İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erdi Orman Başvurusu (B. No: 2017/24079)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2017/24079Tarih11 Şubat 2021Okuma14 dk · 2.776 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Erdi Orman Başvurusu

Karar tarihi
11 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2017/24079
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.776 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca 6/11/2019 tarihinde tutuklamanın hukuki

olmadığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kabul edilemezlik kararı

verilmiş, tutuklamanın hukukiliğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı

organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok

uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör

Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen

bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri

[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Başvurucu en son Danıştay tetkik hâkimi olarak görev

yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 10/8/2016 tarihli

kararı ile açığa alınmış, 31/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiş

ve bu karar kesinleşmiştir.

11. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başlatılan soruşturma kapsamında

başvurucu 12/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Başvurucunun 16/8/2016 tarihinde Başsavcılıkça

ifadesi alınmıştır. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır

bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle FETÖ/PDY denilen oluşumu basında yer

alan haberlerden tanıdığını, bu oluşuma karşı herhangi bir sempati

beslemediğini, FETÖ/PDY ile iltisaklı olan hiçbir kuruluşa herhangi bir para

vermediğini, bağışta bulunmadığını veya başka türlü yardım yapmadığını, yine bu

oluşumun altında faaliyet yürüten dernekler vasıtasıyla herhangi bir kurban

bağışı veya başka türlü yardımı olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu; meslek

hayatı boyunca yurt dışında eğitim, konferans ve seminer amaçlı

görevlendirilmediğini, hâkim adaylığı döneminde Adalet Akademisinde sınıf

temsilciliği görevi, Albüm Kurulu veya Yıllık Kurulunda görev almadığını, HSYK

seçimi sürecinde herhangi bir şekilde müşahitlik yapmadığını veya kamera çekimi

gerçekleştirmediğini, kimseden oy istemediğini, kendisinden de blok olarak oy

isteyen kimsenin olmadığını belirtmiştir.

13. Başvurucu, Başsavcılık tarafından silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 16/8/2016 tarihinde Ankara 9.

Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu, müdafii huzurunda yaptığı

savunmasında önceki anlatımlarına benzer beyanlarda bulunmuştur.

14. Başvurucu, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgusunun ardından 16/8/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Şüpheliler .. ve Erdi Orman'ın üzerine

atılı bulunan Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediklerine dair

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren dosya kapsamında somut delillerin bulunması,

şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimallerinin olması karşısında, adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı, şüphelilere isnat edilen suçun suç

üstü hallerinden olması nedeniyle CMK 2/1-j ve 2802 sayılı yasanın 94

maddeleri, CMK’nun 100. maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5.

maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak

tedbir kapsamında şüphelilerin CMK.nun 101 maddeleri uyarınca AYRI AYRI

TUTUKLANMALARINA...[karar

verildi.]"

15. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği 6/3/2017 tarihinde

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş, başvurucunun bu karara

yönelik itirazı Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğince 5/4/2017 tarihinde kesin

olarak reddedilmiş ve karar 4/5/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 12/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Devam eden soruşturma sürecinde Ankara 3. Sulh Ceza

Hâkimliği 22/6/2017 tarihli kararı ile başvurucunun tahliyesine karar

vermiştir.

18. Başsavcılığın 11/9/2018 tarihli iddianamesiyle

başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede bu suçlamaya

esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:

- Başvurucu, HSYK'nın 31/8/2016 tarihli kararı ile

meslekten ihraç edilmiştir.

- HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen raporda

başvurucunun kullandığı telefon ile haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma

yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği ancak bu

kişilerin genellikle yargı mensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisi

olduklarına dair de bir tespite yer verilmediği ifade edilmiştir.

- 11/8/2016 tarihinde dosyaya giren isimsiz ve imzasız

ihbar evrakında başvurucunun FETÖ/PDY ile iltisaklı olabileceği belirtilmiş,

ihbarcının tespiti için yapılan araştırmadan ise sonuç alınamamıştır.

-Danıştay üyesi olarak görev yapmakta iken hakkında silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma başlatılan H.E. 8/12/2016 tarihinde

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde vermiş olduğu ifadede, kendisiyle

ilgili açıklamaların yanı sıra bu örgüte müzahir olduğunu bildiği tetkik

hâkimleri arasında başvurucunun da ismini saymış, söz konusu beyan başvurucunun

dosyasında tanık ifadesi olarak değerlendirilmiştir.

19. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 24/9/2018

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/555 sayılı dosya

üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

20. Başvurucunun örgütle irtibatlı olduğunu iddia eden

tanık H.E.nin kovuşturma aşamasında alınan beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"Ben Danıştay'da üye olarak görev

yaptım, iki defa ifade verdim, Fetö üyesi veya sempatizanı değilim ancak

bildiğim hususları söylemek üzere savcılığa ifade verdim. Örgüte üye olma

konusunda sanık hakkında bilgim yoktur, sanığın ismi cemaate yakın isimler

arasında geçtiği için söyledim ancak herhangi bir toplantıya katıldığını,

herhangi bir faaliyetini görmedim, herhangi bir diyaloğum da olmamıştı. İsimler

konuşuluyordu, ona istinaden beyanda bulunmuştum, sadece kanaat ve duyuma ilişkin,

ben ilgili olabilecekler arasında diye ismini zikrettim."

21. Mahkeme 26/6/2019 tarihli kararı ile başvurucunun

beraatine hükmetmiştir. Beraat kararının gerekçesinde özet olarak teknik

incelemeler neticesinde başvurucu hakkındasuç unsuru teşkil eden herhangi bir

bilgi yahut belgeye rastlanmadığı, tanık beyanının somut bilgi ve görgüye

dayanmadığı, başvurucu hakkında örgüt üyeliğine dair başkaca delil de olmadığı

belirtilmiştir.

22. Beraat kararına karşı Başsavcılık tarafından tanık

beyanının mahkûmiyet için yeterli olduğu gerekçesiyle istinaf talebinde

bulunulmuş olup dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Ankara

Bölge Adliye Mahkemesi incelemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No:

2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39); Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597,

31/10/2019, §§ 33-48; ilgili Yargıtay kararları için bkz. A.L., B. No:

2016/63999, 9/1/2020, §§ 33-35.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 11/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın ve

görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin görevli olmayan bir

mahkeme tarafından tutuklandığını, olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığını,

tutuklamanın orantısız bir tedbir olduğunu ve adli kontrol tedbirinin neden

yetersiz kalacağının değerlendirilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkında verilen

tutuklama kararında ilgili makamların tutuklamaya ilişkin ilgili ve yeterli

gerekçe gösterdiği ve bu gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun

keyfî olduğunun savunulamayacağı ifade edilmiştir.

27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genel

olarak başvuru formunda ileri sürdüğü hususları tekrarlamıştır.

B. Değerlendirme

28. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

29. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

30. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın

19. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

31. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim

veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

32. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

33. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve

tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün

arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.

Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan

olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:

2016/49158, 26/7/2017, § 57).

34. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında

yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan

güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde

ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk

Özdemir, § 58).

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı

anlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

36. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate

alınacak genel ilkeler için bkz. Mustafa Baldır, B. No: 2016/29354,

4/4/2018, §§ 54-60; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, §§ 38-45.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

37. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

38. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma

olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma

kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

39. Diğer taraftan başvurucu 24/2/1983 tarihli ve 2802

sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda hâkimlerle ilgili olarak öngörülen usule

ilişkin güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin, yetkili ve görevli olmayan

mahkemece tutuklandığını iddia etmektedir.

40. Anayasa Mahkemesi, Yıldırım Turan ([GK], B.

No: 2017/10536, 4/6/2020, §§ 102-147) kararında ilgili kanunlar çerçevesinde

konuyu etraflıca değerlendirmiş ve Yargıtay içtihatlarına da değinerek terör

örgütüne üye olma suçunun kişisel bir suç olduğunu, Yüksek Mahkeme üyelerinden

farklı olarak hâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden ağır ceza mahkemesinin

görevine giren suçüstü hâli bulunmasa da kişisel suçlarına ilişkin olarak

soruşturma yürütülmesi için izin şartı bulunmadığını belirterek vergi mahkemesi

üyesi (hâkim) olan başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının bulunduğu

sonucuna varmıştır.

41. Somut olayda anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir

durum söz konusu değildir. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun

kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarla

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

42. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

43. Başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğa

itirazın reddi kararlarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

olguların bulunduğu genel olarak belirtilmişfakat bunlara ilişkin bir

açıklamaya yer verilmemiştir.

44. İddianamede ise başvurucu ile ilgili olarak meslekten

ihraç kararı, isimsiz ihbar mektubu, HTS kayıtları, tanık beyanının delil

olarak ele alındığı anlaşılmıştır.

45. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararda

görevden uzaklaştırma veya kamu görevinden ya da meslekten çıkarma şeklindeki

idari kararların niteliğini dikkate alarak bu kararların verilmesinin karara

muhatap olan kişilerin suç işlediklerine dair kuvvetli belirtinin bulunduğu

anlamına gelmediği sonucuna varmıştır (diğerleri arasından bkz. Mustafa

Baldır, § 70; Mustafa Açay, B. No: 2016/66638, 3/7/2019, § 54;

E.A., B. No: 2016/78293, 3/7/2019, § 57; Ali Aktaş, B. No:

2016/14178, 17/7/2019, § 53; Mustafa Özterzi, § 104; Zafer Özer,

§ 58). Bu itibarla başvurucu hakkındaki görevden uzaklaştırma veya meslekten

çıkarma tedbirlerine ilişkin kararlarda başvurucuyla ilgili kişisel bir tespit

ve değerlendirme bulunmadığından bunların -tek başına- suç işlendiğine dair

kuvvetli bir belirti olarak kabulü mümkün değildir.

46. Somut olayda ayrıca başvurucu hakkındaki ihbar

evrakı, tanık beyanı ve HTS kayıtlarının da kuvvetli suç belirtisi yönünden

değerlendirilmesi gerekmektedir.

47. Tanık H.E. soruşturma aşamasında alınan beyanında

başvurucunun ismini zikretmekle yetinmiş, buna mukabil somut bir olgu yahut

olaydan bahsetmemiş; kovuşturma aşamasında alınan beyanında ise başvurucuya

ilişkin görgü ya da bilgiye dayalı bir malumatının olmadığını, sadece duyuma

dayalı ifade verdiğini belirtmiştir. Benzer şekilde isimsiz ihbar evrakında da

başvurucuya yönelik somut bir bilgiden bahsedilmemekte, örgüt ile ilişkisi

olduğu söylenmekle yetinilmektedir. HTS kayıtları ise iddianamede de ifade

edildiği gibi başvurucu ile meslektaşları arasında gerçekleşen görüşmeleri

içermekte olup bu kayıtlarla ilgili olarak suç unsuru oluşturan herhangi bir

tespit yapılamamıştır.

48. Bu itibarla soruşturma belgelerinde yer alan tespit

ve değerlendirmeler kapsamında somut olayda suç işlendiğine dair kuvvetli

belirtinin yeterince ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.

49. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

50. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetli

belirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirinin

uygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağan dönemde

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere aykırı olduğu

sonucuna varılmıştır.

51. Bununla birlikte anılan tedbirin olağanüstü

dönemlerde Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını

ve sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığının

incelenmesi gerekir.

4. Anayasa'nın

15. Maddesi Yönünden

52. Somut olayda Anayasa Mahkemesince soruşturma

makamlarının suç işlendiğine dair belirtileri somut olgularla ortaya koymadan

başvurucu hakkında tutuklama tedbirine başvurdukları sonucuna varılmıştır. Bu

itibarla olağanüstü hâl döneminde Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin

kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesinin

başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen güvencelere aykırı bu müdahaleyi meşru

kılmadığı değerlendirilmiştir (benzer yöndeki karar için bkz. Şahin Alpay [GK],

B. No: 2016/16092, 11/1/2018, § 110; Mehmet Hasan Altan (2), § 157).

53. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle

birlikte değerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

5. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

55. Başvurucu, 500.000 TL maddi ve 3.000.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

56. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin

nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa

Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

57. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

58. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın

19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. 22/6/2017

tarihinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiş ve başvurucunun tutukluluk

hâli sona ermiştir.

59. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

60. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış

olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 13. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2018/555) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 11/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Basri BAĞCI Raportör : Duygu KALUKÇU Başvurucu : Erdi ORMAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/24079, 11 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve
  10. Gerekçe
  11. A. Başvurucunun
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine
  14. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/24079
Tarih
11 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Funda Akdeniz Geçer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/16685)
  • Davut Şen Başvurusu (B. No: 2018/14937)
  • Suat Eren Başvurusu (B. No: 2018/3081)
  • Ayşen Işıklı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/35199)
  • Yıldırım Güvenç Başvurusu (B. No: 2017/32945)
  • Remzi Serdar Başvurusu (B. No: 2018/18201)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.