İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2018/20868 Tarih:

Rafet Güney Başvurusu (B. No: 2018/20868)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

RAFET GÜNEY BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/20868)

Karar Tarihi: 11/2/2021

R.G. Tarih ve Sayı: 15/4/2021-31455

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, karar düzeltme talebinin temyiz yoluna

başvurulmadığı gerekçesiyle incelenmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/7/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu ve kayınbiraderi F.K. bir taşınmazı iki

ortak olarak satın almaya karar vermiştir. Fakat başvurucu ve F.K. tarafından

bankadan kredi çekilmesi mümkün olmadığı için başvurucunun kayınvalidesi G.K.

tarafından kredi çekilmek suretiyle taşınmazı G.K. adına almışlardır. Bankadan

G.K. adına çekilerek alınan kredinin ödemeleri başvurucu ve F.K. tarafından

yapılmıştır. Başvurucu ve eşinin aralarında meydana gelen anlaşmazlık sebebiyle

boşanmaları üzerine F.K. ile G.K. taşınmazı satacaklarını ve başvurucunun

hakkını ödemeyeceklerini beyan etmişlerdir.

8. Başvurucu, Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde

(Mahkeme) F.K. ve G.K. aleyhine tapu iptal ve tescil davası açmıştır.

Başvurucu; dava dilekçesinde, tapu iptal ve tescil talebinin kabul edilmediği

taktirde tazminat talebinin olduğunu da belirtmiştir. Mahkeme 8/4/2014 tarihli

kararında tapu iptal ve tescil talebinin reddine, tazminat davasının kısmen

kabulüne karar vermiştir. Tarafların temyiz talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk

Dairesi (Daire) hükmü bozmuştur.

9. Mahkeme 1/3/2016 tarihli kararıyla bozma ilamına

uymuş, tapu iptal ve tescil talebinin reddine ve tazminat davasının kısmen

kabulüne karar vermiştir. Karar gerekçesinde; tazminat talebinin F.K. yönünden

reddine, G.K. aleyhine 29.686 TL'nin kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine

hükmedildiği belirtilmiştir.

10. Başvurucu, mahkeme kararını 27/4/2016 tarihinde UYAP

üzerinden temyiz etmiş ve aynı tarihte temyiz harcını yatırmıştır.

11. Daire 22/12/2016 tarihinde mahkeme kararını

onamıştır. Kararda, temyiz incelemesinin davalının temyiz talebi dikkate

alınmak suretiyle yapıldığı belirtilmiştir.

12. Başvurucu temyiz kararına karşı karar düzeltme

başvurusunda bulunmuştur. Dilekçede, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu

belirtilmiş; temyiz kararının formal onama olduğu ve temyiz dilekçesindeki

itirazların karşılanmadığı ifade edilmiştir.

13. Başvurucunun karar düzeltme talebi Dairenin 5/4/2018

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun hükme karşı

temyiz yoluna başvurmamış olması sebebiyle karar düzeltme isteminde

bulunulmasında hukuki yarar olmadığı belirtilmiştir.

14. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin karar

başvurucuya 5/6/2018 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 3/7/2018 tarihinde

bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun geçici 3. maddesi şöyledir:

"(1) Bölge adliye mahkemelerinin,

26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge

Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci

maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar,

1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına

devam olunur.

(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve

başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar

hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236

sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin

uygulanmasına devam olunur.

(3) Bu Kanunda bölge adliye

mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine

kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."

16. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu'nun 432. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

" Temyiz süresi onbeş

gündür....Temyiz süreleri, ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile

işlemeye başlar.

17. 1086 sayılı mülga Kanun'un 440. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

" Yargıtay kararlarına karşı tefhim

veya tebliğden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki sebeplerden dolayı karar düzeltilmesi

istenebilir:

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 11/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; Mahkemenin 1/3/2016 tarihli kararını

27/4/2016 tarihinde UYAP üzerinden temyiz ettiğini, temyiz harç ve masraflarını

aynı tarihte yatırdığını açıklamıştır. Başvurucu temyiz talebinin Dairece

dikkate alınmadığını, yalnızca davalının temyiz talebi yönünden inceleme

yapılarak hükmün onanmasına karar verildiğini ifade etmiştir. Başvurucu, karar

düzeltme talebinin temyiz yoluna başvurmadığından karar düzeltme isteminde

bulunmanın hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi sebebiyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir."

22. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen

işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerekir.

23. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır.

24. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil

nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme

kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin

bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram

Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

25. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk

sisteminde düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke

uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Bayram Gök, § 19).

26. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu

olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar

Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere

sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram

Gök, § 20).

27. Başvuruya konu somut olayda, başvurucunun karar

düzeltme dilekçesinde mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu belirttiği ve

temyiz dilekçesindeki itirazlarının Daire tarafından karşılanmayarak formal

onama kararı verildiğinden yakındığı tespit edilmiştir. 22/12/2016 tarihli temyiz

kararında davalının temyiz talebi üzerine inceleme yapıldığı belirtilmiştir.

Fakat başvurucunun karar düzeltme dilekçesinde temyiz başvurusunda bulunmasına

rağmen kendi temyiz talebi yönünden inceleme yapılmadığına ilişkin hiçbir

husustan bahsetmediği, buna ilişkin belge ve bilgi sunmadığı anlaşılmıştır.

Başvurucunun anılan iddiasını etkili bir iç hukuk yolu olarak başvurduğu karar

düzeltme aşamasında ileri sürmemiş olması neticesinde iddiaların Anayasa

Mahkemesince incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği mümkün

değildir.

28. Açıklanan gerekçelerle anılan ihlal iddialarının

başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 11/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Basri BAĞCI

Raportör

:

Tuğba TUNA IŞIK

Başvurucu

:

Rafet GÜNEY

Vekili

:

Av. Murat KÜTÜKLÜ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/20868, 11 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası