İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fatih Ildırar Başvurusu (B. No: 2014/2542)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve kısıtlama kararından

Başvuru No2014/2542Tarih8 Haziran 2016Okuma15 dk · 2.971 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Fatih Ildırar Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/2542
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.971 kelime·15 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve kısıtlama kararından

dolayı tutukluluğa etkili bir şekilde itiraz edilememesi nedenleriyle kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/2/2014 tarihinde Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 24/3/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 12/8/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

26/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8.Başvurucu; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, tehdit, tefecilik

yapma ve yağma suçları nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında Konya

Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine 25/1/2010 tarihinde yakalanarak

gözaltına alınmış ve Konya 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 29/1/2010 tarihli ve

2010/27 sayılı kararı ile tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu

şekildedir:

"... Fatih ILDIRAR'ın

suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve birden fazla kişi ile yağma suçlarından,

üzerlerine atılı suçları işlediklerinedair kuvvetli suç

şüphesi bulunması, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık mağdur

veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunulma hususlarındaki

kuvvetli şüphenin varlığı nazara alınarak CMK’nun

100/1-2/b ve 101 maddeleri uyarınca tutuklanmalarına... "

9. Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu ve diğer yirmi iki

sanık hakkında 25/1/2010 tarihli ve 2010/2677 Soruşturma sayılı yazı ile

gizlilik kararı verilmesi talep edilmiştir. Bunun üzerine Konya 7. Sulh Ceza

Mahkemesinin 25/1/2010 tarihli ve 2010/23 Değişik İş sayılı kararıyla

soruşturmanın amacını tehlikeye düşürme makul şüphesi bulunduğundan 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesinin ikinci

fıkrası uyarınca gizlilik kararı verilmiştir.

10.Başvurucu hakkında, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının

27/9/2010 tarihli ve E.2010/468 sayılı iddianamesi ile "basit tehdit, tefecilik yapmak, birden fazla

kişi tarafından birlikte yağma, bir adet ateşli silah ve mutat sayıdaki

mermileri bulundurma, suç işlemek amacıyla örgüte üye olmak"

suçlarından cezalandırılması istemiyle Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine kamu

davası açılmıştır.

11. Başvurucu hakkında son olarak Adana 8. Ağır Ceza

Mahkemesinin 6/2/2014 tarihli duruşmadatahliye

talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiştir. Başvurucu bu karara itiraz etmemiştir.

12.Başvurucu 19/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/206 sayılı dosyasında

yargılamaya başlanmıştır. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi 10/3/2014 tarihli ve

E.2010/206, K.2014/27 sayılı kararıyla 6/3/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un

2. maddesi ile değişik 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece

Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri

Hakkında Kanun'un 12. maddesi uyarıncagörevsizlik

kararı vererek dosyayı Konya Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

14. Bu karar üzerine dosya, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin

2014/179 sayılı esasına kaydedilmiştir.

15. Başvurucu 12/5/2014 tarihinde adli kontrol hükümleri

uygulanarak tahliye edilmiştir.

16.Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 3/6/2015 tarihli ve E.2014/179,

2015/228 sayılı kararıyla başvurucunun tefecilik suçundan 6 yıl 3 ay hapis ve

125.000 TL adli para cezası, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar

ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçundan 2 ay 15 gün

hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; suç işlemek amacıyla

kurulan örgüte üye olma, tehdit ve yağma suçlarından beraatine

karar vermiştir.

17.Anılan karar temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi devam

etmektedir.

B. İlgili Hukuk

18. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106.,

148., 220., 241. maddeleri.

19. 5271 sayılı Kanun' un 100. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

7. (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),

...

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi

ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220)

...”

20.5271 sayılı Kanun’un101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1)

Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi

üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen

mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere

yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın

içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak

suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”

21. 5271 sayılı Kanun’un 153. maddesinin (2), (3) ve (4)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek

alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir.

...

(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin

ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır

bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında,

ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.

(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından

kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış

delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak

alabilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi

nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal

edildiğini, tutukluluğun makul süreyi aştığını, formül gerekçelerle

tutukluluğun devamına karar verildiğini belirterek kişi özgürlüğü güvenliği

hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin

tespiti ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun soruşturma

dosyasında kısıtlama kararı verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği şikâyetlerinin Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası,tutukluluğun

makul süreyi aştığı, formül gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verildiği

şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedincifıkrası

kapsamında incelenmesi gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına

İlişkin İddia

25. Başvurucu, soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi

nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itiraz edemediğini ifade ederek

silahların eşitliği ilkesinin ve çelişmeli yargılanma hakkınınihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’ungeçici

1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler."

27. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde

Mahkemenin yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

28. Başvurunun kabul edilebilmesi için ihlal iddiasına dayanak

teşkil eden nihai işlem veya kararların 23/9/2012 tarihinden evvel

kesinleşmemiş olmaları da gerekmektedir. Nihai işlem veya kararların anılan

tarihten önce kesinleştiği tespit edildiği takdirde ilgili şikâyetler

bakımından başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Mahkemenin yargı yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru incelemesinin

her aşamasında yapılabilmesi mümkündür (Korcan Polatsü, B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 32).

