anne, oğulları ile

profesör hakkında suç duyurusunda bulundu.

‘Aramızda

İlişki Yok’

…Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan Ö.Y. ise

evde ailesiyle tartıştığı ve morali bozuk olduğu için doktorunu aradığını,

birlikte yemek yedikleri sırada annesiyle eşinin doktora saldırdığını, babasının

da doktorun başına vurduğunu belirterek sadece işyeri çalışanlarından şikâyetçi

oldu.

Kendisine yöneltilen hiçbir suçlamayı kabul

etmeyen A.T. de olay gecesi Ö.Y.’nin arayıp konuşmak

istediğini belirterek, ‘Hepsinden şikâyetçiyim’ dedi. Taraflar hakkında kasten

yaralama, hakaret, tehdit ve mala zarar verme suçlarından işlem yapıldı.”

10. Başvurucu, bahsi geçen haber nedeniyle kişilik haklarına

saldırıda bulunulduğu iddiasıyla 27/4/2011 tarihinde Antalya 4. Asliye Hukuk

Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.

11. Antalya 4. Asliye

Hukuk Mahkemesi, Sabah gazetesinde ve internet sitesinde yayımlanan haberin

görünür gerçekliğe uygun olduğu gerekçesiyle 9/3/2012 tarihli kararı ile

davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

“…

Mahkememize tarafların iddiaları doğrultusunda

tüm deliller ve dokümanlar toparlanmış gösterilen tanıklar tek tek

dinlenmiştir. Dinlenen davacı tanıkları Mahkememize, davacının hastalarının

hepsine ilgi gösteren, yakınlık gösteren, iyi bir hekim olduğunu

anlatmışlardır. C. Başsavcılığından celp edilen ceza dosyalarının tetkikinde;

gazetenin ve internet sitesinin bildirdiği olayın esas itibarı ile gerçekleşmiş

olduğu, ceza soruşturmasının devam ettiği, 2011/24584 soruşturma no.lu dosyada

dava dışı Ö.Y.’ın C. Savcısı huzurunda verdiği

13/7/2011 tarihli beyanında açıkça ‘… aramızda duygusal bir yakınlaşma oldu.

Yaklaşık 20-25 gün bu manada bir ilişki yaşadık, en son … balıkçıdaki olaydan

sonra ilişkimiz de bitti…’ şeklinde beyanda bulunduğu, yani basının verdiği

haberin yaşanan olaylara ilişkin olduğu, görünür gerçekliğe uygun olduğu

görülmüştür. Basın görünür gerçekliği kamuoyu ile paylaşmak görevini, hakkını

ve sorumluluğunu yürütmektedirler. Bu olayda yapılan haber görünür gerçekliğe

uygundur. Eğer davacı bu haber sebebiyle manevi tazminat talebinde bulunacak

ise haberi yayınlayan basından değil, yukarıdaki beyanı veren ve ilişkisi

olduğu iddia olunan Ö.Y.’dan, beyanlarıyla böyle bir

habere sebebiyet verdiği için manevi tazminat talebinde bulunmalıdır.

Ayrıntılarıyla incelenen ceza soruşturmasına ilişkin dosyadan edinilen kanaatle

davalı basın kuruluşunun yaptığı haberin olaya ve görünür gerçekliğe uygun

olduğu, maddi gerçeğin ceza mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda ortaya

çıkacağı kanaatine varıldığından,…davanın reddine…”

12. Temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13/6/2013

tarihli kararıyla hükmün usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle onanmasına

karar vermiştir.

