İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

M.b. Başvurusu (B. No: 2014/356)

1. Başvuru; Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) disiplinsizlik ve

Başvuru No2014/356Tarih8 Haziran 2016Okuma17 dk · 3.328 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm M.B. Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/356
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.328 kelime·17 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) disiplinsizlik ve

ahlaki durum nedeniyle yapılan ayırma işleminin iptali istemiyle açılan davanın

ceza yargılamasında beraat kararı verilmesine karşın reddedilmesi nedeniyle

adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/1/2014 tarihinde Çanakkale İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 13/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 14/5/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/5/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu hakkında Van J. Asyş.

Kol. K.lığı Askerî

Savcılığınca "1) Kaçakçılığa kasten göz

yummak 2) Zincirleme kaçakçılık konusu eşyayı satmak, saklamak 3) Rüşvet almak

4) Astlarına suç yapmak için emir vermek 5) Görevi kötüye kullanmak 6)

Zincirleme memuriyet nüfusunu kötüye kullanmak" suçlarını

işlediği gerekçesiyle5/11/2009 tarihli iddianame düzenlenmiş ve bu suçlardan

kamu davası açılmıştır. Başvurucu anılan suçlamalardan dolayı 9/3/2009 ile

6/5/2009 tarihleri arasında tutuklu kalmıştır.

8. Başvurucu hakkında disiplinsizliği ve ahlaki durumu nedeniyle

10/3/2010 tarihinde "Silahlı

Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir" sicil belgesi düzenlenmiş

ve 25/8/2010 tarihinde başvurucunun TSK ile ilişiği kesilmiştir.

9. Başvurucu tarafından anılan ilişik kesme işlemine karşı

açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesi ayırma sicil

belgesinin yetkili sicil üstlerince düzenlenmediği gerekçesiyle işlemi yetki

yönünden iptal etmiştir.

10. Bu işlem üzerine başvurucu tekrar göreve başlamış, sıralı

üstlerince TSK'nın itibarını sarsacak ahlak dışı hareketlerde bulunduğu gerekçesiylehakkında 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı

Resmî Gazete'de yayımlanan Subay Sicil

Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 91. maddesinin (e) fıkrası uyarınca 13/2/2012

tarihinde ayırma sicili düzenlemiş ve 6/7/2012 tarihli üçlü kararnameye

istinaden 25/7/2012 tarihinde başvurucunun TSK ile ilişiği kesilmiştir.

11. Başvurucu hakkında açılan ceza davasında Van Kolordu

Komutanlığı Askeri Mahkemesi 18/7/2012 tarihinde "kaçakçılığa kasten göz yummak" ve "zincirleme kaçakçılık konusu eşyayı satmak,

saklamak" suçlarından başvurucunun TSK ile ilişiğinin kesilmiş

olması ve bu suçların askerî suç olmaması nedeniyle görevsizlik, "rüşvet almak" ve "zincirleme memuriyet nüfuzunu kötüye

kullanmak" suçlarından başvurucunun bu suçları işlediğinin her

türlü şüpheden uzak, kesin delillerle ispatlanamadığını belirterek beraat, "astlarına suç yapmak için emir vermek" ve "görevi kötüye kullanmak" suçlarından

ise suçların kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı kanaatine vararak bu

suçlardan ayrı ayrı beraat kararı vermiştir.

12. Diğer taraftan başvurucu tarafından ilişiğinin kesilmesi

işlemine karşı açılan davada AYİM Birinci Dairesi 8/5/2013 tarihli ve

E.2012/1177, K.2013/548 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Karar

gerekçesi şöyledir:

"Dava ve özlük

dosyalarında bulunan bilgi ve belgelerden; 1998 yılından (1998 yılı dahil) 2009

yılına (2009 yılı dahil) kadar sicil değerlendirmesine tabi tutulan davacının

sicil not ortalamasının "çok iyi” seviyede olduğu, 2009 yılı sicil

belgesinde her üç sicil üstünce “ahlaki sağlamlığı takip edilmeli, temsil

kabiliyeti yoktur, müstakil görev yapamaz, şahsi çıkarlarına düşkünlüğü takip

ve kontrol edilmelidir, dürüstlüğü ve güvenilirliği takip ve kontrol

edilmelidir.” şeklinde menfi kanaat belirtildiği, mesleki safahatında 1 adet

şerit rozet ve 44 adet de takdir belgesi ile ödüllendirilen davacının

09.05.2006 tarihinde 2’nci Atğm. Ady. Krs. Tb. Nöb. Sb. görevi

esnasında tabura gelen asteğmen adayı öğrencilerin öğle yemeği istihkaklarını

kontrol etmemesi nedeniyle İSTANBUL/Tuzla 2'nci Asteğmen Kurs Tabur

Komutanlığının 10.05.2006 tarihli yazısıyla savunmasının alındığı ve Tb.K.nı tarafından 18.05.2006 tarihinde sözlü olarak ikaz

edildiği, İSTANBUL/Tuzla Piyade Okul Komutanlığının 12.02.2007 tarihli yazısıyla;

yapılan sınavların değerlendirmesinde bölüğünün başarılı olamamasında başta

bölük komutanı olarak asteğmen adayı kursiyerlerin eğitim ve öğretimlerinin

yükseltilmesi için yeterli çalışma ve gayreti göstermediği belirtilerek

uyarıldığı, 10.01.2009 tarihinde kısa dönem bir erbaşa karşı müessir fiilde

bulunduğu belirtilerek savunmasının alındığı ve Tb. K.nı

tarafından 2 gün göz hapsi cezasıyla cezalandırıldığı, VAN Jandarma Asayiş

Kolordu Komutânlığı Askeri Savcılığı’nın 05.11.2009

gün ve 2009/752 Esas, 2009/1242 Karar sayılı iddianamesiyle; davacının,

VAN/Başkale-Özpınar 6’ncı Hd.

A. 3’üncü Hd. Tb. 10'uncu Hd.

Bl. K.nı olarak görevli olduğu esnada; 2007 yılı Ekim

ayındaki kaçak şeker yüklü atların yakalanması olayında Uzm. Çvş'lar B.A. ve N.F.ye emir vermek suretiyle söz konusu

kaçak yüklü atların serbestçe geçmesini sağladığından kaçakçılığa kasten göz

yumduğu, 2008 yılı Nisan ayı sonuna doğru yakalanmış olan kaçak mazotun önce

saklanması, daha sonra da sivil bir araca yüklenerek gönderilmesi, aynı yakalamada

ele geçen atların muhtar T.B.ye satılması ile ilgili göz yummak ve nezaret

etmek, 2008 yılı Temmuz ayı içerisinde muhtemelen 06.07.2008 tarihinde yine

yakalanan atların ve kaçak akaryakıtın sivil şahıs Y.Ö.ye sivil araca yüklenmek

suretiyle verilmesi konusunda göz yummak ve nezaret etmek, 2008 Ekim ayı

içerisinde yakalanan at ve kaçak akaryakıt ile ilgili olarak bunların depoya

konması, saklanması ve Y.Ö.ye sivil araca yüklenmesi suretiyle verilmesi

konusunda göz yummak ve nezaret etmek suretiyle bir suç işleme kararının icrası

kapsamında değişik zamanlarda kaçakçılık konusu yakalanmış malın satılması,

saklanması ve devredilmesini, suç yapılmasına göz yummak neticesinde kaçakçılık

konusu eşyayı zincirleme olarak sakladığı ve sattığı, 2008 yılı Mart ayının 20

ile 30'u arasındaki sürede pusu atılmaması konusunda emir verme karşılığı

olarak sivil şahıs E.Ç.den bilgisayar almak suretiyle

görevine giren bir işi yapmama karşılığı anlaşma ile yarar sağlayıp rüşvet

aldığı, 2009 yılı Ocak ayı sonunda yapılacak denetlemeden önce saklanmış olan

kaçak akaryakıt ile ilgili olarak erbaş ve erlere bu akaryakıtın araç içine

saklanması ve bulunduğu takdirde yalan beyanda bulunmaları için emir vermek

suretiyle astlarına suç yapmak için emir verdiği, aynı olayın akabinde bu

akaryakıtın yakılmak suretiyle imhası için P.Ütğm.

H.Y. ve Uzm.Çvş. B.A.’ya

emir vermek suretiyle kaçakçılık konusu malzemeye yapılacak işlemlerle ilgili

mevzuata aykırı olarak hareket etmek suretiyle kamu zararına sebebiyet verdiği

ve görevi kötüye kullandığı, 2008 yılı Mart ayı sonunda hudut birliği olarak

yapılması gereken görevlerin bir süreç dahilinde aksatılması konusunda emir

vermek ve Temmuz 2008-Şubat 2009 tarihleri arasında sorumlu olduğu özellikle

Gelincik ve Özpınar karakollarının görevlerinin

gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme göstermesini sağlamak, yine bu dönem

içerisinde pusu faaliyeti yapılmış gibi Aralık 2008 ayında servis mesajı

çektirmek, sorumlu olduğu birlikte kaçakçılık konusu malzemenin çatıda

saklanmasını ve 6136 sayılı Kanun kapsamında silah bulunmasına yol açacak

şekilde birlik arama ve kontrol faaliyetlerini aksatmak suretiyle sair suretle

zincirleme olarak memuriyet nüfusunu kötüye kullandığı belirtilerek davacı

hakkında, “Kaçakçılığa Kasten Göz Yummak”, "Zincirleme Olarak Kaçakçılık

Konusu Eşyayı Satmak, Saklamak"; “Rüşvet Almak”, “Astlarına Suç Yapmak

İçin Emir vermek”, “Görevi Kötüye Kullanmak" ve “Sair| Suretle Zincirleme

Olarak Memuriyet Nüfusunu Kötüye Kullanmak” suçlarından kamu davası açıldığı,

davacının bu suçlardan 09.03.2009-06.05.2009 tarihleri arasında tutuklu

kaldığı, VAN Jandarmş Asayiş Kolordu Komutanlığı

Askeri Mahkemesinde görülen yargılama neticesinde, 18.07.2012 tarihli

duruşmada; “Kaçakçılığa Kasten Göz Yummak” ve “Zincirleme Şekilde Kaçakçılık

Konusu Eşyayı Satmak, Saklamak" suçlarından, davacının TSK.dan

ilişiğinin kesilmiş olması, askeri şahıs statüsünün sona ermiş bulunması,

davacının üzerine atılı bu suçların askeri suç olmaması, askeri bir suça da

bağlı bulunmaması sebebiyle askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin

kesildiği belirtilerek görevsizlik kararı verilerek bu suçlarla ilgili dosyanın

Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine, “Rüşvet Almak" ve

“Zincirleme Şekilde Sair Suretle Memuriyet Nüfusunu Kötüye Kullanmak" suçlarından,

davacının bu suçları işlediğinin her türlü şüpheden uzak, kesin delillerle

ispatlanamadığı belirtilerek ayrı ayrı beraatına, “Astına Suç Yapmak İçin Emir

Vermek" ve “Görevi Kötüye Kullanmak” suçlarından, kanuni unsurları

itibariyle oluşmadığı kanaatine varılarak ayrı ayrı beraatına karar verildiği

anlaşılmıştır.

Kamu hizmetini yürütmekle görevli olan

idarenin, bu hizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi gerekli tedbirleri alma

yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin

kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken bir takım

özelliklere sahip olmasını araması tabi olduğu gibi; statüye alındıktan sonra

da bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık

verim alınması imkânı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin

yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünyesi dışına çıkarması da doğaldır.

