İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Suat Eren Başvurusu (B. No: 2018/3081)

1. Başvuru, avukatın duruşma düzenini bozduğu gerekçesine

Başvuru No2018/3081Tarih11 Şubat 2021Okuma18 dk · 3.632 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Suat Eren Başvurusu

Karar tarihi
11 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2018/3081
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.632 kelime·18 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, avukatın duruşma düzenini bozduğu gerekçesine

dayanılarak kolluk görevlileri tarafından duruşma salonundan dışarı çıkarılması

nedeniyle özel hayata saygı hakkının ve bu olaya ilişkin şikâyetin etkili

soruşturulmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 23/1/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, İstanbul'da yaşamakta ve avukat olarak

çalışmaktadır.

10. 27/4/2017 tarihinde 10. Bakırköy Ağır Ceza

Mahkemesinde hazır bulunan başvurucu, sanık olarak yargılanan B.Y. ve Ö.Y.nin

avukatı olduğunu ancak henüz vekaletnameleri mahkemeye ibraz edemediğini beyan

ederek duruşmaya katılmıştır.

11. Mahkeme Heyetince sanık Ö.Y.nin sorgusu yapılırken

diğer sanık B.Y. ile konuşması nedeniyle başvurucu avukat, Mahkeme Başkanı

tarafından uyarılmıştır. Bu aşamadan sonra yaşananlarla ilgili başvurucu

anlatımı ile Duruşma Tutanağı'na yansıyan bilgiler arasında bazı farklılıklar

bulunmaktadır.

12. Başvurucunun anlatımına göre Ö.Y.nin sorgusu

yapılırken diğer sanık B.Y.ye savunmasına ilişkin bazı hatırlatmalarda

bulunduğu esnada Mahkeme Başkanı "Avukat bey müvekkilinizle

konuşamazsınız." şeklinde başvurucuyu uyarmış, başvurucu avukatlık

mesleği gereği sanıkla konuşabileceğini söyleyerek müdahaleye itiraz etmiş,

daha sonra Mahkeme Başkanı ile başvurucu arasında yargılama usulü hususunda

kısa bir tartışma yaşandıktan sonra Mahkeme Başkanı "Avukat bey, ben

zaten sizi davaya kabul etmeyeceğim. Siz vekaletname olmadan duruşmaya

katılamazsınız. Bugün talepte dahi bulunamazsınız. Sadece

oturabilirsiniz." diyerek başvurucudan oturmasını istemiştir. İddiaya

göre Mahkeme Başkanı, başvurucunun itirazlarına devam etmesi üzerine

"Avukat bey, duruşma düzenini bozmaktan sizi dışarıya atacağım."

diye başvurucuyu bir kez daha uyardıktan sonra kolluk memurlarını çağırarak

"Polis atın şunu, atın şunu." şeklinde talimat vermiş ve

başvurucu duruşma salonundan çıkarılmıştır. Kolluk görevlilerine dışarı

çıkmayacağını söyleyen ve zor kullanılarak dışarı çıkarılırken kolluk

görevlilerince darbedildiğini dile getiren başvurucu; müvekkillerinin önünde

yaklaşık beş metre sürüklendiğini, ardından kolları ve bacaklarından tutularak

salondan koridora atıldığını ileri sürmüştür.

13. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/4/2017 tarihli

Duruşma Tutanağı'nın ilgili kısmı şöyledir:

"...(bu sırada sanıklar müdafi

olacağını bildiren Av. Suat Eren'in belirli bir zaman içerisinde sanığın

bulunduğu bölgeye geçtiği görüldü, kendisi ikaz edildi. Ayrıca diğer sanığın

savunması alınırken bu görüşmenin uygun olmadığı, ayrıca müdafi ile görüşme

yerinin duruşma salonu olmadığı, hukuki yardım verme konusunda fikir alışverişi

yapabileceği, dosyaya şu an usule uygun sunulmuş vekaletname olmadığı, bu sanık

yönünden de CMK 150/3 md.since görevlendirilmiş müdafi bulunduğundan yasada

düzenlenen şekliyle iradi olarak kendisini sanık müdafi olarak atama ve sanığın

da müdafiyi vekaletname olmadan atılı eylem yönünden seçme yetkisinin ve

serbestisinin bulunmadığı hatırlatılarak aksi davranışın devam ettirildiği

takdirde - "ben 16 yıllık avukatım, bana müdafiliği mi

öğreteceksiniz" vb.- sözler söylenip bu davranışlara devam ettiği takdirde

salondan çıkarılacağı yönünde son kez ihtar edildi, diğer sanığın savunmasının

tespitine devam olundu.)