29.Somut olayda başvurucunun yargılandığı davanın soruşturma

aşamasında Konya 7. Sulh Ceza Mahkemesince 25/1/2010 tarihli ve 2010/23 Değişik

İş sayılı kararıyla soruşturmanın amacını tehlikeye düşürme şüphesi

bulunduğundan 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca

gizlilik kararı verilmiştir. Başvurucu hakkında Konya Cumhuriyet

Başsavcılığının 27/9/2010 tarihli iddianamesiyle kamu davası açılmıştır. Adana

8. Ağır Ceza Mahkemesince 3/11/2010 tarihinde iddianamenin kabulüne verilmiş ve

başvurucu hakkında verilen gizlilikkararı da davanın

açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir. Dolayısıyla başvurucunun gizlilik

kararı nedeniyle delillere ulaşamadığını iddia ettiği dönem, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce

sona ermiştir.

30.Açıklanan nedenlerle başvurucunun kişiözgürlüğü

ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetinin bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin

İddia

31.Başvurucu; tutukluluğun makul süreyi aştığını, formül

gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verildiğiniileri

sürmüştür.

32. “Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma” durumunda,

tutukluluk süresinin kanuni süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla

yapılacak bireysel başvurunun ilk derece yargılaması devam ederken tutukluluğun

devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten sonra veya

serbest bırakılmadan itibaren başvuru süresi içinde yapılması gerekir (Mehmet Emin Kılıç, B. No: 2013/5267,

7/3/2014, § 28). Bununla birlikte anılan kural mutlak değildir. Bazı hâllerde

kuralın, hakların kullanılmasına engel olacak aşırı şekilcilikten uzak bir

şekilde esnek yorumlanması gerekebilir. Özellikle daha önce birçok kez

tutukluluğun devamı kararlarına itiraz edilmiş ve sonuç alınamamışsa en son

verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz edilmediği dolayısıyla başvuru

yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvuru reddedilmemelidir (Serdar Ziriğ, B.

No: 2013/7766, 2/7/2015, § 27).

33. Bu değerlendirmeler ışığında somut olaya bakıldığında İlk

Derece Mahkemesinin başvurucunun tutukluluk hâlini resen veya başvurucunun

talebi üzerine incelemiş olduğu ve her defasında başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına karar verdiği, bu kararlara karşı yapılan itirazların da

reddedildiği anlaşılmıştır. Tutukluluğun devamına karar verilen bir davada,

başvurucunun yaklaşık dört buçuk yıldır tutuklu olduğu dikkate alındığında son

verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz yoluna başvurmasını beklemek aşırı

şekilci bir yaklaşım olacaktır.

34.Bu nedenlerle açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

35. Başvurucu; tutukluluğun makul süreyi aştığını, formül

gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verildiğiniileri

sürmüştür.

36. Bakanlık görüşünde, benzer şikâyetlere ilişkin daha önceden

yapılan başka başvurularda incelemede dikkate alınacak hususlara ilişkin görüş

bildirildiğinden başvurunun bu kısmı yönünden görüş sunulmasına gerek

duyulmadığı belirtmiştir.

37.Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

38.Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin,

makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest

bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama

süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak

için bir güvenceye bağlanabilir.”

39. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza

soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul sürede

bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013,§ 60).

40. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun genel bir

ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak

bulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerine

göre değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen

Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkından daha ağır basan somut bir kamu yararının mevcut olması durumunda

haklı bulunabilir (Murat Narman, §

61).

41. Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını sağlamak,

öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla yukarıda belirtilen kamu

yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafından

incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve

olayların ortaya konması gerekir (Murat

Narman, § 62).

42. Tutuklama tedbirine, kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli

belirti bulunmasının yanısıra bu kişilerin

kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla

başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar

tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra

uzatmaya ilişkin kararlarda, tutuklama nedenlerinin devam ettiğinin

gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli”

görüldüğü takdirde yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de

incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya

sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin

değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte

değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (Murat Narman, §

63).

43. Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının

ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan

kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler

çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı dikkate

alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç

işlediği yönünde kuvvetli belirtinin ve tutuklama nedeninin varlığı devam

ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul

edilmesi gerekir (Murat Narman, §§

64, 65).

44. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği

tarihtir (Murat Narman, § 66).

45. Bir kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir yargı kararıyla

tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması kabul edilemez. Bununla beraber

tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek bir zanlı ya da sanığın

tutuklanmasının keyfî olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak aşırı kısa

gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da

tutukluluğu devam ettirmek bu çerçevede değerlendirilmemelidir. İtiraz veya

temyiz merciinin, itiraz veya temyiz incelemesine konu mahkeme kararına ve bu

karardaki gerekçelere katıldığı durumlarda buna ilişkin kararını ayrıntılı

olarak gerekçelendirmemesi, kural olarak gerekçeli karar hakkına aykırılık

teşkil etmez (Hanefi Avcı, B. No:

2013/2814, 18/6/2014, §§ 70, 71).

46. Somut olayda, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/317

sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılamada yapılan on yedi duruşmada isnat olunan suçların mahiyeti, isnat

edilen suçlara dair kuvvetli suç şüphelerini gösteren olguların var olması,

kanıt durumu, atılı suçlar için öngörülen ceza miktarları, kaçma ve delilleri

karartma olasılığının bulunduğu gerekçeleriyle

başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2014/179 sayılı dosyasında yapılan yargılamada ilk duruşmada başvurucu

tahliye edilmiştir.

47.Başvurucunun yapmış olduğu tahliye talepleri, özetle

başvurucu hakkında isnat olunan suçların mahiyeti, isnat edilen suçlara dair

kuvvetli suç şüphelerini gösteren olguların var olması, kanıt durumu, atılı

suçlar için öngörülen ceza miktarları, atılı suçun katalog suçlardan olması,

kaçma ve delilleri karartma olasılığı,daha

hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı

şeklindeki gerekçelerle reddedilmiştir. Başvurucu tarafından Mahkemelerce

verilen ret kararlarına karşı 3/1/2011, 11/4/2011, 12/7/2012, 26/9/2012,

23/7/2013, 12/8/2013 tarihlerinde yapılan itirazlar da reddedilmiştir. Resen

yapılan tutukluluk incelemelerinde de benzer gerekçelerle tutukluluğun devamına

karar verilmiştir.

48. Somut olayda başvurucu 25/1/2010 tarihinde gözaltına alınmış

ve 29/1/2010 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu, tutuklu olarak sürdürülen

yargılamada 12/5/2014 tarihinde tahliye edilmiştir. Buna göre başvurucunun

özgürlüğünden yoksun kaldığı süre 4 yıl 3 ay 17 gündür.

49. Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler ancak

kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde

tutulabilir. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyor olması,

tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından olmazsa olmaz

bir koşul olmakla birlikte bu durumun devam edip etmediğinin ilgili ve yeterli

gerekçelerle ortaya konması ve yürütülen işlemlerde gerekli özenin gösterilmesi

gerekir (Burhan İsmailoğlu, B.

No: 2012/349, 25/6/2014, § 37).

50. Her ne kadar bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli

belirti ve tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği

sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul

edilmesi gerekse de özellikle belli bir süre geçtikten sonra tutuklamanın

devamına karar verilirken davanın genel durumu yanında tahliyesini talep eden

kişinin özel durumunun dikkate alınması ve bu anlamda tutukluluk gerekçelerinin

kişiselleştirilmesi bir zorunluluktur (Hanefi

Avcı, § 84).

51. Dava dosyasının incelenmesi neticesinde Derece

Mahkemelerince başvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkin kararların

gerekçelerinde hiçbir somut olguya yer verilmeksizin genel olarak kuvvetli suç

şüphesinin bulunduğuna, suçun niteliğine ve suça ilişkin ceza miktarına göre

kaçma şüphesine değinildiği; anılan tutuklama nedenlerinin

kişiselleştirilmeksizin tekrarlandığı görülmektedir. Mahkemece verilen

tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçeler, tutukluluğun devamının hukuka

uygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte değildir.

Somut olaydaki tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin 4 yıl 3 ay

17 günlük tutukluluk süresi yönünden ilgili ve yeterli olduğu söylenemez.

İlgili ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak başvurucunun özgürlüğünden

mahrum bırakıldığı dikkate alındığında söz konusu tutukluluk süresi makul olarak

değerlendirilemez.

52. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığı ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yeterli

olmadığı yönündeki iddialarına ilişkin olarak Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

53. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

54. Başvurucu 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

55. Başvuruda tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın

19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Başvurucu

hakkında mahkûmiyet kararı verilmekle tutukluluk hâli sona ermiş, verilen

mahkûmiyet kararı bir kısım suç yönünden temyiz incelemesi sonucu Yargıtay

tarafından onanmıştır. Bu durumda ihlalin tespiti dışında sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gereken bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır.

56. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik

müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki

manevi zararları karşılığında somut olayın özellikleri dikkate alınarak

başvurucuya net 8.600 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığına ilişkin

iddianın zaman bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının tutukluluğun

makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 8.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E.. Ödemelerin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Muammer

TOPAL

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Fatih

ILDIRAR

Vekili

:

Av. Fevzi

KAYACAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2542, 8 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin
  12. A. 1. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığına ilişkin
  13. B. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının tutukluluğun
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. Altan
  19. Topal
  20. Kaya
  21. Ildırar
  22. Kayacan
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2542
Tarih
8 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Hikmet Yüce Başvurusu (B. No: 2014/4764)
  • Mehmet Duman Başvurusu (B. No: 2014/1973)
  • Ak Demirtaş Madencilik Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/1989)
  • Zafer Tokatlı Başvurusu (B. No: 2014/2144)
  • M.b. Başvurusu (B. No: 2014/356)
  • Medeni Batur Başvurusu (B. No: 2014/19704)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.