13. Karar düzeltme istemi

ise aynı Dairenin 12/12/2013 tarihli kararı ile reddedilmiş ve anılan karar

başvurucu vekiline 29/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 19/2/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49.

maddesi şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar

verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir

fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı

gidermekle yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu;

i. Sabah Gazetesinin beşinci sayfasında ve internet

sitesinde yer alan “Kadın profesörle

hastasına restoranda ‘aşk’ baskını” başlıklı haberde gerçek dışı

iddialar nedeniyle mesleki kimlik ve onuruna tecavüz edildiğini, gerçekleşmiş

olan darp olayının kişilik haklarını zedeleyecek tarzda bir haber hâline

getirilerek hakaret ve iftiraya maruz bırakıldığını, basın yoluyla vuku bulan

haksız fiil nedeniyle öğrencilerinin, hastalarının ve tüm toplumun önünde şeref

ve haysiyetinin zedelendiğini ve açılan tazminat davasının reddedilmesi

sonucunda kişilik haklarına yapılan saldırıların müeyyidesiz kaldığını

belirterek, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan şeref ve itibarın

korunması hakkının ihlal edildiğini,

ii. Yargılamanın İlk Derece Mahkemesi aşamasının reyini

önceden belli eden hâkim tarafından yürütüldüğünü, hâkimin reddi talebinin de

haksız olarak reddedildiğini belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu ihlalin tespiti ile 20.000 TL manevi tazminata ve toplam 10.000 TL

yargılama masrafı ile vekâlet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.

Başvurucu ayrıca kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Anayasa'nın 17. Maddesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

18. Başvurucu, başvuruya konu haberde yer alan iddiaların gerçek

dışı olduğunu, olayın sadece bir darp olayı iken asılsız isnat ve iftiralarla

kişilik haklarının zedeleneceği şekilde bir haber hâline getirildiğini

belirtmiş; şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

19. Başvurucunun iddialarına karşı Bakanlık görüşünde,

i. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) içtihatları

hatırlatılarak başvurucunun şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal

edildiğine dair şikâyetlerinin düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile

başvurucunun özel hayatı arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanmadığı

açısından değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

ii. AİHM'in ulusal mahkemelerin hakaret

içerikli, iftira niteliğinde ve aşağılayıcı bulduğu açıklamalarla karşı karşıya

geldiğinde, öncelikle söz konusu ifadelerin olgusal iddia olarak mı yoksa değer

yargıları olarak mı kategorize edileceğini incelediği hatırlatılmıştır.

iii. Ayrıca AİHM içtihatlarına göre, özel hayata müdahale

iddiasının basın yoluyla olması durumunda basın özgürlüğünde belli ölçüde

abartıya ve hatta tahrik yoluna başvurmanın mümkün olduğu, ancak bu özgürlüğün

ilgililerin meslek ahlakına saygı göstererek doğru ve güvenilir bilgi verecek

şekilde iyi niyetli olarak hareket etmelerini zorunlu kıldığı ve kötü niyetli

olarak gerçeğin çarpıtılmasının bazen kabul edilebilir eleştiri sınırlarını

aştığını kabul etmek gerektiği hatırlatılmıştır.

20. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formunda ileri

sürdüğü iddialarını tekrarlamıştır.

21. Anayasa Mahkemesinin benzer şikâyetlerdeki görevi, yargı

mercilerinin şeref ve itibar hakkı ile basın özgürlüğü arasında Anayasa Mahkemesi

içtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir şekilde bir denge kurup

kurmadıklarını ve mahkemelerin başvuranı kabul edilemez bir eleştiriden

korumakta yetersiz kalıp kalmadıklarını denetlemektir. Bu yapılırken derece

mahkemelerinin gerekçeleri dikkate alınacaktır (A.T.,B. No: 2013/8482, 7/7/2015, §

16) .

22. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler

ilk olarak İlhan Cihaner

kararında (B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-74) ortaya konmuştur. Daha sonra

aynı ilkeler Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından benimsenmiş (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,

8/4/2015, §§ 35-66; Nihat Özdemir

[GK], B. No: 2013/1997, 8/4/2015, §§ 29-61) ve Bölümler önlerine gelen

şikâyetlerde sözü geçen ilkeleri uygulamışlardır (Ali Suat Ertosun, B. No: 2013/1047, 15/4/2015, §§ 21-52; Ali Suat Ertosun (2), B. No: 2013/1640,

15/4/2015, §§ 19-50).

23. Başvuruya konu gazete ve internet sitesindeki haber (bkz. §

9) nedeniyle başvurucunun kişisel itibarının korunması hakkına müdahale

edildiği kabul edilmelidir. Bu sebeple mevcut davada başvurucunun, Anayasa’nın

17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın

korunmasını isteme hakkı ile ulusal günlük gazetenin Anayasa’nın 28. maddesinde

güvence altına alınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak

Anayasa’nın 26. maddesinde korunan ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulması

gerekmektedir.

24. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde

yer alan “manevi varlık”

kapsamında yer almaktadır. Devletin, bireyin manevi varlığının bir parçası olan

kişisel şeref ve itibara keyfî olarak müdahale etmemek şeklinde negatif

yükümlülüğü ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek şeklinde pozitif

yükümlülüğü bulunmaktadır(Abdullah Doğtaş, B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref

ve itibarı etkileyen sözel saldırılar veya basın ve yayın yolu ile yapılan

yayınlara karşı bireyin korunmaması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir

Sağdıç, § 36; İlhan Cihaner, § 42).

25. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasının olaya uygulanabilmesi için kişinin itibarına yapılan saldırının,

kişinin itibarına saygı gösterilmesini isteme hakkından kişisel olarak

yararlanmasına zarar verecek boyuta ulaşmış olup olmadığını somut olayın

şartlarına göre değerlendirir (Kadir Sağdıç,

§ 39; İlhan Cihaner, §§ 45, 56).

26. Öte yandan ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini

oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrası saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğünün, sadece toplum

tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve

fikirler için değil incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bilgi ve

düşünceler için de geçerli olduğu yinelenmelidir. İfade özgürlüğü, yokluğu

hâlinde “demokratik bir toplum”dan söz edemeyeceğimiz

çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir ve bazı istisnalara

tabi ise de bu istisnaların dar yorumlanması ve anılan hakkın

sınırlandırılmasına ilişkin gerekçelerin ikna edici olması gerekir (Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 95; Kadir Sağdıç, § 48; İlhan Cihaner, §

55; benzer yöndeki AİHM kararı içinbkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,

7/12/1976, § 49).

27. Mevcut olaydaki gibi başvurularda başvurunun sonucu, prensip

olarak başvurunun ihtilaflı sözlerin sahibi tarafından Anayasa’nın 26.

maddesine dayanılarak yapılmış olması ile bu sözlere konu olan kişi tarafından

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak yapılmış olmasına göre

değişmez. Aksi hâlde Anayasa’nın anılan maddelerinde korunan hakların

dengelenmesinde benzer olaylarda çelişkili sonuçlar ortaya çıkabilir. Yargı

mercilerinin bu iki maddede düzenlenen haklar arasında Anayasa Mahkemesi

içtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir şekilde bir denge kurması

gerekir.

28. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında bir

denge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şu

şekilde sayılabilir: yazının genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp

sağlamadığı, hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veya

herhangi bir kişi olup olmaması ve ünlülük derecesi vb.), haber veya makalenin

konusu, ilgili kişinin önceki davranışları, yayımın içeriği, şekli ve sonuçları

ile haber veya makalenin yayımlanma şartları (İlhan

Cihaner, § 66-73; Kadir Sağdıç, §§ 58-66; Nihat Özdemir, §§ 54-61; Ali Suat Ertosun, §§ 44-52; Ali Suat Ertosun (2), §§ 42-50).

29. Somut davanın kendine has koşullarında mahkemelerin

başvurucuyu aşırı bir eleştiriden korumakta yetersiz kalıp kalmadığı

incelenmelidir. Bu bağlamda somut başvuruda taraflar arasındaki ihtilaf, büyük

ölçüde dava konusu yazının maddi vakıaların açıklanması veya değer yargısı

olarak nitelendirilmesi ile ilgilidir. Bu noktada maddi olgular ile değer

yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi olgular ispatlanabilse

de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı hatırda

tutulmalıdır (Kadir Sağdıç, § 57;

İlhan Cihaner,

§ 64; Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986, §

46). Yine de yeterli bir olgusal temele sahip olması beklenmekle birlikte

yargılamaya konu bir yazının bir bütün olarak ele alındığında kamu yararını

ilgilendirmesi, değer yargısı kavramının geniş yorumlanması gerekliliğini

ortaya koymaktadır. Bir suç isnadının sağlam bir nedene dayandığının ortaya

konmasında aranan kesinlik derecesinin, kamu yararı ile ilgili bir konuda

gazetecilerin değer yargısı içeren ifadeleri bakımından da aranmasını beklemek

basın özgürlüğünün amacı ile bağdaşmaz (Scharsach ve News Verlagsgesellschaft GmbH/Avusturya, B. No: 39394/98, 13/2/2004, §§

39-43).

30. Başvurucu; haber içeriğinde yer alan ifadelerin kendisine

yönelik iftira ve hakaret oluşturduğunu, yapılan haberle saygın bir bilim

insanı olmasının göz ardı edilip hukuka aykırı şekilde şeref ve haysiyetine

tecavüz edildiğini, meslektaşları, öğrencileri, hastaları ve toplum karşısında

küçük düşürüldüğünü iddia etmektedir. Buna karşın İlk Derece Mahkemesine göre

haberde verilen olayla ilgili olarak ceza soruşturması devam etmekte olup

gazetenin ve internet sitesinin bildirdiği olaylar yaşanmış ve aktarılan

ifadeler soruşturma aşamasında beyan edilmiştir. Mahkeme, basının görünür

gerçekliği kamuoyu ile paylaşmak görevini ve sorumluluğunu yürütmekte olduğunu

hatırlatmaktadır. İlk Derece Mahkemesi habere konu eylemlerin maddi olarak

gerçekliğinin ceza yargılaması sonucunda ortaya çıkacağını belirterek haberin

bir bütün olarak görünür gerçeğe uygun olduğu gerekçesi ile davayı

reddetmiştir.

31. İlk olarak anılan gazetenin başvuruya konu haberinde dile

getirdiği ifadelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı sunup

sunmadığı ve içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip

geçmediği sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda, bir haber veya yazının

kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veya

makalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması gerekir. Aksine yazının

bilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da o kadar çok

üstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner, § 74). Basının genel yarar nitelikli

bütün sorunlarla ilgili olarak bilgi ve fikir yayma işlevine, kamunun bu bilgi

ve fikirleri alma hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.

32. Şikâyet konusu haberin yayımlandığı dönem, başvurucunun da

karıştığı darp eylemleri nedeniyle ceza soruşturmasının yürütüldüğü bir

dönemdir ve başvurucu, tıp profesörü unvanına sahip bir kamu görevlisidir. Bir

bütün olarak şikâyet konusu haber yazısında başvurucunun adının karıştığı bir

adli vakadan söz edilerek yürütülen soruşturma işlemlerinde beyan edilen

ifadelerden yararlanıldığı anlaşılmıştır. Daha sonra ceza davası da açıldığı

görülen olayla ilgili olarak soruşturma sürecindeki ifadeler habere aktarılmış,

başvurucunun evli olan hastası ile duygusal bir ilişki yaşaması nedeniyle

tartışma ve darp olaylarının yaşandığı şeklinde diğer kişilerin iddialarına yer

verilmiştir. Bu bakımdan söz konusu haberde sarf edilen sözlerin bir ölçüde

bilgilendirme değerinin bulunduğu ve genel yarar nitelikli tartışmaya katkı

sundukları kabul edilebilir. Ayrıca başvurucunun mesleği ile habere konu olan

darp olayları arasında illiyet bağının bulunmadığı da söylenemeyecektir. Bir

başka deyişle yaşanan olayların, başvurucunun salt özel hayatına ilişkin olarak

değil hasta-doktor arasındaki hizmet ilişkisi bağlamında haber yapıldığı

görülmektedir. Bu hususla ilgili olarak basının genel yarar nitelikli bütün

sorunlarla ilgili olarak bilgi ve fikir yayma işlevine, kamunun bu bilgi ve fikirleri

alma hakkının eklendiği hatırlanmalıdır. Ayrıca basında yer alan bilgilerin tüm

yönleriyle doğruluğunun ortaya konması beklenmemelidir.