G/D

Sanıklar müdafi olacağını bildiren,

gerekli ikazlara rağmen aynı benzeri konuşmalarını sürdüren Av. Suat Eren'in

duruşma inzibatını bozmaktan dolayı dışarı çıkarılmasına oy birliği ile karar

verildi. Kendisi dışarıya davet edildi. Gerektiğinde zor kullanılacağı

kendisine aktarıldı, buna rağmen çıkmadığı anlaşıldığından güvenlik amaçlı

çağırılan polis memurları ve özel güvenlik marifetiyle zor kullanılması istenilerek

salondan çıkarıldı. Açık yargılamaya devam olundu."

14. Başvurucu, kendisini salondan çıkaran kolluk ve

güvenlik görevlileri hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık)

4/5/2017 tarihinde şikâyette bulunmuştur. Başvurucu hakkında düzenlenen sağlık

raporu bulunmamaktadır.

15. Savcılıkça şüpheli güvenlik görevlisi M.F. ile kolluk

görevlileri M.D. ve İ.S.nin ifadeleri alınmıştır. Şüpheliler suçlamaları kabul

etmemiştir.

i. M.F. savunmasında duruşmanın yapıldığı salonun kapısı

açıldığında içeride kolluk memurları M.D. ve İ.S.yi gördüğünü, kendisine içeri

gelmesi için işaret ettiklerini, salona girdiğinde başvurucu ile Mahkeme

Başkanı'nın tartıştığını ve Mahkeme Başkanı'nın avukatı kastederek

"Bunu dışarı çıkarın." dediğini ifade etmiştir.

ii. M.D. ve İ.S. savunmalarında; duruşma başladığında

sanığın sorgusu esnasında başvurucunun savunmaya müdahale etmek istediğini,

Mahkeme Başkanı'nın da başvurucunun zorunlu müdafii bulunduğunu, müdafii

vasıtasıyla savunma yapıldıktan sonra sanığın kabul etmesi hâlinde kendisine

söz vereceğini ifade ettiğini ancak başvurucunun "Ben 16 yıllık

avukatım istersen sanığın yanına gidip savunma yaparım istersem sanığı yanıma

alıp savunma yaparım, buna siz karışamazsınız." dediğini ve bunun

üzerine tartıştıklarını, Mahkeme Başkanı'nın da kendisine sürekli yargılama

usulünü hatırlatarak "Sizi dışarı çıkarmak zorunda kalacağım."

diyerek başvurucuyu uyardığını ifade etmiş; başvurucunun "Böyle bir

hakkınız yok." diye cevap verdiğini ve o esnada sanığın savunmasına geçildiğinde

başvurucu, sanığın yanına gidip kulağına bir şeyler söylemeye başlayınca

Mahkeme Başkanı'nın başvurucunun davranışını zapta geçtiğini ve başvurucuya

yerine oturmasını bir daha yerinden kalkması hâlinde kendisini dışarıya

çıkaracağını söylediğini belirtmişlerdir. Başvurucu "Bana işimi

öğretemezsiniz, böyle bir hakkınız yok, çıkmıyorum." diye cevap

verince kendilerine hitaben Başkan'ın "Durumu zapta geçtim, salondan

dışarı çıkarın." diyerek talimat vermesi üzerine başvurucuyu dışarıya

çıkardıklarını beyan etmişlerdir.

iii. Her üç şüphelinin de başvurucunun dışarı çıkarılması

esnasında yaşananlarla ilgili beyanları benzerdir. Şüpheliler kısaca "Avukat

bey, bizi de kendinizi de zor durumda bırakmayın kendiliğinizden dışarı

çıkarsanız çok iyi olur." diyerek başvurucuyu dakikalarca ikna etmeye

çalıştıklarını, başvurucunun çıkmamakta ısrar ettiğini, bilgisayar monitörünün

bulunduğu masaya tutunarak direnmesi esnasında polis memuru M.D.nin monitörü

düşerken yakaladığını, başvurucunun bu sırada duruşma salonunun ortasına

uzunlama yatarak "Beni sürükleyerek çıkarın." dediğini,

güvenlik görevlisi M.F.nin başvurucuyu bacaklarından, polis memuru İ.S.nin ise

kollarından tutmak suretiyle duruşma salonunun dışarı çıkarırken başvurucunun

kendilerine hitaben "Ben zaten böyle çıkmak istiyordum." dediğini

dile getirmişlerdir.