İç Hizmet Yönetmeliğinin 86’ncı maddesinin

ikinci fıkrasının (h) alt bendinde, her askerde bulunması lazım gelen ahlaki ve

manevi vasıflardan "iyi ahlak sahibi olmak" vasfı; "Askerin

ahlakı ve yaşayışı kusursuz ve lekesiz olmalıdır. Asker, esrarkeşlikten,

sarhoşluktan, yalancılıktan, borçtan ve kumardan, dolandırıcılıktan, ahlaksız

kimselerle düşüp kalkmaktan, hırsızlıktan, yağmadan, yakıp yıkmaktan ve sair

bütün fenalıklardan sakınmalıdır. Bunlar vazifenin yapılmasına mani olurlar, yaşayışı, sıhhati, azim ve cesareti bozar,

namusu lekeler, manevi şahsiyeti öldürür ve her biri ayrı ayrı cezaları üstüne

çeker.” şeklinde tanımlanmıştır. Görüldüğü üzere asker şahıslar için ahlaki

değerlerin ve yaşam biçiminin özel bir önemi bulunmaktadır. Bu değer ve

vasıflardan yoksun olan ya da büyük bir noksanı olan asker kişilerin statüde

tutulmalarının Kurumu olumsuz etkileyeceği açıktır.

Davacının, idarece ilamdan kaynaklanan veya

kanundan kaynaklanan bir bağlı yetkiye dayanılarak değil, takdir yetkisi

dahilinde disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle TSK’dan ilişiğinin

kesildiği, gerek idari yargı kolunda gerekse askeri idari yargıda tartışmasız

bir şekilde uygulandığı üzere bir kamu görevlisinin statüsüne son verilmesini

gerektiren idari davranış biçiminin aynı zamanda bir suça sebebiyet vermesi

halinde idare, söz konusu suç nedeniyle sürdürülen yargılamanın ve delil

durumuna göre soruşturmanın sonucunu beklemek zorunda ve durumunda değildir.

Ajanın ika ettiği eylemin, aynı zamanda ceza yargılamasına da konu olması ve

ceza yargılaması sonucunda ajanın mahkum olması ve

hatta beraat etmesinin bir önemi bulunmamaktadır. Zira bu gibi durumda idare

kanunun yargılama sonucuna göre ayırma işlemi tesis edilmesini zorunlu kıldığı

bağlı yetkisini değil, mevcut deliller çerçevesinde ajanın ika ettiği eylemi

nazara alarak takdir yetkisini kullanmaktadır. Kuşkusuz, ika edilen her eylem

(aynı zamanda ceza yargılamasına konu olsun veya olmasın) nedeniyle ajanı

hakkında ayırma işlemi tesis etmesine de imkân olmayıp; esasen bu, anayasal bir

ilke olan “kamu görevlisi teminatı” ile de bağdaşmaz. Şu halde,

her somut olayda idarece, kişi yararı-kamu yararı dengesini gözeten, kamu

görevinin niteliğini dikkate alan bir takdir yetkisi kullanılmak durumundadır.

Bu açıklamalar ışığında dava konusu ayırma

işlemi değerlendirildiğinde; aynı zamanda ceza yargılamasına da konu olan

yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen eylemleri nazara alındığında; davacınının TSK’nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı

hareketlerde bulunduğu, bu mevcut durumu itibarı ile TSK’daki kamu hizmetini

devam ettirmesine olanak kalmadığı, bu itibarla; tesis edilen ayırma işleminde

idarece takdir yetkisinin objektif kıstaslara bağlı kalınarak, kişi yararı ile

kamu yararı arasında denge gözetilerek kullanıldığı anlaşıldığından, dava

konusu işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır."

13. Bu kararın düzeltilmesi istemi de aynı Dairenin 12/11/2013

tarihli ve E.2013/1107, K.2013/1028 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

14. Karar 11/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 7/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Diğer taraftan, Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesince

başvurucunun yargılandığı davada anılan Mahkeme yetkisizlik kararı vermiş olup

başvurucu üzerine atılı suçlar nedeniyle halen Başkale 1. Asliye Ceza

Mahkemesinde yargılanmaya devam etmektedir.

