İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zafer Tokatlı Başvurusu (B. No: 2014/2144)

1. Başvuru, görevden çıkarma cezasıyla tecziyeye ilişkin işlemin

Başvuru No2014/2144Tarih8 Haziran 2016Okuma13 dk · 2.541 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Zafer Tokatlı Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/2144
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.541 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, görevden çıkarma cezasıyla tecziyeye ilişkin işlemin

iptali istemiyle açılan davanın ceza yargılamasında beraat kararı verilmesine

rağmen yargılamanın "karar verilmesine yer olmadığı" şeklinde

sonuçlandırıldığı ve uzun sürdüğü gerekçeleriyle makul sürede yargılanma

hakkının, masumiyet karinesi ile maddi ve manevi varlığının korunması hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 2/3/2016 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Türkiye Halk Bankası Balgat Şubesi müdürü olarak

görev yapmakta iken görevden çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin Yüksek

Disiplin Kurulu kararı ve bu kararın onaylanmasına ilişkin Yönetim Kurulu

kararının iptali istemiyle Ankara 7. İdare Mahkemesinde dava açmış, anılan

Mahkeme 18/6/2002 tarihli ve E.2001/1568, K.2002/795 sayılı kararıyla davanın

reddine karar vermiştir.

8.Başvurucu tarafından temyiz edilen karar Danıştay Onikinci Dairesinin 30/3/2005 tarihli ve E.2003/145,

K.2006/1111 sayılı kararıyla onanmış ise de bu karara karşı yapılan karar

düzeltme başvurusu üzerine aynı Dairenin 28/2/2006 tarihli ve E.2005/6224,

K.2006/631 sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar

verilmiştir.

9.İlk Derece Mahkemesi, bu aşamada yürürlüğe giren 22/6/2006

tarihli ve 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin

Cezalarının Affı Hakkında Kanun uyarınca 13/12/2006 tarihli ve E.2006/2256,

K.2006/3023 sayılı kararıyla dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar

vermiştir.

10.Başvurucu tarafından temyiz edilen karar Danıştay Onikinci Dairesinin 6/7/2007 tarihli ve E.2007/1913,

K.2007/3479 sayılı kararıyla onanmış;bu

karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusu, aynı Dairenin 20/10/2009 tarihli

ve E.2008/51, K.2009/5580 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

11. Diğer taraftan başvurucu hakkında görevi suistimal

suçu nedeniyle açılan ceza davasında, Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi

24/12/2001 tarihli ve E.2001/670, K.2001/1208 sayılı kararıyla beraat etmiştir.

Başvurucu, anılan kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini ifade

etmiştir.

12. Başvurucu 1/1/2010 tarihinde davanın makul sürede

sonuçlandırılmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği ve haysiyet kırıcı

davranışa (işkence yasağı) uğradığı iddialarıyla Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine (AİHM) başvurmuştur. AİHM, 1284 başvuruyu birleştirmiş ve

başvuruları makul sürede yargılanma hakkı ile etkili başvuru hakkı şikâyeti

kapsamında görmüş; Ayşe Durusoy ve

diğerleri/Türkiye (k.k.), (B. No: 34600/04, 21/5/2013) kararıyla

9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı

Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun uyarınca makul

sürede yargılanma hakkına yönelik şikâyetlerin başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna, etkili başvuru hakkına yönelik şikâyetlerin

ise açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

vermiştir.

13. Başvurucu 22/5/2013 tarihinde Adalet Bakanlığı İnsan Hakları

Tazminat Komisyonuna (Komisyon) başvururak makul

sürede yargılanma hakkının ve masumiyet karinesi ileyargı

kararının icrası hakkının ihlal edildiği iddiaları çerçevesinde görevden

çıkarma cezasının verildiği tarihten Danıştay Onikinci

Dairesinin 20/10/2009 tarihli kararına kadar geçen süreye ilişkin maddi

kayıplarının ve uğradığı manevi zarara karşılık 30.000 avronun tazminine karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

14.Komisyon 26/9/2013 tarihli ve 2013/922 sayılı kararı ile

başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle -AİHM’in uzun yargılama konusundaki yerleşik içtihatlarını

da dikkate alarak- başvurucuya 5.250 TL manevi tazminat ödenmesine karar

vermiştir.

15.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

ödenmesine karar verilen tazminat tutarının yeterli olmadığını, yargı kararının

uygulanmadığına yönelik olarak görevden ayrı kaldığı tarihten davanın

sonuçlanmasına kadarki sürede uğradığı maddi zararına yönelik şikâyetinin ise

karşılanmadığını belirterek Ankara Bölge İdari Mahkemesine itiraz başvurusu

yapmış; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Kurulu 20/12/2013 tarihli, İ.2013/222,

K.2013/201 sayılı kararıyla makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

tazminine karar verilen tutarın hakkaniyete ve AİHM içtihatlarına uygun

olduğuna, bunun dışındaki talepler yönünden karar verilmemesinin de 6384 sayılı

Kanun'un 2. ve 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hukuka aykırı olmadığına karar

vermiştir.

16. Karar 24/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 18/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

18. 6384 sayılı Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair

esas ve usullerin belirlenmesidir.”

19. 6384 sayılı Kanun’un 2. maddesi şöyledir:

“(1) Bu Kanun;

a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve

kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul

sürede sonuçlandırılmadığı,

b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra

edildiği ya da hiç icra edilmediği,

iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış başvuruları kapsar.

…”

20. 6384 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Komisyona müracaat, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine başvuru tarihini ve numarasını gösteren resmi kayıt kabul mektubu,

başvuru formu ve diğer ilgili bilgi ve belgelerle birlikte, müracaat edenin

kimlik bilgilerini içeren imzalı bir dilekçeyle yapılır.

(2) Başvuran, bu maddenin yürürlüğe girdiği

tarihten itibaren altı ay içinde Komisyona müracaat edebilir. Bu süre içinde

müracaatta bulunmayanlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin münhasıran iç hukuk

yollarının tüketilmemiş olması gerekçesine dayanan kabul edilemezlik kararının

kendilerine tebliğinden itibaren bir ay içinde de Komisyona müracaat

edebilirler.”

21. 6384 sayılı Kanun’un 6. maddesi şöyledir:

“(1) Komisyon;

a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki

diğer kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,

b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,

c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,

ç) Müracaatın 2 nci madde kapsamına

girmediğini,

tespit ederse müracaatı reddeder.

…”

22. 6384 sayılı Kanun’un 7. maddesi şöyledir:

“(1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay

içinde karar vermek zorundadır.

(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda

gerekçeli olarak karar verir.

(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden

itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine

itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle

birlikte derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden

sayılarak üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı

yerinde görülmezse işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen

kararlar kesindir.

(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın

kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeye

ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan

müstesnadır.”

23. 6384 sayılı Kanun’un 9. maddesi şöyledir:

“(1) Bu Kanun, 23/9/2012 tarihi itibarıyla

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde kaydedilmiş başvurular hakkında

uygulanır.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması

nedeniyle Komisyon tarafından verilen manevi tazminatın yeterli olmadığını,

görevden çıkarılmasına ilişkin işlem tarihinden idari yargıda açılan davanın

kesinleşmesi tarihine kadar geçen sürede mahrum kaldığı maddi zararının

karşılanmayarak yargı kararı icrası hakkının elinden alındığını, ceza

yargılamasında beraat etmesine karşın idari yargıda açtığı davanın 5525 sayılı

Kanun uyarınca "karar

verilmesine yer olmadığı" şeklinde sonuçlandırıldığını belirterek makul

sürede yargılanma hakkının, masumiyet karinesi ile maddi ve manevi varlığının

korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; görevden çıkarma cezasından

Danıştay Onikinci Dairesinin 20/10/2009 tarihli

kararına kadar geçen süreye ilişkin maddi kayıplara ve uğradığı manevi zarara

karşılık 30.000 avronun tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucunun masumiyet karinesi ile maddi ve

manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasının ayrı başlık

altında, Komisyon tarafından belirlenen tazminatın düşük olması ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının ayrı başlık altındaincelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Masumiyet Karinesi ile Maddi ve Manevi

Varlığının Korunması Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

27. Başvurucu, görevden çıkarılmasına dayanak olan eylemden

dolayı hakkında açılan ceza davasından beraat etmesine karşın bu durumun idari

yargıda görülen davada dikkate alınmaması nedeniyle masumiyet karinesi ile

maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

29. Anılan hüküm uyarınca Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman

bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Mahkeme, ancak bu tarihten sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları

inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesinin yetki kapsamının anılan tarihten önce

kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde genişletilmesi mümkün

değildir (Hasan Taşlıyurt,

B. No: 2012/947, 12/2/2013, § 16).

30. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin bir

tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde

uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 18).

31. 6384 sayılı Kanun ile getirilen iç hukuk yoluna, ceza hukuku

kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki

yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç

veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği konular ile Bakanlar

Kurulunun kararı ile belirlenen konularla sınırlı olmak üzere başvuru imkânı

getirilmiş olup bu konular dışında Komisyonun bir yetkisi bulunmamaktadır.