16. Başvurucunun duruşma salonundan çıkarılmasına ilişkin

görüntüler bilirkişi tarafından incelenmiştir. 18/5/2017 tarihli bilirkişi

raporunda, güvenlik ve kolluk görevlilerince başvurucunun ayaklarından, koltuk

altlarından ve sağ elinden tutularak bir süre taşındığı belirtilmiş; ayrıca

polis memurlarından biri ile başvurucu arasında geçen konuşmalara yer verilmiş,

görüntülere ilişkin fotoğraflar rapora eklenmiştir. Bir polis memurunun başvurucuya

hitaben "Avukat bey bak bu sizin yaptığınız doğru bir şey değil, akıllı

olun lütfen, avukat bey siz kendinize yakıştırdınız mı, bizlik bir şey değil,

ama bizlik bir şey yok, biz talimata uyarız, avukat bey sizden rica

ediyorum." dediği, başvurucunun ise "Yakıştırdınız mı

kendinize, bir avukatı böyle dışarı çıkarıyorsunuz, adamın özel müdafisiyim,

diyorum ki özel müdafisiyim bende vekaletname var, diyor ki sen dışarı

çıkacaksın." diyerek yanıt verdiği raporda vurgulanmıştır.

17. Savcılıkça 8/11/2017 tarihinde şüpheliler hakkında

kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi

şöyledir:

" Yürütülen soruşturma neticesinde,

İfade edilmelidir ki ceza muhakemesinde

duruşmanın yönetimi, mahkeme başkanı veya hâkime ait bir yetkidir (CMK.192/1).

Ayrıca mahkeme başkanı veya hâkim, duruşma düzenini sağlamakla da yetkilidir

(CMK.203/1). Öte yandan, duruşma tutanağı; bunun şekli, geçerliği ve içeriğine

ilişkin esaslar da CMK.219 vd.' de düzenlenmiştir. Bu hükümler ışığında, somut

olay ele alındığında, Mahkeme başkanının, duruşma düzenini sağlama hususunda

sahip olduğu yetkiye istinaden, Müştekinin duruşma salonundan çıkarılmasını sağladığı

anlaşılmaktadır. Bu yetkinin, hukukî sınırlar dahilinde ve usulüne uygun olarak

kullanılıp kullanılmadığı, bu soruşturmanın konusunun dışında olup, bu yetkiye

istinaden verilen emri yerine getiren Şüphelilerin, 18.05.2017 tarihli

Bilirkişi Tutanağı'ndan da anlaşıldığı üzere, Müştekiye yönelik suç teşkil eden

bir eylem gerçekleştirdikleri yolunda delil bulunmamaktadır. Bununla birlikte,

bir an için Mahkeme başkanın duruşma düzenini sağlama yetkisini hukuka aykırı

olarak kullanması nedeniyle Şüphelilerin konusu suç teşkil eden bir emri yerine

getirdikleri düşünülebilirse de bu hâlde de Şüphelilerin kastı kaldıran bir

hata hâli olarak TCK.30/1 hükmünden yararlanmaları gerekir.

Açıklanan nedenlerle,

Kamu adına kovuşturma yapılmasına yer

olmadığına..."

18. Başvurucu, Savcılık kararına itiraz etmiş;

başvurucunun itirazı Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/12/2017 tarihli

kararıyla reddedilmiştir. Anılan karar başvurucuya 25/12/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 23/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

20. Başvurucunun duruşma salonundan çıkarılması ile

ilgili görüntülerin yayımlandığı internet (video) sitesiyle ilgili bilgi

başvuru formunda yer almaktadır. Anayasa Mahkemesince yapılan incelemede,

avukat cübbeli bir kişinin kolluk ve güvenlik görevlilerince el ve ayaklarından

tutulmak suretiyle bir mahkeme salonundan çıkarılarak adliye koridorunda yere

bırakıldığı görülmektedir. Bunun dışında görevlilerin başvurucuya fiziksel

müdahalede bulunduğuna ilişkin bir görüntü bulunmamakta, bir kolluk görevlisi

ile başvurucu arasında bilirkişi raporuna yansıyan konuşmanın gerçekleştiği

anlaşılmaktadır.