B. İlgili Hukuk

17. 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri

Personel Kanunu'nun50. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan (c) bendi

şöyledir:

''Disiplinsizlik

ve ahlaki durum sebebiyle ayırma: Disiplinsizlik veya ahlaki durumları

sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subayların hizmet

sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C Emekli Sandığı Kanunu hükümleri

uygulanır.

Bu

sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkında sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman

tanzim edileceği, nerelere gönderileceği, inceleme ve sonuçlandırma ile gerekli

diğer işlemlerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı subay sicil

yönetmeliğinde gösterilir. Bu gibi subaylardan durumlarının Yüksek Askerî Şura tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığınca

gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi, Yüksek Askerî Şura

kararı ile yapılır."

18. Yönetmelik'in işlem tarihinde yürürlükte olan 91. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

''Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlaki durumları

gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları, bulunduğu rütbeye veya bir önceki

rütbesine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında,

hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır:

a)

Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması,

b)

Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen

düzenleyememesi,

c) Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara

düşkün olması,

d)

Nafaka, trafik kazası, doğal afet, personelin öngöremeyeceği şekilde ülke

genelinde yaşanan olağanüstü ekonomik dalgalanmalar, ani devalüasyonlar, sağlık

ve tedavi giderleri ile kefillik ve benzeri zorunluluk halleri hariç olmak

üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını zedeleyecek şekilde aşırı derecede

borçlanmaya düşkün olması ve bu borçlarını ödememeyi alışkanlık haline

getirmesi,

e) Türk

Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde

bulunması...''

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; ayırma işleminin yalnızca hakkında düzenlenen

iddianamedeki fiiller esas alınarak tesis edildiğini, herhangi bir

disiplinsizliği ve cezasının bulunmadığını, iddianamenin düzenlendiği tarihe

kadar sicil notlarının çok iyi olduğunu, AYİM'in de

sadece iddianameyi esas alarak davayı reddettiğini, isnat edilen suçlardan

beraat ettiği dikkate alındığında idari işlem ve Mahkeme kararı ile adil

yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

görevden ayrı kalması nedeniyle uğradığı maddi zararı ile 10.000 TL manevi

zararının tazmini talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ceza davasından beraat etmesine

karşın AYİM tarafından ilişiğin kesilmesi işlemine karşı açılan davanın

reddedildiği iddiasının masumiyet karinesi kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

22. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse

suçlu sayılamaz.”

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kendisine bir suç isnat edilen herkes,

suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”

24. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş

bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.

Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat

külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti

yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama

makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu

muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

25. Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir

suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir

ilkedir. Suç isnadı kesin hükümle mahkûmiyete dönüşen kişiler ise artık

“hakkında suç isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyet

karinesinin ihlal edildiği iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak

ceza davası sonucunda kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu

veya suçu işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık

hakkında beraat kararı verilen durumlarda ise kişi hakkında masumiyet

karinesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın

38. maddesinin dördüncü ve Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları

anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle kişi suçlu sayılamaz

(Uğur Ayyıldız, B. No: 2012/574,

6/2/2014, § 76).

26. Masumiyet karinesi, ceza yargılaması kapsamında bir usul

güvencesi olmasına rağmen buna ilişkin korumanın uygulanabilir olması ve etkili

şekilde sağlanabilmesi için beraat eden veya bir şekilde hakkındaki ceza

yargılaması devam etmeyen kişilerin kamu görevlileri veya otoritelerinin suçlu

muamelesine maruz kalmalarını önlemelidir. Bu kapsamda ceza davasını takip eden

“ceza yargılaması niteliğinde olmayan herhangi bir yargılamada” da (hukuk,

disiplin gibi) masumiyet karinesine özen gösterilmelidir. Bununla birlikte ceza

yargılamasında mahkûmiyetle sonuçlanmamış aynı olaylara dayanılarak bir kişinin

disiplin suçundan suçlu bulunması veya hakkında tazminata karar verilmesi

masumiyet karinesini otomatik olarak ihlal etmez. Bu kapsamda “karar vericilerin kullandıkları dil” kritik önem taşır (Mustafa Akın, B. No: 2013/2696, 9/9/2015,

§ 38).

27. Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından, hakkında

soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak yargılama süreci bir

mahkûmiyet hükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dair herhangi bir kanaat

ifade edilmiş olması ya da ceza yargılaması mahkûmiyet dışında bir kararla sona

ermesine rağmen sona ermeye ilişkin kararda sanığın suçlu olabileceğinin ifade

edilmiş olması durumunda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir

(Mustafa Akın, § 39). Dolayısıyla

mahkeme kararlarında, resmî yazılarda ve kamu görevlilerinin ifadelerinde sarf

edilen söz veya ifadeler nedeniyle kişiler hakkındaki masumiyet karinesinin

ihlal edilmemesi için kullanılan ifadelerde seçilecek kelimelere azami özen

gösterilmesi gerekir (Ali Atlı, B.

No: 2013/500, 20/3/2014, § 35).

28. Yine ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan

eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat

kararı verilmiş olmasına rağmen bu karara esas teşkil eden yargılama sürecine

dayanılması ve bu şekilde beraat kararının sorgulanması masumiyet karinesi ile

çelişir. Buna karşın -idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi

bakımından- kişi beraat etmiş olsa dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna

ilişkin karardan söz edilmesi, kişinin suçlu muamelesi gördüğünden dolayısıyla

masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek için yeterli değildir.

Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın,

münhasıran kişinin yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiilleri işlediği

kabulüne dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (Kürşat Eyol, § 29).

29. Öte yandan ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin

hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olduğunun hatırlanmasında

yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinin davranışı, suç tanımına uymasının

yanı sıra disiplin sorumluluğunu da gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza

muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı ayrı yürütülür ve ceza muhakemesi

sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dair hükümler dışında ceza

mahkemesi hükmü disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir (Kürşat Eyol, §

30). Ancak bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalı

olsa bile kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz

olmadığı yönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir (Uğur Ayyıldız, § 79).

30. Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği

değerlendirilirken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımından üzerinde

durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı yapan makamın ilgili

kişiye suç isnat edip etmediği ve beraat kararını sorgulayıp sorgulamadığıdır.

31. Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında görevli bulunduğu

sırada işlediği ileri sürülen "1)

Kaçakçılığa kasten göz yummak 2) Zincirleme kaçakçılık konusu eşyayı satmak,

saklamak 3) Rüşvet almak 4) Astlarına suç yapmak için emir vermek 5) Görevi

kötüye kullanmak 6) Zincirleme memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak"

suçlarından iddianame hazırlanarak kamu davası açılmış; bu eylemler

gerekçesiyle hakkında 10/3/2010 tarihinde disiplinsizliği ve ahlaki durumu

nedeniyle "Silahlı Kuvvetlerde Kalması

Uygun Değildir" sicil belgesi düzenlenmiş ve 25/8/2010

tarihinde başvurucunun TSK ile ilişiği kesilmiştir.

32. Başvurucu tarafından anılan ilişik kesme işlemine karşı

açılan davada AYİM Birinci Dairesi, ayırma sicil belgesinin yetkili sicil

üstlerince düzenlenmediği gerekçesiyle işlemi yetki yönünden iptal etmiş, bu

işlem üzerine başvurucu göreve başlamış, sıralı üstlerince, TSK'nın itibarını

sarsacak ahlak dışı hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle hakkında Yönetmelik'in

91. maddesinin (e) fıkrası uyarınca13/2/2012 tarihinde ayırma sicili

düzenlenmiş ve 6/7/2012 tarihli üçlü kararnameye istinaden 25/7/2012 tarihinde

başvurucunun TSK'dan ilişiği kesilmiştir.

33. Başvurucu hakkında açılan ceza davasında Van Kolordu

Komutanlığı Askerî Mahkemesi 18/7/2012 tarihinde, kaçakçılığa kasten göz yummak

ve zincirleme kaçakçılık konusu

eşyayı satmak, saklamak suçlarından başvurucunun TSK ile ilişiğinin kesilmiş

olması ve bu suçların askerî suç olmaması nedeniyle görevsizlik; rüşvet almak

ve zincirleme memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçlarından, başvurucunun bu suçları işlediğinin her türlü

şüpheden uzak, kesin delillerle ispatlanamadığını belirterek beraat; astlarına suç işlemek için emir vermek ve

görevi kötüye kullanmak suçlarından

ise suçların kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı kanaatine vararak bu

suçlardan ayrı ayrı beraat kararı vermiştir.

34. Başvurucu tarafından ilişiğinin kesilmesi işlemine karşı

açılan davada AYİM 8/5/2013 tarihli kararıyla başvurucunun takdir yetkisi

dâhilinde disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle TSK ile ilişiğinin

kesildiği, bir kamu görevlisinin statüsüne son verilmesini gerektiren idari

davranış biçiminin aynı zamanda bir suça sebebiyet vermesi hâlinde idarenin,

söz konusu suç nedeniyle sürdürülen yargılamanın ve delil durumuna göre

soruşturmanın sonucunu beklemek zorunda olmadığı, her somut olayda idarece kişi

yararı-kamu yararı dengesini gözeten, kamu görevinin niteliğini dikkate alan

takdir yetkisinin bulunduğu hususlarını belirttikten sonra "Bu açıklamalar ışığında dava konusu ayırma

işlemi değerlendirildiğinde; aynı zamanda ceza yargılamasına da konu olan

yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen eylemleri nazara alındığında; davacının

TSK’nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğu, bu mevcut

durumu itibarı ile TSK’daki kamu hizmetini devam ettirmesine olanak kalmadığı,

bu itibarla; tesis edilen ayırma işleminde idarece takdir yetkisinin objektif

kıstaslara bağlı kalınarak, kişi yararı ile kamu yararı arasında denge

gözetilerek kullanıldığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırı bir

yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır" gerekçesiyle davanın reddine

karar vermiştir.

35. AYİM kararının gerekçesinde başvurucu hakkında tesis edilen

işlemin, idarenin takdir yetkisi kapsamında tesis ettiği işlemlerden olduğunu,

ceza davasına konu eylemler nedeniyle başvurucunun TSK'nın itibarını sarsacak

şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğunu, TSK'daki kamu hizmetinin devam

etmesine olanak bulunmadığını ve kullanılan takdir yetkisinde kişi yararı ve

kamu yararı arasındaki dengenin gözetildiğini belirtmiş; başvurucu hakkında

yürütülen ve beraatla sonuçlanan yargılamaya değinmiş; başvurucunun suçlu

olduğunu ifade veya ima eden bir ibareye yer vermemiştir. Bu çerçevede

başvuruya konu kararın gerekçesinde yer alan ifadelerden suçluluğu ilgili

Mahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun bu eylemleri işlediği ve suçlu

olduğu inancının yansıtıldığı veya yargılandığı fiilleri işlediği kabulüne

dayanarak karar verilmemiş, ayırma sicil belgesinin düzenlenmesi ve ilişiğin

kesilmesinde kullanılan takdir yetkisinin hukuka uygun olduğu sonucuna

varılarak dava reddedilmiştir. Mahkemenin bu gerekçesinin başvurucunun

masumiyet karinesine saygı ilkesiyle bağdaşmadığı söylenemez.

36. Açıklanan nedenlerle masumiyet karinesinin ihlal edildiğine

yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

M.B.

Vekili

:

Av. Metin

KABAKÇIOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/356, 8 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Kömürcü
  15. Altan
  16. Topal
  17. Yalçınöz
  18. Kabakçıoğlu
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/356
Tarih
8 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Medeni Batur Başvurusu (B. No: 2014/19704)
  • Ahmet Kürşad Özsoy ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5387)
  • Serhat Yavuz Başvurusu (B. No: 2014/1469)
  • Cuma Çiftçi Başvurusu (B. No: 2014/274)
  • Abc Çağdaş Dersanecilik Eğitim Turizm Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/4806)
  • A. S. Başvurusu (B. No: 2014/2841)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.