32. Başvuru konusu olayda başvurucu, idari yargıda görülen

davada masumiyet karinesi ile maddi ve manevi varlığının korunması hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de ilgili Mahkeme kararı, Danıştay Onikinci Dairesinin 20/10/2009 tarihli karar düzeltme

talebinin reddine dair kararı ile kesinleşmiştir.

33. Bu durumda başvurucununmasumiyet

karinesi ile maddi ve manevi varlığının korunması hakkına ilişkin şikâyetleri 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşen Mahkeme kararına dayanması nedeniyle anılan

şikâyetler zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.

34. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu ihlal iddialarının

23/9/2012 tarihinden öncesine ait olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Komisyon Tarafından

Belirlenen Tazminatın Düşük Olması Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

35. 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

36. 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinde kimlerin bireysel

başvuruda bulunabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına

göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç

temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar, başvuruya

konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden

ya da ihmalinden dolayı başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, bu

ihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak” ve “doğrudan” etkilenmiş olması ve

bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur” olduğunu da ileri

sürmesidir (Fetih Ahmet Özer, B.

No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).

37.Başvuru konusu olayda başvurucu, Komisyon tarafından

hükmedilen tazminatın düşük olmasıve maddi tazminat

hakkında karar verilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

38. Başvurucunun görevden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali

istemiyle açılan dava, 5525 sayılı Kanun uyarınca "karar verilmesine yer

olmadığı" şeklinde sonuçlanmış ve Danıştay Onikinci

Dairesinin 20/10/2009 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı

kesinleşmiştir. Başvurucu, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı iddiasıyla

AİHM’e başvurmuş, başvuru incelenme aşamasında iken 6384 sayılı Kanun yürürlüğe

girmiş; AİHM, makul sürede yargılanma hakkına yönelik şikâyetin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilmezliğine karar vermiş; bu sırada

başvurucu 6384 sayılı Kanun uyarınca kurulan Komisyona başvurmuştur.

39. Komisyon, 26/9/2013 tarihli ve 2013/922 sayılı kararı ile

başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle, AİHM’in uzun yargılama konusundaki yerleşik içtihatlarını

da dikkate alarak başvurucuya 5.250 TL manevi tazminat ödenmesine karar

vermiştir. Başvurucu tarafından karara yapılan itiraz, Ankara Bölge İdare

Mahkemesi 3. Kurulu tarafından reddedilmiştir.

40. Anayasa Mahkemesi açısından, idari makamlar ve derece

mahkemeleri tarafından başvurucu lehine bir tedbir ya da kararın alınması

suretiyle ihlalin tespit edilmesi ve verilen karar ile bu ihlalin uygun ve

yeterli biçimde giderilmesi hâlinde ilgili tarafın artık mağdur olduğu ileri

sürülemeyecektir. Bu iki koşul yerine getirildiği takdirde bireysel başvuru

mekanizmasının ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesinin inceleme yapmasına

gerek kalmayacaktır. Bu kapsamda Anayasa’nın 36. maddesine ilişkin şikâyetler

açısından yargılama sürecinin ve usulünün adilliğine riayet edilerek

hakkaniyete uygun ve makul bir gerekçeye dayalı olarak verilen bir karar mağdur

sıfatını ortadan kaldırabilecektir (Sadık

Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 83; Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, §§ 61, 74).

41. Aynı şekilde AİHM de ulusal yetkililerce ihlalin açıkça veya

özü itibarıyla tespit edilmesi ve verilen karar ile bu ihlalin uygun ve yeterli

biçimde giderilmesi hâlinde ilgili tarafın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) 34. maddesi anlamında bundan böyle mağdur olduğunu ileri

süremeyeceğini belirtmektedir(Fatma Yüksel/Türkiye, B. No: 51902/08,

9/4/2013, § 44). Bu iki koşul yerine getirildiği takdirde Sözleşme ile

düzenlenen koruma mekanizmasının ikincil niteliği nedeniyle AİHM’in

inceleme yapması mümkün değildir (Eckle/Almanya, B.

No: 8130/78, 15/7/1982, §§ 64-70; Jensen/Danimarka, B. No: 48470/99; Cataldo/İtalya, B. No: 45656/99; Göktepe/Türkiye, B. No: 64731/01,

26/4/2005).