21. Başvurucu ayrıca yaşanan müdahaleyle ilgili olarak

1/12/2017 tarihinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

141. maddesi gereğince Ağır Ceza Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası

açmıştır. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda

başvurucunun talebinin "hâkimin sorumluluğu nedenine dayalı tazminat

davası olduğu, talebin Ceza Muhakemesi Kanununun 141. Maddesine ve mülga 466

sayılı yasaya dayalı tazminat talebi olmadığı" belirtilerek 20/8/2019

tarihinde davanın usul yönünden reddine karar verilmiştir. Anılan karar istinaf

incelemesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından

ortadan kaldırılarak esas yönünden yapılan değerlendirmede "mahkeme

başkanının özel amaç ve kastla hareket ettiğine ilişkin delil olmadığı"

gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Söz konusu dava,

inceleme tarihi itibarıyla temyiz aşamasındadır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 - 5328

S.K./4.mad) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi

müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti

üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

...

İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

23. 5237 sayılı Kanun’un “Görevi yaptırmamak için

direnme” kenar başlıklı 265. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kamu görevlisine karşı görevini

yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç

yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

B. Uluslararası

Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.

maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı

ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.

maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların

en temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibi

en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yle

yasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.

maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi

hiçbir istisnaya yer vermediği içtihadını da hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,

B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,

6/4/2000, § 119).

26. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele

olduğunun söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması

beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan

Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35, 37; Gafgen/Almanya [BD],

B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88, 90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,

B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).

27. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve

makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma

yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,

B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik

için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık

olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını

gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;

Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 11/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Özel Hayata

Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucu, duruşma düzenini bozmadığı hâlde bir

avukat olarak duruşmadan çıkarılması nedeniyle mesleki faaliyette bulunma

hakkıyla bağlantılı olan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

30. Bakanlık bu hak kapsamında görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

32. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

33. Başvurucu, duruşma salonundan çıkarılması nedeniyle

mesleki faaliyetine yapılan müdahaleden dolayı özel hayata saygı hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş;bu olay nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararlarını

tazmin etme amacıyla daha önce 13. Ağır Ceza Mahkemesinde tazminat davası

açmıştır. İnceleme tarihi itibarıyla anılan davanın temyiz aşamasında devam

ettiği, yargılamanın sonlandığına ilişkin başvuruya yansıyan bilgi bulunmadığı

dikkate alınarak olağan kanun yollarının tüketilmeden bireysel başvuruda

bulunulmasının bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı değerlendirilmiştir.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

35. Başvurucu, duruşma salonundan darbedilerek

çıkarıldığını, müvekkillerinin önünde yerde sürüklendiğini, buna ilişkin

soruşturmanın etkili yürütülmediğini, şikâyetinin Savcılıkça sözlü olarak

alınmadığını, onur kırıcı müdahaleye maruz kalmasına rağmen müdahalenin "kibar

müdahale" olarak nitelendirilerek sorumlular hakkında ceza davası

açılmadığını belirtmiş ve bu nedenlerle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

36. Bakanlık tarafından duruşma disiplinini ve düzenini

bozan kişinin avukat olması hâlinde duruşmadan çıkarılamayacağına dair bir

düzenlemenin 5271 sayılı Kanun'da yer almaması da dikkate alınarak somut olayın

özel koşulları, alınan tedbirlerin niteliği ve süresi, amacı ve başvurucu

üzerindeki etkisi birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun kötü muameleye

ilişkin iddialarının asgari ağırlık eşiğini aşan bir muamele olarak

değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca gerekli soruşturma adımları

atılmak suretiyle Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında

ulaştığı sonucun makul olduğu ve başvurucunun şikâyetlerinin açıkça dayanaktan

yoksun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.

37. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formundaki beyanlarını yinelemiş; duruşma düzeni kavramının Mahkeme Başkanı'nın

dilediği gibi hareket etmesi anlamına gelmediğini, duruşma salonundan somut

olaydaki gibi çıkarılmasının kötü muamele açısından aranan asgari eşiği

aştığını, duruşma düzenini bozmadığını, bu olaya ilişkin açılan tazminat

davasının temyiz incelemesinin devam ettiğini ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

38. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

39. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

41. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü fıkrasında

da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı

hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 80).

42. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirir.

Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme yükümlülüğünden

kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 81).

43. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması

gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate

alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve

ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem

taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır. Muamelenin

heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydana gelip

gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, §

83).

44. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir

soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir

şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları olaylarda kamu

görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında meydana gelen

olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, §

110).

45. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-

etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır

(Tahir Canan, § 25).

46. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın

5. maddesiyle birlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması

beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için soyut

iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki

bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat

edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar

değerlendirilirken ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 95).

47. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz

edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı

aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplaması

gerekir. Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız

bir şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer,

olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya

da kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara

dayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114). Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 116).

48. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı, kişinin

maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü

değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer

verilen değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin

başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma, cezalandırma

hakkı veya tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla

sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 77).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

49. Başvurucu, avukat olarak katılmak istediği ceza

davası duruşmasının düzenini bozduğu gerekçesiyle duruşma salonundan Mahkeme

Heyetinin kararıyla çıkarılmıştır. Mahkeme kararını kendiliğinden uygulamak

istemeyen başvurucu, kolluk ve güvenlik görevlilerince elleri ve ayaklarından

tutularak taşınmak suretiyle iradesine aykırı olarak salondan çıkarılarak

adliye koridoruna bırakılmıştır.

50. Olaya ilişkin görüntüler, bilirkişi raporu ve

başvurucu ile şüphelilerin beyanlarının yanı sıra Savcılıkça da başvurucuya güç

kullanıldığının kabul edildiği görülmektedir. Aksine bir bulgunun mevcut

olmadığı nazara alındığında başvurucuya güç kullanıldığı hususunda tereddüt

bulunmamaktadır.

51. Soruşturmaya yansıyan görüntülerde başvurucunun

adliye koridoruna çıkarılma esnasında yaşananların kaydedilmiş olduğu,

dolayısıyla duruşma salonunun içinde yaşananlar ile ilgili görüntü bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

52. Duruşma Tutanağı'na yansıdığı kadarıyla başvurucunun

duruşma disiplinini bozduğunu değerlendiren Mahkeme Heyetinin başvurucuyu

birkaç kez uyardığı, akabinde başvurucunun uyarıları dikkate almadığı kanaatine

ulaşarak başvurucunun duruşmadan çıkarılmasına karar verdiği gözlemlenmiştir.

Bu aşamada başvurucu da uyarıldığını kabul etmekte, sadece uyarıların ve

sonrasında verilen kararın hukuka uygun olmadığını dile getirmektedir. Anayasa

Mahkemesince yapılacak değerlendirme, Mahkeme Heyetinin kararının iddia

edildiği gibi hukuka aykırı olup olmadığından -başvurucunun duruşma düzenini

bozup bozmadığından- bağımsız olarak anılan kararın yerine getiriliş biçimi

bakımından kamu görevlilerince kötü muamele yasağının ihlal edilip

edilmediğiyle sınırlıdır.

53. Bu bağlamda Mahkeme Heyetince verilen karara

başvurucunun rızasıyla uyduğuna ilişkin emare bulunmamaktadır. Aksine Duruşma

Tutanağı'nın yanı sıra şüpheli görevlilerinin savunmaları başvurucunun kararı

uygulamadığını göstermektedir. Kaldı ki başvurucu da duruşma salonundan

çıkmayacağını beyan etmesi üzerine görevlilerce zor kullanıldığını dile

getirmiştir. Bu durumda Mahkeme Heyetinin talimatını uygulayan güvenlik ve

kolluk görevlilerinin güç kullanmasının kaçınılmaz hale geldiğinin kabulü

gerekir.

54. Bu aşamadan sonra kötü muamele yasağının ihlal

edilmemesi bakımından kullanılan gücün orantılı olması şartı aranmaktadır.

Duruşma salonundan çıkmamakta direnen başvurucunun elleri ve ayaklarından tutulmak

suretiyle koridora taşınması suretiyle kullanılan gücün orantısız olduğunu

değerlendirmek mümkün görünmemektedir.

55. Her ne kadar başvurucu darbedilerek salondan

çıkarıldığını, yerde sürüklendiğini iddia etmiş ise de bu iddiaları doğrulayan

makul delilleri soruşturma ve bireysel başvuru dosyasına sunmamıştır. Öte

yandan başvurucu zor kullanma neticesinde yaralandığını hiçbir aşamada ileri

sürmemiş, buna ilişkin sağlık raporu düzenlenmesini detalep etmemiştir.

