İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.t. Başvurusu (B. No: 2017/23145)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2017/23145Tarih11 Şubat 2021Okuma24 dk · 4.741 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm A.T. Başvurusu

Karar tarihi
11 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2017/23145
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.741 kelime·24 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 3/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca 24/1/2020 tarihinde tutuklamanın hukuki

olmadığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kabul edilemezlik kararı

verilmiş, başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul

edilebilirlik incelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı

organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok

uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör

Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir

yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri

[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Başvurucu en son Küçükçekmece Adliyesinde Cumhuriyet

savcısı olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK)

24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiş ve bu karar 29/11/2016

tarihinde kesinleşmiştir.

11. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara ve Batman

Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından silahlı terör örgütüne üye olma; İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da silahlı terör örgütüne üye olma, Türkiye

Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye

teşebbüs etme suçlarından başvurucu hakkında ayrı ayrı soruşturma başlatılmış

ve Batman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çıkartılan yakalama kararı

doğrultusunda 27/9/2016 tarihinde başvurucu gözaltına alınmıştır.

12. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2/9/2016 tarihinde,

Batman Cumhuriyet Başsavcılığı 10/11/2016 tarihinde yetkisizlik kararı vererek

dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmesine karar

vermiştir.

13. Başvurucunun 28/9/2016 tarihinde Başsavcılık

tarafından ifadesi alınmıştır. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii

de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle eğitim ve meslek hayatı

boyunca FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı okullarda veya dershanelerde

okumadığını, örgütün yurtlarında veya evlerinde kalmadığını, çocuklarının ve

eşinin de herhangi bir dönemde bu yapıyla temas hâlinde bulunmadığını, hâkim

adaylığı döneminde Adalet Akademisindeyken sınıf temsilciliği görevi, Albüm

Kurulu veya Yıllık Kurulunda görev almadığını belirtmiştir. Başvurucu; 2010

yılından bu yana kamuoyuna Balyoz davası olarak yansıyan yargılama süreçleri

nedeniyle FETÖ/PDY denilen oluşumun illegal bir yapılanma olduğunu düşünmeye

başladığını, HSYK seçimi sürecinde herhangi bir şekilde müşahitlik yapmadığını

veya kamera çekimi gerçekleştirmediğini, kimseden oy istemediğini, kendisinden

de blok olarak oy isteyen kimsenin olmadığını belirtmiştir.

14. Başvurucu, Başsavcılık tarafından silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 29/9/2016 tarihinde Ankara 9.

Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

15. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun

ardından başvurucu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 29/9/2016 tarihinde

tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Şüpheli [A.T.] nin üzerine atılı bulunan FETÖ

- PDY isimli silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun işlediğine dair kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren dosya kapsamında somut delillerin bulunması,

şüphelinin kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin bulunduğu, bu nedenlerle

adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı ve isnat edilen suçun ağır cezayı

gerektiren suçüstü hallerinden olması nedenleriyle 2802 Sayılı Hakimler

Savcılar Kanunu'nun 94 ve CMK 2/1-j maddesi de gözetilerek CMK'nun 100. Maddesi

ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. Maddedeki tutuklama şartları kapsamında

isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelinin CMK'nun 101

maddeleri uyarınca TUTUKLANMASINA"

16. Başsavcılık 11/1/2017 tarihinde yetkisizlik

gerekçesiyle dosyanın Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar

vermiştir.

17. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam eden

soruşturma sürecinde başvurucunun tutukluluk hâli ile ilgili olarak İstanbul 5.

Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/2/2017 tarihli tutukluluğun devamı kararına karşı

yapılan itiraz Gaziantep 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29/3/2017 tarihli kararı ile

kesin olarak reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 5/4/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 2/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 3/7/2017 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede bu

suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:

i. Başvurucu, HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ile

meslekten ihraç edilmiştir.

ii. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından

düzenlenen 29/5/2017 tarihli raporda, Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta

iken hakkında FETÖ/PDY kapsamında kamu davası açılmış olan [B.Ç.] ile başvurucu

arasında para transferi olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Söz konusu

para transferi, 4.495 TL'nin önce başvurucu tarafından[B.Ç.] ye havale

edilmesi, sonraki süreçte de yaklaşık olarak aynı meblağın "Param bu

kadardı, kusura bakma" açıklaması ile başvurucuya iadesi şeklinde

gerçekleşmiştir.

iii. Başvurucunun 17/10/2007 tarihinde Yargıçlar ve

Savcılar Birliğine (YARSAV) üye olduğu ve üyeliğinin dernek kapatılıncaya kadar

faal olarak devam ettiği tespit edilmiştir.

iv. Dosya kapsamında alınan tanık beyanları şu

şekildedir:

- R.Ü. "...Benim sanık [A.T.] ile örgütsel

manada irtibatım Batman'da bulunduğum 2012 yılı içerisinde olmuştur. Sanık [A.T.]

2012'de yaz kararnamesi ile Batman Savcılığına atanmıştır. Ben onun

atanmasından sonra Çankırı Cumhuriyet Savcılığına geçici olarak

yetkilendirildim ancak kendisi ile 1-2 ay birlikte mesai yaptık...Sanık [A.T.]

Batman'a atanmadan evvel [M.T.], [M.G.] ve ben [S.Ö.] nün

abi konumunda bulunarak organize ettiği bir sohbet gurubunu oluşturuyorduk...Sanık

[A.T.] nin de Batman'a atanmasıyla bu sohbet grubu [M.G.],[A.T.]

ve benim iştirakimle gerçekleşmekteydi. Biz Batman'da görev yaparken[M.T.],[A.T.]

ve ben örgütün kitap okuma kampı dahilinde Gaziantep'e giderek bir faaliyet

gerçekleştirdik. Bu kitap okuma etkinliğinin tam olarak tarihini hatırlamamakla

birlikte ameliyatımdan önce gerçekleştiğini biliyorum. Benim görgüm ve bilgim

bunlardan ibarettir."

- E.E.

"Ben sanık [A.T.] ile 2014-2016 yıllarında Batman'da aynı adliyde

çalıştım. Kendisi açık sözlü düşüncelerini her ortamda rahatlıkla söyleyen,

özgür düşünceli bir meslektaşımdı. Kendisinin herhangi bir tarikat yada cemaat

üyesi olduğu izlenimine kapılmadım. Herkes gibi sıradan inançlı bir insandı.

FETÖ ile irtibatlı olduğuna dair hiç bir izlenimim yoktu, kendisi ile sık sık

görüşürdük, bu yüzden eğer böyle birşey olsaydı bilirdim. Kendisi 2014 yılında

HSYK seçimlerinde Batman adliyesine gelip seçim çalışması yapan YARSAV adayları

olarak bilinen [M.A.], [B.Y.] ve [L.K.] nın yanında

bulunmuştu, onlara eşlik etmişti. Zaten bu kişiler halen daha görevde olup

hakim, savcılık mesleklerini devam ettirmektedirler, fetö ile herhangi bir

bağlantıları saptanmamıştır. Sanık [A.T.] nin kendisi ayrıca uzun

süredir YARSAV üyesidir. Bildiklerim bundan ibarettir, başka herhangi bir

bilgim yoktur."

- E.G. "2013-2015 yıllarından Batman adliyesinde

Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığım sırada sanığı tanıdım...Kendisinin

sadece sosyal demokrat ve Yarsav üyesi olduğunu biliyorum onun dışında atılı

suç ile ilgili olumlu, olumsuz bilgim yoktur. Ayrıca aramızda herhangi bir

husumet bulunmamaktadır."

-Y.G. "Ben

halen İstanbul Anadolu Adliyesinde Hakim olarak görev yapmaktayım, daha önce

Batman Adliyesinde Hakim olarak çalışıyordum.[A.T.] de Batman Adliyesinde

Cumhuriyet Savcısı idi. Kendisi ile 2 yıl birlikte çalıştım. Ben çalıştığım 2

sene boyunca [A.T.] nin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili

herhangi bir konuşmasına ya da eylemine şahit olmadım...bildiğim kadarıyla

kuruluşundan itibaren YARSAV üyesidir. 2014 HSYK seçimlerinde de yine Batman

Adliyesinde idim, burada oy kullandım, seçim öncesinde Batman Adliyesine YARSAV

üyesi olan aynı zamanda HSYK adayı olan [M.A.], [B.Y.] ve [L.K.]

geldiler. Adliyede bir hakimin odasında diğer hakim savcı arkadaşlar ile

birlikte oturduğumuz sırada [A.T.] bu 3 adayı bizim bulunduğumuz odaya

getirdi...Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum. 15 Temmuz 2016 tarihinde ben

Batman'da idim. [A.T.] raporluydu. Beni telefonla aradı, bana 'darbe

başarılı olursa yarın bu meslekten istifa ederim.' dedi."

- E.S. "Ben...daha önce Batman Adliyesinde hakim

olarak çalışıyordum.[A.T.] de Batman Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı idi.

Kendisini bu nedenle tanıdım. Yaklaşık 2 sene aynı adliyede görev yaptım. Ben

şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile herhangi bir bağlantısı olduğuna

dair durumuna şahit olmadım. Söylemlerinde de örgüt ile ilgili bir konuşma

yaptığını duymadım. Zaten kendisinin uzun süreden beri YARSAV üyesi olduğunu

biliyorum. Hatta 2014 HSYK seçimi öncesinde YARSAV listesine oy vereceğini

söylüyordu...HSYK seçimi öncesinde oy isteme amacıyla adliyeye gelen YARSAV

üyesi olduklarını duyduğum, [M.A.], [B.Y.] ve [L.K.] yı

adliye içerisinde gezdirdi...ancak kendisi bu gezdirme işlemi sırasında

herhangi bir şekilde konuşmadı, adaylar kendi adlarına oy istediler.

Bildiklerim bundan ibarettir. Ben şahsın FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgi ve

irtibatı olduğu hakkında bilgi sahibi değilim, fakat olmadığı kanaatindeyim."

- T.Ö.P. "Ben...daha önce Batman Adliyesinde

Hakim olarak çalışırdım. Şüpheli [A.T.] ile burada tanıştım. Yaklaşık 1

yıl aynı adliyede görev yaptık. Kendisi Cumhuriyet Savcısıdır. Ben şüphelinin

FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili herhangi bir söylemini duymadım, fiili

bir davranışta bulunduğunu da görmedim. Bildiğim kadarıyla YARSAV üyesi idi.

HSYK seçim döneminde de adliyemize gelen YARSAV üyesi olduklarını duyduğum [M.A.],

[B.Y.] ve [L.K.] birlikte gelmişlerdi. Bu şahısları [A.T.]

benim odama getirdi, getirme dışında [A.T.] herhangi bir söylemde

bulunmadı. Diğer şahıslar kendilerine oy verilmesi yönünde talepte bulundular.

Bu anlattıklarım dışında başka bir bilgim yoktur."

-Y.K.

"2014 Temmuz - 2016 Temmuz tarihleri arasında Batman'da [A.T.] ile

birlikte çalıştık ve aynı zamanda adliyede sürekli görüştüğüm meslektaşlarımdan

birisi idi. Kendisi orada Cumhuriyet Savcısı idi. Çalıştığım 2 sene boyunca

[A.T.] nin FETÖ Silahlı Terör Örgütü ile ilgili herhangi bir konuşmasına ya

da kendisini gizlemek için herhangi bir davranışına şahit olmadım. Kendisi her

ortamda düşüncelerini açıkça dile getiren birisidir. Zaten bildiğim kadarıyla

kuruluşundan itibaren YAR-SAV üyesi idi. 2014 HSYK seçimlerinde Batman

Adliyesinde çalışıyordum ve burada oy kullandım. Seçim öncesinde Batman

Adliyesine YAR-SAV üyesi ve HSYK adayları olan [M.A.], [B.Y.] ve [L.K.]

birlikte geldiler. Adliyede bir hakimin odasında diğer Hakim ve Savcı

arkadaşlar ile birlikte oturduğumuz sırada [A.T.] bu üç adaya eşlik etti

ve odaya geldiler. Orada HSYK adayı olan bu kişiler seçim çalışmalarıyla ilgili

konuştular. [A.T.] sadece yanlarında bulundu, herhangi bir konuşması

olmadı...Ben[A.T.] nin FETÖ üyesi olduğu daha sonra tespit edilen hiçbir

HSYK adayı hakkında konuştuğunu duymadım. Bana veya adliyedeki herhangi bir

arkadaşa kime oy vereceğimiz ile ilgili hiçbir tavsiye ve telkinine şahit

olmadım. 15 Temmuz 2016 tarihinde ben Batman'da idim. [A.T.] aşil-tendon

kopması nedeniyle ameliyat olmuştu ve tayini çıktığı için ailesiyle birlikte

memlekete gitmişti. Onu en son gördüğümde koltuk değnekleriyle yürüyordu. Darbe

teşebbüsünün olduğu gece konuşmuştuk. Bana 'darbe başarılı olursa yarın bu

meslekten istifa edeceğim, bunların emri altında asla çalışmam' demişti.

Söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.

20. Gaziantep 9. Ağır Ceza Mahkemesi 7/9/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/81 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

21. Başvurucunun 19/9/2017 tarihinde görülen duruşmasında

tahliyesine karar verilmiştir. Tahliye kararının ilgili kısmı şu şekildedir;

"...

Dosyadaki mevcut delil durumu, sanığın

tutuklu kaldığı süre, tutuklamanın tedbir mahiyetinde oluşu, bu aşamadaadli

kontrol hükümleri uygulanmasının tutukluluktan beklenen faydayı sağlayacağı

anlaşıldığından sanığın bihakkın TAHLİYESİNE... [karar veridi.] "

22. Kovuşturma aşamasında başvurucunun örgüt ile

irtibatına dair ifadesine başvurulan gizli tanık Defne'nin beyanının ilgili

kısmı şöyledir:

"Sanık[A.T.] yi İstanbul Üniversitesi Hukuk

Fakültesinde öğrenci olduğu dönemden tanıyorum. Hatırladığım kadarıyla

1999-2003 yılları arasında örgüte bağlı üniversite öğrenci yapılanmasına ait

evlerde kalıyordu. Örgütün İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi bölgesinde

bulunan bir evdi. Bu evlerden amaç Hukuk Fakültesi öğrencilerini yapıya

kazandırmaktı ayrıca sanığın örgüte bağlı öğrencilerin kurduğu Genç Hukukçular

Klübü isimli klübün başkanlığını bir dönem yaptığını biliyorum. Sanık mezun

olduktan sonra 2003-2004 yıllarında örgüte ait hakim savcı sınavlarına hazırlık

evlerinde kaldığını başka bir örgüt üyesinden duydum. Bana bunu söyleyen şahıs

yine hakim savcı sınavlarına hazırlık için kurulan başka bir evde kalıyordu.

Bunu bizzat kendisi bana söyledi, Bu şahıs daha sonra idari yargıda hakim olan

[K.G] isimli kişidir. Ayrıca sanığı 2011-2012 yıllarında Batman'da görev

yaptığı sırada gördüm. Ayrıca yine idari yargıda hakim olarak görev yapan [M.T.]

isimli örgüt üyesi ile görüştüğümde sanık [A.T.] nin örgüt

toplantılarına katıldığını ve bağlantısının devam ettiğini söyledi. [M.T.]

örgütte etkili bir şahıs idi. Sanık ile ilgili hatırladıklarım bunlardan

ibarettir."

23. 20/6/2018 tarihinde UYAP'a kaydedilen ve 31/12/2015

tarihli ByLock yazışma içeriklerine ilişkin belgede başvurucu ile ilgili

yazışmaların yer aldığı kısım şöyledir:

"...

- Abi[A.T.] ile alakalı geçen notta elvan yazıyordu fakat

abi sivaslı

- Eşi ile problemi varmış. Bu nota göre

onu gruba dahil ediyor muyuz

- Elvan hepsini kapsıyor ya

- Artık Sivaslı değil mi? Tamam abi

- Abi grup değil özel ilgi. Bu durumu

soralım ama önce ilgilenen abilerden bilgi alalım

- Abi özel ilgi nasıl olacak bu adamla

benim biraz hukukum var gideyim görüşeyim. Abi zaten böyle bir notu ben verdim

daha önce gruba alalım diye ama olmaz dendi

- Abi yok sen sonra. Şuan orada bulunan

abinin tanıdığı kişilerden iki abi varsa onlara söyle ilgilensinler

- Birebirde zor malum pro vs olmuyor

- Abi bu programla değil de birebir

ailevi meseleleri bile dertleşecek kadar yakınlaşmakla çözülür diye düşündüm

- Abi söyliyim ins fakat

ben otobüsle de olsa gidip konuşayım bu adam bayadır bekar

- Ama iktiza ederse grup yap abi. Abi

gidip ne diyecen. Perdeyi yırtmaman lazım

- Bence gruba gelsin abi. Zaten önceden

de burda idi grupta idi. Yok abi perdeyi yırtmadan bir yolunu bulur giriş

yaparım

- Abi sen sonraki hamle ol. Önce abiler

bu mevzuyu bilmeden biraz muhabbet etsinler bakalım ne çıkacak. Belki abla

gerçekten problemdir

- Tmm abi. Abi abla ev hanımı adam

okuyan bir tip. Teröre bakıyordu. Yanında iki tane bekar bayan buna asılıyor

oğluyla ilgileniyordu

- Veya başka birşey vardır ona göre

iktiza ederse sen devreye girersin ama devresinden birilerini düşünürüz önce

falan.... abi çözüm yolunu bulalım iktiza ederse abiyi tayin ettiririz ama asıl

problem kaynağını tespit edelim. Abi her sosyeteye giren hanımını boşamazki ben

bu abiyi tanıyorum sağlamdır. Bir yerde bizim bilmediğimiz problem var abi

- Ben bu meseleyi yazın mayıs sonu ona

şöyle açtım abi. Baymanla ilgili not var Ankaradan burada bekar bayanların

bizim abilere sızma gibi bir durumda kullanıldığı yönünde dedim. Özelde de

sizin çok dikkat etmeniz lazım dedim. Teröre baktığı için sizi tespit etmek

gibi hedefte olabilirsiniz dedim. Başladı ağlamaya ben istifa etmek istiyorum

diye. Ben artık bu mesleği yapmıcam yoldan çıktık birşey kalmadı bizde gibi

detaya gerek yok fakat durum bu. Asıl mesele Sivaslıları ayırınca tek kaldı.

Uzun süre görüşülemedi. Bu yönden hala manevi boşluk var

- Abi bir yol bulup abiye ulaşmak lazım.

Eğer tespitin grup içine alınması ise alalım abiyi

- Bence alalım abi

- Ama lojmanda tedbirli gidip gelsinler

birbirlerine

..."

24. Başvurucunun kovuşturma aşamasında yeniden alınan

savunması şu şekildedir:

"Ben YARSAV a 2007 yılında üye

oldum. İddianamede..2010 yılında talimat geldiği belirtilmiş olup benim 2007

yılındaki üyeliğimi 2010 yılındaki örgüt talimatı ile yapmam mümkün

değildir...MASAK raporunda belirtilen [B.Ç.] benim akademiden staj arkadaşımdır. Arabamı

değiştireceğimden kendisinden borç para istemiştim. O da bana raporda

belirtilen miktarda parayı göndermişti. Daha sonra ben bu parayı yaklaşık 9 ay

sonra kendisine geri ödedim. Zaten bu durum MASAK raporu içeriğinden de

bellidir. Tanık [R.Ü.] nün beyanını kesinlikle kabul etmiyorum. Bu şahıs

ile birlikte bir gün bile aynı yerde çalışmadım. Benim göreve başladığım gün

kendisi izine ayrılmış. Daha sonradan raporlar almıştır. Çankırı da geçici

yetki ile yetkilendirilmiştir. Bu tanık ilk ifadesini 09/09/2016 tarihinde

vermiş. Aradan bir süre geçtikten sonra ilk ifadesinin uzun sürmesi, nedeniyle

bir kısım hatırlayamadığı hususları tekrar bildirmek için kendiliğinden

savcılığa gitmiş, verdiği ikinci ifade de benim hakkımda soyut nitelikte aslı

olmayan iddialarda bulunmuştur...Bu tanığın Batman da görev yaparken kitap

okuma kampı dahilinde hatırlamadığı bir tarihte birlikte Gaziantep e giderek

kitap okuma etkinliği gerçekleştirdik şeklinde anlatımları da vardır. [R.Ü.]

nün devre grubu adıyla tanımladığı yapı içinde bazı isimlerle katıldığına değindiği

kitap okuma kampları hakkında devre grubu ile senede bir defa kitap okuma kampı

yapılır ve devre alt gruplardan katılımlarla bir araya gelinirdi diye yapılan

toplantılara ilişkin tarihler ve yerler belirtilmiştir. Burada Gaziantep te

yapılan bir etkinlikten de bahsedilmemektedir. Ben böyle bir kitap okuma

kampına da katılmadım. Batman dan ne diye Gaziantep e kitap okumaya gidilir onu

da bilmiyorum. Kendisine itirafçı diyen şüpheli [R.Ü.] nün tanık

beyanlarının hukuki değeri yoktur. İddiaları kesinlikle gerçeği

yansıtmamaktadır. İfadeleri arasında belirli bir çizgi ve tutarlılık yoktur.

Zamansal açıdan gerçekleşmesi imkansız olaylardan bahsedilmektedir. Kendisine

yemin verdirilmeden dinlenilmesi gerekirdi. Bu tanık ile ilgili ayrıntılı

beyanlarımı yazılı olarak avukatım mahkemenize ibraz edecektir. İçeriğini aynen

tekrar ederim. Üzerime atılı suçun yasal unsurları oluşmamıştır. Aleyhime terör

örgütü üyesi olduğumu gösterir delil bulunmamaktadır. Haksız yere tutuklanıp

cezaevine konuldum."

25. 5/12/2018 tarihli karar ile başvurucunun beraatine

hükmedilmiştir. Beraat kararının gerekçesinde özet olarak başvurucu hakkında

dijital verilerin incelenmesi neticesinde herhangi bir suç unsuruna

rastlanmadığı, iddianamede belirtilen para transferinin atılı suça delil olarak

kabul edilemeyeceği, hakkındaki aleyhe tanık beyanlarının da itibar edilebilir

nitelikte olmadığı, sonuç olarak isnat edilen suçun işlediğine dair her türlü

şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir kanıt bulunmadığı ifade edilmiştir.

26. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

başvurucu hakkındaki tanık beyanları ile ByLock yazışmalarının mahkûmiyete

yeter nitelikte olduğu gerekçesiyle gerekçeli karara karşı istinaf başvurusu

yapılmıştır.

27. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi tarafından

yapılan inceleme neticesinde 28/11/2019 tarihli ilam ile beraat kararında;

usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde

ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin

yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine

hükmedilmiştir.

28. Başvuru dosyası, bireysel başvurunun incelendiği

tarih itibarıyla temyiz incelemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

29. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No:

2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597,

31/10/2019, §§ 33-48; ilgili Yargıtay kararları için bkz. A.L., B. No:

2016/63999, 9/1/2020, §§ 33-35.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

30. Mahkemenin 11/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu; mesleğinden kaynaklanan usule ilişkin bazı

güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını ve kuvvetli suç şüphesi

bulunmamasına rağmen verilen tutuklama kararının hukuka aykırı olduğunu,

tutuklama tedbiri uygulandığı sırada sağlık problemi olduğunu, bu kapsamda

tutuklanmasının ölçülü olmadığı gibi mevcut sorun nedeniyle kaçma ihtimalinin

de bulunmadığını, bu nedenle tutuklamanın meşru bir amacının da olmadığını,

ayrıca tutuklama tedbirinin uygulanmasında özel hayatına ilişkin bilgilerin

kullanıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkında verilen tutuklama

kararında ilgili makamların tutuklamaya ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe

gösterdiği, bu gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfî

olduğunun savunulamayacağı ifade edilmiştir.

33. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genel

hatlarıyla başvuru formunda belirttiği iddialarını tekrarlamıştır.

B. Değerlendirme

34. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

35. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun temel olarak tutuklamanın hukukiliğine yönelen bu bölümdeki

iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

37. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim

veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

38. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerken

Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin

güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü bir

durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya konu

temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

39. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve

tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün

arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.

Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan

olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:

2016/49158, 26/7/2017, § 57).

40. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı

anlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

42. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate

alınacak genel ilkeler için bkz. Mustafa Baldır, B. No: 2016/29354,

4/4/2018, §§ 54-60; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, §§ 38-45.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

43. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

44. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma

olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

45. Diğer taraftan başvurucu 24/2/1983 tarihli ve 2802

sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda hâkimlerle ilgili olarak öngörülen usule

ilişkin güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin, yetkili ve görevli olmayan

mahkemece tutuklandığını iddia etmektedir.

46. Anayasa Mahkemesi Yıldırım Turan ([GK], B. No:

2017/10536, 4/6/2020, §§ 102-147) kararında ilgili kanunlar çerçevesinde konuyu

etraflıca değerlendirmiş ve Yargıtay içtihatlarına da değinerek terör örgütüne

üye olma suçunun kişisel bir suç olduğunu, Yüksek Mahkeme üyelerinden farklı

olarak hâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden ağır ceza mahkemesinin görevine

giren suçüstü hâli bulunmasa da kişisel suçlarına ilişkin olarak soruşturma

yürütülmesi için izin şartı bulunmadığını belirterek vergi mahkemesi üyesi

(hâkim) olan başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının bulunduğu sonucuna

varmıştır.

47. Somut olayda anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir

durum söz konusu değildir. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun

kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarla

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

48. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

49. Başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğa

itirazın reddi kararlarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

olguların bulunduğu genel olarak belirtilmiş fakat bunlara ilişkin bir

açıklamaya yer verilmemiştir.

50. Bununla birlikte başvuruya konu soruşturma

dosyasından başvurucunun YARSAV üyeliğinin ve hakkında tanık beyanları ile

MASAK raporunun bulunduğu anlaşılmıştır. Nitekim iddianamede de başvurucunun

meslekten ihraç edilmiş olmasının yanı sıra bahsi geçen delillere yer verildiği

görülmektedir (bkz. § 19).

51. Bu kapsamda öncelikle başvurucu hakkındaki tanık

beyanlarının kuvvetli suç belirtisi yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.

52. İddianameye yansıyan tanık ifadeleri incelediğinde

R.Ü. dışındaki diğer tanıkların beyanlarında başvurucu aleyhine bir hususun yer

almadığı görülmektedir. R.Ü. ise beyanında başvurucunun 2012 yılında Batman'a

atandıktan sonra kendisiyle aynı sohbet grubunda yer aldığını ve birlikte

örgütün kitap okuma kampı dâhilinde Gaziantep'e giderek bir faaliyet

gerçekleştirdiklerini belirtmiştir (bkz. § 19). İddianamede yer alan tanık

beyanlarının yanı sıra kovuşturma aşamasında ifadesine başvurulan gizli tanık

Defne de başvurucuyu üniversite yıllarından tanıdığını, başvurucunun 1999 ile

2003 yılları arasındaki öğrencilik döneminde örgüte bağlı öğrenci yapılanmasına

ait evlerde kaldığını, örgüte bağlı öğrencilerin kurduğu Genç Hukukçular

Kulübünün bir dönem başkanlığını yürüttüğünü ifade etmiştir. Başvurucunun

2003-2004 yıllarında örgüte ait hâkim-savcı sınavlarına hazırlık evlerinde

kaldığını ise bu evlerde kalan idari yargı hâkimi K.G.den bizzat duyduğunu

belirten tanık ayrıca -başvurucunun meslekte olduğu dönemde- örgüt içinde

etkili isimlerden olan M.T. ile konuştuğunu ve ondan başvurucunun örgüt

toplantılarına katıldığı, örgütle bağlantısının devam ettiği yönünde bilgiler

aldığını ifade etmiştir (bkz. § 22).

53. Tanık beyanlarının yanı sıra kovuşturma aşamasında

ortaya çıkan bir diğer delil ise örgüt mensubu olduğu yönünde haklarında

soruşturma yürütülen iki kişi arasında 2015 yılında gerçekleşen ByLock

yazışmaları olmuştur. Söz konusu yazışmalarda başvurucu ile ilgili olarak

özetle özel hayatına dair birtakım sıkıntılar yaşadığı, eskiden gruplarda yer

aldığı hâlde grubun dağılması üzerine uzun süre kendisiyle ilgilenilmediği için

manevi boşluğa düştüğü, özel hayatında yaşadığı sıkıntılar nedeniyle kendisine

yaklaşarak örgüte sızmaya çalışan insanların olabileceği yönünde başvurucunun uyarıldığı,

kendisi ile özel olarak ya da yeniden bir gruba dâhil edilmek suretiyle

ilgilenilmesi gerektiği, gerekirse başka bir yere atamasının yaptırılabileceği,

bu sürece kadar da tedbirin elden bırakılmaması lüzumu belirtilmiştir (bkz. §

23).

54. Başvurucu hakkındaki tanık beyanları ve ByLock

yazışmaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun üniversite

döneminden itibaren örgüt ile irtibatının olduğuna ve bunun meslek hayatında da

devam ettiğine dair kuvvetli suç belirtisi bulunduğuyönünde soruşturma

mercilerince ve tutukluluğa karar veren yargı organlarınca yapılan

değerlendirmelerin keyfî ve temelsiz olduğunu söylemek mümkün değildir (Alparslan

Altan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, §§ 132-135; Erdal Tercan [GK],

B. No: 2016/15637, 12/4/2018, §§ 149-152).

55. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı

edilmemelidir.

56. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olayların

toplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin

örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz ettiği tehlike (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 15-19, 26) darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler

kapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra edilen, suç

oluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı

sıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında

doğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle

ivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında

soruşturma konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §

271; Selçuk Özdemir, § 78).

57. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüyle

bağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftan

FETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve kuruşlarında örgütlenmiş

olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede

uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olarak soruşturmaya

tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışında barınmasını büyük

ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 272; Selçuk Özdemir, § 79).

58. Başvurucunun tutuklanmasına esas alınan silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, § 148).

59. Somut olayda Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı

terör örgütüne üye olma suçunun niteliğine, kanunda öngörülen yaptırımın

ağırlığına, delilleri karartma şüphesinin bulunmasına ve tutuklamanın

ölçülülüğüne dayanıldığı görülmektedir.

60. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 9.

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen-

delilleri karartma ve kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal

temellerinin olduğu söylenebilir.

61. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151). Öncelikle

terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı

karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli

makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere-

suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede

güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer

ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

62. Öte yandan başvurucu sağlık sorunları olduğu hâlde

tutuklandığını ileri sürmüş ise de bu nedenle ceza infaz kurumunda yaşamını

idame ettiremeyeceği yönünde bir delil ortaya koyamamıştır. Somut olayın

yukarıda belirtilen özellikleri dikkate alındığında isnat edilen suç

için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının keyfî ve temelsiz

olduğu söylenemez.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası ile güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

64. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) bu hakka dair yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı

görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

C. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 11/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Basri BAĞCI Raportör : Duygu KALUKÇU Başvurucu : A.T. Vekili : Av. Gülsevil ÇİFTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/23145, 11 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  16. B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti
  17. D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  18. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/23145
Tarih
11 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • M.ı. Başvurusu (B. No: 2018/35592)
  • Sınırlı Sorumlu Torbalı Metropolis Şehiriçi Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2018/8951)
  • Aynur Aksu Başvurusu (B. No: 2018/27295)
  • Aydın Görkem Kırtasiye Tem. İnş. Elk. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/24538)
  • Erdi Orman Başvurusu (B. No: 2017/24079)
  • Funda Akdeniz Geçer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/16685)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.