42. Mağdur sıfatının ortadan kalkması, özellikle ihlal edildiği

ileri sürülen hakkın niteliği ve ihlali tespit eden kararın gerekçesi ile bu

kararın ardından ilgili açısından uğradığı zararların varlığını devam ettirip

ettirmediğine bağlı bulunmaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Freimanis ve Lidums /Letonya, B. No: 73443/01, 74860/01,

9/2/2006, § 68). Başvurucuya sunulan telafi imkânının uygun ve yeterli olup

olmadığına ilişkin karar, söz konusu anayasal temel hak ve özgürlüğün ihlalinin

niteliği gözönünde bulundurularak dava koşullarının

tamamının değerlendirilmesi sonucunda verilebilecektir. Bu çerçevede bir

başvurucunun mağdur sıfatı, Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet ettiği durum için

idari veya yargısal bir kararla kendisine ödenmesine karar verilen tazminata da

bağlı olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Gafgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, § 116, Fatma Yüksel/Türkiye, §§ 48, 49).

43. Sözleşme’nin 46. maddesi bağlamında AİHM, Ümmühan Kaplan/Türkiye (, B. No: 24240/07,

20/3/2012, §§ 75-77) kararında Türkiye'nin kararın kesinleşmesini takip eden en

geç bir yıl içinde Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 13.

maddesi bağlamındaki makul süre aşımı şikâyetleri hakkında yeterli ve uygun

tatmin sağlayabilecek bir iç hukuk yolu oluşturması gerektiğine karar

vermiştir. AİHM bu iç hukuk yolunun, kendisine sunulacak olan benzer başvuruların

yığılmasını engellemek amacıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun

açılması tarihine kadar yapılacak olan ve kendi önünde derdest olan

başvurularla ilgili olduğunu da vurgulamıştır.

44. Başvuru konusu olayda başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş ve tazminata hükmedilmiştir.

Başvurucunun 6384 sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun AİHM’in Ümmühan

Kaplan/Türkiye kararında belirttiği ilkeleri taşımadığı yahut

Komisyon tarafından ödenmesine karar verilen tazminat tutarının kendisine

ödenmediği yönünde bir iddiasının da bulunmadığı anlaşılmıştır.

45. Bu durumda 6384 sayılı Kanun ile kurulan Komisyon tarafından

gerçekleştirilen yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle başvurucunun makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespit edildiği ve bu ihlal sebebiyle

başvurucuya tazminat ödenmesine karar verildiği görüldüğünden yargılamanın

makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle ortaya çıkan ihlalin Komisyonun tespitine

esas olan olayla ilgili başvurucunun mağduriyetinin, Anayasa Mahkemesinin

benimsediği ölçüler çerçevesinde açıkça ve orantısız olmayacak şekilde

giderildiği, bundan dolayı ihlalin güncelliğini yitirmesi nedeniyle bireysel

başvuru tarihi itibarıyla başvurucunun mağdur statüsünün bulunmadığı sonucuna

varmak gerekir.

46. Diğer taraftan başvurucu, görevden çıkarıldığı tarihten bu

işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen son karar tarihine kadar

uğradığı maddi kayıplarının ödenmemesinin yargı kararının icra edilmesi hakkını

da ihlal ettiğini ve bu iddia hakkında Komisyon tarafından bir karar

alınmadığını da ileri sürmüş ise de görevden çıkarılma işleminin iptali

istemiyle açılan davanın 5525 sayılı Kanun uyarınca "karar verilmesine yer

olmadığı" şeklinde

sonuçlandığı ve kararda başvurucu lehine bir tazminata hükmedilmediği

görüldüğünden ve ortada maddi tazminat yönünden icra edilmesi gereken bir yargı

kararı bulunmadığından Komisyon tarafından başvurucunun anılan talebi hakkında

bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.

47. Açıklanan nedenlerle başvurucunun bireysel başvuru tarihi

itibarıyla mağdur statüsü bulunmadığından başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Masumiyet karinesi ile maddi ve manevi varlığının

korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Zafer

TOKATLI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2144, 8 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Yıldırım
  12. Özgüldür
  13. Kömürcü
  14. Altan
  15. Topal
  16. Yalçınöz
  17. Tokatlı
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2144
Tarih
8 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • M.b. Başvurusu (B. No: 2014/356)
  • Medeni Batur Başvurusu (B. No: 2014/19704)
  • Ahmet Kürşad Özsoy ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5387)
  • Serhat Yavuz Başvurusu (B. No: 2014/1469)
  • Cuma Çiftçi Başvurusu (B. No: 2014/274)
  • Abc Çağdaş Dersanecilik Eğitim Turizm Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/4806)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.