56. Elbette kötü muamele iddialarının ileri sürüldüğü

hâllerde sağlık raporu maddi gerçeğe ulaşmayı sağlayan en önemli delillerden

biri olsa da yaralanmanın sağlık raporuyla tespit edilemeyecek düzeyde kalması

veya uzun süre sonra rapor alınması gibi durumlarda sağlık raporlarının tek

başına gerçeği ortaya çıkarmakta yetersiz kalacağı şüphesizdir (bazı

değişiklerle birlikte bkz. Cihan Alpyürük, B. No: 2017/37528, 29/9/2020,

§ 50). Dolayısıyla yaralanma (izi) iddiası bulunmayan ve olaydan bir hafta

sonra şikâyetçi olan başvurucu hakkında soruşturma makamınca resen sağlık

raporu alınmamasının somut olayın koşulları bakımından makul olduğu

anlaşılmaktadır.

57. Diğer taraftan Savcılıkça olay ile ilgili tüm

deliller toplanmış, bu bağlamda görüntüler bilirkişi vasıtasıyla incelenmiş,

Duruşma Tutanağı temin edilmiş, şüphelilerin kimlikleri tespit edilerek

savunmaları bizzat alınmıştır. Başvurucunun ayrıntılı iddialarını ve

delillerini içeren şikâyet dilekçesiyle birlikte toplanan deliller

değerlendirilerek Savcılıkça ulaşılan sonuçtan farklı bir sonuca ulaşmayı

gerektiren bir olgu tespit edilememiştir.

58. Başvurucu her ne kadar etkili soruşturma

yapılmadığını ileri sürmekteyse de toplanması gerektiği hâlde Savcılıkça

toplanmayan belirli somut bir delilden bahsetmemiştir. Sadece şikâyetinin sözlü

sorulmadığını ve sorumluların cezalandırılmadığını belirtmiş; buna karşın sözlü

olarak şikayetini iletebilseydi şikayet dilekçesinde bulunmayan hangi olgunun

dikkate alınacağına ilişkin açıklamada bulunmamıştır. Dolayısıyla soruşturmanın

her aşamasında iddia ve itirazlarını ileri sürebilme imkânına sahip olan

başvurucunun soruşturma makamına sözlü ifade vermeyişinin soruşturmaya etkin

katılımını tek başına zedelemeyeceği değerlendirilmiştir.

59. Bir diğer husus toplanan delillerin soruşturma ve

yargı makamlarınca değerlendirilmesi ve soruşturmanın tamamlanma süresidir.

Savcılık, güvenlik ve kolluk görevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer

olmadığına karar vermiş; Sulh Ceza Hâkimliğince anılan kararda sorun

görülmemiştir.

60. Etkili soruşturma yükümlülüğü, soruşturma

makamlarınca ulaşılan sonucun delillerin nesnel analizine dayanmasını

gerektirmekle birlikte soruşturma makamlarına mutlaka üçüncü kişilerin

yargılanmaları veya cezalandırmaları ödevini yüklememektedir. Bu bağlamda

yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda Savcılıkça elde edilen delillerin hukuki

olarak yorumlanmasında Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında korunan

hakkı zedeleyecek mahiyette bir değerlendirmenin yapılmadığı sonucuna

ulaşılmıştır. Ayrıca yedi ay süren soruşturmanın makul sürede tamamlanmış

olduğu değerlendirilmiştir.

61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Özel hayata saygı hakkının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ olduğuna,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 11/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Basri BAĞCI Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Suat EREN Vekili : Av. Ramazan DEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/3081, 11 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. G/d
  10. IV. İlgili
  11. Hukuk
  12. A. Ulusal Hukuk
  13. B. Uluslararası
  14. V. İnceleme Ve
  15. Gerekçe
  16. A. Özel Hayata
  17. B. Kötü Muamele
  18. A. 1. Özel hayata saygı hakkının başvuru yollarının
  19. B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  20. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  21. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. M. Emin KUZ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/3081
Tarih
11 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Ayşen Işıklı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/35199)
  • Yıldırım Güvenç Başvurusu (B. No: 2017/32945)
  • Remzi Serdar Başvurusu (B. No: 2018/18201)
  • B.u. Başvurusu (B. No: 2018/4971)
  • Mustafa Atak Başvurusu (B. No: 2018/27304)
  • Rafet Güney Başvurusu (B. No: 2018/20868)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.