33. Son olarak anılan haberin başlığında geçen sözlerin

seçiminde abartıya kaçılmadığı da söylenemez. Ne var ki basın özgürlüğünün

kapsamının, demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye

kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması

gerektiği kabul edilmelidir (Kadir Sağdıç,

§ 76; Radio France

ve diğerleri/Fransa, B. No: 53984/00, 30/3/2004, § 37).

34. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilik

mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğini

belirleyemez. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimle aktarılacağına

ancak bizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu bağlamda Anayasa’nın

26. maddesinin sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini değil aynı

zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu hatırda tutulmalıdır (Ali Suat Ertosun, § 66; Oberschlick/Avusturya, B. No: 11662/85, 23/5/1991, §

57).

35. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basın özgürlüğü

ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının korunması

hakları arasında bir denge kurma işlemi yapmıştır. İlk Derece Mahkemesi, değer

yargılarına dayanan söz konusu haberdeki ifadelerin genel çıkarı ilgilendiren

bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı sorusuna özel bir önem vermiş; ayrıca

haberin yapıldığı şartları da değerlendirmiştir. İlk Derece Mahkemesi davaya

konu haberde geçen olayın gerçekliği üzerinde durmuş ve yayınların yapıldığı

tarihte meydana gelen olayla yayının içeriği arasındaki öz-biçim ilişkisinin

bozulmadığı, başvuruya konu haberde geçen olayın “görünür gerçekliğe uygun”

olduğu yönünde değerlendirme yapmıştır. Nitekim başvurucu vekilinin de

gerçekleşen darp olayının varlığını açıkça kabul ettiği görülmektedir (bkz. §

17).

36. Yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve yargı mercilerinin

farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları da dikkate alındığında

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan pozitif yükümlülüklere

uyulduğu, Derece Mahkemelerince tarafların haklarının değerlendirilmesinde açık

bir dengesizlik saptanmadığı ve bu kapsamda bir ihlalin olmadığı açık

olduğundan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

37. Başvurucu, yargılamanın hâkimin reddi taleplerinin

reddedilerek reyini önceden belli eden hâkim tarafından yürütüldüğünü ve

sonuçlandırıldığını belirtmiş; adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un, "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Mahkeme,

... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.

"

39. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün "Bireysel başvuru formu ve ekleri" başlıklı 59.

maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde, bireysel başvuru formunda

bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği

ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü açıklamaların yer alacağı

belirtilmiştir.

40. Başvuruya konu ihlal iddiasıyla ilgili deliller sunarak

olaya ilişkin iddialarını ve hangi Anayasa hükmünün ihlal edildiğine ilişkin

açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını kanıtlama yükümlülüğü

başvurucuya aittir. Somut başvuruya ilişkin başvuru formunda ise başvurucu,

hâkimin reyini önceden belli ettiği; tarafınca yapılan hâkimin reddi talebinin

ise reddedildiğini belirtmiş ancak hâkimin reyini ne şekilde önceden belli ettiği

ve hangi somut gerekçelerle reddi hâkim talebinde bulunduğu gibi adil

yargılanma hakkının somut olay bağlamında nasıl ihlal edildiğini ortaya koyacak

açıklama ve kanıtlamada bulunmadan Anayasa'nın 36. maddesine atıfta

bulunmuştur. Bu durumda başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucu

:

A.T.

Vekili

:

Av. Tülin

UYAR BALCIOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2252, 8 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  12. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. Altan
  17. Topal
  18. Uyar Balcıoğlu
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2252
Tarih
8 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Agavni Mari Hazaryan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4715)
  • Fatih Ildırar Başvurusu (B. No: 2014/2542)
  • Hikmet Yüce Başvurusu (B. No: 2014/4764)
  • Mehmet Duman Başvurusu (B. No: 2014/1973)
  • Ak Demirtaş Madencilik Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/1989)
  • Zafer Tokatlı Başvurusu (B. No: 2014/2144)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.